T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/1053 Esas
KARAR NO : 2025/902
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/12/2023
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Davalı yanın müvekkil şirkete; 03.03.2023 tarihli,... fatura numaralı 16.520,00-TL bedelli faturadan kaynaklı (04.04.2023 tarihinde ödenen 3540,00-TL ve 09.06.2023 tarihinde ödenen 6.520,00-TL düşüldükten sonra kalan bakiye alacak olan) 6.460,00-TL borcu ile 14.03.2023 tarihli, ... fatura numaralı 3.540,00-TL bedelli faturadan kaynaklı borcundan dolayı icra takibi yapılmıştır. Davalı şirket aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E. dosya numarası ile faturalara dayalı ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri davalı yana usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Ancak davalı-borçlunun yapmış olduğu borca, faize ve her türlü fer’ilerine itirazı ile takip durmuştur. Takibe konu borç faturaya dayalıdır. Faturaya ilişkin mallar / hizmetler borçluya teslim edilmiştir. Dolayısıyla borcun miktarının bilinebilecek olduğu açıktır. Faturalara ilişkin bir kısım ödemeler yukarıda detayları verildiği üzere havale yoluyla gerçekleştirilmiştir. Ancak bir süre sonra ödemeler durmuştur. Müvekkil şirket yalnızca banka aracılığıyla ödeme kabul etmektedir. Ancak dava konusu fatura karşılığı bedellerin tamamı günümüze dek müvekkil şirkete ödenmemiştir. Tarafların defter / cari hesap kayıtları incelendiğinde de müvekkil şirketin alacağının olduğu sübut bulacaktır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, düzenlenen faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde içeriğinin kabul edilmiş sayılacağının karine teşkil edeceği yine kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. Ancak somut olayda herhangi bir itiraz bulunmamaktadır. Davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafın cevap dilekçesinde; "1-Her ne kadar davacı tarafça, söz konusu takibin faturaya dayalı olduğu iddia edilmiş ise de; mevcut faturalara ilişkin hizmet müvekkile, tarafların anlaştıkları usul ve şartlara uygun olarak teslim edilmemiştir. Buna ilişkin olarak müvekkil tarafından davacıya bir çok kez eksikliklerin giderilmesi talep edilmiş ise de davacı tarafından eksiklikler giderilmemiş ve taraflar arasında yazılı olmayan sözleşme kapsamında davacının yükümlü olduğu ifa konusu hizmet, eksik yerine getirilmiştir. Bir diğer taraftan fatura, tek taraflı olarak konu edildiği hizmetin karşı tarafa ayıpsız ve eksiksiz teslim edildiğine, ifa edildiğine yeterli ve kesin bir delil teşkil etmeyeceği açıktır. Hal böyle iken davacının hizmeti eksiksiz teslim ettiğinin ispatı ön koşuldur. Davacının eksik ifa ile tahakkukuna sebep olan faturaya konu işlemler, huzurdaki davada müvekkilden kaynaklı kusurla ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Ancak, davacı faturaya konu ettiği hizmet yahut ürün ve sair tüm yükümlülükleri, eksiksiz ve ayıpsız yerine getirdiğini evvela ispatla mükelleftir. Dolayısıyla gereği gibi ifa edilmeyen hizmetten kaynaklı tek taraflı düzenlenen faturalardan kaynaklı alacak iddiasının tarafımızca kabulü mümkün değildir. İcra takibine konu edilen faturalara, takipte belirtildiği gibi takip öncesi faiz tahakkuku, ancak müvekkilin temerrüte düşürülmesi ile mümkündür. Bedele ilişkin, taraflar arasında kesin ödeme vadesi belirlenmediği gibi, müvekkile iddia olunan borcun ödenmesine yönelik doğrudan yöneltilen herhangi bir ihtarname de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, temerrüt oluşmadığından takip öncesi işlemiş faizden de bahsedilemeyeceğinden, davacının icra takibi öncesi işleyen faizin talebi halinde, kabulü tarafımızca mümkün değildir. Alacak likit değildir. Yukarıda arz etmeye çalıştığımız hususlar dahilinde yargılamaya tabi olduğu apaçık şekilde ortadadır. Dolayısıyla icra inkar tazminatından söz edilmeyeceğinden, icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiği açıktır. Şeklindeki beyanları ile birlikte, Davanın öncelikle usulden sonrasında esastan reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
Uyuşmazlık; davaya konu faturalarda belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 19/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; DAVACI TİCARİ DEFTERLERİNİN TASDİKİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE; Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2023 yılına ait ticari defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’ nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceğinin değerlendirmesinin bilirkişiliğimizce yapıldığı nihai takdirin Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca 2023 yılı yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdikinin süresi içinde yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.
DAVACIYA AİT TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA;
Davacının davalı adına kdv dahil 20.060,00-TL tutarında 2 adet satış faturası düzenlediği, Davacı ticari defterlerine göre davalının davacıya 10.060,00-TL ödeme yaptığı, Davacının takibe konu ettiği her iki faturanın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacı ticari defterlerinde 25.10.2023 takip tarihi itibariyle davacının takibe konu ettiği 03.03.2023 tarihli faturadan kaynaklı olarak davalıdan 6.460,00-TL 14.03.2023 tarihli faturadan kaynaklı olarak ise 3.540,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL alacaklı olduğu, takibin de aynı tutar üzerinden başlatıldığı, takipte talep edilen asıl alacak tutarının davacı ticari defterleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Davacının takipte 3.707,46-TL takip öncesi işlemiş faiz talebinin bulunduğu görülmüş ise de dava dosyası içerisinde davacı tarafından davalıya gönderilen ve temerrüt başlangıç tarihi oluşturan bir ihtarname bulunmadığından bilirkişiliğimizce işlemiş faiz talebine ilişkin bir hesaplama yapılamadığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu hususlarını arz ederim. Dava dosyasında bulunan davalıya ait 2023/03 dönemi karşılaştırmalı Ba Bs analizinde takibe konu edilen her iki faturanın da (toplam KDV hariç 17.000,00-TL) kayıtlı olduğu görülmektedir. Davalı şirketin ticari defterlerinin incelenerek bilirkişi raporu aldırılması için sayın mahkeme tarafından Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından belirlenen gün ve saatte davalı tarafından ticari defterlerinin ibraz edilmediği bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı ve talimatın bila ikmal döndüğü görülmüştür." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafın ticari defterlerinin ise; usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu 2 adet faturadan kaynaklanan 10.000,00-TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi kanaati mahkememizce de benimsenmiştir.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu fatura alacağını doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının takip talebinde işlemiş faiz talebi olduğu görülmüş ise de, dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından işlemiş faiz yönünden talep olunan tutar için itirazın iptali talebi reddolunmuştur.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-. Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 10.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine, Davacının FAZLAYA İLİŞKİN (Takip öncesi işlemiş faize ilişkin) TALEBİNİN REDDİNE,
2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 2.000,00-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 683,10-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 413,25-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6- Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan 578,10-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davacı tarafça sarf edilen 492,50- TL posta ve tebligat ücreti, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 4.992,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Mahiyette olmak üzere, davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.14/10/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza