T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1014 Esas
KARAR NO : 2024/984
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/12/2023
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Alacaklı müvekkil şirket ile davalı borçlu arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olup davalı işbu ticari ilişkiden doğan 11.505,00-TL tutarındaki cari hesap borcunu ödememiştir. Alacağın tahsili için İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... E. Nolu dosyası ile icra takibine geçilmiş, borçlu süresi içinde borca itiraz etmiştir. Borçlunun itirazları haksız olup, borçlu kötü niyetle hareket ederek alacağın tahsilini geciktirmeyi amaçlamaktadır. Müvekkil şirketin muhasebe kayıtlarında bu alacağa ilişkin borç gözükmektedir. Yargılama sonucu davalının itirazındaki haksızlığı ortaya çıkacaktır. Davalı taraf dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinde de borcunu ödemeye yanaşmamıştır. Görüşmelerin sonuçsuz kalması sebebiyle müvekkilin yasal haklarının ödenmesi için, haksız ve kötü niyetle yapılan itirazın iptali ve %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talebimiz için işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur. İcra takibine yapılan itirazın ödemeyi geciktirmek, takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığı açık ve nettir. Basiretli bir tacir gibi davranmayan davalı yanın itirazı kötü niyetli olup, alacağa ulaşılmasını sürüncemede bırakma niyeti taşımaktadır. Davalı şirket Ege Şehir Hastanesini işletmekte olup, hastane ruhsatını devretme hazırlığında olduğu bilinmektedir. Ayrıca davalının piyasaya olan çokça borcu bulunduğu gibi, hakkında başlatılan pek çok icra takibi olduğu UYAP kayıtları ile de sabittir. Sayın mahkemece de bilindiği üzere hastane işletme ruhsatı bir ticari işletme olan özel hastaneden ayrı ve müstakil bir ekonomik değer sahip olduğu gibi tek başına devri de mümkündür. Davalının mal kaçırma tehlikesine karşın işbu dava konusu alacağımızın ödenmesini ve dava sonunda alınacak ilamın icrası aşamasında ortaya çıkabilecek tahsil engellerinin şimdiden bertaraf edilmesini temin maksadı ile davalı şirket adına kayıtlı özel hastane işletme hakkı ve ruhsatı üzerine ihtiyaten haciz koyulmasını talep zorunluluğu doğmuştur. Açıkladığımız ver res'en belirlenecek sebeplerle; öncelile ihtiyati haciz talebimizin kabulü ile; fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak, İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... E. nolu icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE ve takibin devamına, davalı aleyhine % 20’ den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı yan iddialarını ispatlamakla yükümlü olup dosyaya sunulunan deliller yetersizdir.davalı şirket usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemiş olmasının yanı sıra asıl alacağa işletilmek üzere esas alınan faiz oranı hatalıdır. Öte yandan asıl alacağı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, takip ve davaya konu edilen faiz ve oranının da ne şekilde belirlendiği ortaya konulmamıştır. İşlemiş ve işleyecek faizin hesabında avans faizinin esas alınmasına dair talep kanuna aykırıdır. Davacı/alacaklı şirketin belirlemiş olduğu faiz oranı kanun koyucu tarafından düzenlenen yasal faiz oranlarının oldukça üzerindedir. Ayrıca bir başka husus da davalı müvekkil şirketin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğidir. Davacı yanca şirket dilekçesinde bu hususu ispata yarar hiç bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Hal böyle olunca; hem temerrüt olmadığından faiz başlangıcında hemde hatalı faiz oranı seçimiyle birlikte toplam faiz alacağında hatalı bir sonuca varılmıştır. Bu itibarla haksız faiz talebinin reddinin gerektiği tartışmasızdır. Davacının ibraz ettiği fatura açık fatura olup davacı tarafından tek taraflı düzenlenmiş bir belge olduğundan tek başına satım ilişkisini ispata yeterli değildir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK’nın 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.Faturaya konu edilen ve cari hesap sözleşmesine kaydedilen alacak kendiliğinden muaccel hale gelmeyeceği olgusu dikkate alındığında, usulüne uygun olarak temerrüt ihtarı söz konusu olmadığından alacak muaccel hale gelmemiştir. Dava konusu alacağı kabul anlamına gelemesi kaydıyla davalı müvekkil tarafından yapılan ödemeler ticari defter ve kayıtlar incelenerek hesaplanmalıdır. Kötü niyet tazminatının doğabilmesi için gerekli olan şartlardan belki de en önemlisii söz konusu alacağın likid yani belirlenebilir olmasıdır. Alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacak likiddir. Borçlunun tespiti Hususu ise, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Yukarıda anlatılanlar ışığında somut olaya dönecek olursak, belirsiz bir asıl alacak ve ne şekilde tespit edildiği belirsiz olan bir faiz oranı üzerinden başlatılan takibe konu edilen bahse konu alacak likit değildir. Bu itibarla kötü niyet tazminatının reddi gerekmektedir. Yukarıda anlatılanlar ve mahkemenizce re'sen dikkate alınacak sebeplerle, huzurdaki haksız ve dayanaksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin, ve yüzde yirmiden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı takip dosyası takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 11.505,00 TL üzerinden takibin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı/ borçluya tebliğ edildiği,davalı tarafından ödeme emrine itiraz edildiği ve itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Dava bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığından işin esasına geçilmiştir.
Davacı vekili takibe konu edilen faturalarda yer alan ürünlerin davalı teslim edildiğini iddia etmekte, davalı vekili ise taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu borcun bulunmadığını savunmaktadır.
Davacı satım sözleşmesinde satıcı konumunda bulunduğundan ücret talep edebilmesi için öncelikle faturalara konu ürünleri davalı/satın alana teslim ettiğini ispatla yükümlüdür. Bu nedenle mahkememizce ön inceleme celsesinde taraflara ticari defterlerinin bulunduğu adresi bildirmek için mehil verilmiş olup, davalı vekili süresi içerisinde mahkememize bilgi vermiş ise de şirketin ticari defterlerinin bulunduğu adresin kapalı olması nedeniyle davacı ticari defterleri ile celp edilen B/A formları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, Bilirkişiden alınan 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Dava dosyası ve ekleri ile taraflardan temin edilen mali veriler üzerinde yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde, aksi delil ve belgelerle ispat edilmediği sürece aşağıdaki görüşlere ulaşılmıştır;
❖ Raporun V. Ve VI. bölümlerinde detaylı olarak açıklandığı üzere;
➢ Davacı taraf açısından;
Davacı firmaya ait ticari defterler, davalı şirket açısından 2021-2022 ve 2023 yılları ile ilgili olarak incelendiğinde;
•Davacının 2021-2022-2023 yıllarında E-Deftere tabi olduğu tespit edilmiş olup, Yevmiye ve Defter-i Kebir defterlerinin E-Defter uygulamasında Noter açılış ve kapanış tasdiki uygulaması olmadığı,
• 2021-2022 ve 2023 yıllarına ait Envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı,
•Davacının 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun kayıt usullerine ilişkin vecibeleri yerine getirmiş olduğu; söz konusu kayıtların 6100 sayılı HMK m.22 2/2’ye göre delil niteliğine haiz olup olamayacağının takdiri Sayın Mahkeme’nize ait olduğu,
• 2021 yılı ile ilgili olarak;
- Davacı taraf ticari defterlerinde davalı ile ilgili bir ticari ilişki ve devreden bir bakiye olmadığı,
• 2022 yılı ile ilgili olarak;
- Davacının davalıya KDV dahil olmak üzere 4 adet fatura karşılığında 33.729,00 TL tutarlı mal/hizmet faturası düzenlediği,
- Davalının davacıya banka kanalı ile 2 adet ödeme karşılığında toplam 22.224,00 TL ödeme yaptığı,
- Davalının ilgili yıl cari hesap bakiyesinin 11.505,00 TL Borç Bakiyesi Verdiği (Hesap sahibinin borçlu olduğu),
• 2023 yılı ile ilgili olarak;
- 2022 yılından devreden alacak bakiye tutarı olan 11.505,00 TL’nin 2023 yılı açılış ve kapanış fişinde aynı tutarla kayıtlı olduğu,
- Söz konusu ticari işlemlerin davacıya ait 2022 ve 2023 yılları ticari defterlere yasal süresi içinde kayıt altına alındığı,
- Davacı şirketin davalı firmaya düzenlediği 2022 yılına ait faturaların tamamının E-Fatura olduğu,
➢ Davalı taraf açısından;
Davacı firmaya ait ticari defterler, davalı şirket açısından 2021-2022 ve 2023 yılları ile ilgili olarak incelendiğinde;
- Davalı taraf vekiline Sayın Mahkemenize mali verilerin bulunduğu adres olarak bildirilen ... Cad. No... Yenişehir Konak İZMİR adresinde 13.06.2024 tarihinde yerinde inceleme yapılacağı ile ilgili hazırlanması gereken mali verileri de içeren bilgilendirme maili 30.05.2024 tarihinde gönderilmiş, davalı vekili de haberdar edilmiş, akabinde aynı gün bazı mali veriler tarafımıza mail olarak iletilmiştir.
- Yerinde inceleme gün ve saati geldiğinde beyan edilen adrese gidildiğinde adresin kapalı olduğu görülmüş olup, davalı vekili tarafımızdan konu ile ilgili aranılmış ve işyerinin kapalı olduğu kendisine söylenmesine rağmen akabinde bir geri dönüş olmadığından yerinde inceleme yapılamamış ve işyerinin fotoğrafları çekilip adresten ayrılınmış olup,
- Davacının 2021-2022-2023 yılları ile ilgili olarak ticari defterlerinin tarafımıza ibraz edilmediğinden,
- Aşağıda yapılan açıklamaların tarafımıza davalı tarafından mail ortamında gönderilen davacı ile ilgili muavin dökümlere istinaden yapıldığı,
- Davacının 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun kayıt usullerine ilişkin vecibeleri yerine getirmiş olduğu; söz konusu kayıtların 6100 sayılı HMK m.22 2/2’ye göre delil niteliğine haiz olup olamayacağının takdiri Sayın Mahkeme’nize ait olduğu,
• 2021 yılı ile ilgili olarak;
- Davalı taraf mali verilerinde davacı ile ilgili bir ticari ilişki ve devreden bir bakiye olmadığı,
• 2022 Yılı ile ilgili olarak;
- Davacının davalıya KDV dahil olmak üzere 4 adet fatura karşılığında 33.729,00 TL tutarlı mal/hizmet faturası düzenlediği,
- Davalının davacıya banka kanalı ile 2 adet ödeme karşılığında toplam 22.224,00 TL ödeme yaptığı,
- Davacının ilgili yıl cari hesap bakiyesinin 11.505,00 TL Alacak Bakiyesi Verdiği (Hesap sahibinin alacaklı olduğu),
• 2023 Yılı ile ilgili olarak;
- 2022 yılından devreden borç bakiye tutarı olan 11.505,00 TL’nin 2023 yılı açılış ve kapanış fişinde aynı tutarla kayıtlı olduğu,
- Söz konusu ticari işlemlerin davalıya ait 2022 ve 2023 yılları muavin dökümlerde kayıtlı olduğu,
- Davacı şirketin davalı firmaya düzenlediği 2022 yılına ait faturaların tamamının e-fatura olduğu,
- Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabı ekleri incelendiğinde, ilgili dönemlerde davacı şirketin davalı adına düzenlediği faturalar ile davalı şirket beyanlarının ÖRTÜŞTÜĞÜ,
❖ Dava tarihi olan 08.12.2023 tarihi itibariyle davacı taraf ticari defterlerinde davalıdan alacak bakiyesi olarak gözüken 11.505,00 tl’nin, davalı taraf mali verilerinde de davacıya aynı bakiye ile borç olarak kayıtlara alındığı ve birbiri ile örtüştüğü,
❖ Davacının dava tarihi olan 08.12.2023 tarihi itibariyle davalıdan 11.505,00 tl alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, Takdir ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Bilirkişiliğimiz tarafından düzenlenen iş bu Bilirkişi Raporu Sayın Mahkemenize arz olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK m. 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (HMK m. 222/2) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. Md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (HMK m. 222/3) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK m. 222/4) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. (HMK m. 222/5)Bu kapsamda ticari defterlerin sahibi lehine delil olması için kural olarak işin ticari olması, her iki tarafın tacir olması ve iki tarafında ticari defterlerinin incelenmesi ya da belirli şartlara göre tek başına ona dayanması gerekir.
Somut olayda, satıcı/davacı tarafından takibe konu edilen cari hesaba kayıtlı faturaların düzenlendiği, davalı tarafça ticari defterlerin incelenmesi talep edilmiş olmasına karşılık mahkememizce verilen kesin mehile rağmen ticari defterlerin incelemeye hazır edilmediği, davalının celp edilen B/A formlarına göre faturaların tamamının davalı tarafça vergi dairesine beyan edildiği, incelenen davacı ticari defterlerine göre davalının 11.505,00 TL borç bakiyesi verdiği, somut olaya uygun emsal nitelikli Yargıtay ... H.D.' nin ... Karar sayılı ilamı incelendiğinde, "Mahkemece taraflara usulüne uygun şekilde tarafların ticari defterlerinin ibrazı için süre verilmeli ve ibraz edilen ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Ayrıca davacının takip dayanağı yaptığı faturada da davalı müşterinin vergi dairesi ve vergi numarası bulunmaktadır. Bu bilgilerden hareketle davalının bu fatura ile ilgili -BA- “Büyük Alış” beyannamesi verip vermediği sorulmalı, böyle bir beyanname vermiş ise malları teslim almış sayılacağı değerlendirilmelidir. " şeklinde içtihat oluşturduğu görülmektedir. Bu nedenle davacının düzenlediği faturalara ilişkin davalının bu faturalar ile ilgili -BA- “Büyük Alış” beyannamesi verdiği, celp edilen vergi kayıtlarından ve HMK' nun 222. Maddesine göre davalı ticari defterlerinin incelemeye hazır edilmediği görüldüğünden davacının ürünleri teslim ettiğini kesin delil ile kanıtlamış olup, davanın kabulüne, kabul edilen miktar faturaya dayandığından likit olarak değerlendirilerek davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalı/borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün ...ı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına,
2-Davalının sorumlu olduğu 11.505,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 2.301,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 785,90 TL karar ve ilam harcının yatan 269,85 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 516,05 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 50,00 TL posta ve diğer giderler ile 4.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 5.089,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 11.505,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır