T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/860 Esas
KARAR NO: 2024/46
DAVA: Şirket ortağı olunmadığının tespiti talebi
DAVA TARİHİ: 21/10/2022
KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Müvekkili ...'ın, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünde... sicil numarası ile kayıtlı davalı ... Elektrik unvanlı şirketinin 16.05.2006 tarihinde diğer kurucu ortaklar ile birlikte kurarak gazetede şirket kuruluşunu tescil ve ilan ettiklerini, aynı tarihli sicil gazetesi ilanıyla şirket müdürlüğüne de 10 yıl süre ile müvekkili ... ile ...'nun atandığını, ardından 05.07.2010 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanıyla şirket ortaklarından ...ün sahibi bulunduğu şirket hisseleri de müvekkiline devredilerek yeni pay durumunun tescil ve ilan olunduğunu, ardından müvekkilinin 2010 yılının 11. ayında tüm şirket hisselerini diğer şirket ortaklarından ...'na devrettiğini, ancak bu husus ortaklar kurul kararı alınmasına rağmen ticaret sicil gazetesinde müvekkilinin bilgilisi dışında tescil ve ilan edilmediğini, 2010 yılı 11. ayından müvekkili ... tarafından davalı şirketten herhangi bir menfaat elde edilmediği gibi şirket yönetiminde de bulunulmadığını, bu hususların davalı şirkete ait ticari defterlerin ve taraflara ait banka kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacağını, müvekkilinin, davalı şirket ile 2010 yılı 11. ayından itibaren herhangi bir ilişkisinin kalmadığını, müvekkilinin, bu tarihten sonra SGK’dan primlerinin ödenmemesi ve başka işyerlerinde sigortalı olarak çalışması sebebiyle davalı şirket tarafından gerekli tüm işlemlerin yapıldığını düşündüğünü, ancak davalı şirket tarafından müvekkilinin şirket ortaklığından çıktığı ve ortak sıfatı ile müdürlük görevinin sona erdiğine ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirimde bulunulmadığının şirket borçlarından dolayı kendisine ödeme emri gönderilmesi ile anlaşıldığını, ancak yukarıda da değinildiği üzere 2010 yılının 11. ayında müvekkiline ait tüm şirket hisseleri diğer şirket ortaklarından ...'na devredilerek şirketle tüm ilişkisinin kesildiğini, iş bu tarihten sonra, müvekkili ...'ın yönetimde yer almadığını, şirket ortağı ve müdürü unvanlarının bulunmadığını ve tarihten sonra şirket nam ve hesabına herhangi bir işlem yapılmadığını, karar alınmadığını , yukarıda açıklanan nedenlerle davacı müvekkilinin davalı şirkette ortaklık ve müdürlük sıfatının 2010 yılı 11. ayında sona erdiğinin tespiti ile ticaret sicil müdürlüğünün kayıtlarının düzeltilmesi tespiti ile ticaret sicil müdürlüğünün kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; davacın dilekçesinde belirttiği hususlar doğru olmadığını, kendisi ... şirketinin ortağı ve müdürü olduğunu, davacı dilekçesinde "Ardından müvekkil 2010 yılının 11. ayında tüm şirket hisselerini diğer şirket ortaklarından ...'na devrettiğini, ancak bu husus ortaklar kurul kararı alınmasına rağmen ticaret sicil gazetesinde müvekkilinin bilgilisi dışında tescil ve ilan edilmediğini, 2010 yılı 11. ayından müvekkili ... tarafından davalı şirketten herhangi bir menfaat elde edilmediği gibi şirket yönetiminde de bulunulmadığını, bu hususlar davalı şirkete ait ticari defterlerin ve taraflara ait banka kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacağını, müvekkilinin, davalı şirket ile 2010 yılı 11. ayından itibaren herhangi bir ilişkisi kalmadığını, müvekkilinin, bu tarihten sonra SGK’dan primlerinin ödenmemesi ve başka işyerlerinde sigortalı olarak çalışması sebebiyle davalı şirket tarafından gerekli tüm işlemlerin yapıldığını düşündüğünü, ancak davalı şirket tarafından müvekkilinen şirket ortaklığından çıktığı ve ortak sıfatı ile müdürlük görevinin sona erdiğine ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirimde bulunulmadığı şirket borçlarından dolayı kendisine ödeme emri gönderilmesi ile anlaşıldığını, ancak yukarıda da değinildiği üzere 2010 yılının 11. ayında müvekkiline ait tüm şirket hisselerinin diğer şirket ortaklarından ...'na devredilerek şirketle tüm ilişkisi kesilmiştir. İşbu tarihten sonra, müvekkil ...'ın yönetimde yer almadığı, şirket ortağı ve müdürü unvanlarının bulunmadığı ve tarihten sonra şirket nam ve hesabınaherhangi bir işlem yapılmadığı,karar alınmadığı görülecektir. " şeklinde beyanda bulunduğunu, ancak 2012 yılında şirket adına talepte bulunduğunu, bir devrin söz konusu olmadığını beyan etmiştir.
Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü, cevap dilekçesinde; Müdürlüklerinin davanın açılmasına sebebiyet veren bir işleminin, hukuka aykırı bir işleminin bulunmaması nedeniyle müdürlükleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Ticaret Sicil Kayıtları delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, davacının davalı şirket ortaklığının ve yöneticiliğinin sona erdiğinin tespiti talebine ilişkindir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde davacıya ait davalı ... Elektrik Bilgisayar Makina Techizat İnşaat Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi hisselerinin 2010 yılı 11.ayında dahili davalı ...'na devredildiği, bu tarihten itibaren davacının ortak ve yöneticilik sıfatı bulunmadığı ancak bu hususun ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği ileri sürülerek davacının ortaklık ve müdürlük sıfatının 2010 yılı itibariyle sona erdiğinin tespitini talep etmiştir.
3-Davalı taraflarca davanın reddi talep edilmiştir.
4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıya ait limited şirket hisselerinin dahili davalı ...na devredilip devredilmediği noktasında toplanmaktadır.
5-6102 sayılı TTK'nın 595/1. Maddesi "Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. " şeklinde düzenlenmiş olup pay devri sözleşmesinin geçerli olabilmesi tarafların imzalarının noterce onaylanması gerekmekte olup, davacı tarafça pay devri sözleşmesi dosyaya sunulmadığı gibi böyle bir sözleşmenin imzalandığına dair başkaca bir delilin de sunulmadığı, yargılama sırasında davacı vekiline birden çok kez süre verilmesine rağmen pay devri sözleşmesinin hangi noterlikçe onaylandığının beyan edilemediği, dosyada toplanan diğer delillerden de böyle bir pay devri sözleşmesinin varlığının anlaşılmadığı, bu haliyle resmi şekle tabi limited şirket pay devri sözleşmesinin varlığı ispat edilemediğinden davanın reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
6-Davacı tarafça davacının 2010 yılından itibaren şirket faaliyetlerinde yer almadığı hususuna dayanılmış ise de şirket ortak veya yöneticisinin şirketin faaliyetlerinde yer alıp yer almamasının ortaklığın sona erdiğini ispata yeterli olmadığı, noterlikçe imzası onaylanmış pay devri sözleşmesi bulunmadığı sürece ortaklığın devam edeceği, davalı tarafın pay devri sözleşmesinin varlığını inkar ettiği, bu haliyle pay devrinin ispat edilemediği değerlendirilmiştir. Her ne kadar dava tarihi itibariyle davacının şirket müdürlüğündeki görev süresi(2006-2016) sona ermiş ise de davacı tarafın talep sonucunda açıkça müdürlük sıfatının 2010 yılı 11.ayında sona erdiğinin tespitini talep etmiş olduğu ve talep konusu 2010 yılında ticaret sicil kayıtlarına göre 10 yıllık yetki süresinin sona ermemiş olduğu gözetilerek bu yönden de davanın reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'na verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna
başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/01/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır