T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/101 Esas
KARAR NO : 2024/611
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 02/02/2023
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "11.12.2010 günü ... plakalı aracın kusuruyla sebebiyet verdiği ölümlü yaralanmalı tek taraflı kaza neticesi destek ... hayatını kaybetmiştir. Kaza Çelik Köyü mevkkiinde, Kahramanmaraş istikametinden Gölbaşı ilçesi yönünde seyir esnasında sürücü...'ın tek taraflı kusuru neticesi meydana gelmiştir. Kaza tespit tutanağı olay yeri tutanağı ve diğer hazırlık dosya bilgilerinden anlaşıldığı kadarıyla sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunda asli ve tam kusurludur. Kazaya kusuruyla sebebiyet veren ... plakalı araç davalı tarafa ... nolu ZMSS poliçesiyle sigortalıdır. Kaza tarihinde Geçerli poliçe teminatı, kişi başı 175.000 TL dir. 11.12.2010 tarihli Kaza neticesi davacı müvekkillerin babaları... vefat etmiştir. Müvekkil davacılar, babalarının vefatından dolayı destekten yoksun kaldığından TBK 53 hükmü gereği tazminatının hesaplanarak her bir davacı için şimdilik 100 er TL olmak üzere toplam 200 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmekteyiz. Davacı müvekkillerden ... her ne kadar kaza tarihinde 18 yaşını doldurmuş ise de Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kız çocukları 22 yaşına kadar anne ve babalarından destek görürler. Davacı ... ise yüksek öğrenin görmüş olduğundan Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 25 yaşına kadar anne ve babasından destek görmesi gerekmektedir. Sigorta şirketine yapılan başvuru sonuçsuz kaldığından TTK 5/A hüküm gereği ; 08.12.2022 tarihli dilekçeyle Zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunularak, çekişme konusu Destek Tazminatının ödenmesi talep edilmiş, Talep kalemleri arabulucu tarafça ek belgelerle birlikte davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davalı tarafça talep kalemleri karşılanmadığından Arabuluculuk süreci 09.01.2023 tarihli son oturum tutanağı ile ANLAŞMAMA olarak sonlandırılmıştır. Bu nedenle işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olmuştur. Destek...acı... için 100 TL, Davacı ... içi 100 TL olmak üzere Şimdilik 200.00 TL destek tazminatı alacağın davalıdan tahsiline, hükmedilen alacağa, Davalı tarafa ilk başşvuru tarihinden işleyecek Ticari/Temerrüt faiziyle tahsiline, masraf ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini saygıyla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Öncelikle davacıların, deprem bölgesinde ikamet ediyor olmaları sebebiyle halen hayatta olup olmadıklarının tespiti maksadıyla nüfus kayıtlarının mahkemeniz dosyasına celbini talep ederiz. Dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı araç, müvekkil şirkete... sayılı ve 26.10.2010-26.10.2011 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır. Müteveffanın kazada tam kusurlu olması sebebiyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır. Davacının talebi zamanaşımına uğramıştır. Kaza tarihi itibariyle davacıların yaşı göz önünde bulundurulduğunda destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakları bulunmamaktadır. Müteveffa...ın nüfus kaydının celp edilerek destek paylarının belirlenmesi gerekmektedir. Eski genel şartlara tabi işbu dosyada pmf yaşam tablosu ile %10 artış %10 iskonto oranına göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Yargıtay içtihatları gereği zarar görenin gelirinin ispatlanması gerekmektedir. aksi takdirde gelirin asgari ücret üzerinden elde edildiği değerlendirilmelidir. Davaya konusu trafik kazasında müteveffanın emniyet kemeri takıp takmasığının tespit edilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerekmektedir. Müvekkil şirket ancak gerçek zararı ödemekle yükümlüdür.
Davacıların başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz talebi haksızdır. Açıklanan nedenlerle; öncelikle davacıların, deprem bölgesinde ikamet ediyor olmaları sebebiyle halen hayatta olup olmadıklarının tespiti maksadıyla nüfus kayıtlarının mahkemeniz dosyasına celbine, müteveffa...ın nüfus kaydının celbine, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tüm delillerin toplanması ve “Adli Tıp Kurumu, Trafik İhtisas Dairesi” tarafından kusur tespitinin yapılmasına, kusur incelemesinde müteveffanın müterafik kusurunun da dikkate alınmasına, davaya konu kazanın ceza dosyasının celbine, Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak davacılara maaş başlanıp bağlanmadığının, bağlandı ise bu kişilere ne miktarda ödeme yapıldığının ve maaş bağlama tarihi itibariyle peşin sermaye değerinin ne olduğunun sorulmasına, tarafların sosyal ekonomik durumunun araştırılmasına, davacının kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinin reddi ile kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde cevap verildiği görülmüştür.
Dava, tek taraflı ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar 11/12/2010 tarihinde yaşanan ölümü tek taraflı trafik kazasında sürücünün oğlu ve kızıdır, davalı ise... plakalı aracın aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde 30/05/2023 tarihli dilekçe ekinde yer alan 21/09/2022 tarihli dilekçeye göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu ve başvurunun 26/09/2022 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Davalı vekilinin zamanaşımı defi incelendiğinde, eldeki ihtilafta sigortalı araç sürücüsünün kendi kusur ile tek taraflı kaza yaptığı ve kaza sonucu hayatını kaybettiği görülmektedir. Somut olaya uygun emsal nitelikli Yargıtay... H.D.' nin ...K. Sayılı ilamı incelendiğinde;
-Uyuşmazlık hakem heyetince, başvurunun kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince; murisin aracı kullanırken tek taraflı ve kendisinin tam kusuru ile meydana gelen eyleminin TCK’nin 179. maddesinin ikinci paragrafında tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturduğu, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma eylemiyle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu; olayın 10.10.2006 tarihinde meydana geldiği ve hakeme başvurunun 24.02.2020'de yapıldığı, olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra açılmış olması nedeni ile somut olayda zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Anılan karar hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. Şöyle ki;
Somut olayda kaza 10/10/2006 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacıların sürücü desteği vefat etmiştir. Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan söz konusu trafik kazası 5237 sayılı TCK'nin 85/1.maddesi kapsamında bir fiil niteliğindedir ve sürücü/davacıların desteğinin vefat etmiş olması ve murisin kusurlu olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı vekili bedel arttırım dilekçesine karşı sunduğu itiraz dilekçesinde zamanaşımı defini tekrarlarmış ise de, eldeki davanın HMK' nun 107. Maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davanın açılması ile birlikte zamanaşımı süresinin kesileceği gözetildiğinde bedel arttım dilekçesi ile talep edilen bedeller yönünden de davanın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varılmıştır.
Yargıtay ... H.D.' nin ... K. Sayılı ilamı incelendiğinde;
-"İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne karar verilmiş; davalı vekilince istinafa başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince davacının desteğinin tam kusuru ile neden olduğu ve kendisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 179 maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve bu süre dolduktan sonra dava açıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49. md.) haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de (TBK'nun değişik 72. md.) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60. ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK'nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında, dava tarihi olan 06/03/2018 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, bölge adliye mahkemesince zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu durum bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir."
Emsal nitelikli Yargıtay ilamları somut olaya uygulandığında 11/12/2010 tarihinde yaşanan trafik kazasına ilişkin 02/02/2023 tarihinde açılan davada 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır
Davalının sorumluluğu incelendiğinde; kaza 11/12/2010 tarihinde meydana geldiğinden ve poliçe ile teminat atılan alınan 16/10/2010-2011 tarihleri nazara alındığında somut olaya 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları uygulanmayacaktır. Bu nedenle davalının desteğin kendi kusur ile sebebiyet verdiği tek taraflı trafik kazasında zarar ödemesinin yapılmaması gerektiğine ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir.
Ayrıca davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekecektir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı ilamları uyarınca) bu nedenle mahkememizce zarar miktarının belirlenmesi için aktüerya bilirkişisinden rapor aldırılmış olup,
Bilirkişiden alınan 29/08/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"11.12.2010 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, 12.12.2010 tarihinde hayatını
kaybeden ...’ın geride kalan;
a-) Müteveffanın kazancının asgari ücret düzeyinde olduğunun kabulü halinde:
-Davacı kızı ...’ın DYK tazminatı alacağının 1.187,79 TL olduğu,
-Davacı oğlu ...’ın DYK tazminatı alacağının 59.781,94 TL olduğu,
-Dava dışı eşi...ın DYK tazminatı alacağının 619.372,57 TL olduğu,
-Dava dışı annesi ...’ın DYK tazminatı alacağının 51.486,61 olduğu,
b-) Müteveffanın kazancının kaza tarihinde 3.000,00 TL düzeyinde olduğunun kabulü
halinde:
-Davacı kızı...’ın DYK tazminatı alacağının 5.784,71 TL olduğu,
-Davacı oğlu ...’ın DYK tazminatı alacağının 91.253,34 TL olduğu,
-Dava dışı eşi ...ın DYK tazminatı alacağının 682.457,97 TL olduğu,
-Dava dışı annesi ...ın DYK tazminatı alacağının 82.958,01 TL olduğu,
Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve
ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 175.000,00 TL olduğu kanaatiyle,
Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Sunulan rapora karşı itiraz edildiğinden desteğin gelirinin tespiti için gerekli araştırma yapıldıktan sonra bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup;
Bilirkişiden alınan 18/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre;
"11.12.2010 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, 12.12.2010 tarihinde hayatını kaybeden ...’ın geride kalan;
-Davacı kızı ...’ın DYK tazminatı alacağının 1.177,46 TL olduğu,
-Davacı oğlu ...ın DYK tazminatı alacağının 67.914,00 TL olduğu,
-Dava dışı eşi ...’ın DYK tazminatı alacağının 989.331,01 TL olduğu,
-Dava dışı annesi ...’ın DYK tazminatı alacağının 59.618,67 TL olduğu,
Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve
ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 175.000,00 TL olduğu kanaatiyle,
Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Somut olayda, 11/12/2010 tarihinde yaşanan ölümü tek taraflı trafik kazasında davacıların murisi olan sürücü tam kusurlu ise de, davacıların eldeki dava ile talep ettikleri tazminat salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla ikame edildiği görülmekle, desteğin gelirinin tespiti sonucu celp edilen belgelere göre hesaplama içeren 18/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporu mahkememizce hükme esas alınarak davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren aracın kullanım amacı hususi olduğundan yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Davacı ...' a 67.914,00 TL destekten yoksun kalma,
-davacı ...' a 1.177,46 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 07/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte alınarak davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine,
2-Alınması gereken 4.719,63 TL karar ve ilam harcının yatan 1.356,39 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 3.363,24TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacılar tarafından yatırılan ve harcanan 1.356,39 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 148,00 TL posta ve diğer giderler ile 3.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 4.684,29 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-Davalı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak ismi belirtilen davacıya ödenmesine,
6-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 1.177,46 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak ismi belirtilen davacıya ödenmesine,
7-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacılardan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
02/07/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır