T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2022/831 Esas
KARAR NO : 2025/706
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/10/2022
KARAR TARİHİ : 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacının davalıya satmış olduğu kırtasiye malzemeleri karşılığında fatura keserek
davalıya teslim ettiğini, davalının fatura bedellerini süresinde ödemediğini, davalı aleyhine İzmir
...İcra Dairesi... esas sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra
takibine itiraz edildiğini, davalının, takibe konu borcun kendisine ait olmadığını belirterek itiraz ettiğini ancak
dayanak belgelerden anlaşılacağı üzere borcun varlığının ortada olduğunu,
bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar
tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
> Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
> Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
> Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
> İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
> Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 03/04/2024 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; ".. davacı ticari defterleri ve dayanağı
belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde
yapılan açıklamalar doğrultusunda; Davacı Ticari Defterlerinin Tasdikine İlişkin İncelemede;
17.12.2017 tarihinde 30273 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe konan
486 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile defter beyan sisteminin hayata
geçirildiği ve davacının defter beyan sistemine tabi olduğu,
17 Aralık 2017 tarihli 30273 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vergi Usul
Kanunu 486 nolu tebliğin 9.maddesine göre Defter-Beyan Sistemi vasıtasıyla elektronik
ortamda tutulan defterlerin açılış onayı; ilk defa veya yeniden işe başlama ile sınıf
değiştirme hallerinde kullanmaya başlamadan önce, izleyen faaliyet dönemlerindeki
açılış onayları ise defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk gününde Başkanlık
tarafından elektronik olarak yapıldığı, Açılış onayının 213 sayılı Kanunda öngörülen
tasdik hükmünde olduğu, defterlere ait oldukları takvim yılının son ayını takip eden
dördüncü ayın sonuna kadar Başkanlık tarafından elektronik ortamda kapanış onayı
yapılacağı, Defter-Beyan Sistemi üzerinden tutulan defterlerin, 213 sayılı Kanun
kapsamında geçerli kanuni defter olarak kabul edileceği, Defter-Beyan Sistemi
kullanmakla yükümlü olan mükelleflerden defter tutmak zorunda olanların kâğıt
ortamında tuttukları defterlerin hukuki geçerliliği bulunmadığı, hüküm altına alınmış
olup, davalının 2020 ve 2021 yıllarında işletme defterine ve defter beyan sitemine tabi
olduğu tespit edilmiş olup, sistemde tutulan defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve
222.maddeleri uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, işletme defterinin
usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir.
DAVACIYA AİT 2020-2021 TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA;
Davacının İşletme Defteri esasına tabi olduğu, işletme defterinin tek taraflı kayıt sistemi
ile tutulması nedeniyle deftere sadece faturaların kaydedildiği, ödemelere ilişkin
kayıtların bu defterde yer almadığı,
Davacı ticari defterlerine göre davacının davalıya toplam tutarı 36.197,92 TL tutarında
olan 10 adet fatura düzenlediği, faturaların ticari defterde kayıtlı olduğu,
Sayın Mahkeme tarafından... Bankası’na müzekkere yazılarak 2021 yılı 3,4,5,10 ve 11. Aylara ait hesap hareketlerinin gönderilmesinin istendiği, ...
Bankasından gelen cevabi yazı ekindeki hesap hareketleri incelendiğinde, davalı
tarafından davacıya 22.03.2021 tarihinde 2.000,00 TL, 18.05.2021 tarihinde 1.000,00 TL,
13.10.2021 tarihinde 5.500,00 TL ve 23.11.2021 tarihinde 3.000,00 TL olmak üzere
toplam 11.500,00 TL banka havalesinin yapıldığı tespit edilmiş olup, taraflar arasındaki
ticari ilişkinin 2020 yılında başladığı ve 2021 yılı 12. Ayına kadar devam ettiği
görüldüğünden, davalı ödemelerinin tamamının doğrulanması için ilgili bankadan
01.01.2020-31.12.2021 tarih aralığına ait hesap hareketlerinin de istenmesi halinde
bilirkişiliğimiz tarafından, doğrulanabilir ve denetime elverişli rapor düzenlenebileceği
görüş ve kanaatine varılmıştır. Davalı Tarafın Ticari Defterlerini Sunmadığı ya da Süresi İçinde Yerini
Bildirmediği Görüldüğünden Davalı Ticari Defterleri Üzerinde İnceleme
Yapılamamıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan 23/06/2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda özetle; "..03.04.2024 Tarihli Kök Raporumuzda İncelediğimiz Üzere
Davacının İşletme Defteri esasına göre kayıt tuttuğu, davacının düzenlediği faturaların
kayıtlı olduğu ancak işletme defterinin tek taraflı kayıt sistemine göre tutulmasından
dolayı ödemelere ilişkin bilgilerin kaydedilmediği, Davacı ticari defterlerine göre davacının davalıya toplam tutarı 36.197,92-TL olan 10
adet fatura düzenlediği tespit edilmiştir.
... Bankası tarafından sayın mahkemeye gönderilen 30.01.2025 tarihli
müzekkere cevabı ekinde yer alan hesap hareketleri incelendiğinde, davalı
tarafından davacıya toplam 18.373,00-TL ödeme yapıldığı, bunun neticesinde 09.08.2022 takip tarihi itibariyle davacının davalıdan (36.197,92 – 18.373,00) =
17.824,92-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Sayın mahkemenizin takdirlerine saygılarımla arz ederim." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
> Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
> Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
> Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafın ticari defterlerinin ise; usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu cari hesaptan kaynaklanan 17.824,92--TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi kanaati mahkememizce de benimsenmiştir.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra takibinin 10.041,79-TL üzerinden açıldığı, bunun 9.086,92-TL'nın asıl alacak olduğu, 954,87-TL'nın işlemiş faiz olduğu, borçlunun temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında herhangi bir ihtarnamenin bulunmadığı anlaşılmakla dava sadece asıl alacak üzerinden kabul olunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 9.086,92-TL asıl alacak üzerinden devamına, Davacının FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİNİN REDDİNE,
2-Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 1.817,38-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 620,72-TL harçtan peşin alınan 121,28-TL'nin mahsubu ile bakiye 499,44-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.086,92-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 1.411,66-TL'sinin davalıdan, bakiye148,34-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 954,87-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 121,28-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça sarf edilen 80,70-TL başvuru harcı ile 237,00-TL posta ve tebligat ücreti, 1.800,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 2.037,00-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 1.843,30-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.17/07/2025
Katip ... Hakim...
e-imza e-imza