T.C.
ZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2023/158 Esas
KARAR NO: 2024/274
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/08/2021
KARAR TARİHİ: 22/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile müteveffa... ve dava dışı... aleyhine 7 örnek icra takibi yapılmak sureti ile 34.988,47-TL takip çıkışı üzerinden icra takibi başlatıldığını ve işbu takibe dayanak olarak 30.11.2015 tarihli 10.10.2016 vade tarihli 23.7750,00.-TL lik senedin gösterildiğini, ancak davacı müvekkillerinin alacaklı olduğunu iddia eden yana böyle bir borcu bulunmadığını, öncelikle davacı müvekkillerinin böyle bir takipten haberleri olmadığı ve işbu takibini kendilerine yöneltildiğini öğrenmeleri ile bir avukata vekalet vermek suretiyle ilgili dosyaya itiraz edilmesi hususunda talimat ve gerekli ücret ve masrafı ödemelerine rağmen işbu itirazın yapılmaması neticesinde icra takip dosyasının müvekkilleri yönünden kesinleştiğini, söz konusu dosyaya itiraz edilmediği davacı müvekkillerinin banka hesaplarına haciz konulması sonrasında anlaşıldığını, sonrasında, İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile alacağa konu edilen bono bedeli ödenmek sureti ile müvekkili tarafından alındığını, işbu bononun aslı da halen müvekkilinin uhdesinde olduğunu, senet aslının müvekkilinde olduğu nazara alındığında senede dayalı olarak yapılan icra takibinin iptal edilmesi gerekeceğini, bunun yanı sıra ilgili takibe dayanak yapılan bono incelendiğinde görüleceği gibi alacaklı görünen ... ismi sonradan eklenmek sureti ile bonoya dahil edilmiş ve bir başka anlatımla bono da tahrifat yapıldığını, aynı bononun arka yüzü incelendiğinde lehtar olarak ismi sonradan eklenen ...’in bu kerre ciranta olduğunun görüldüğünü, böyle bir ekleme ya da tahrifata karşı müvekkillerinin hiçbir surette onayı olmadığı gibi imza ya da parafı da bulunmadığını, söz konusu bono ile ilgili olarak vade tarihi nazara alındığında zamanaşımı süresinin geçtiği bu nedenle işbu bononun icra takibine konu yapılamayacağı gibi sadece alacağın dava konusu edilebileceğini, bunun yanı sıra yerleşik hale gelmiş Yargıtay içtihatları nazara alındığında zamanaşımına girmiş bir bonoya dayalı olarak vade tarihinin bononun üzerindeki tarih olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağını, bir başka anlatımla hiçbir surette borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla takipte talep edilen 11.238,47-TL işlemiş faizin müvekkilini temerrüde düşürülmemiş olunması nazara alındığında faiz talep edilemeyeceğini, buna ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 25.12.2019 tarihli... Karar sayılı ilamı nazara alındığında “Zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfım kaybeden bono adi senede dönüşmemekle birlikte bu bonodan HMK'nun 202. maddesi kapsamında (yazılı) delil başlangıcı olarak yararlanılabilecektir ( Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C, 11. İstanbul 2001. s. 2302). Nitekim doktrin ve uygulamada zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bir bononun adi senede dönüşmeyeceği ancak temel borç ilişkisi bakımından delil başlangıcı teşkil edeceği noktasında tam bir görüş birliği bulunduğunu, bununla birlikte zamanaşımına uğramış bononun delil başlangıcı teşkil etmesi için de, iddia eden kişi ile karşı taraf arasında bir temel ilişkinin bulunması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davalı ile müvekkilleri arasında takip konusu dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlem yapılmadığını, davacı müvekkillerinin hiçbir kişisel tasarrufu, hiçbir kefilliği, taahhüdü yada borçlandırıcı hiçbir işlem ve eylemi söz konusu olmadığını, bu nedenle takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, belirterek, davanın kabulü ile; İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibi nedeni ile davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine ve davacı müvekkilleri aleyhine başlatılan İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibin davacılar yönünden iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapması nedeni ile ödeme emrinde yazılı miktar olan 34.988,47-TL nin % 20 si üzerinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, icra dosyası hakkında tedbir kararı verilerek yargılamanın sonuna kadar takibin durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların asıl borçlulardan ...'nın mirasçıları olması, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dair hiçbir bilginin mahkemeye bilerek ve isteyerek paylaşılmaması, müvekkilinin alacağının olduğunun mahkeme kararıyla da kabul edilmiş olması ve icra takibine konu senedin yarısının tüm fer'ileriyle birlikte tahsil edilmiş olması hususları göz önüne alındığında müvekkilinin alacaklı olduğu açık olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ... ile dava dışı müvekkili ... birlikte dükkan işletmek amacıyla kiracının ... olduğu,...'ya ait İçmeler Mah. ...Cad. No:...Marmaris-MUĞLA'daki taşınmazlar 01.04.2015 tarihinde kiraladıklarını, ancak...nın dükkanlara ait yapı kullanım iznini almamış ve bu durumu her iki müvekkilden saklamış olması sebebiyle dükkana taşınma gerçekleşememiş, dükkanların hiçbir şekilde kullanılamadığını, her yıl 1 Mayıs'ta turizm sezonunun açılması sebebiyle müvekkillerinin, malikin kendi üzerine düşen yükümlülüğü 01.05.2015 tarihine kadar yerine getirmesini beklediklerini, bu süreçte de hem dükkanların tadilatı için müvekkilleri tarafından masraf yapmış hem de toplu miktarda kira ödemesi yapıldığını, ancak 1 Mayıs itibariyle ...'nın yapı kullanma izin belgesini almaması sebebiyle kira sözleşmesi uygulanmadığını, yaptıkları ödemeleri geri isteyen müvekkillerine ise hiçbir ödeme yapılmadığını, sonraki süreçte ...'nın bu dükkanları emlakçı aracılığıyla satacağını emlakçıdan öğrenen müvekkillerinin bir an önce turizm döneminde iş yapabilmek amacıyla dükkanlardan birini - Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... mahallesi, ... mevki,... no'lu dükkan- 300.000-TL bedelle almak istediği ve taraflar ... ile ... arasında tapu devri öncesi haricen satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre tapu devri en geç 30.06.2015 tarihinde gerçekleşecek olup sözleşmenin özel şartlar başlığı altında da özellikle yapı kullanım izin belgesi alımı satıcı veya satıcının müteahhidine ait olduğu, bununla ilgili çıkacak tüm harç ve giderlerin satıcı veya müteahhidi tarafından ödeneceğinin şart koşulduğunu, müvekkillerinin kira sözleşmesine ve tadilatlara ilişkin ödediği bedellerin iadesi yapılmayınca, iş bu meblağların satış bedelinden düşülmesi konusunda haricen anlaştıklarını, ayrıca sözleşme uyarınca 20.000-TL de banka aracılığıyla ...'nın hesabına gönderildiğini, dava dışı müvekkili ...'in banka hesabı bulunmamakta olup işlemin ... Bankası Şubesinden gerçekleştiğini, ancak mülk sahibi ...'nın yine üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğundan tapu devrinin gerçekleşmediğini, müvekkillerinin gerek elden gerekse banka aracılığıyla yapmış oldukları toplam 77.500-TL'lik ödeme sonucunda sadece ...'nın o dönem Marmaris'teki avukatı Av. ... aracılığıyla müvekkillere 30.000-TL elden ödeme yapılmış, ancak kalan 47.500 TL'yi müvekkillerinin o an için ödeyemeyeceklerini, kendilerinin 1 sene vadeli senet verebileceklerini söylediklerini, müvekkillerinin de bunu kabul ettiklerini, iş bu senedin icra takibine konu senet ve davaya konu senet olduğunu, davaya konu 30.11.2015 düzenleme, 10.10.2016 vade tarihli, 47.500 TL bedelli senet ile ilgili olarak dava dışı müvekkili ...'in alacaklı, ... ile ...'nın borçlu olduğu İzmir ... İcra Müdürlüğünün... Esas numaralı icra takip dosyası açıldığını, her iki borçlu tarafından açılan icra takibine itiraz davasında, İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasında, senet alacaklıların ... ve ... olmasından kaynaklı olarak talebin kısmen kabulü ile takip dosyasındaki ödeme emrinin 23.750-TL (senet bedelinin yarısı) asıl alacak, 150,31- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.900,31-TL alacak üzerinden takibin devamına karar verildiğini, davacılardan ...'nın kararı istinaf etmesine rağmen İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ... Karar sayılı kararı uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kesin karar verildiğini, takip dayanağı bononun incelenmesinde; borçlular ... ve ... tarafından 30/11/2015 düzenleme tarihli 10/10/2016 ödeme tarihli 47.500,00-TL bedelli olarak ... ve ... emrine düzenlendiğini, takibin ... tarafından başlatıldığını, davacılar vekili borca ve faize itiraz ettiğinden mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda takipte talep edilen işlemiş faizin gerçeği yansıttığını, borçlunun borca itirazını İİK'nun 169/a maddesinde belirtilen belgelerden biri ile ispatlayamadığı, talep edilen faiz miktarının yerinde olduğu, takip tarihi itibari ile geçerli olan % 10,50 oranında avans faizi talep edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını ve lehdarlardan birisi senetten doğan hakkın ancak yarısını talep edebileceğinden borçlunun alacaklıya talep edilen miktarın yarısını ödemekle sorumlu olduğunu mahkemece davanın kısmen kabulü ile 23.750,00 TL asıl alacak ve 150,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.900,31 TL alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiş olmasının yerinde olduğunu, dava dışı müvekkili ...'in alacağı tahsil edilmiş olup senetteki bakiye alacağın yani müvekkili ...'in alacağının tahsili amacıyla da alacaklısının ...'in borçluların ... ve ... olduğunu, 30.11.2015 düzenleme, 10.10.2016 vade tarihli, 47.500 TL bedelli senet ile ilgili olarak İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. no'lu dosyasından asıl alacak tutarı 23.750 TL olmak üzere iş bu davaya konu icra takibi açıldığını, dosya borçlularından ...'nın vefatı sebebiyle verilen yetki belgesi uyarınca İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Karar numaralı dosyasından veraset ilamı alındığını, ...'nın mirasçıları ise icra takip dosyası borçlularından ... ile iş bu menfi tespit davasını açan davacılar ... ile ... olduğunu, ... ile ...'nın icra takip dosyasına borçlu olarak eklenmesini, taraflara ödeme emri gönderilmesi üzerine de iş bu dava açıldığını davacıların mesnetsiz iddialarla, daha evvel ... ile mirasbırakan ...'nın sadece süreci uzatmak maksadıyla hukuki yollara başvurduğu gibi, borçtan kaçınmak amacıyla iş bu menfi tespit davasını açmaları sebebiyle ihtiyati tedbir talepleri ile davanın reddine ve davacılar aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, İİK.nun 72. maddesi uyarınca açılmış Menfi Tespit Davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri Mutlak Ticari Davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar Nispi Ticari Davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Somut olayda; Dava, Menfi Tespit Davasıdır. İzmir ... İcra Dairesi'nin...E. No'lu icra takibindeki borcun dayanağı 30.11.2015 tanzim tarihli bono olarak belirtilmişse de davalının cevap dilekçesinde; davacıların asıl borçlulardan ...'nın mirasçıları olduğu, Muğla ili, ... ilçesi,... mahallesi,... mevki, ... no'lu dükkan- 300.000-TL bedelle taraflar ... ile ... arasında tapu devri öncesi haricen satış sözleşmesi imzalandığını, ancak mülk sahibi ...'nın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğundan tapu devrinin gerçekleşmediğini, lehtar olarak ismi geçenlerin gerek elden gerekse banka aracılığıyla yapmış oldukları toplam 77.500-TL'lik ödeme sonucunda sadece ...'nın o dönem Marmaris'teki avukatı Av. ... aracılığıyla müvekkillere 30.000-TL elden ödeme yapılmış, ancak kalan 47.500-TL'yi müvekkillerinin o an için ödeyemeyeceklerini, kendilerinin 1 sene vadeli senet verebileceklerini söylediklerini, lehtarların da bunu kabul ettiklerini öne sürdükleri görülmektedir.
Davalı tanığı ...'in ise beyanlarında;... ve ...'in amcaları olduğunu, ...'in Marmaris'te ayakkabı ve çanta üzerine dükkan işletmekte olduğunu, 2015 yılında... ve ...'in ...'nın Marmaris İçmelerde Cumhuriyet Caddesinde bulunan 3 adet dükkanını kiralamak istediklerini, dükkanların kiralandığını, 3 dükkanın diğer amcası olan ...'e kiralandığını, kira sözleşmesinin ... adına yapıldığını hatırladığını, ancak dükkanın yapı kayıt belgesinin olmadığını sonradan öğrendiklerini, turizm sezonun yaklaştığını, ancak dükkanların hala açılmadığını, dükkanları kiralayan emlakçının...beyin dükkanları satmak istediğini ve tanesinin 300.000-TL gibi bir meblağa satılacağını söylediğini, bunun üzerine amcalarının 6 numaralı dükkanı satın aldıklarını, dükkan satın alındığı zaman öncesinde kararlaştırılan kira bedelinin dükkanın bedeli olan 300.000-TL'den düşüleceği hususunda anlaşıldığını, ödemeleri ...'in yaptığını, 6. Ayın sonuna kadar dükkanın devri ...'e yapılmazsa sözleşmeden vazgeçileceğinin konuşulduğunu, ancak sonrasında dükkan devrinin yapılamadığını, aralarındaki tüm sözleşmelerin iptal edildiğini, tarafların birbirlerinden olan alacaklarına ilişkin olarak 47.500-TL'lik senet imzalandığını, senedi alacaklı olarak imzalayan kişinin ... olduğunu, dükkan devri yapılmayınca...'in dükkanı almaktan da kiralamaktan da vazgeçtiklerini, toplamda 77.500-TL ödemenin 30.000-TL'sini ...'nın avukatı aracılığıyla elden ...'e yaptığını, işbu senetin kalan miktara ilişkin olduğunu, kalan 47.500-TL'nin ödemesinin yapılmadığını, borcun temelinde bu ilişkinin bulunduğunu belirttiği görülmektedir.
Her ne kadar dava İzmir... İcra Dairesi'nin... E. No'lu icra takibi nedeni ile davacıların borcunun bulunmadığının tespitine ilişkin ise de; sözü geçen icra takibinde takibe dayanak belge olarak ... ve ... tarafından ... ve ... emrine düzenlenmiş olan, 30/11/2015 düzenleme ve 10/10/2016 ödeme tarihli, 47.500,00-TL bedelli bononun gösterilmiş olduğu, bononun temelindeki ilişkide ise gayrimenkul satışının bulunduğu anlaşılmakla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması gerektiği değerlendirilmiştir. Öte yandan; HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü mahkemesince re'sen gözetilmelidir. Bu durumda mahkememizce, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-. DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZ OLMASI NEDENİYLE dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile;
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
İZMİR 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın daha önce İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğinden dosyanın yargı yeri belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 22/03/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza