T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/289 Esas
KARAR NO : 2025/515
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2023
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkil şirket ticari işlerinde kullanılmak üzere davalı yandan 25.01.2021 tarihinde ... Marka, 2020...Model,...Şasi Numaralı 0 Km bir araç satın almıştır. 200.078,11 TL'ye satın alınan araç... sayılı plaka ile tescil edilmiştir. Söz konusu araç sıfır ve garantili olmasına rağmen ekli servis belgelerinden anlaşılacağı üzere sık sık aynı arızayı vermekte günlerce davalı yan servisinde kalmaktadır. Araç halen daha sürekli olarak motor yağı eksiltmekte olup her 1000 km'de yağ ilavesi tavsiye edilmiştir. Ancak işbu durum emek, takip, külfet ve masraf doğurduğu gibi araç ve sürücüsü için de tehlike arz etmektedir. Araçta kronik olarak tekrarlanan arızalar imalattan kaynaklanmakta olup kullanıcıya atfedilecek herhangi bir kusur bulunmaktadır. İzmir ... Sulh Hukuk Mah. ... D. İş sayılı dosyasında yaptırılan tespitte; aracın yağ yakıp yapmadığının fiziki olarak (normalin üzerinde eksiltme yapıp yapmadığını) tespiti için en az üç kez 1.000'er km'lik alınması gerektiği ve bunun Değişik dosyasında yapılmasının mümkün olmadığı, araçtaki yağ eksiltme, Su eksiltme ve fren problem ve şikayetleri ile ilgili olarak, garanti kapsamındaki araçtaki anılı şikayet ve problemlerin kullanımdan kaynaklandığı, kullanıcı hatası olduğuna dair herhangi bir tespitin olmadığı, iş emirleri üzerinde de yetkili servisin bu yönde bir tespiti olmadığı, tarafımızca da bu yönde bir iz ve sonuca ulaşılmadığı rapor edilmiştir. Görüldüğü üzere arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı da teknik olarak ortaya koyulmuştur. Davalı satıcının yetkili servisi tarafından defaatle denenmesine rağmen tamirin yapılamamış olması araçta ağır kusurdan kaynaklı imalat ayıbı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Araçtaki imalattan kaynaklı ayıp her seferinde yetkili servise bildirilmiş olup davalı yan söz konusu ayıptan ilk arızadan beri haberdar olmuştur. Yine değişik iş dosyası ile de ayıp bildirilmiştir. Dava konusu ayıp kullanımla ortaya çıkan bir ayıp olup TTK'nın atıf yaptığı TBK’nın ilgili düzenlemeleri uygulama alanı bulacaktır. TBK’nın 223. Maddesinin ikinci fıkrasında, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde ayıp için 8 günlük inceleme ve ihbar süresi söz konusu olmayacaktır. Seçimlik hak olarak terditli bir şekilde öncelikle satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep ediyoruz. Zira zikredildiği üzere davalı tarafından defaatle denenmesine rağmen söz konusu ayıp / arıza giderilememiştir. İşbu talebimizin kabul görmemesi halinde aracın karar tarihindeki değerinin hüküm altına alınmasını, bunun da kabul görmemesi halinde Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılmasını talep ediyoruz. Taleplerimize ilişkin Zorunlu kanun yolu olan arabuluculuk başvurusu sonuçsuz kalmış olup... Ticari Arb. Dosya Numarası ile sonlandırılan süreçte taraflar anlaşamamıştır. Arz ve izah olunan nedenlerle satıcının sorumluluğunda olan ve gizli ayıptan doğan zararın giderilmesi için eldeki davayı ikame etme gereği doğmuştur. Arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle davamızın kabulü ile; 1-... Boxer Van Model, ... Şasi Numaralı aracın ağır kusurlu olarak imalat hatasından doğan ve süregelen gizli ayıbı / arızası nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirilmesine, 2-(1) Numaralı talebimizin kabul görmemesi veya ifa imkansızlığı olması halinde dava konusu aracın davalıya iadesi ile aracın karar tarihindeki güncel değerinin davalıdan tahsiline, 3-(1) ve (2) numaralı talebimizin de kabul görmemesi halinde Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim yapılmasına, 4-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmili ile İzmir... Sulh Hukuk Mah. ...D. İş sayılı dosyası yargılama giderinin işbu dosya yargılama giderinden sayılması ile hüküm altına alınmasına karar verilmesi arz ve talep olunur.” şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Otomotiv Servis ve Tic.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; “Davacı taraf dava dilekçesinde; aynen aktarılmak kaydıyla, Söz konusu araç sıfır ve garantili olmasına rağmen ekli servis belgelerinden anlaşılacağı üzere sık sık aynı arızayı vermekte günlerce davalı yan servisinde kalmaktadır, ifadeleriyle dava dilekçesinin eki olan iş emirlerini dayanak göstererek aracın müvekkil şirkette kaldığını ileri sürmektedir. Davacı işbu iddiasını ispatla mükelleftir. Ancak yapılacak inceleme ile görüleceği üzere dava konusu araç davacının iddialarının aksine 1 gün bile davalı müvekkil serviste kalmamıştır. Buna rağmen davacı tarafından işbu davanın müvekkil şirkete karşı ikame edilmesi açıkça Medeni Kanun'un 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Nitekim basiretli bir tacir olan davacı elbette aracını hangi yetkili servise götürdüğünü ve işbu yetkili servisin tüzel kişiliğini bilmektedir. Yada davacı tarafından dava açılırken sehven yetkili servis unvanları karıştırılarak dava müvekkil şirkete karşı açılmıştır. Her iki durumda da dava dilekçesindeki iddiaların müvekkil şirket ile alakası olmadığı sübuta ermiştir. Bu nedenle işbu davanın esasa girilmeksizin pasif husumet yokluğu ile reddi gerekmektedir. Hiçbir şekilde kabul ve beyanlarımızdan vazgeçmek anlamına gelmemesi kaydıyla, müvekkil şirketin dava konusu olayda “yetkili bayi ve servis” sıfatı bulunmaktadır. Ancak, ithalatçı firma olan ve “Barbaros Mah.... Sk. Nıdakule ... Batı Apt....Ataşehir/İSTANBUL” adresinde bulunan “... Otomotiv Pazarlama A.Ş.”nin işbu dava konusu maldan dolayı hukuken sorumluluğu bulunması nedeniyle davanın söz konusu firmaya ihbar edilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Dava dilekçesi ve ekte sunulan iş emirleri incelendiğinde; ... Otomotiv Pazarlama Ticaret A.Ş. adlı firmaya ait 10 adet iş emrinin dosyaya sunulduğu görülmektedir. Buna karşın davacı tarafından dava konusu araç müvekkil yetkili servise yalnızca 1(bir) kez başvurmuştur. Dolayısıyla davacının işbu davayı ikame ederken onarım işlemlerine ilişkin talepleri sadece müvekkil yetkili servise yöneltilmiş olması hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırıdır. na itiraz ediyoruz. Müvekkil yetkili servis tarafından yapılmayan onarım işlemleri bakımından da hiçbir şekilde hukuki sorumluluk kabul etmiyoruz. Bu sebeple davanın "... Mahallesi ... Cad. No:...Gaziemir/İzmir" adresinde mukim "... Otomotiv Pazarlama Ticaret Anonim Şirketi"nin işbu dava konusu mal üzerinde onarım işlemleri gerçekleştirmesinden dolayı sorumluluğu bulunması nedeniyle davanın ihbar edilmesini talep ederiz. Davacının ayıp iddialarının tümünün asılsız ve mesnetsiz olduğu itirazımız saklı kalmakla kaydıyla ve dava konusu malın ayıptan ari teslim edildiği gerçeği yanında her halükarda satış üzerinden 2 yıl geçmiş olup TBK m.231 uyarınca dava zamanaşımına uğramıştır. Keza dava dilekçesinde de beyan edildiği üzere dava konusu mal 25.01.2021 tarihinde satın alınmış olup 25.01.2023 tarihi itibariyle ayıp iddiası ile satıcının sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün değildir. Davacının zorunlu dava şartı arabuluculuk sürecine başvurduğu 05.01.2023 tarihinde zamanaşımı kesilmiş ise de arabuluculuk son tutanağının düzenlediği 02.02.2023 tarihi itibari ile zamanaşımı süresi işlemeye devam etmiştir. Davacı 02.02.2023'ü izleyen 20 gün içinde dava hakkını kullanmamış ve işbu davayı 29.03.2023 tarihinde ikame etmiştir. Bu itibarla, zamanaşımı itirazımız göz önünde bulundurularak işbu haksız davanın reddi gerekmektedir.Davacı yanın, dava konusu araçta var olduğunu iddia ettiği ayıp iddiasını ve sair iddialarını ve taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yan hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde ve terditli olarak "dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bunun mümkün olmaması halinde aracın güncel bedelinin iadesi bu taleplerin kabul görmemesi halinde ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılarak davalıdan tahsilini" talep ve dava etmiş olup, söz konusu talep sonucu usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Söz konusu talepler usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. İzmir .. Sulh Hukuk Mahkemes...D. İş sayılı dosyasına ilişkin yargılama giderleri müvekkilden tahsil edilemez. Davacı sonuç ve talep kısmında ... Sulh Hukuk Mahkemesi... D. İş sayılı dosyaya ilişkin yargılama giderlerinin müvekkil şirketten tahsilini talep ettiği görülmüş olup bu hususun kabulü mümkün değildir. Müvekkil şirket dava dışı...'in yetkili servis ve satış bayiisidir. Davacının iddialarının aksine dava konusu araçta ayıp bulunmamaktadır. Davacı yan, dava konusu aracı 25.01.2021 tarihinde müvekkil bayiiden ihtirazı kayıt koymaksızın satın ve teslim almıştır. Davacı yan aracı satın aldıktan sonra araç yaklaşık on bin kilometrede iken 31.05.2021 tarihinde yetkili servis olan müvekkile getirmiştir ki dava konusu araca ilişkin müvekkil şirkette mevcut tek servis kaydı da budur. Kabul iş emrinde müşterinin beyanı aynen geçirilir ve beyan uyarınca kontroller yapılır. Davacının beyanı üzerine araca yağ eklenmiş ve vites spiralleri sabitlenmiştir. Ekte sunulu 31.05.2021 tarihli kapanış iş emrinde görüleceği üzere aracın durumunun takip edileceği ve müşteriden bilgi beklendiği kayıt altına alınmıştır. 31.05.2021 tarihinden sonra davacı tarafından müvekkil şirkete hiçbir şekilde dava konusu araç getirilmemiştir. Kısacası davacı tarafından müvekkil şirkete yalnızca 1 kez başvurulmuştur. Kapanış iş emrinde tüm işlemlerin eksiksiz gerçekleştirildiği ve aracın sorunsuz şekilde teslim aldığı açıkça görülmektedir. Bu husus, davacı taraf yetkilisi tarafından ihtirazi kayıtsız imzalı iş emirlerinde açıkça görülmektedir. Hiçbir şekilde araçta ayıp olmadığına ilişkin beyanlarımızdan vazgeçmemek ve kabul manasına gelmemesi kaydıyla; dava dilekçesi ekinde sunulan iş emirlerinden görüleceği üzere davacı, araç bakımı da dahil olmak üzere, farklı bir serviste 10 defa servis kaydı oluşturduğu görülmektedir. Müvekkil şirketin yapılan bu işlemlere ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşbu iş emirleri incelendiğinde görüleceği üzere iş emirlerinin bir çoğu dava konusu aracın periyodik bakımları içermektedir. Yahut davacının iddiasının aksine yağ eksilmesi yahut su eksilmesi kronik bir arızaya delalet değildir. Keza araç kullanıldıkça benzinin bitmesi gibi araç kullanıdıkça su da bitmekte ve takviyesi gerekmektedir. Aracın deposunda bulunan benzinin aracın kullanılması sebebi ile bitmesi nasıl aracı ayıplı hale getirmeyecek ise diğer unsurlar da aynı şekilde aracın ayıplı olduğuna delalet değildir. Bu unsurlar araçta hasara neden olmamak adına araç sürücülerinin de dikkat etmesi gereken unsurlardandır. Aracın yağ uyarısı vermesine karşın yağ takviyesi yapılmaması sürtünme ile beraber yıpranmaya neden olabilir. Kronik bir arıza olduğunu kabul etmemek kaydı ile davacının iddia ettiği fren balatası arızası için de bu husus göz önünde bulundurulmalıdır. Keza fren aksamındaki arızalar pek çok kez kullanıcı kaynaklı meydana gelmektedir ki en sık rastlanan arızalardan biri halk arasında balataları yakmak olarak da bilinen araç kullanıcıların el freni çekiliyken yahut sürekli fren basılı halde aracı kullanmasından kaynaklanır. Hal böyle olunca, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kullanıcının kendi hatasından müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağı izahtan varestedir. Somut olayda davacı Dava konusu araç satın alma anında ayıpsız olarak teslim almıştır. Bu durum, ihtirazi kayıtsız imzalı fatura ile de sabittir. Daha sonraki süreçte de müvekkil şirkete herhangi bir ayıp ihbarında bulunmamıştır. Davacı tarafından İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan rapor ile davacı aracın ayıplı olduğunun tespit edildiğini ileri sürse de bu hususun kabulü mümkün değildir. Keza davacının iddiasının aksine bilirkişi tarafından dava konusu aracın ayıplı olduğunun tespiti yapılamamıştır. Davacının dava konusu malın ayıplı olduğuna ilişkin beyanları soyut iddialara dayanmaktadır. Bunun yanında bilirkişi raporundaki kullanıcı hatası olmadığı yönündeki tespitin salt davacının talep ve beyanları doğrultusunda yapıldığı kanaatindeyiz. Keza Sayın Bilirkişi, dava konusu araç bakımından kullanıcı hatası olmadığı sonucuna nereden ulaştığına ilişkin somut bir açıklama yapmamıştır. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iddia olunana arıza nedeniyle davacının bedel iadesi talebine muvafakatimiz yoktur. Dava konusu malın üretim yahut onarım kaynaklı herhangi bir ayıbının bulunduğunu kabul etmemek kaydı ile beraber davacının terditli olarak talep ettiği bedel iadesi diğer bir ifade ile ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme manasına gelmektedir. Terditli olarak seçimlik hakların kullanılamayacağı itirazımız saklı kalmak kaydı ile beraber işbu dava bakımından davacının herhangi hal ve koşulda sözleşmeden dönme hakkı bulunmamaktadır. Keza davacı yanın ticari tüzel kişiliğe sahip olması, adi sahasının bulunmaması ve bunun sonucu olarak yaptığı her işin ticari iş olarak kabul edilmesi nedeniyle davacı yan basiretli bir tacir olarak Türk Ticaret Kanunu uyarınca haklarını kullanmakla mükelleftir. Kabul etmemek kaydıyla, iddia olunan arıza aracın yenisi ile değişimini gerektirmemektedir. Davacının talebinin kabulü halinde davacının araçtan elde ettiği faydaların mahsubu gerekmektedir. Müvekkil şirket yetkili bayii ve servis olup, üretici şirket değildir. Yukarıda yer alan açıklamalarımızdan vazgeçmiş olmamak ve herhangi bir kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, müvekkil şirket... Otomotiv Pazarlama A.Ş.”'nin yetkili servis ve satış bayi olup, müvekkil şirketin söz konusu aracın üretim aşamasında meydana gelmiş olabilecek bir eksikliği bilmesi veya bilebilecek durumda olması mümkün değildir. Yukarıda arz ve izah olunanlar ışığında, Davanın usulden reddine, işin esasına girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini Sayın Mahkemenizden bilvekale arz ve talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İhbar olunan...Otomotiv Paz. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; “Davayı ve davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bir an için aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi, ayıplı maldan sorumluluğa ilişkin zamanaşımı süresinin dolmuş olması ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle, davacı yanın ayıp iddiası ile ilgili olarak Müvekkil Şirket sorumlu tutulamaz. Her ne kadar aşağıda Sayın Mahkeme'ye arz edildiği üzere araçta gizli veya açık ayıp bulunmamakla birlikte, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Sayın Mahkeme'nin dava konusu aracın ayıplı olduğuna kanaat getirmesi halinde; davacı tacir olup, Türk Ticaret Kanunu (‘’TTK’’) hükümlerine tabidir. TTK’nın ‘’Ticari satış ve mal değişimi’’ başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi:‘’Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.’’ hükmünü havidir. Hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte bir an için aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi, Kanun Koyucu ticari hayatın pratikliğini gözeterek tacirlere ayıp ihbarı için kısa süreler tanımıştır. Bu ihbar süreleri açık ayıpta aracın tesliminden sonra iki gün, gizli ayıpta ise aracın tesliminden sonra sekiz gündür. Davacı taraf ise, yasal yükümlülüklerine aykırı davranarak kendisine tanınan yasal süre içerisinde Müvekkil Şirket’e herhangi bir bildirimde bulunmamıştır. Öyle ki, dava konusu aracın güncel olarak 2 yıldan uzun süredir kullanılıyor olduğu ve davacı yanın iddiaları dikkate alındığında, Müvekkil Şirkete süresinde bir bildirim yapılmadığı açıktır. Davacı yanın, dava konusu araçta var olduğunu iddia ettiği ayıp iddiasını ve sair iddialarını ve taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydı ile, Davacı yan hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde ve terditli olarak "Dava konusu aracı davalı'dan 25/01/2021 tarihinde satın aldığı, aracın yağ eksiltme arızası nedeniyle birden fazla kez servis girişi sağladığı, aracın ancak aracın yağ eksiltme arızasının devam ettiği iddiasıyla, aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini, mümkün olmaması halin aracın davalıya iadesi ile karar tarihindeki güncel değerinin tahsiline, söz konusu taleplerin kabul görmemesi halinde araç bedelinden indirim yapılmasını ve İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi... D. İş sayılı dosyası yargılama giderlerinin tahsiline karar verilmesini" talep ve dava etmiş olup, söz konusu talep sonucu usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Davacı yan davalıdan yalnızca araç fatura bedelinin iadesi talebinde bulunabilir. Davacı Taraf; bedel iadesi talep ederken aracın davalıya iadesi ile güncel değerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ne var ki Davacı taraf, ayıp iddialarını kabul manasına gelmemek kaydıyla, yalnızca ödemiş olduğu fatura bedelini talep edebilir. Zira davalı tarafın; 2020 yılından beri kullanılan aracın bugünkü değerinin hesaplanması halinde bu değerin artması ile ilgili herhangi bir geliri ve sebepsiz zenginleşmesi bulunmamaktadır. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davanın kabulüne karar verilse bile davalı taraf ancak peşin satış bedelini ödemekle yükümlüdür. Öte yandan aracın birden çok kez servise götürülmesi, o aracın ayıplı olduğu anlamına gelmemektedir. Zira araçlar, müşteriler tarafından sınırsız olarak servislere götürülebilmektedir ve servislerde müşterinin beyan ettiği şikayetler iş emirlerine olduğu gibi yazılmaktadır. Müşterinin beyan ettiği şikayetlerin her zaman gerçeği yansıtması durumu, hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira davacının beyanları doğrultusunda araç birden çok kez yetkili servis tarafından kontrol edilmiş ve fakat yetkili serviste yağ eklenmesi neticesinde 1000 km'lik kullanım sonrası aracın kontrole getirilmesi gerektiği belirtilmişse de araç davacı yan tarafından kontrole getirilmemiştir. Nitekim, davacı yan tarafından ikame edilen İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da bilirkişi tarafından açıkça "üretim kaynaklı gizli ayıp olup olmadığının tespiti için aracın 1000 kilometrelik testlere tabi tutulması gerektiği" hususu açıkça tespit edilmiştir. Her ne kadar işbu raporun aleyhe olan hususlarına itirazlarımızı beyan etmek ve işbu dosyada hükme esas alınamayacağını beyan etsek de davacı yan tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda dahi yetkili servisler tarafından gerçekleştirilen işlemlerin doğruluğu ve davacı yanın 1000 kilometrelik test yapılmasına engel olduğu açıkça ortaya koyulmuştur. Arz ve izah edilen nedenlerle, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problemin bulunmaması bir yana, araçta hali hazırda kullanımı ve faydalanmayı etkileyen bir sorunun da olmaması nedeniyle, hukuki dayanaktan yoksun olan huzurdaki davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Davacı yanın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yukarıda Sayın Mahkemeye arz edildiği üzere dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problem bulunmaması bir yana, davacı yanın taleplerinin kabul edilmesini gerektirecek bir problem de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacı yanın talepleri orantısız güçlükleri meydana getireceğinden ve hak ve menfaat dengesini bozacağından, huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Öyle ki dava konusu araç, neredeyse 3 yıldır kullanılmış ve günümüz itibariyle 98 bin kilometreden fazla yol yapmıştır. Böyle bir aracın misli ile değiştirilmesine veyahut bedel iadesine karar verilmesi hakkaniyete ve hak ve menfaatler dengesine aykırı olacaktır. Dolayısıyla, Huzurdaki dava konusu araç hakkında misli ile değişim yönünde karar verilmesi, orantılılık ilkesine aykırı bir durum teşkil edecek ve hakkaniyete aykırı bir sonuç yaratacaktır. (Türk Borçlar Kanunun m.227 f.4) Zira bu ihtimalde otomotiv sektörü bakımından da oldukça olumsuz sonuçlar doğacaktır. Nitekim neredeyse 3 yıldır trafikte olan bir aracın misli ile değişim talebi, ticari hayatın düzenini de oldukça olumsuz etkileyecektir. Yargıtay Kararlarından da görüleceği üzere, araçtaki ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için dava konusu araçta ayıp olduğu kabul edilse dahi, davacı yanın misli ile değişim veyahut bedel iadesi talebi; taraflar arasındaki menfaat dengesini açıkça sekteye uğrayacak, orantılılık ilkesine ve hakkaniyete aykırılık teşkil edecek ve sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek niteliktedir. Dava konusu araç halen davacı tarafından sorunsuz bir şekilde kullanılmaktadır. Öyle ki dava konusu aracın kullanılmasını etkileyecek herhangi bir problem bulunmamaktadır. Davacı yan, araçtan fayda sağlamaya ve aracı eskitmeye devam etmektedir. Yukarıda Sayın Mahkemenize arz ve izah etmeye çalıştığımız ve re'sen nazara alınacak nedenlerden ötürü; hukuka, usule ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak ikame edilmiş olan huzurdaki davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.” şeklinde cevap vermiştir.
İhbar olunan... Otomotiv Pazarlama Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; “Dava dilekçesinden davacının terditli olarak talepte bulunduğu anlaşılmakta olup davacıya talebi açıklattırılmalıdır. Dava zamanaşımına uğramıştır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 12. maddesinde "Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir" ifadeleri yer almaktadır. Davacıya aracın teslim edildiği tarihin üzerinden 3 yıla yakın bir süre geçtiği göz önünde bulundurulduğunda işbu davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerekmektedir. Araçta gizli ayıp olmadığına ilişkin beyanlarımızı saklı tutmakla birlikte TBK madde 223'de belirtildiği üzere "satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." Araçta meydana gelen gizli bir ayıp varsa dahi davacının bunu hemen satıcıya bildirmesi gerekmektedir. Müvekkil şirket davaya konu aracın satıcısı değildir. Ayrıca belirtmek isteriz ki davacının İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi marifetiyle yaptırmış olduğu tespit tek taraflıdır, tarafımıza savunma hakkı verilmemiştir. Bu nedenle ileride ilgili dosya nedeniyle müvekkil şirketten talep edilebilecek herhangi bir hak veya borç için itiraz ve cevap hakkımızı saklı tutmaktayız. Kaldı ki davacının iddia ettiği ayıbı delil tespiti sonrasında süresi içinde satıcıya bildirip bildirmediği tarafımızca bilinmemektedir. Müvekkil şirket davaya konu aracın üreticisi değildir. Müvekkil şirket, ... markalı araçların satış ve satış sonrası hizmetlerini üstelenen bir şirkettir. Müvekkil şirket, davaya konu aracın satıcısı olmayıp davacıya sadece servis hizmeti vermiştir. Bu nedenle müvekkil şirketin imalat süreci ile ilgisi olmadığı göz önüne alındığında davacının zarar tazmin talebi başta olmak üzere hiçbir talebi hakkında müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı, şikayetleri için müvekkil şirket servisine başvurmuş olup en kısa sürede şikayetleri çözülmüştür. Davaya konu araç müvekkil şirket servisine dönem dönem yağ eksiltme şikayeti ile gelmiş olup her seferinde 1000 km sonra kontrolü yapılması gerektiği davacıya iletilmiş fakat araç kontrol için müvekkil şirket servisine gitmemiştir. Bu nedenle araç tekrar yağ eksiltme şikayeti ile geldiğinde aracın kilometresi arttığı için seviye yeniden kontrol edilmiş, işlemleri tamamlanmış ve araç teslim edilmiştir. Dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz formlardan da görüleceği üzere davaya konu araç müvekkil şirket servisine her geldiğinde araçtaki sorunlar çözülmüş ve araç, sahibine kusursuz teslim edilmiştir. Araçta herhangi bir imalat hatası varsa dahi sorunları en iyi ve hızlı şekilde gideren müvekkil şirketin taleplerden sorumlu tutulması beklenemeyecektir. Yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen belirlenecek nedenlerle, Davanın reddine, ihbar olunan sıfatı nedeniyle müvekkil şirket yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.” şeklinde cevap vermiştir.
Dava, sıfır km olarak davalıdan satın alınan aracın ayıp iddiası nedeniyle misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Davanın tarafları arasında sıfır km araç satışına yönelik sözleşmenin bulunduğu ve sözleşme tarihinin 25/01/2021 olduğu ihtilafsız olup, ihtilaflı olan hususlar satıma konu araçta yağ ve su eksiltme ile fren arızasının bulunup bulunmadığı, arızadan kaynaklı ayıp mevcut ise davalının husumetinin olup olmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ile ayıp ihbarının süresinde yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.
Davalının husumet itirazı incelendiğinde, dava dilekçesinin ekinde yer alan ve inkar edilmeyen ayıp iddiasına konu edilen aracın 25/01/2021 tarihli fatura ile davalı tarafından davacıya satışının yapıldığı sabit olduğundan husumet itirazına itibar edilmemiştir.
Ayıp iddiası ile birlikte zamanaşımı def'i ve ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı birlikte değerlendirildiğinde;
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan arı olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.
Ayıp iddiası teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden mahkememizce HMK' 266. Maddesi gereği bilirkişinin görüşüne başvurulmuş olup, mahallinde yapılan keşif sonucu Bilirkişiden alınan 06/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;"3. SONUÇ VE KANAAT : Yukarıda açıklanan tespitler neticesinde;
3.1. Dava konusu... plakalı V... şase numaralı 2020 model... ...I 165 SS (15 M3) aracın “0” km. olarak davalı ... Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. firmasından 25.01.2021 tarihli ve ... sıra numaralı fatura ile satın alındığı,
3.2. Dava konusu aracın satın alındıktan sonra rapor içeriğinde açıklandığı üzere 06.11.2023 tarihine kadar 16 kere servis işlemi gördüğü, bu servis işlemlerinden dava açılmadan önce öncesi 6 kere yağ eksiltme sorunu ile servise gittiği ve bu servis işlemlerinde yağ ilavesi yapıldığı, ayrıca mazot pompası değişiminin yapıldığının tespit edildiği,
Dava konusu aracın tüm servis işlemlerinin yetkili servis işlemleri yapıldığının tespit edildiği,
3.3.T.C. İZMİR... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyasında bilirkişi incelemesi yapıldığı, yapılan incelemede; dava konusu araçta kullanım kaynaklı bir kusur tespiti yapılmadığı ayrıca üretimden kaynaklı bir gizli ayıp olup olmadığının tespiti için, aracın 1000'er KM'lik testlere tabi tutulması yönünde görüş verildiğinin tespit edildiği,
3.4. Dava konusu... plakalı aracın motorunda tespit edilen arızaların ve yağ eksiltme sorununun halihazırda devam ettiği ve aracın kesintisiz kullanımına engel teşkil ettiği, söz konusu arızanın giderilemediğinin tespit edildiği, bu yönüyle aracın ayıplı olduğu, kullanım kaynaklı bir kusur tespit edilmediği, ayıbın kullanım sonrası ortaya çıkması nedeniyle niteliği itibarıyla nihai takdir Sayın Mahkemede olmak üzere gizli ayıp niteliğinde olduğu,
Dava konusu aracın fren sistemi ile ilgili sorun konusunda yerinde incelemede herhangi bir sorun tespitinin yapılmadığı, söz konusu arızaların aracın kullanım koşul ve şekline bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği, bu nedenle de fren sistemi ile ilgili arızaların ayıp kapsamında değerlendirilmediği kanaatine varıldığı,
3.5. Dava konusu 2020 model ... VAN L4H2 2.2. BLUEHDI 165 SS (15 M3) aracın “0” km. bedelinin 1.066.000 TL. olduğu, 2. El piyasa rayicinin ise 850.000 TL. Olduğu,
3.6. Rapor içeriğinde yapılan tespitler çerçevesinde aracın üretim kaynaklı ayıplı olduğu ve davacının araçtan kesintisiz olarak yararlanamadığı ve halihazırda da arızanın devam ettiği, davacının dava dilekçesinde yer alan talepleri ile ilgili hukuki değerlendirmenin sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 17/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre;"DAVALI ... Otomotiv Servis ve Tic.A.Ş. ile ihbar olunan... Otomotiv Paz. A.Ş. vekili kök rapora itiraz dilekçesinde;
> Kök raporda dava konusu aracın servis kayıt girişlerinin esas alındığını belirterek aracın bakımlarının yetkili serviste yaptırılmadığını yağ ilavesi sonrası aracın 1.000 km. sonra servise getirilmediğini ve arızanın niteliği ile ilgili değerlendirme yapılmadığı,
> Araçta diagnoz cihazı ile tespit edilen hata kodlarının geçici arızalar olma ihtimali olduğu
> Bilirkişinin ayıp yönünden hukuki değerlendirme yaptığı
Hususlarında toplanmaktadır.
> Kök raporda dava konusu aracın servis kayıt girişlerinin esas alındığını belirterek aracın bakımlarının yetkili serviste yaptırılmadığını yağ ilavesi sonrası aracın 1.000 km. sonra servise getirilmediğini ve arızanın niteliği ile ilgili değerlendirme yapılmadığı belirterek itiraz ettikleri hususunda:
Bu konuya ilişkin detaylar kök raporda ayrıntılı olarak verilmiştir. Nitekim D.İş dosyası kapsamında yapılan incelemede 11 adet servis giriş kaydı olduğunun tespitinin yapıldığı, bu raporun 30.12.2022 tarihinde hazırlanmış olduğu, tarafımca hazırlanan raporda ise tablo halinde aracın tüm servis kayıtlarının dökümün yapıldığı, tablodan da açıkça görüldüğü ve dosya muhteviyatında yer alan servis kayıtlarına göre dava konusu aracın tablo içeriğindeki tüm bakımlarının yetkili servisçe yapıldığının görüldüğü, aracın yağ yakma ve yağ eksiltme sorununun ilk periyodik bakımı olan araç 11.762 km.de iken kayıt altına alındığı, daha sonraki 5 adet servis kaydında da bu husustaki şikayetlerin kayıt altına alındığı, bu kayıtların yetkili servis kayıtları ile sabit olduğu tespit edilmiştir.
Yağ eksiltme sorununun tespiti ile ilgili Sayım Mahkemeden alınan yetki çerçevesinde inceleme yapıldığı ve kök raporda yetkili servis... firmasına inceleme yapıldığı, dan itibaren kayıtlara geçtiğinin servis kayıtlarından tespit edildiği ve 6 servis kaydında bu hususla ilgili kayıtların var olduğu, bu sorunun aracın kullanım sürecinde devam ettiğinin tespit edildiği, bu tespitin hukuki bir değerlendirme olmadığı, aracın elektronik aksamı ile ilgili (sensör, ecu vb) bu arızanın basit bir parça değişimi ile giderilebileceği, ancak mevcut arızanın mekanik bir arıza olduğu kanaatine varıldığı, motor yağının sürekli ilave edilmesi sonrası kullanım esnasında eksik motor yağı olmadığı göz önüne alındığında yağ eksiltme sorununun motorun içerisindeki segmanlar veya subapların aşınmasından kaynaklanabilmektedir.
Dolayısıyla kök raporda da açıklandığı üzere basit bir tamir yoluyla giderilemeyecek nitelikte olduğu kanaatine varılarak aracın motorunda mekanik sistemindeki kusurlar nedeniyle aracın kullanımı ile ortaya çıktığı değerlendirilmiştir.
> Araçta diagnozcihazı ile tespit edilen hata kodlarının geçici arızalar olma ihtimali olduğu hususunda:
Bu konuda yetkili servis diagnoz kayıtları olduğu gibi rapora geçirilmiş olup bu arızaların sadece bir adedinin “PISAT 21” arıza kodu ile motor yağı devre basıncı arızasının yağ sorunu ile alakalı olduğu, aracın yetkili servis getirildiği tarihte de yağ eksiltme uyarısının var olduğu tespiti yapılmıştır.
> Bilirkişinin ayıp yönünden hukuki değerlendirme yaptığı hususunda:
Rapor içeriğinde hukuki bir değerlendirme yapılmamış takdiri Sayın Mahkemeye bırakılmıştır. Nitekim kök raporda motor arızası kaynaklı bir ayıp olduğu belirtilmiş, sonucunda motor arızasının aracın sürekli kullanımına engel teşkil ettiği, yağın ciddi oranda azalması sonucu, motor ana gövde, silindir, piston ve krank milinde hasarlara neden olacaktır. Dolayısıyla sürekli yağ eksilten bir aracın randımanlı çalışmaması nedeniyle kontrole götürülmesi nedeniyle sürekli kullanıma engel teşkil edeceği bir tespit olup hukuki bir değerlendirme değildir.
> Sayın Mahkemenin TBK'nun 231/2. Maddesine göre satımda ağır kusurunun (ağır kusur kasta yakın bir kusur) bulunup bulunmadığın belirlenmesi talebi yönünde değerlendirme:
Dava konusu aracın motor özellikleri teknik verilere göre 165 PS güç üreten 2.179 cm³ silindir hacimli, 370 Nm maksimum tork üreten, 16 valfli, bir motor olduğu, bagaj hacminin 15 m³ olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu araç ticari yük taşınmak üzere panel van model bir kamyonettir. Söz konusu panelvan kamyonetin ticari yük taşımacılığı için tasarlanmış bir araçtır.
Aracın motorunda yağ eksiltme sorununun aracın kullanımı öncesi tespitinin bilimsel olarak mümkün olmadığı ancak aracın kullanımı ile tespitinin yapılabileceği, bir başka deyişle araçta kusur olarak nitelendirilen yağ eksiltme sorununun aracın satın alınması esnasında bilinemeyeceği, bu hususun ağır kusur olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceğine ilişkin takdir Sayın Mahkemenindir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
İTÜ bilirkişi heyetinden alınan 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Yukarıda açıklandığı üzere:
Dava konusu aracın gizli ayıp niteliğinde imalat hatalı olduğu,
Araçtaki ayıbın tamir yoluyla giderilemediği
Davalıların ağır kusurlu olduğu,Görüş ve kanaatimiz Sayın Mahkemenin takdirlerine saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Somut olayda, davalı tarafından davacıya satışı yapılan sıfır km araçta, mahkememizce aldırılan kök ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde
yağ eksiltme sorununun aracın satın alınması esnasında bilinemeyeceği ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu belirlendiğinden, dava tarihi itibari ile aracın garanti süresinin dolduğu, talimat yolu ile aldırılan bilirkişi heyet raporuna göre de, arızanın tamir yolu ile giderilemeyeceği ve ayıp nedeniyle davalının ağır kusurlu olduğu, ayıp yönünden mahkememizce aldırılan bilirkişi raporları arasında çelişkinin bulunmadığı bu hali ile raporlar hükme esas alınmış olup, TBK' nun 231/2. Maddesine göre satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağından zamanaşımı süresinin dolmadığı, aracın alındığı tarihten itibaren birden fazla kez ihtilafa konu ayıp nedeniyle yetkili servise götürülmüş olması nedeniyle de ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilerek, her ne kadar TBK' nun 227. maddesi gereği bir hesaplama yapılmamış ise de, satıma konu araçta ki ayıp nedeniyle motorun güvenle çalışması, aracın kullanımına engel olacak yapısal bir sorun olduğundan ayrıca birden fazla kez başvurulan servis kayıtlarına göre de bu yapısal problemin çözülmemiş olduğu görülmekle aracın misli ile değiştirilmesi gerektiği kanaatine varılarak terditli olarak açılan davada davacının ilk talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; 25.01.2021 tarihli fatura ile davalı tarafından davacıya satışı yapılan "... Marka, 2020 Boxer Van Model, ... Şasi Numaralı" aracın davalı tarafından aynı model ve özellikteki AYIPSIZ MİSLİYLE DEĞİŞTİRİLEREK DAVACIYA VERİLMESİNE, bu mümkün olmadığı takdirde İcra İflas Kanunu 24. maddesinin UYGULANMASINA,
2-Alınması gereken 13.667,33 TL karar ve ilam harcının yatan 3.416,84 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 10.250,49 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 3.416,84 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı ve 1.912,35 TL keşif harcı, 855,00 TL posta ve diğer giderler ile 3.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 9.864,09 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 32.012,50 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır