T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/306 Esas
KARAR NO: 2023/729
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/07/2019
KARAR TARİHİ: 21/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklının İzmir...ra Müd.nün ...as sayılı takip dosyası ile müvekkillerinin murisi...aleyhine takip yaptığını,takibin kesinleştiğini, takip konusunun 47.000,00 TL bedelli bir senet olduğunu, icra takibinden sonra 01.06.2019 tarihinde borçlu...'nin vefat ettiğini, takibe konu senedin esasen teminat senedi olduğunu,zira müvekkilerinin murisi ile davalı arasında 02.04.2018 tarihinde murise ait iki adet dairenin tadilatı için sözleşme imzalandığını, buna göre yapılacak işler için 65.000,00 TL bedel kararlaştırılrdığını,davacıların murisinin kararlaştırılan bu bedelin 18.000,00 TL sini nakit olarak davalıya ödediğini, kalan 47.000,00 TL için iş bu senedin düzenlendiğini ve paranın tahsilinden sonra senedin iade edileceğinin sözleşmede belirtildiğini, bu senedin sözleşme bedelinin ödenmesini garanti altına almak için teminat amaçlı düzenlendiğini, toplam 65.000,00 TL bedelli işin 18.000,00 TL sinin ödenmesinden sonra 40.000,00 TL sinin murise ait aracın satılarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, murise ait olup davacı ... adına kayıtlı olan...akalı aracın İzmir...Noterliğinin 25.04.2018 tarihli araç satış sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, davalının bizzat üzerine devraldığını, araç satış bedelinin 39.269,00 TL olduğunu,davalının buna göre toplam 57.269,00 TL tahsil ettiğini, davacıların davalıya toplam 7.731,00 TL borcunun kaldığını, ancak davalının buna rağmen 47.000,00 TL lik senedi icraya koyarak alacağını 2.kez tahsil etme yoluna gittiğini, müvekkillerinin bu bonodan dolayı davalıya bir borçlarının bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle İzmir ...İcra Müd.nün... Esas sayılı dosyaya yatacak paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, takibe konu senedin teminat senedi olarak kabulü ile müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,senedi teminat senedi olduğu kabul edilmez ise, davalıya yapılan 39.269,00 TL ayni ödemenin senet bedelinden mahsubu ile asıl alacağının 39.269,00 TL lik kısmından borçlu olmadıklarının tespitine ,davalının %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından sözleşme kapsamında yüklenilen tüm işler yapıldığını ve hatta ilave işler yapılarak (kalorifer tesisatı) bedeli tahsil olunamadığını, ancak murisin sözleşme uyarınca ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, murisin sözleşmenin düzenlenmesi ve işin devamı sırasında iş bedelinin tamamını nakden ödeyemeyeceği için 18.000,00 TL peşin ödeme yaptığını ve bakiye için de senet düzenlediğini, burada senedin teminat senedi değil ödeme aracı olduğunu,davacı yanın dava dilekçesinde bahsettiği ve müvekkilinin alacağından mahsubunu talep ettiği araç murise değil davacı ... ye ait olup müvekkili tarafından bedeli ödenmek suretiyle ve muris ile akdedilen sözleşmeden hariç olarak satın alındığını, murise yapılan ödeme emri tebliği sonrasında murisin takibe bir itirazının olmadığını, takibe konu senedin teminat senedi olmadığını, üzerinde böyle bir ibare geçmediğini, bu nedenlerle davanın reddine ve davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İzmir... İcra Md’nün... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ... olduğu, borçlusunun... olduğu, takip konusunun 47.000,00 TL miktarlı, 31.03.2018 tanzim tarihli ve 31.01.2019 vade tarihli senet olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliği edilerek takibin kesinleştiği,borçlunun borca bir itirazının olmadığı görülmüştür.
Açılan dava öncelikle mahkememizin...esasına kaydedilmiş olup, 17/09/2020 tarihinde;
"Davanın REDDİNE şeklinde hüküm kurulmuştur."
Mahkememizce verilen karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiş olup, İzmir BAM..D ...rar sayılı ilamı ile "Davacı taraf temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun 7.731,00-TL dışında kalan kısmının ödendiğini iddia etmektedir. Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin yemin deliline dayanması nedeniyle yemin teklifi hususunun hatırlatılarak istek halinde HMK. 228. madde hükümlerinin uygulanması gerekirken, söz edilen gerekliliğe uyulmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle KABULÜNE,ile İzmir..sliye Ticaret Hukuk Mahkemesi'nin 17.09.2020 tarihli ...rar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE"şeklinde kesin olarak karar verilmiştir.
İzmir BAM... ...rar sayılı kaldırma ilamı gereğince, tensiben davacı vekiline yemin teklif metnini sunmak üzere kesin mehil verilmiş ve süresinde sunulan yemin metni davalı asile tebliğ edilerek yemin 21/09/2023 tarihli celse eda edilmiştir.
Tüm bu nedenler ile, mahkememizce kaldırma ilamı öncesi verilen davanın reddine ilişkin karara karşı başvurulan istinaf kanun yolu sonucu BAM ...HD ... Karar sayılı ilamında davacı vekiline yemin delilinin hatırlatılması gerektiğini belirttiğinden eksiklikler giderilerek yemin eda edilmiş ve davalı asil 21/09/2023 tarihli celse "Davacı ...'ye ait olan...akalı Renault marka aracı 25.04.2018 tarihinde alıp araç satış bedeli olan 39.269,00 TL'yi ...'ye tamamen elden ödediğime,...'nin bana imzalayıp verdiği 47.000,00 TL senetten kaynaklanan alacağımı tahsil etmediğime, Halen 47.000,00 TL'lik senet alacağımdan dolayı gerçekten davacılardan alacaklı olduğuma, dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum, " şeklinde yeminli beyanda bulunmuştur. Her ne kadar yeminin eda edileceği 11/07/2023 tarihli celse davalı asil hazır bulunmamış ve davalı vekili müvekkilinin şehir dışında bulunduğunu bu sebeple celseye katılmadığını beyan etmiş ve mahkememizce HMK' nun 228/2. Maddesi gereği verilen dilekçeye göre davalı asil yeminin eda edileceği celse İzmir ilinde bulunduğu ancak rahatsızlığı sebebiyle katılamadığına ilişkin dilekçe sunulduğu ve sunulan dilekçeye karşılık davacı vekili davalının şehir dışında olduğuna dair mazeretini tevsik etmesi gerektiğini ayrıca sunulan raporun gelip yemin edilmesini engelleyecek mahiyette olup olmadığının araştırılmasını talep etmiş ise de, mahkememizce davalı asilin şehir dışında bulunmayıp İzmir ilinde Hastaneden alınmış olduğu rapor sonucu 11/07/2023 tarihli celseye katılmamaya yönelik mazereti HMK' nun 228/2. Maddesi gereği kabul edilmiş, ayrıca sunulan raporun gelinip yemin edilmesini engelleyecek mahiyette olup olmadığına yönelik araştırma yapılması istemi ise TMK' nun 3. Maddesi gereği asıl olan iyinetin varlığı olduğundan raporun sahteliği de ileri sürülmediğinden başkaca araştırma yapılmasına gerek görülmeyerek kazanılmış haklarda nazara alınarak davanın reddine, İİK' nun 72/4. Maddesi gereği mahkememizce tedbir kararı verilmiş olduğundan davalı yararına tazminata karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan;
6/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen TTK'nın 5/A maddesinde;
"B(1) Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde;
"(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükümleri düzenlenmiştir.
TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davaları yönünden dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Anılan hükümde menfi tespit davaları sayılmamıştır. Yorum yolu ile de, menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğu sonucuna varılamaz.
Kural olarak, [alacak ve tazminat] talep hakkının yerine getirilmesini sağlamak amacıyla bir dava açıldığı zaman, bu bir edim (eda, ifa) davası (Leistungsklage) olacaktır. Şu var ki, bütün dâvalar, edim dâvası gibi, karşı tarafın bir şey yapmaya ("verme"yi de içine alacak biçimde geniş anlamda kullanılıyor) veya yapmamaya mahkûmiyetini sağlamak amacıyla açılmaz. Bir tespit dâvasında veya yenilik doğurucu dâvada da dâvacının Usul Hukuku anlamında bir talebi vardır (örneğin bir sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun mahkemece tespit edilmesi veya bir ölüme bağlı tasarrufun iptali isteniyor). Fakat bu dâvalar (edim davasından farklı olarak) Maddi Hukuk (Medeni Hukuk) anlamında bir talep hakkına dayanmazlar. Ortada sadece usule ilişkin bir talep vardır. Zira, maddî hukuk (Medenî Hukuk) yönünden, bir sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitini veya bir ölüme bağlı tasarrufun iptalini sağlamak isteyen kişi, karşı taraftan bir şeyin yapılmasına veya yapılmamasına istemde bulunmamaktadır (Borçlar Hukuku Genel Bölüm Birinci Cilt [Kocayusufpaşaoğlu/Hatemi/ Serozan/Arpacı], Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, 7. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2017, s:40). Menfi tespit davalarında da bir talep var ise de bu talep maddi hukuk anlamında bir talep değildir. Başka bir söyleyişle, menfi tespit davalarında bir alacağın tahsili talep edilmediği gibi bu davanın sonucunda verilecek hüküm de bir alacağın tahsili sonucunu doğuran eda hükmü niteliğinde değildir.
Tüm bu açıklamalara göre; eldeki dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olmasa da davacı tarafından arabuluculuğa başvurulduğu ve eldeki davada arabuluculuğa başvuru gerekmese de davacıların başvurması nedeniyle ortaya çıkan masrafın davacılar tarafından ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır (T.C. Sakarya BAM ... H. D. ... Karar).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-47.000,00.-TL senet bedelinin %20'si oranındaki 9.400,00TL kötü niyet tazminatının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
3-Alınması gereken karar ve ilam harcının (269,85 TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubuna, artan harcın davacılara iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacılardan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/09/2023
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza