T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1077 Esas
KARAR NO : 2025/269
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile;Olay’ da müvekkilimin aracı 2806. Cadde’den gelirken, karşı tarafın aracı 2800. Cadde’de seyir halindeydi. 2806. Cadde yan yoldan gelen Cadde’dir. 2800. Cadde iki şeritli ve çift yönlü bir yoldur, yani geliş ve gidişli bir caddedir. Geliş ve gidiş yolundan da sadece birer tane vardır, yani 1 geliş yolu, 1 tane de gidiş yolu. Kaza tespit tutanağında görüldüğü üzere araç B aslında ters yönde seyir halindedir, keza o şerit gelen istikamettir. Bu nedenle araç B normalde tutanakta bulunduğu yer de değil onun yan şeridinde gidiş yönünde seyir halinde olması gerekmekteydi. Araç B şerit ihlalinde bulunmuştur. Ayrıca araç B hız kuralına da uymamıştır ve çok fazla hızlı sürdüğünden hız kuralını da ihlal etmiştir. Olay sırası kaza tespit tutanağına tam olarak yansıtılmamış. Şöyle ki araç B o kadar hızlı sürmüş ki direksiyon hakimiyetini kaybedip ters yöndeki şeride girmesiyle aracını anca caddenin baya ilerisinde durdurabilmiş. Çarpma anını kaza tespit tutanağına yansıtabilmek için aracı çarpışmaya sebebiyet verdiği yerde durmuş gibi çizmişler. Kaza sırasında müvekkilimin aracında 2 kişi bulunmaktaydı ve bu kişiler tanıklar yapmaya hazırladır. Sayın Mahkemenizce talep edildiği takdirde ayrıca tanık listesi sunulacaktır.
Kaza neticesi müvekkilimin aracında maddi hasar oluşmuştur, şöyle ki aracının sağ ön köşesi, camı, içerisindeki farı, ayna çerçevesi vs. kırılmıştır ve aracın hasar aldığı kısımların yanları da zarar görmüş. Müvekkilim kaza meydana geldiği esnada yabancı plakalı aracı ile Türkiye'den Almanya'ya ailesi ile birlikte geri dönmek için son hazırlıklarını yapıyordu. Müvekkilimin kaza sonrası Almanya'ya döndükten sonra aracında meydana gelen hasarları belirtilen bir bilirkişi tespit tutanağı hazırlatmıştır. Alınan bilirkişi raporu İzmir Bölge Bilirkişilik Kurumunda Almanca/Türkçe dili için yeminli tercüman Av. ... tarafından tercüme edilmiştir ve dava dilekçesine eklenmiştir. Kaza her ne kadar Türkiye'de meydana gelmiş olsa da müvekkilimin kaza ‘ya karışan aracı kaza esnasında yabancı plakalı olduğundan ve Almanya'ya ait plakalı olduğundan, müvekkil kazadan kaynaklanan tazminat haklarını Almanya rayiç değer piyasasına göre talep etme hakkını kullanmak istemektedir. Nitekim güncel Yargıtay Kararlarının görüşü de bu yöndedir. Buna göre yabancı plakalı araç sahipleri kaza sonrası tamirat ve onarım için Türkiye ve Almanya arasında seçim yapabilmektedirler. Müvekkilimin aracı Almanya' ya kayıtlı olduğundan ve Almanya' da kullanıldığından ve müvekkilim ayrıca zaten işi nedeniyle Almanya' ya da dönmek zorunda olduğundan aracını Türkiye'de tamir ettirmek istememiştir. Kaza oluşumunda... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Kara Yolları Trafik Kanunlarını ihlal ettiği ve müvekkilimin hiçbir yasa ve kural ihlalinin bulunmadığı anlaşılmıştır. İbraz ettiğimiz 29.08.2023 tarihli "trafik kazası tespit tutanağında" çizilmiş olan durum tespitinden görüldüğü üzere bu kazad... plakalı araç asli ve tam kusurlu’ dur, müvekkilim ...'nin herhangi bir kusuru yoktur, kaza tamamen sürücünün trafik kurallarını ihmal edip ters şeride girmesinden, ters şeritte aracını sürmeye devam etmesinden ve yasal hız sınırının dışına çıkıp aşırı hız yapıp hızını azaltmadan, aracın hakimiyetini kaybetmesinden, ihmalinden ve dikkatsizliğinden meydana gelmiştir. Söz konusu kazada sigorta şirketi sigortalı olan araç nedeniyle, poliçe teminatı kapsamında olan tutar kadar zararı tazminle yükümlü bulunmaktadır. Hal böyle olunca, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve müvekkilin alacağı tahsili amaçlı başlatılan / başlatılacak tüm yasal yol ve takiplerde ve her ne surette olursa olsun tahsilatta tekerrür olmamak kaydıyla, poliçede belirtilen teminatlar kapsamında, müvekkilimin hak kazandığı tüm haklarının karşılığı olan 11.100,27 Euro’nun/320.131,79 TL + temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte zararımızın giderilmesi talebinden ibarettir. Yukarıda açıklanan nedenlerle Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri gereğince haksız fiil nedeniyle müvekkilimin uğradığı 11.100,27 Euro'nun tekabül eden 320.131,79 TL maddi kaybın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesi, fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla davamızın kabulüne karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu kabul etmemekle adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden kusur raporu alınması gerekmektedir. İşbu davaya konu kazada sigortalı araç sürücüsü kusursuzdur. Öyle ki; kazanın davacının belirttiği şekilde sigortalı araç şerit ihlali yapmışken meydana gelmiş olması mümkün değildir. Aşağıda kazanın meydana geldiği yerin harita görüntüsü sayın mahkeme tarafından görülecektir. Bu noktada davacının iddia ettiği gibi 2800 sokak istikametinde geliş- gidiş bir yön veya şerit söz konusu değildir. Sunduğumuz fotoğraflar incelendiğinde görülecektir ki yolun çift şeritli olduğuna veya sigortalı aracın kaza tespit tutanağında seyir istikameti olarak gösterilen yöne girilmez levhası bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Hal böyleyken davacının iddia ettiği gibi kazanın meydana geldiği yerde sigortalı aracın seyir istikametinde geliş gidiş 1'er yol bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Yolda şerit çizgileri de yer almamaktadır. Sigortalı aracın takip etmesi gereken bir şerit veya şerit kuralı yer almamaktadır. Davacı dava dilekçesinde olayı sigortalı aracın hızlı olduğundan bahisle karşı şeride geçtiği şeklinde absürt ve abartılı, ayrıca hatalı şekilde aksettirerek sayın mahkemeyi yanıltma çabasına girmiştir. Gerek tarafların imzaladığı kaza tespit tutanağı gerekse kazanın meydana geldiği yolun nitelikleri irdelendiğinde sigortalı aracın sağdan gelen araç konumunda bulunduğu, yolun şeritli bir yol olmaması sebebiyle herhangi bir şerit ihlalinin söz konusu olmadığı ve sigortalı aracın hızlı olduğuna ilişkin de dosyada herhangi bir delil bulunmadığı açıktır. Müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalının kusurlu olması halinde söz konusudur. Zira Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. Maddesine göre trafik sigortaları, aynı kanunun 85. Maddesine göre işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapılırlar. Dolayısıyla sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluk da yoktur. Meydana gelen trafik kazasında Müvekkil Şirket Kusur oranı tespit edildikten sonra teminat limitini aşmamak kaydı ile bu oranda sorumludur. Bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu sebeple işbu dava ile talep edilen hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte tarafların kazadaki kusur oranlarının belirlenmesi için ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep ediyoruz. Sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp; sigorta şirketinin sigortalı aracın sebep olduğu riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil, üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp saptayarak ödemesi esastır. Bu kusur incelemesi yapılmadan önce kaza yerinde bulunan Mobeselerin de incelenmesini talep ederiz. Keza sigorta şirketine karşı orijinal parça ile değişim istendiğine ilişkin de herhangi bir belge veya talepte ulaştırılmamıştır. Kaldı ki davacının aracını kazadan sonra hangi servise götürdüğü veya götürüp götürmediğine ilişkin de herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durum müvekkil şirket tarafından alınan ekspertiz raporunda eksper tarafından da açıkça belirtilmiştir. Bu noktada davacının aracında hasarlanan parçaların orijinal olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin yapılması sayın bilirkişi başta olmak üzere davacının rapor aldığı eksper tarafından da bilinememektedir. Burada tarafımızca uygulanması gerektiğini belirttiğimiz iskonto “makul iskonto" olup makul iskonto piyasada vatandaşa uygulanan düşük yüzdeli indirimlerden ibarettir. Piyasada yıl içerisinde en fazla 1 kazası olan vatandaşa aracı kaza yapıp servise geldiğinde onarım ve parça tedariğinde yapılacak %10-%20 oranında değişen iskonto uygulanmaktadır. Ancak bu durum sayın bilirkişi tarafından göz ardı edilmiş ve davacının sebepsiz zenginleşmesine, müvekkilin ise zararına sebebiyet veren işbu hukuka aykırı rapor düzenlenmiş ve ek rapor ile de bu belirlemelerin yapıldığı kök rapora iştirak edilmiş, itirazlarımız gereği gibi değerlendirilmemiş, neden makul iskonto uygulanmadığına ilişkin de herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Tazminat sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bilirkişi raporlarında KDV hariç olarak hesaplanacak tazminat hesaplanması gerekirken KDV dahil bedel belirlemesi yapılmıştır. Mezkur dosyada, davacı tarafından talep edilen hasar tazminatının gerçekleştirildiğini tevsik edici fatura da ibraz edilmemiş olduğundan KDV hariç hesaplama yapılması gerekmektedir. Faiz başlangıç tarihi de temerrüt tarihi değil, güncel eksper hesabının yapıldığı tarihtir. Aksi halde bilirkişi hesabının rapor tarihi itibariyle yapılması sebebiyle temerrüt tarihi ile rapor tarihi arasındaki süreç için faize faiz işletilmesi söz konusu olur. Yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz sebeplerle; Zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, Davacı vekilinin kısmi dava açmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine, Davacı taraf sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapmadığından işbu davanın usulden reddine, Sayın mahkeme aksi kanaatteyse kusur durumunun tespiti için adli tıp trafik ihtisas dairesinden rapor alınmasına, Sigortalı kazada kusursuz olduğundan davanın reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatteyse hasar bedelinin tespiti için önce keşif yapılmasına ardından da uzman bilirkişiden genel şartlara uygun rapor alınmasına, Haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi tarafından alınan 16/09/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; " Kavşaklarda geçiş hakkı
MADDE 57- Kavşaklarda aşağıdaki kurallar uygulanır.
a) Kavşağa yaklaşan sürücüler, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkân vermek zorundadırlar.
b) Trafik zabıtası veya trafik işaret levhası veya ışıklı trafik işaret cihazları bulunmayan kavşaklarda;
c) Bütün sürücüler geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara,
d) Bölünmüş yola çıkan sürücüler bu yoldan geçen araçlara,
e) Tali yoldan ana yola çıkan sürücüler ana yoldan gelen araçlara,
2. Motorlu araçlardan soldaki, sağdan gelen araca,
Geçiş hakkını vermek zorundadırlar. Işıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımı; kendisini kavşak içinde durmaya zorlayacak veya diğer doğrultudaki trafiğin geçişine engel olacak ise, sürücülerin kavşağa girmeleri yasaktır.
Sürücü... sevk ve idaresindeki yabancı tescilli... plaka sayılı otomobili ile 2806 sokağı takiben Kemer sitesi istikametine seyrederken 2800 caddesini ile 2806 sokak kontrolsüz kavşağında karşıya geçmek istediği esna yola gereken dikkat ve özeni göstermediği gibi doğru seyreden araçları dikkate almayarak uzaklık ve yakınlıklarını göz önünde bulundurmadan emniyetle duramayacak kadar yaklaşmış olan ... plaka sayılı otomobilin geçmesini beklemek zorunda olduğu halde dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak ve kavşak içinde çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği bu nedenle 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu sürücü kusurlarından 57/1-a “Kavşağa yaklaşan sürücüler, kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkân vermek zorundadırlar.” kuralını ihlal ettiğinden ASLİ kusurlu olduğu Diğer sürücü ... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı otomobili ile 2800 caddesini takiben Ekmek teknesi isimli iş yeri istikametine doğru seyrederken 2800 caddesini ile 2806 sokak kontrolsüz kavşağına geldiğinde yola gereken dikkat ve özeni göstermediği gibi kavşağa yaklaşırken aracının hızını azaltmadığı kendisini kavşak içinde durmaya zorlayacak veya diğer doğrultudaki trafiğin geçişine engel olacak şekilde seyir hızıyla kavşağa giriş yaptığından 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu sürücü kusurlarından 52/1- a) ” Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmamak” kurallarını ihlal ettiğin den TALİ kusurlu olduğu. Yolun geometrik yapısı, trafik hacmi, arazi kullanımı, aydınlatma ve çevre faktörleri kazaya etken faktör olmadığı gibi ,yolun yapım ve bakımından sorumlu kurumun can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri nizami bir şekilde yaptığı bu nedenle yapım ve bakımından sorumlu kurumun kazanının meydana gelmesinde kusurunun olmadığı anlaşılmıştır. Kazanın yukarıdaki şekilde cereyan tarzının aksini veya değişik şeklini iddia ve ispat edecek başka herhangi bir delile rastlanmamış, mevcut ve yeterli görülen yukarıdaki bilgilerin ışığında tarafımca yapılan değerlendirme sonucunda bu kanaate varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Trafik Kuralları İhlali yönünden:
- Davalı ...Ş. nezdinde 01.02.2023/2024 tarihleri arasında ... (trafik) poliçesiyle sigortalı... plakalı 2020 model ... marka otomobil sürücüsü...’nun kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK.nın 46/A ve 47/C hükümlerini ihlal ettiği,
- Davacı ... adına kayıtlı... plakalı 2015 model... marka otomobil sürücüsü ...’nin, kazanın oluşumunda, kazaya katkı sağlayacak trafik kurallarına aykırı etken davranış faktörü de görülmediği,
- Başkaca kazanın oluşumuna katkı sağlayacak etken kişi, kurum, kuruluş ve dış etmenler olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
-Hasar Onarım bedeli yönünden:
... (Almanya) plaka sayılı ...2015 model otomobilde, 29.08.2023 riziko tarihi itibarıyla meydana gelen hasar onarım bedeli KDV dahil 11.100,27 Euro. olarak hesaplanmıştır.
-Somut olayda davalı ...Ş. kazada kusurlu olan ...plaka sayılı aracın... numaralı poliçesi kapsamında, düzenleme tarihi itibarıyla KZMM Sigortasını tanzim eden şirket olup, ... (Almanya) plaka sayılı araçta meydana gelen zararı (Sn. Mahkeme tarafından belirlenecek sigortalısının kusuru oranında) sigortacısının sorumluluk riski ve K.T.K 85/1 ve 91 kapsamında KDV dahil 11.100,27 Euro olarak hesaplanan hasar onarım bedelinden, poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
-Dosya kapsamında davalı ...Ş. ne hasar ihbarının 17.10.2023 tarihinde Karşıyaka...Noterliğinden... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yapıldığı, tebliği konulu bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı, bu nedenle, davalı ... şirketinin temerrüt tarihi konusunda takdir Sn. Mahkemeye ait olmak üzere -ödenmeyen borç miktarı bakımından- temerrüde düşeceği görüş ve kanaatiyle (poliçe teminat limiti olan 120.000,00 TL’yi aşmamak üzere) 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre (Sözleşmede daha yüksek akdî veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.) belirlenen değişken oranlı faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası (€) Efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak sorumlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Hukuki değerlendirmenin ve nihai kararın takdiri Sn. Mahkemeye ait olmakla tespit, görüş ve kanaatimizi saygılarımızla arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığına Hazırlanan 27/01/2025 Tarihli Raporda ;
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A) Sürücü...'nun %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu,
B) Sürücü ...'nin %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.
" şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, davacıya ait ... plaka sayılı araç ile davalı ... Anonim Şirketi nezdinde KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalısı olan ...plaka sayılı araç arasında 29/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıya ait araçta oluşan hasar nedeniyle oluşan zararın giderilmesi talepli maddi tazminat davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün asli kusuruyla gerçekleştiğini, davalının sigortalısı araç sürücüsünün şerit ihlali ve hızlı olarak seyretmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davacıya ait aracın onarım bedelinin davacının sürekli olarak ikamet ettiği Almanya ülkesi rayiçlerine göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek 11.100,27-Euro karşılığı 320.131,79-TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakının Karşıyaka...Noterliği'nin 03/10/2023 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle davalıya gönderildiği, 18/10/2023 tarihinde ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı tarafça sunulan hasar dosyası içeriğinde davalı şirketin 18/10/2023 tarihli zararın karşılanması talebinin reddine dair cevabi yazısının bulunduğu, bu suretle KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.
3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
4-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davalı ... Anonim Şirketi'nin, dava dışı ...'ya ait...plaka sayılı aracın 01/02/2023-01/03/2024 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu, kaza tarihi 29/08/2023 itibariyle davalı ... şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 120.000,00-TL olduğu görülmüştür.
6-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
7-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
8-Sorumluluğun meydana gelişinde tarafların öncelikle kusur durumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Tarafların kusur durumlarına ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde dosyaya sunulan 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu kazanın davalının sigortalısı ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'nun KTK'nın 46/A ve 47/C maddelerine yönelik kural ihlalleri neticesinde meydana geldiği, davacıya ait...plaka sayılı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda bir kural ihlalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde itirazda bulunulmuştur.
Mahkememizce dosya kapsamının incelenmesinde, davalının sigortalısı olan aracın kontrolsüz kavşağın davacıya ait araca göre sağ kısmında kaldığı, araçların seyrettikleri yol kısmının kusur dağılımının belirlenmesinde önem arzettiği ancak dosya üzerinden düzenlenen raporda bu hususta hüküm kurmaya elverişli bir değerlendirme yapılamadığı gözetilerek itirazlar ve talep doğrultusunda kaza mahallinde talimat mahkemesi aracılığıyla, taraflarca gösterilen görgü tanığının da katılımıyla keşif icra edilmiş, keşif neticesinde düzenlenen 16/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı...in asli, davalının sigortalısı ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı...'nun tali düzeyde kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı her iki taraf vekili tarafından sair itirazlar ileri sürülmüş, mahkememize sunulan 2 farklı bilirkişi raporunda farklı yönde kusur değerlendirmeleri bulunduğu ve raporlar arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından çelişkilerin giderildiği yeni bir rapor düzenlenmesi için dosya ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilmiştir.
ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 27/01/2025 tarihli raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'nun kavşağa yaklaştığı sırada diğer kavşak kollarından yaklaşan araçlara karşı gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve yolun sağını takiben aracını sürmesi gerektiği halde şerit ihlaliyle girdiği kavşakta asli kusuruyla kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle %75 oranında ve davacıya ait ...plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'nin kavşağa yaklaşan diğer araçların hızlarına ve mesafelerine yönelik olarak gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin kavşak alanına girmesi nedeniyle tali düzeyde ve %25 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davalı taraf vekillerince itirazlar ileri sürülmüş ise de; dosya kapsamı, tarafların iddia, savunma ve itirazları ile tanık beyanları birlikte incelendiğinde, dava konusu kazanın tanık anlatımı ve kaza tespit tutanağında yer alan kaza oluş şekli çizimine göre yolun sol kısmında meydana geldiği, yol bölünmüş yol niteliğinde olmasa dahi KTK'nın 46/a maddesi uyarınca araçların yolun sağ kısmından seyretmesi gerektiği halde bu hususta gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle davacıya ait aracın kavşağa katılım yapmak üzere yola çıktığı an kazanın gerçekleştiği, kazanın gerçekleşmesinde asli kusur davalının sigortalısı araç sürücüsünde ise de, davacıya ait araç sürücüsünün de öncelikli geçiş hakkının kendisine göre sağ kısımdan gelen araçlarda olan kontrolsüz kavşağa giriş anından önce gerekli kontrolleri yaparak yaklaşmakta olan aracın hız ve konumuna göre kazanın gerçekleşmesine engel olabilecek tedbirleri alarak kavşağa katılım yapmaması gerektiği halde bu hususta gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle yolun sol kısmında gerçekleştiği anlaşılan kazada tali düzeyde kusurlu olduğu kabul edilmiş ve ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce sunulan raporda yer alan %75-%25 kusur dağılımı mahkememizce de dosya kapsamına uygun bulunmakla dava konusu kazanın...1 plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı ...'nin tali ve %25, davalının sigortalısı ... plaka sayılı araç sürücüsü dava dışı Mehmet Kapucu'nun asli ve %75 oranında kusurlarıyla meydana geldiği kabul edilmiştir.
9-Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış uygulamasına göre (Örn:2021/26157 E. 2022/1048 K.) sürekli olarak yabancı ülkelerde ikamet eden kişilerin yine yabancı plakalı araçlarının Türkiye'de uğradığı zararların kendi ülkelerinde onarımının yapılabileceği, zarar görenin aracını Türkiye'de onarmaya zorlanamayacağı, bu hususta zararın tespitinde araç şayet onarımı mümkün ve ekonomik ise sürekli ikamet edilen ülke rayicindeki onarım bedeli, şayet aracın onarımı ekonomik değil ise sovtaj değerinin araç rayiç değerinden düşülmesi suretiyle tespit edilecek gerçek zararın baz alınması gerekmektedir. Şayet araç sürekli ikamet edilen ülkeye götürülmeksizin Türkiye'de bırakılmış ve Gümrük İdaresi'ne terk edilmiş ise zarar miktarı sürekli ikamet edilen ülkedeki aracın rayiç değeri ile Türkiye'deki onarım bedelinden hangisi daha düşük ise bu miktar baz alınarak zararın hesaplanması gerekmektedir.
Mahkememizce davacıya ait aracın onarım bedelinin tespiti hususunda alınan 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın kaza tarihi itibariyle kazasız rayiç değerinin 24.000,00-Euro olduğu, aracın onarımının KDV dahil 11.100,27-Euro olacağı, onarım bedeli ve rayiç değere göre aracın onarımının ekonomik olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı davalı vekili tarafından itirazlar ileri sürülmüş ise de, davacı tarafça dosyaya sunulan ekspertiz raporunda gösterilen onarım görmesi gereken parçalar ve işçiliklerin mahkememize sunulan bilirkişi raporuyla irdelendiği ve kaza ile uyumlu olarak gerçekleştirilecek onarımın KDV dahil 11.100,27-Euro bedel tutacağı yönünde görüş bildirildiği, yapılan inceleme ve hesaplamanın Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına uygun olduğu ve davalı tarafça gerek hukuki gerekse teknik yönden yeniden rapor alınmasını gerektirecek nitelikte bir itiraz ileri sürülmediği gözetilerek bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve davacıya ait aracın 11.100,27-Euro bedel ile onarılabileceği kabul edilmiştir.
10-Davacı tarafça davada onarım bedelinin Türk Lirası karşılığı talepte bulunulmuştur.
Dava dilekçesinde 11.100,27-Euro karşılığı 320.131,79-TL dava değeri olarak gösterilmiş ise de dava tarihindeki Euro kurunun 1,00-Euro= 32,2830-TL olduğu ve 11.100,27-Euro'nun 358.350,01-TL'ye tekabül edeceği anlaşılmış ise de davacının açıkça Türk Lirası talepte bulunduğu ve dava değerini de 320.131,79-TL olarak gösterdiği, Türk Lirası üzerinden yapılan talep miktarına göre gerekli harcın alındığı, Euro üzerinden talep bulunmadığından harç tamamlatılmasının gerekmediği değerlendirilmiştir.
Davacının mahkememizce tespit edilen 11.100,27-Euro karşılığı zararından davalının sigortalısının kusuru %75 oranında 8.325,20-Euro'sundan sorumlu olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde Türk Lirası olarak talepte bulunulduğu ve talebin 320.131,79-TL olarak gösterildiği, %75 kusura isabet eden zararın ise 240.098,84-TL olduğu anlaşılmış, davalı ... şirketinin sorumluluk sınırı poliçe teminat limiti olan 120.000,00-TL olup, davalı ... şirketi tarafından dava öncesinde ödeme yapılmadığı gözetilerek sigorta şirketi yalnızca poliçe limiti 120.000,00-TL ile sınırlı olarak sorumlu olacağı gözetilerek davanın poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından yargılama aşamasında alacağın fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığı ödenmek üzere Euro üzerinden karara bağlanması talep edilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde zararı Türk Lirası olarak talep etmekle bu husustaki seçimlik hakkını kullandığı ve yargılama sırasında bu seçiminden dönemeyeceği gözetilerek doğrudan Türk Lirası üzerinden hüküm kurulmuştur.
10-Davalı ... şirketinin temerrüt tarihinden itibaren sorumlu tutulması gerekmekte olup, sigortacının sorumluluğu hasarın tüm belgeleriyle birlikte ihbarı sonrasında 8 iş günü sonrasında başlamaktadır. Davalı tarafça sunulan hasar dosyası içeriğine göre 28/09/2023 tarihinde davalı tarafça atanan eksperin rapor düzenlediği, raporun düzenlenmesi sonrasında davalının 8 iş günü içerisinde ödeme yapmaması halinde temerrüde düşeceği gözetilerek temerrüt tarihi olarak belirlenen 11/10/2023 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
11-Davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça "poliçede belirtilen teminatlar kapsamında" ibaresiyle davalıdan poliçe şartlarında talepte bulunulduğu ve poliçe teminatına göre talebin120.000,00-TL ile sınırlandırıldığı, poliçe limitinin üzerinde bir miktar yönünden davalı aleyhinde hüküm kurulmasının imkan dahilinde olmadığı ve mahkememizce kabul edilen kusur oranına göre davacının belirlenen zararının da poliçe limiti üzerinde kaldığı gözetilerek reddedilen kısmın poliçe limiti üzerinde kalması nedeniyle bu kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
12-Arabuluculuk ücreti yönünden yapılan değerlendirmede, her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı ... şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 240.098,84-TL hasar bedelinden kaynaklanan maddi tazminatın davalının poliçe limitinden kaynaklanan 120.000,00-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi 11/10/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.197,20-TL harçtan peşin olarak alınan 5.467,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.730,14-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davalının sorumluluk sınırları dahilinde hüküm kurulduğundan reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 5.467,06-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 269,85-TL başvuru harcı, 3.030,30-TL keşif harcı, 1.250,00-TL keşif araç ücreti, 3.750,00-TL ATK Fatura bedeli, 916,75-TL posta ve tebligat ücreti, 8.250,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 17.466,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, Davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır