T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/162 Esas
KARAR NO : 2024/624
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 23/02/2023
KARAR TARİHİ: 02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Davalı, davaya konu hasardan sorumludur. Davaya konu alanda bulunan yüksek gerilim hatların yapımından, bakımından, işletmesinden sorumlu olan ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'dir. Davalının kusursuz sorumluluğu bulunmaktadır. Davalının Kusursuz Sorumluluğu Bulunmaktadır. Kaldı Ki, Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin Kusurlu Olduğu Sunmuş Olduğumuz Delillerle Sabittir.
Yangının, davalı şirketin kurulum, bakım ve onarımında sorumlu olduğu elektrik hattındaki kablolardan çıkan kıvılcılar neticesinde çıktığı, delillerimiz arasında sunduğumuz iddianame, tanık ifadeleri, hasar tespit raporu, fotoğraf ve sair delillerle sabittir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. Maddesi, sigortacıya, ödediği tazminatı, haksız fiil ile zarara sebebiyet verenlerden ve bu zarardan sorumlu olanlardan halef olarak talep etme hakkı tanımaktadır. Arabuluculuk görüşmesinde de olumlu sonuç alınamadığından, 08.06.2021 tarihinde davalıya ait enerji nakil hatından çıkan yangın nedeniyle dava dışı sigortalıya ödenen 1.457,00-TL’nin yangından sorumlu olan davalıdan rücuen tahsil etme gereği hasıl olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin sair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 12.416,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline ve dava giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim." şeklinde dava ve talep ettiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
1-. Dava, davacının Bitkisel Ürün Sigortası Poliçesi kapsamında ödemiş olduğu tazminatın rücuen tahsili amacıyla açılmış Alacak Davasıdır.
2- Davacı, İzmir ili Tire ilçesi Merkez Akçeşehir köyünde kendine ait buğday ürünün 08/06/2021 tarihli yangında yanmış olması nedeniyle ödediği meblağın davalı...Elektrik Dağıtım'dan rucüen tazminini talep etmektedir.
3- Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanmamaktadır. Çünkü sigorta poliçesi sigorta şirketi ile sigortalısı arasında olup, zarar gören sigortalı ile zarar veren davalı arasında Haksız Fiil İlişkisi bulunmaktadır. Davacı, sigortalının zararını poliçe gereği tazmin ettiği için sigortalısının kanuni halefi olmakta ve hukuken onun yerine geçmektedir:
TTK'nun 1472. maddesinde düzenlenen Halefiyet; yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve böylelikle dava, tazmin edilen bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası aslında bir tazminat davası olup bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir Eda Davasıdır. Rücu, sigortacının ödediği bedelle sınırlı olduğundan sigortacı Cüz'î Halef olmaktadır. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun Kanunî Halefi olacağı hususu ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış, velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği, sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahıslara karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği, doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
5- Davacı, bu davayı sigortalının halefi olarak açtığına göre, Görevli Mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir tüketici dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Özetle; eldeki davanın davacısının şirket olması davayı tek başına ticari dava halinde getirmemektedir. Görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınması gerekmekte olup, davacının sigortalı ile davalı arasındaki bu ilişki Haksız Fiil İlişkisidir. Davacı sigorta şirketi ise sigortalısının zararını poliçe gereği tazmin ettiği için sigortalısının kanuni halefi olmakta ve hukuken onun yerine geçmekte ve bu haksız fiil neticesinde sigortalısının halefi olarak yerini almaktadır. Bu bağlamda, Bitkisel Ürün Sigortası Poliçesi ile sigortalanmış olan sigortalının (selefin) çiftçi olması, tacir olmaması, bu nedenle davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi nisbi ticari dava da sayılamayacağı anlaşılmakla; haksiz fiilden kaynaklanan uyuşmazlığın genel mahkeme niteliğindeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görülüp sonuçlandırılması gerektiği yönündeki değerlendirmeyle aşağıdaki şekilde mahkememizin görevsizliğine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1-c, 115/2 madddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2- HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3- Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli Mahkemede nazara alınmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza