T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/298 Esas
KARAR NO : 2025/463
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/04/2023
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirket nezdinde, 01.02.2021-31.08.2022 tarihleri arasında çağrı merkezi elemanı olarak çalıştığını, davalının 31.08.2022 tarihinde iş akdini kendi isteği ile istifa ederek sona erdirdiğini, müvekkili şirketin hizmet verdiği sektörün haksız rekabete açık olduğunu, çalışanların müvekkili bünyesinde edinmiş olduğu müşteri portföyü ve bilgilerinin ayrıldıktan sonra diğer rakip firmalara aktarabildiğini, müvekkilinin müşterileri ile bilgileri üzerinden iletişim kurarak müşterileri kendi uhdelerine almaya çalıştıklarını, bu olumsuzlukların önüne geçebilmek amacıyla müvekkili şirketin çalışanlarına işten ayrıldıktan sonra rekabet etmemesi yönünde sözleşmeler imzalattığını, müvekkili şirket ile davalı arasında 01.02.2021 tarihli rekabet etmeme sözleşmesi akdedildiğini, davalının müvekkili bünyesinden ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile İzmir ili ve çevresinde sektörde bir başka firma bünyesinde çalışmamayı taahhüt ettiğini, davalının söz konusu sözleşmeyi okuduğunu ve imzaladığını, ayrıca bu hususta sözlü olarak konuşarak anlaştıklarını, söz konusu sözleşme hükmüne aykırı davranılması halinde sözleşmenin 3.7. maddesi gereği 10.000 Euro cezayı ödemeyi kabul ettiğini, davalının taahhüdüne aykırı davranarak müvekkile rakip olan İzmir ilinde başka bir firmada,... Hastanesinde çalışmaya başladığını, bu nedenle cezai şart tutarını ödemesi gerektiğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacının iş yerinde çağrı merkezi elemanı olarak işe girse de çevirmen olarak çalıştığını, işe girdiğinde şirket tarafından açılan bir mail adresi ve bir cep telefonu kendisine teslim edildiğini, müşterilerle tüm iletişimi bu cep telefonu ve mail adresi ile kurulmasının istendiğini, müvekkilinin saha elemanı olarak diğer çevirmenlerle birlikte hastanede nöbet usulü çalıştığını, yurt dışından gelen hastaların hastane işlerinde çevirmen olarak yardımcı olduğunu, işveren tarafından her hasta için bir watsapp grubu kurulduğunu ve tercümanın kullandığı iş telefonunun bu gruba eklendiğini ve hasta gittikten sonra bu grubun kapatıldığını, çalışanların kendi özel telefonlarını ve mail adreslerini kullanarak hastalarla iletişim kurmalarının yasak olduğunu, müvekkilin şirketin telefonunu ve mail adresini iş sözleşmesi sona erdiğinde işverene teslim ettiğini, müvekkilinin davacı şirkette hasta/müşteri temin eden bir birimde çalışmadığını, davacı şirketin müşteri portföyüne de hakim olmadığını, müvekkilinin hastalarla hastane işlerinde yardımcı olmak dışında özel bir iletişimi olmadığı gibi işyerinde de böyle bir pozisyonda çalışmadığını, işten ayrıldıktan sonra da müvekkilinin davacı şirketin müşterileri/hastalarıyla hiçbir bağı kalmadığını, iş ilişkisinin istifa ile sona ermekle birlikte bunun sebebinin işveren olduğunu, müvekkilinin satış personeli olarak işe devam etmek istediğini, satış personelinin şirkete ilk başvuran yurt dışı müşterilerle ilgilendiğini, bu görüşmelerde müşteri bağladığında prim aldıklarını ve kazançlarının daha yüksek olduğunu, müvekkilinin satış personeli olarak görevlendirileceğinin söylendiği halde yeni bir personel burada görevlendirilince davacının aldığı maaşın yetersiz olması sebebiyle istifa etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin rekabet yasağı sözleşmesi ile rakip bir firmada tercüman olarak çalışmasının yasaklandığını, bu sözleşmenin yasadaki koşulları taşımadığından geçersiz olduğunu, tercüman pozisyonunda çalışan müvekkilinin meslek sırlarına ve müşteri bilgilerine erişemeyeceğini, davacının yönetici pozisyonunda çalışmadığını, müşterilerle özel iletişim kurmadığını, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağını, davacının müşteri/hastalarla iletişiminin tek seferlik olduğunu, devamlılık olmadığını, davacı şirketin zararına sebep olmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin (sağlık) turizm acentesi olarak faaliyet yürütmesine rağmen, davalının çalıştığı iş yerinin doktor muayenehanesi olduğunu, faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 31/01/2025 Tarihli ıslah dilekçesinde özetle; ".. İşbu dilekçemiz ile taraflar arasında karşılıklı olarak imza altına alınan rekabet etmeme sözleşmesinin ihlalinden doğan cezai şart alacağı olan günlük kur bedeli (1 Euro = 37.15-TL.) üzerinden 9.000-Euro'ya karşılık olarak daha ıslah ediyoruz. Buna dair harç da yatırılmıştır ayrıca dava dilekçemiz sonuç istem kısmını da, dava değerimiz 10.000-Euro'nun fiili ödeme günündeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının 1.000-Euro'nun ihlal tarihinden itibaren; kalan 9.000-Euro'nun ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olarak ıslah etmekteyiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
> Dava; rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir.
> 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre; rekabet yasağı kaydı ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse sonuç doğurur.
> Dava dilekçesinde; davacı şirketin sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davalı ... ...'nın ise davacı şirkette 01.02.2021 tarihinde "Çağrı Merkezi Elemanı" olarak çalışmaya başladığı, 31. 08.2022 tarihinde ise istifa ederek işten ayrıldığı belirtilmektedir.
> Cevap Dilekçesinde ise; davalının davacının iş yerinde çağrı merkezi elemanı olarak işe girse de çevirmen olarak çalıştığını, işe girdiğinde şirket tarafından açılan bir mail adresi ve bir cep telefonu kendisine teslim edildiğini, müşterilerle tüm iletişimi bu cep telefonu ve mail adresi ile kurulmasının istendiğini, müvekkilinin saha elemanı olarak diğer çevirmenlerle birlikte hastanede nöbet usulü çalıştığını, yurt dışından gelen hastaların hastane işlerinde çevirmen olarak yardımcı olduğunu, işveren tarafından her hasta için bir watsapp grubu kurulduğunu ve tercümanın kullandığı iş telefonunun bu gruba eklendiğini ve hasta gittikten sonra bu grubun kapatıldığını, çalışanların kendi özel telefonlarını ve mail adreslerini kullanarak hastalarla iletişim kurmalarının yasak olduğunu, müvekkilin şirketin telefonunu ve mail adresini iş sözleşmesi sona erdiğinde işverene teslim ettiğini, müvekkilinin davacı şirkette hasta/müşteri temin eden bir birimde çalışmadığını, davacı şirketin müşteri portföyüne de hakim olmadığını, müvekkilinin hastalarla hastane işlerinde yardımcı olmak dışında özel bir iletişimi olmadığı gibi işyerinde de böyle bir pozisyonda çalışmadığını, işten ayrıldıktan sonra da müvekkilinin davacı şirketin müşterileri/hastalarıyla hiçbir bağı kalmadığını, iş ilişkisinin istifa ile sona ermekle birlikte bunun sebebinin işveren olduğunu, müvekkilinin satış personeli olarak işe devam etmek istediğini, satış personelinin şirkete ilk başvuran yurt dışı müşterilerle ilgilendiğini, bu görüşmelerde müşteri bağladığında prim aldıklarını ve kazançlarının daha yüksek olduğunu, müvekkilinin satış personeli olarak görevlendirileceğinin söylendiği halde yeni bir personel burada görevlendirilince davacının aldığı maaşın yetersiz olması sebebiyle istifa etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin rekabet yasağı sözleşmesi ile rakip bir firmada tercüman olarak çalışmasının yasaklandığını, bu sözleşmenin yasadaki koşulları taşımadığından geçersiz olduğunu, tercüman pozisyonunda çalışan müvekkilinin meslek sırlarına ve müşteri bilgilerine erişemeyeceğini, davacının yönetici pozisyonunda çalışmadığını, müşterilerle özel iletişim kurmadığını, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağını, davacının müşteri/hastalarla iletişiminin tek seferlik olduğunu, devamlılık olmadığını, davacı şirketin zararına sebep olmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin (sağlık) turizm acentesi olarak faaliyet yürütmesine rağmen, davalının çalıştığı iş yerinin doktor muayenehanesi olduğunu, faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
> 01/02/2021 tarihli Rekabet Etmeme Sözleşmesinin incelenmesinde davalının davacı şirket nezdinde hangi unvan ve pozisyonda istihdam edildiği belirtilmemiş olup, sözleşmenin rekabet yasağı başlığını taşıyan 3. Maddesinin 1. bendinde yer alan düzenlemede "Çalışanın (davalının) emekli olması, iş akdinin feshi veya diğer sebeplerle sona erdikten sonra 2 yıl süre ile İzmir ili coğrafi sınırı ile işverenin faaliyet alanından olan özellikle sağlık turizmi kapsamında yabancı hasta refakati, tercümanlık ve/veya turizm operasyon elemanı olarak bu alanlarda herhangi bir biçimde işveren ile rekabet etmekten özellikle kendi hesabına rakip işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girmekten kaçınacaktır." hükmünün yer aldığı, 3. Maddenin 6. bendinde ise rekabet yasağının iş sözleşmesi süresince ve sözleşme sona erdikten itibaren 2 yıl süreyle devam edecektir.
> Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre 2 yıllık sürenin makul bulunduğu ve coğrafi bölge bazlı bir sınırlamanın da aşırı nitelikte olmadığı, bu haliyle rekabet yasağı şartının geçerli olduğu kabul edilmiştir.
> Sözleşmenin 3. Maddesinin 7. Bendinde ise sözleşmeye aykırılık halinde 10.000,00-Euro Cezai Şart öngörüldüğü görülmektedir.
> Davacı ve davalı taraf vekillerinin bildirmiş olduğu tanıklar dinlenmiştir.
> Mahkememizce aldırılan 09/04/2025 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..Somut olayda, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra rekabet yasağını ihlal edecek şekilde bir başka şirket bünyesinde çalıştığı ve sözleşmede düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiği ve davacı şirketin buna ilişkin sözleşmede kararlaştırılan 10.000-Euro (onbinavro) tutarındaki tazminat talebi iddiaları bulunmaktadır. Dosya kapsamından, davacı şirketin sağlık turizmi kapsamında, yurtdışından hasta getiren, ancak kendi hastane ve doktorları bulunmayan, yurtdışından ulaşılan hastaların yurt içine getirilerek, karşılama, tedavi sürecindeki doktor ve hastane ile bağlantıları sağlayan, tedavi süreci bittiğinde de hastanın yurtdışına gitmesine aracılık eden bir şirket olduğu anlaşılmaktadır. Davalı ....’nın ise, davacı şirkette çağrı merkezi çalışanı/gelen hasta koordinatörü olarak çalıştığı, bu kapsamda davacı tanığı...’un beyanlarından, davalının hastaları havaalanında karşıladığı, hastanede tedavi ve muayenesini yaptırdığı ve tekrar havaalanına kadar eşlik ettiği, bu süreçte şirket telefonunu ve şirket telefonu üzerinden whatsapp kullandığı, davalının ayrıca bütün haftanın organize edilmesinde rol aldığı, bu yüzden bütün şirket bilgilerinin davalıya açık olduğu, doktorların raporlarına da ulaşabildiği, ancak yurt dışından yeni hasta temin etme hususunda rolü olup olmadığı konusunda bilgisinin olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu beyanlardan ve dosya kapsamından, davalının mevcut ve tedavi olan veya tedavisi sona eren hasta/müşteri bilgilerine ulaşımının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak davalının, yurtdışından yeni hasta/müşteri bulma konusunda yetki ve bilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle, davalının tedavi olan hastalara erişimi bulunmakla, tedavisi sona eren hastanın yeni çalıştığı doktorun yanında, yeni bir tedavi sürecine alınması noktasında herhangi bir çalışmasının ve davacı şirketçe ülkeye getirilen aynı hastayı yeni çalıştığı doktorlarca yeniden tedavi sürecine alınıp alınmadığı ile ilgili dosyaya sunulmuş herhangi bir bilgi belgenin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, Yargıtay kararlarında yerini bulan davacı şirketin zarar görme ihtimalinin varlığının net olarak ispatlanamadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalının rekabet yasağını ihlal edip etmediği konusunda tereddüde düşülmüş ve hukuki görüş kapsamına gireceği düşüncesiyle yorum yapmaktan kaçınılmış ve takdirin Sayın Mahkemede olduğu analiz edilmiştir. Bu sebeplerle, davalının davacı işyerinde yaptığı iş ile rekabet yasağına aykırılık oluşturabilecek bilgilere erişim sağladığının Sayın Mahkemece kabul edilmesi ve sözleşmede belirtilen rekabet yasağına aykırı davrandığına karar verilecek olması halinde, davalının 01.02.2021 tarihli İş Sözleşmesinde ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinde rekabet yasağını ihtirazi kayıt koymaksızın kabul etmiş olması, davalının eğitim durumu da nazara alınarak imzaladığı iş sözleşmesinin sonuçlarını öngörebilecek kapasitede oluşu, davacı şirkette çağrı merkezi çalışanı/gelen hasta koordinatörü olarak müşteri bilgileri hakkında bilgi sahibi olmuş olma olasılığı, dava dışı Dr....’in yanında da tercüman olarak yurtdışından gelen hastalara çevirmenlik ve kordinasyon yapması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalının sözleşmede belirtilen cezai şarttan sorumlu olabileceği analiz edilmektedir. Ancak; davalının davacı şirkette mevcut ve tedavi olan veya tedavisi sona eren hasta/müşteri bilgilerine ulaşımının bulunması, tedavisi sona eren hastanın yeni çalıştığı doktorun yanında, yeni bir tedavi sürecine alınması noktasında herhangi bir çalışmasının ve davacı şirketçe ülkeye getirilen aynı hastayı yeni çalıştığı doktorlarca yeniden tedavi sürecine alınıp alınmadığı ile ilgili dosyaya sunulmuş herhangi bir bilgi belgenin bulunmaması hususlarının esas alınması halinde davalının rekabet yasağını ihlal etmemiş olabileceği ve sözleşmede belirtilen cezai şarttan sorumluluğunun bulunmadığı analiz edilmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalının rekabet yasağını ihlal edip etmediği konusunda yorum ve takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davalının rekabet yasağını ihlal etmediğine karar verilmesi halinde, davalıdan cezai şartın istenemeyeceği, Davalının sözleşmede belirtilen rekabet yasağını ihlal ettiğine karar verilecek olması halinde, sözleşmede belirtilen ‘10.000-Euro (onbinavro)’ cezai şarttan Yargıtay uygulamaları gereği yapılacak hakkaniyet indirimi sonucu sorumlu olabileceği, 1.000,00 Euro karşılığı 20.990,00₺ dava tarihinden itibaren yasal faiz , 9.000,00 Euro karşılığı (9.000x37,15)= 334.350,00₺ ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceği analiz edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalının davacı şirkette önceleri çağrı merkezi elemanı, sonrasında çevirmen ve hasta koordinatörü olarak farklı pozisyonlarda çalıştığı, sonrasında istifa ederek işten ayrıldığı, Dr.... isimli bir doktorun yanında çalışmaya başladığı, Dr....'den davalının özlük dosyasının celp edildiği, aralarındaki iş sözleşmesinin 05.07.2024 tarihli olduğu, sözleşmede yapılacak işin "Çevirmen/Tercüman" olarak tanımlandığı görülmektedir. Davalı tanığı ...'in beyanına göre ise davalı ..., Dr....'in yanında Tıbbi Sekreter olarak görev yapmaktadır. Davalının gerek davacı şirkette çalıştığı dönemde görev almış olduğu çağrı merkezi personelliği, tercümanlık ya da hasta koordinatörlüğü pozisyonları mahkememizce ticari sırlara vakıf olmaya elverişli görülmemiş, ayrıca davalının davacı şirkette mevcut ve tedavi olan veya tedavisi sona eren hasta/müşteri bilgilerine ulaşımının bulunması, tedavisi sona eren hastanın yeni çalıştığı doktorun yanında, yeni bir tedavi sürecine alınması noktasında herhangi bir çalışmasının ve davacı şirketçe ülkeye getirilen aynı hastayı yeni çalıştığı doktorlarca yeniden tedavi sürecine alınıp alınmadığı ile ilgili dosyaya sunulmuş herhangi bir bilgi belgenin bulunmaması nedeniyle davanın sübut bulmadığının kabulü ile aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,.
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 358,46-TL'nin mahsubu ile bakiye 256,94-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 59.691,68 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.08/05/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza