T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/303 Esas
KARAR NO : 2024/952
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/04/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 06.11.2022 tarihinde müvekkili şirkete ait...plaka sayılı araç İzmir İli Karşıyaka ilçesi istikametinde seyir halinde iken... plakalı araç davacı aracına çarpmış olup maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu hasar sebebiyle davacı aracının sağ ön kısımları ağırlıklı olmak üzere yaklaşık 55 parçanın değişmesi ya da onarım görmesi gerektiğini, bu hasara ilişkin davacının kasko poliçesi kapsamında ... Sigorta A.Ş.'de 2022 ... numaralı hasar dosyası açıldığı, Davalının sigortalısı adına kayıtlı... plaka sayılı ara... Numaralı ZMMS poliçesiyle kayıtlı olup meydana gelen kaza neticesinde davacının aracında oluşan maddi zararın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere karşılama yükümlülüğü bulunduğunu, kaza sonucu müvekkilin aracında hasar meydana geldiği sabit olup bu hasar sebebiyle müvekkiline ait... plakalı araçta değer kaybı meydana geldiğini, işbu hasar sebebiyle davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, fakat davalı sigorta tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, fakat anlaşma bu kanal ile de sağlanamadığı için dava açma zarureti hasıl olduğunu, fazlaya dair haklarımız sakla kalmak üzere, davacının aracında oluşan şimdilik; 50,00.-TL (KDV Dahil) değer kaybı bedeli hasarı ret tarihinden (temerrüt tarihi) itibaren işletilecek avans faizi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; 4.000-TL değer kaybı bedelinin hasarı ret tarihinden (temerrüt tarihi) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili şirkete yapmış olduğu başvuruda eksik evrak ile başvuru yaptığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, ...plakalı araç, ... poliçe numarasıyla 10.10.2022-23 tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili sigorta şirketinin poliçeden doğan sorumluluğunun üst sınırının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olmak üzere maddi zararlarda 50.000 TL ile sınırlı olduğunu, kusura ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası kabul etmediklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek şekilde avans faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekâlet ücretine karar verilmemesine; yargılama gideri ve vekâlet ücretimizin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Trafik kuralı ihlali yönünden:
... plaka sayılı davacı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 53/b maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile Etken Olduğu kanaatine varıldığı.
... plaka sayılı davalı sigorta poliçeli araç sürücüsü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/b maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna hatası ile
Etken Olduğu kanaatine varıldığı.
Değer kaybı bedeli yönünden
... plaka sayılı...1.5 DCI... 2018 model otomobilde dava konusu olaya bağlı olarak araçta Yargıtay içtihatlarına ve piyasa rayiçlerine göre 15.000,00 TL reel değer kaybı meydana geldiği,
Somut olayda davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında (bu olayda heyetimiz trafik uzmanı tarafından her iki araç sürücüsünün de kazanın meydana gelmesinde etken olduğu görüş ve kanaati belirtildiğinden kusur yüzdesi konusunda nihai kararın takdiri Sn. Mahkemeye ait olmakla) Yargıtay ve piyasa rayiçlerine göre 15.000,00 TL. olarak tespit edilen değer kaybı bedelinden davalı Sigorta Şirketi'nin poliçe limitiyle sorumlu olduğu,
Dosya kapsamından Davacı Vekili tarafından davalı sigorta şirketinin... elektronik posta adresine 18.01.2023 tarihinde başvuru yapıldığı, elektronik postaların aynı gün adresine teslim edildiği, nihai kararın takdiri Sn. Mahkemeye ait olmakla davalı sigorta şirketi tarafından 31.01.2023 tarihinde –ödenmeyen değer kaybı bedeli yönünden- temerrüde düşeceği yasal faiz ödemek zorunda olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 17/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...1-)...plaka sayılı otomobil sürücüsü...'ın olayda %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu,
2-)... plaka sayılı otomobilin firari sürücüsünün olayda %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu,
3-) ... plaka sayılı dava dışı araç sürücüsünün atfı kabil kusurunun olmadığı,
4-) ... plaka sayılı otomobilin meydana gelen hasarın onarılmasının ekonomik olduğu,
5-) ... plaka sayılı otomobilin değer kaybı bedeli 16.000,00 TL olduğu" şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluşan değer kaybı zararının karşılanması talepli maddi tazminat davasıdır.
2-Dava konusu uyuşmazlık, davacıya ait ... plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan... plaka sayılı araç arasında 02/12/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazasından kaynaklanmaktadır.
3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
4-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyaya getirtilen sigorta poliçesine göre ... plakalı aracın davalı sigorta nezdinde 10/10/2022-10/10/2023 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesinin bulunduğu ve kaza tarihi itibariyle davalı şirketin 120.000,00-TL poliçe limitine kadar verilen zararlardan sorumlu olduğu görülmüştür.
5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
6-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
7-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kusur dağılımı noktasındadır. Mahkememizce dosya adli trafik bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalının sigortalısı... plaka sayılı araç sürücüsünün KTK'nın e 52/b maddesine yönelik kural ihlalinde bulunduğu, davacı araç sürücüsü ...ın ise KTK'nın 53/b maddesine yönelik kural ihlali bulunduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Bilirkişi raporuna karşı her iki taraf vekilinin ayrı ayrı itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.
Mahkememizce dosya kapsamı ve taraf itirazları dikkate alınarak İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi heyetinden kusur dağılımı hususunda rapor alınmış, dosyaya sunulan 17/06/2024 tarihli heyet raporunda davanın gerçekleşmesinde davacı araç sürücüsü ...ın %75 oranında, davalının sigortalısı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı her iki taraf vekilince itirazda bulunulmuş ise de, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağına göre dava konusu kazanın davacı araç sürücüsünün kavşaktan U dönüşü yapmak üzere hareket ettiği sırada meydana geldiği, dönüş kurallarını düzenleyen Karayolları Trafik Kanunu'nun 53.maddesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, kaza mahallinde dönüş adası bulunmadığından davacının yönlendiği istikamete göre sola dönüş kurallarının olayda dikkate alınması gerektiği, buna göre davacı araç sürücüsünün yolun orta bölümünden sola döndüğü sırada KTK 53/b-4 maddesinde düzenlenen "Dönüşe başlamadan, sağdan gelen taşıtlara ilk geçiş hakkını vermeye,...... Zorunludurlar" hükmünü ihlal ettiği ve kazanın gerçekleşmesine asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği, davalının sigortalısı araç sürücüsü yönünden ise kaza mahallinde bulunan kavşağa yaklaştığı sırada yol ve trafik durumuna göre kavşağa katılım yapabilecek araçlara karşı güvenli bir mesafede durabilecek hızda seyretmemesi nedeniyle her ne kadar geçiş hakkı kendisinde ise de tali düzeyde kusurlu olduğu, 17/06/2024 tarihli raporda belirtilen %75-25 oranındaki kusur dağılımları mahkememizce de kaza oluş şekline ve dosya kapsamına uygun bulunmakla davacı araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde %75 oranında, davalının sigortalısı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
8-Davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı zararının tespiti yönünden dosya araç hasarları konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın kaza tarihindeki hasarsız değerinin 435.000,00-TL düzeyinde olduğu, kaza sonrasında onarımının ekonomik olduğu ve kaza sonrasında aracın onarılmış haliyle 420.000,00-TL değerde olacağı ve 15.000,00-TL değer kaybı zararına uğrayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı taraf vekillerince ayrı ayrı itirazlar ileri sürülmüş, mahkememizce somut itirazlar gözetilerek İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulan bir heyetten rapor alınmasına karar verilmiştir.
Dosyaya sunulan 17/06/2024 tarihli heyet raporunda davacıya ait aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin 375.000,00-TL olduğu ve kaza sonrasında onarılmasıyla 16.000,00-TL değer kaybına uğrayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı her iki taraf vekilince ayrı ayrı itirazlar ileri sürülmüş ise de, dosyaya sunulan 22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda değer kaybı zararı 15.000,00-TL, 17/07/2024 tarihli heyet raporunda ise 16.000,00-TL olarak tespit edilmiştir. Her iki rapor arasında rayiç değerlerin tespiti yönünden farklılıklar bulunmakla birlikte araç rayiç değerindeki artışın veya eksilmenin uyuşmazlık konusu değer kaybı zararı yönünden önemli bir farklılık oluşturmadığı, iki rapor arasında yalnızca 1.000,00-TL fark oluştuğu, 17/07/2024 tarihli heyet raporunda üç kişilik bilirkişi heyetinin görüş sunmuş olduğu ve dosya kapsamına daha uygun değerlendirme yapıldığı dikkate alınarak 17/07/2024 tarihli rapor hükme esas alınmış ve davacıya ait aracın 16.000,00-TL değer kaybına uğradığı, davalı sigorta şirketinin, sigortalısı araç sürücüsünün %25 oranındaki kusuruna isabet eden 4.000,00-TL zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
9-Davacı vekilinin 30/09/2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerinin 4.000,00-TL'ye yükseltildiği, kaza tarihi itibariyle davalı kurumun sorumluluk sınırının 120.000,00-TL olduğu, dava öncesi değer kaybı zararı ödemesi yapılmadığı, poliçe limitini eksilten bir ödeme savunmasında bulunulmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça tazminat miktarına temerrüt tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi talep edilmiştir. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu her ne kadar haksız fiilden kaynaklanmakta ise de zararın varlığı noktasında hasar kendisine ihbar edilmeksizin ödeme borcu altında olduğunu bilemeyeceğinden temerrüt tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulabileceği Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. Maddesi uyarınca hasarın ihbarı sonrasında 8 iş günü içerisinde zararı karşılaması gerektiği, davacı tarafça hasarın 18/01/2023 tarihli e-posta aracılıyla karşılanmasını talep ettiği, 8 iş günü yasal sürenin sona ermesiyle davalı şirketin 31/01/2023 tarihinde temerrüde düştüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafça tazminata avans faizi uygulanması talep edilmiş olup, davalının sigortalısı aracın kiralık araç olarak kullanıldığı, araç malikinin ticaret şirketi olduğu, bu itibarla aracın kullanım amacına göre ticari nitelikte olması nedeniyle ticari faiz talebinde bulunulabileceği gözetilerek tazminat miktarına temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmiştir.
10-"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 4.000,00-TL değer kaybından kaynaklanan maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına temerrüt tarihi 31/01/2023'ten itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 179,90-TL ile ıslah harcı olarak alınan 67,46-TL harcın mahsubu ile bakiye 180,24-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 4.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 67,46-TL toplamı 247,36-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça sarf edilen 179,90-TL başvuru harcı, 515,00-TL posta ve tebligat ücreti, 10.500,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 11.194,90-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/10/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır