T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/164 Esas
KARAR NO : 2025/268
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/02/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; 25.05.2022 tarihinde, davacı... sevk ve idaresinde bulunan...plaka sayılı motosiklet ile, kaza tarihinde davalı şirket tarafından ZMMS sigortalı ... plakalı, ... poliçe numaralı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde davacı... yaralandığını, fakat anılan kazada davacı kusursuz olduğu gerek kaza tespit tutanağı ile gerekse dilekçeleri ekinde sunulu Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın... Soruşturma numaralı dosyası kapsamında alınan kusur bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, davacının vücudunda oluşan kalıcı sakatlık oranı ve geçici iş göremezlik süresinin tespiti için Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan rapor almış bulunduklarını, buna göre davacının vücudunda %4 oranında kalıcı sakatlık, 90 günlük de geçici iş göremezlik meydana gelmiş olup, 06.12.2022 tarihli rapor ile sabit olduğunu, Yine aynı raporda, davacı SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin 2.000,00-TL civarında olacağı belirtildiğini, KTK md. 97 uyarınca davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, KTK md. 97 uyarınca, tüm evraklarla birlikte eksiksiz şekilde 13.12.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulmasına karşın davalı sigorta şirketi tarafından 15 günlük süre içerisinde ödeme yapılmadığı gibi davalı sigorta şirketince herhangi bir cevap da verilmediğini, kaza nedeniyle uğradığı ve işbu davamıza konu tüm zararlarından, kazada kusuru bulunan...plakalı, ... poliçe numaralı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketi sorumlu olmakla huzurdaki dava bu gerekçeyle ikame edildiğini, HMK m. 107 uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak ve gerçek zararın belirlenmesinin ardından arttırılmak kaydıyla Davamızın kabulü ile, davacının Geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı iş ve kazanç kaybı için şimdilik 100 TL Sürekli kısmi iş göremezliği (kalıcı sakatlığı) nedeniyle çalışma ve beden gücü (efor) kaybı için şimdilik 100 TL Tedavi giderleri için şimdilik 100 TL, olmak üzere şimdilik toplam 300,00 TL'lik maddi zararın, davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile; 15.046,27 TL geçici iş göremezlik tazminatı alacaklarını ve 12.818,24 TL tedavi giderleri alacakları olmak üzere ıslah ettiklerini ve toplam 27,864,51 TL'nin kaza (haksız fiil) tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde;...plakalı araç 25.05.2022 tarihinde,...'a ait davalı şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkemeniz aksi kanaatte ise bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesine, Mahkemeniz aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddine, Mahkemeniz aksi kanaatte ise ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur durumuna ilişkin rapor alınmasına, ATK... İhtisas Dairesinden maluliyet oranına ilişkin rapor alınmasına, Aktüer bilirkişiden tazminat hesabına ilişkin rapor alınmasına, SGK'ya müzekkere yazılarak davacı tarafa geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi ya da rücuya tabi başkaca bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına müzekkere yazılarak davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasına, Temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekâlet ücretine karar verilmemesine; yargılama gideri ve vekâlet ücretimizin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası,Sağlık Kurulu Raporu, bilirkişi raporları, delil olarak değerlendirilmiştir.
Tarafların kusur durumlarının tespiti bilirkişiden alınan 22/07/2023 tarihli rapora göre; "...Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından Bilirkişinin uyacağı rehber ilkeler ve Bilirkişi Raporlarında bulunması gereken standartlar başlığında 07.09.2020 tarihinde 32 maddelik bir talimat yayımlanmıştır.
Bu talimatın 27 maddesinde açıkça belirtilen " Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmesiyle mümkündür ve sadece hakimin yetkisindedir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli tali kusurlu kusursuz yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz. Aksi yöndeki tutum bilirkişilik görevinin sınırlarını aşmayı ve hakimin yerine geçmeye ifade eder" denilmektedir. Yine bu husus İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından da tarafımıza bildirilmiştir. Bu gerekçe ile tebliğ gününden itibaren raporlarda kusur dağılımı yapılmamaktadır.
Bu hali ile;
-... plaka sayılı davalı sigorta poliçeli araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/a-b ve 56/a maddelerini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen hatası ile etken olduğu.
-... plaka sayılı davacı motosiklet sürücüsü ... kazanın oluşumunda atfedilecek her hangi bir hatası ve kural ihlali görülmediği.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 15/11/2023 tarihli rapora göre; "...Bu bulgulara dayanılarak 11.04.2003 doğumlu ...'da 25.05.2022 tarihli olaya bağlı olarak oluşan engellilik oranı, istem yazınızda belirtildiği üzere “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” (Resmi Gazete, 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı) göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde;
Şahsın engellilik oranına neden olacak ve değerlendirmeye esas yönetmelikte karşılığı bulunan bir arızasının bulunmadığı, dolayısıyla engellilik oranının 00 (yüzde sıfır) olduğu mütalaasına varılmıştır.
Tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa kesin iyileşme süresinin kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği,
Davacının bu kaza nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin ne kadar olabileceği hususunun Sosyal Güvenlik Uzmanı bir bilirkişi tarafından belirlenmesinin uygun olacağı mütalaasına varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Adli Tıp Kurumundan alınan 13/08/2024 tarihli rapora göre; "...Mevcut belgelere göre;
bbb oğlu, bbb doğumlu, ...’ın 25/05/2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih, 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde;
1.Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği,
3.SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerini hesaplanmasının Kurumumuzun görev kapsamı içerisinde bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 10/02/2025 tarihli rapora göre; ; "...
25.05.2022 tarihinde yaralanan bbb'ın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 15.046,27 TL olduğu,
-Sürekli maluliyetten kaynaklı zararının bulunmadığı,
-SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 1.834,24 TL olduğu,
-İleriye dönük muhtemel tedavi giderinin 8.000,00 TL olduğu,
-FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 2.184,00 TL olduğu,
-Tedavi ile ilişkili muhtemel ulaşım giderinin ise 800,00 TL olabileceği,
Davacının toplam maddi tazminat alacağının 27.864,51 TL'ye tekabül ettiği,
Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 500.000,00 TL olduğu kanaatiyle,." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı ve tedavi gideri zararlarının, zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazmini talepli maddi tazminat davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyet ve geçici iş gücü kaybı meydana gelip gelmediği, kaza nedeniyle SGK sorumluluğu kapsamı dışında kalan tedavi giderlerinin bulunup bulunmadığı ve bu tazminat kalemlerinden dolayı davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı noktalarında toplanmaktadır.
3-Dosya kapsamının incelenmesinden davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı motosiklet ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı şirket nezdinde KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı araç arasında 25/05/2022 tarihinde çift taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiği,... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 18/03/2022-18/03/2023 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve kazanın poliçe vadesi içerisinde meydana geldiği görülmüştür.
4-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete posta yoluyla gönderdiği ve evrakın 13/12/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine teslim edildiği ve sigorta şirketinin 24/12/2024 tarihinde temerrüde düştüğü, KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.
5-Mahkememizce kaza tespit tutanağı, poliçe, ceza dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporu, kusura yönelik bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
6-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
7-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı noktasındadır.
Taraflarca kaza tespit tutanağında anlatımı yapılan kaza oluş şekline ilişkin bir itiraz ve farklı bir kaza oluşu iddiası bulunmadığından keşif yapılmasına gerek görülmemiş, kaza tespit tutanağı dikkate alınarak adli trafik bilirkişiden rapor alınmıştır. Dosyaya sunulan 22/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı dava dışı ...'ın KTK'nın 52/a-b ve 56/a maddesine yönelik kural ihlali bulunduğu, davacı araç sürücüsünün ise bir kural ihlalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davalı vekilince rapora karşı sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, kaza tespit tutanağında trafik ekiplerince mahkememize sunulan raporla uyumlu şekilde kazanın davalının sigortalısı araç sürücüsü ...'ın kusur ve kural ihlali neticesinde meydana geldiği, davacının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, ceza soruşturması dosyasına sunulan 10/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda da benzer yönde değerlendirme yapıldığı, davalı tarafça davacıya ait aracın viraja süratli girerek kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülmüş ise de davacıya ait aracın hızının ne olduğuna dair dosya kapsamında bir tespit bulunmadığı gibi kazanın davacının seyrini sürdürdüğü şeritte meydana geldiği ve davalının sigortalısı araç sürücüsünün şerit ihlalinin kazaya sebebiyet verdiği dikkate alındığında davalının sigortalısının asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği değerlendirilmiş ve davalının sigortalısı dava dışı ...'ın asli ve %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
9-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 25/05/2022 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerinErişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 09/11/2023 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybının bulunmadığı(%0) ve 6 ay süreyle geçici iş göremezlik süresinin bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Taraf vekillerince rapora karşı sair itirazlar ileri sürülmüş olup, dava öncesinde davacı tarafça Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 06/12/2022 tarihli maluliyet raporunda davacının %4 sürekli maluliyetinin bulunduğu ve 90 günlük geçici iş gücü kaybı süresi öngörüldüğü, mahkememize sunulan E.Ü.T.F.'nin 09/11/2023 tarihli maluliyet raporuyla D.E.Ü.T.F.'nin 06/12/2022 tarihli raporları arasında çelişki meydana geldiği gözetilerek dosya Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulu'na tevdi edilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği yeni bir rapor alınmasına karar verilmiştir.
ATK Adli Tıp...İhtisas Kurulu'nun 28/06/2024 tarihli raporunda davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyetinin bulunmadığı ve geçici iş göremezlik süresinin 3 aya kadar uzayabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı taraf vekillerince itirazlar ileri sürülmüş ise de, itiraz dilekçesi içeriklerinde ATK Maluliyet raporunun hangi yönden hatalı olduğuna dair somut bir itiraz nedeni gösterilmediği, örneğin davacının vücudunda hangi yaralanmasının sürekli maluliyet teşkil ettiğinin açıkça gösterilmediği, bu haliyle maluliyetin bulunmadığına yönelik itirazların soyut nitelikte kaldığı, E.Ü.T.F. Raporu ile ATK Adli Tıp ...İhtisas Kurulu raporlarının birbirini doğrular nitelikte oldukları, davacının mevcut yaralanmalarının sürekli maluliyet teşkil edecek nitelikte olmadıkları anlaşıldığından rapora karşı itirazlar yerinde görülmemiş, geçici iş gücü kaybı süresi yönünden ATK'nın 3 aylık geçici iş gücü kaybı süresi dosya kapsamına ve yaralanma bölgesine göre makul sayıldığı ve dava dilekçesinde de "90 günlük de geçici iş göremezlik meydana gelmiş olup" şeklindeki davacı kabulünün de 90 günlük geçici iş gücü kaybı olduğu gözetilerek ATK raporu hükme esas alınmıştır.
10-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının geçici iş gücü kaybı süresinde 15.046,27-TL geçici iş gücü kaybı zararı oluşacağı, SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 1.834,24-TL, ileriye dönük tedavi giderinin 8.000,00-TL, FTR uygulamasından kaynaklanan tedavi giderinin 2.184,00-TL, tedavi nedeniyle ulaşım giderinin 800,00-TL olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davalı vekili tarafından rapora karşı sair itirazlar ileri sürülmüş ise de düzenlenen raporun yerleşik Yargıtay uygulamasına göre düzenlendiği, asgari ücret düzeyindeki gelir esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaların yerinde olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesinin; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler", Türk Borçlar Kanununun 51. Maddesinin ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümlerinin haiz olduğu, bu çerçevede davacının kaza nedeniyle tedavi giderleri yönünden oluşan zararının hekim bilirkişi tarafından yaralanmanın ağırlığına göre muhtemel olarak belirlenmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından itirazlar yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi raporunda davacının vücuduna uygulanan plak vidanın bir süre sonra çıkarılması gerektiği ve bu tedavi giderinin 8.000,00-TL ek harcamaya sebebiyet vereceği, ayrıca davacının kaza nedeniyle ortopedik rehabilitasyon amaçlı fizik tedavi görmesi gerekeceği, 15 birim FTR uygulaması nedeniyle 2.184,00-TL FTR gideri zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiş ise de, 6111 kanunla değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır" hükmü uyarınca kaza sonrası davacının ameliyat vb. Giderlerinin SGK tarafından karşılanacağı, davacının tekrar ameliyat olarak çıkarılacak olan vidanın çıkartılması işlemlerinin belgesiz tedavi gideri olarak kabul edilemeyeceği değerlendirildiğinden bu yöndeki bilirkişi görüşü hükme esas alınmamış ve davacının 8.000,00-TL'lik ileriye dönük tedavi gideri talebini SGK'ya yöneltebileceği kabul edildiğinden bu yöndeki talep pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilmiştir.
Fizik tedavi amaçlı tedavi gideri zararı yönünden yapılan incelemede Sağlık Uygulama Tebliği(SUT) 2.4.4.F-1 hükmü uyarınca SGK'nın 30 seansa kadar tedavi hizmetlerini uzman hekim raporu ile, 30-60 seans arasındaki fizik tedavi hizmetlerinin ise uzman hekim ve sağlık kurulu raporuyla karar verilmesi halinde karşılanacağı, 60 seans üzerinde fizik tedavi ihtiyaçlarının da yine 3.basamak tedavi kuruluşlarının sağlık kurulu raporlarına istinaden SGK tarafından karşılanacağı düzenlenmiş olup, davacı tarafça SGK tarafından karşılanmayan bir fizik tedavi ihtiyacı bulunduğuna dair somut bir delil ve iddia gösterilmediği, bu haliyle davacının tedavi sonrasında ihtiyaç duyacağı fizik tedavi hizmetlerinin SGK sorumluluğu kapsamında olacağı dikkate alınarak fizik tedavi giderlerinin de pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 52/1. Maddesi uyarınca müterafik kusur şartları resen değerlendirilmesi gereken hususlardandır. Dava konusu kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağında davacının kaskının takılı olup olmadığına dair bir tespitin bulunmadığı, davalı tarafça davacının kaskının takılı olmadığına yönelik somut bir delil gösterilmediği gözetilerek müterafik kusur indirimi şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
11-Davacı vekili dava dilekçesiyle dava değerini 15.046,27-TL geçici iş gücü kaybı ve 12.818,24-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 27.864,51-TL'ye yükseltmiştir.
Mahkememizce yukarıda açıklandığı üzere davacının 15.046,27-TL geçici iş gücü kaybı ile 1.834,24-TL belgesiz tedavi gideri ve 800,00-TL tedavi amaçlı ulaşım giderini davalıdan talep edebileceği değerlendirildiğinden davanın bu miktarlar üzerinde kısmen kabulüne karar verilmiş olup davanın 17.680,51-TL üzerinden kısmen kabulüne, sürekli iş gücü kaybına yönelik talebin esastan reddine, ileriye dönük tedavi gideri talebinin ve FTR gideri talebinin ise usulden reddine karar verilmiştir.
Kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçe teminatı sürekli iş göremezlik zararı yönünden 500.000,00-TL ve tedavi giderleri yönünden de ayrıca 500.000,00-TL olduğu, hükmedilen tazminatların poliçe teminatları sınırlarında olduğu anlaşıldığından ayrıca daha az bir sorumluluk miktarı belirlenmemiştir.
Tazminat miktarına davacı tarafça dava öncesinde yazılı başvuruda bulunulduğu ve davalı sigorta şirketinin 13/12/2022 tarihinde başvuru evrakını tebliğ aldığı, 8 iş günü yasal ödeme süresi sonunda 24/12/2022 tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü gözetilerek 24/12/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
12-Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
A-14.046,27-TL geçici iş gücü kaybından kaynaklanan, 1.834,24-TL SGK sorumluğunda olmayan belgesiz tedavi gideri ve 800,00-TL tedaviye bağlı ulaşım gideri olmak üzere toplam 17.680,51-TL maddi tazminatın davalının poliçe limitinden kaynaklanan sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi 24/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Sürekli iş gücü kaybına yönelik talebin reddine,
C-8.000,00-TL ileriye dönük tedavi gideri ve 2.184,00-TL FTR uygulaması tedavi giderine ilişkin taleplerin SGK sorumluluğu kapsamında kaldığı gözetilerek bu kısım yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.207,75-TL harçtan peşin olarak alınan 179,90-TL ile ıslah harcı olarak alınan 473,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 554,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 17.680,51-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi(100,00-TL sürekli iş gücü kaybı esastan red ve 10.184,00-TL usulden red) uyarınca reddedilen maddi tazminat uyarınca davalılar yararına takdir edilen 1.729,44-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL. ile ıslah harcı olarak yatırılan 473,00-TL toplamı 652,90-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL. başvuru harcı ile 662,00-TL posta ve tebligat ücreti, 1.160,00-TL Ege Üniversitesinin sağlık kurulu fatura bedeli, 4.875,00-TL ATK fatura bedeli, 4.300,00-TL bilirkişi ücreti ile 1.500,00-TL Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi rapor düzenleme ücreti toplamı 12.676,90-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 8.014,95-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır