T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/211 Esas
KARAR NO : 2024/955
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2022
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; “Davalının Torbalı İcra Müdürlüğünün... E. sayılı takibe vaki haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline, Takibin devamına, % 20 den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talebidir.” konulu dava dilekçesinde iş bu rapor açısından kısaca aşağıdaki hususları belirtmektedir: Davacı yanın, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağı bulunduğu, alacak bakiye tutarının 140.438,55-TL olduğu, - Davacı yanca tanzim edilen faturaların davalı işletmeye usulüne uygun tebliğ edildiği ve davalı yanca bu faturaların ticari defter kayıtlarına alındığı, - Ancak davalı işletme tarafından dava/takip konusu faturaların zamanında ödenmemesi nedeniyle davacı yanca tahsil amacıyla davalı işletme ile iletişime geçilmişse de bu kapsamda sonuç alınamadığı, Bu nedenle dava/takip konusu alacağın davacı yanca bu kez icra ile tahsili yoluna gidildiği ve bu amaçla Torbalı İcra Dairesi nezdinde... Esas sayılı takip işlemi başlatıldığı, Bahsi geçen icra dosyasına davalı yanca süresi içerisinde itiraz edilmesi suretiyle ilgili icra müdürlüğünce takip işleminin durdurulduğu, Her ne kadar davalı işletme tarafından takip işlemine itiraz edilmişse de, herhangi bir somut veri sunulmadığından yapılan itirazın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve davalı işletmenin kötü niyetli olarak yaptığı itirazı sonucunda davacının alacağına kavuşmasının geciktirilmesinin amaçlandığı, Devamında 28/10/2022 tarihli ve...arabuluculuk dosya numarası ile başvurucusunun davacı yan olduğu arabuluculuk sürecinin işletildiği, bir oturumdan ki olarak katıldığı oluşan bu süreçte, 18/11/2022 tarihli oturuma taraf vekillerinin ve yapılan müzakereler neticesinde bu sürecin “anlaşamama” ile neticelendiği, Bu nedenle de iş bu davayı açma zorunluluğunun doğduğu belirtilmektedir. Netice itibariyle davacı vekilince, dava dilekçesinde; itirazın iptali, takibin devamı ve davalının % 20'den aşağı olmamak kaydıyla “İcra İnkar Tazminatı” na mahkum edilmesi, iddia ve talep edilmektedir. " şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafların cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
1-Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
Uyuşmazlık; Torbalı ... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı takip dosyasının takip talebinde tarih ve fatura numaraları belirtilen faturalarda belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2- Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
3- İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
4- Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
5- Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
6- Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 20/09/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda;
İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyası, ekleri ve tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, gerekçeleri detaylı bir şekilde rapor içeriğinde belirtildiği gibi, takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Tarafların sayın Mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı,
Buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK'nın 222. md.sine göre “Takdiri Delil” sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Tarafların iddia ve savunmaları ile birlikte dosya kapsamı kül halinde dikkate alınarak incelendiğinde tarafların ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacı işletme davalı işletmeden her ne kadar 134.022,19-TL tutarında alacaklı görünse de; 13/10/2022 tarihli takip işleminden sonra, 14/10/2022 tarihli fatura ve ödeme işlemleri sonucunda davacı işletmenin davalı işletmeden 123.457,47-TL tutarında alacaklı olduğu,
Alacağın dayanağının ise cari hesap bakiyesinden kaynaklandığı görüş ve kanaati hasıl olmaktadır şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
7- Netice itibariyle; Mahkememizce yapılan tacir araştırmasından davacının bilanço esasına göre defter tutmakta olduğu ve 1. sınıf tacir olduğu, tarafların incelenen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, tarafların ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacı işletme davalı işletmeden her ne kadar 134.022,19-TL tutarında alacaklı görünse de; 13/10/2022 tarihli takip işleminden sonra, 14/10/2022 tarihli fatura ve ödeme işlemleri sonucunda davacı işletmenin davalı işletmeden 123.457,47-TL tutarında alacaklı olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmaktadır. Tarafların rapora karşı itiraz dilekçesi sunmamış oldukları görülmekle aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu görülen 20/09/2024 tarihli bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek davanın kabulü yönünde aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-. Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının Torbalı İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 123.457,47-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 24.691,50-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 8.433,37-TL harçtan peşin alınan 2.398,34-TL'nin mahsubu ile bakiye 6.035,03-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13,14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 2.742,74-TL'sinin davalıdan, bakiye 377,25-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 16.981,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 2.750,00-TL Bilirkişi ücreti, 593,50-TL posta ve tebligat ücreti ile Başvurma Harcı, peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan 2.490,54-TL harç olmak üzere toplam 5.834,04-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre takdiren 5.128,61-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip...
¸e-imza
Hakim...
¸e-imza