T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/359 Esas
KARAR NO : 2024/700
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/04/2023
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "Müvekkilim ..., davacı ... Maden Ltd. Şti.'nin yetkilisi olup şirketin faaliyet alanları kapsamında ticari faaliyetini sürdürmektedir. Bu kapsamda şirkete makineler almakta ve bu makinelerin bakım ve onarım işlerini yaptırmaktadır. Müvekkilim tarafından şirkete... adlı parça üretiminde kullanılan bir makine satın alınmıştır. Bu makinenin kurulum, bakım, onarım ve eksik parça tedariki için ise davalı ... ile anlaşmıştır. Makine kurulumu gerçekleştikten sonra davalı tarafından kurulan makinenin bakıma ihtiyacı olduğu ve eksik malzemelerinin bulunduğu, bu malzemelerden birinin de makinenin motor aksamı olduğu ve motor aksamının ancak yurt dışından gelebileceği, paranın peşin ödenmesi gerektiği, kendisine bu miktarın gönderilmesi halinde malzemeleri yurt dışından temin edeceği ve davacıya teslim edeceği ifade edilmiştir. Müvekkilim de makinenin çalıştırılması ve ticari faaliyetinde kullanılması amacıyla gereğinin yapılması için davalıya 24.06.2022 tarihinde 29.264-TL makinenin eksik veya çalışmayan malzemelerinin satın alınması için gönderilmiştir. İlgili dekont açıklamasında da belirtildiği üzere bu miktar malzeme için gönderilmiştir.Akabinde davalı tarafından davacıya gümrükte sorun çıktığını makine motorunun gümrükten geçmesinin mümkün olmadığını bu sebeple makine motorunu temin edemediği ifade edilmiştir.
Bunun üzerine davacı WhatsApp üzerinden 12.08.2022 tarihinde "Anlaşılan senden iş çıkmayacak, malzemeler için aldığın parayı geri gönder, diğerleri için faturanı kesersin" demek suretiyle 29.264 TL'nin iadesini talep etmiştir. Davalı ise bu mesaja karşılık "Bana ibanını at abi, Sana geri ödemeni atacam" demiştir. Ancak buna rağmen para iadesi yapılmamıştır.
Davacı tarafından 11.10.2022 tarihinde "Motor parası diye aldığın 27 bin geri gönder" demek suretiyle bir kez daha paranın iadesini talep edilmiştir. Ancak davalı tarafından para iadesi yapılmamıştır.
Davalının yukarıda açıklanan fiilleri aynı zamanda güveni kötüye kullanma suçunu oluşturmaktadır. Bu sebeple davalı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ... CBS Sorusturma Dosyası ile açılmış bir soruşturma dosyası mevcuttur.
Fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla 29.264 TL'nin 24.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını
Vekaleten talep ederim." şeklinde dava ve talep ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafların cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
GEREKÇE : Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” Ticari Dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri Mutlak Ticari Davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar Nispi Ticari Davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Eldeki Uyuşmazlığın; davacının davaya konu makinenin bakım, onarım ve eksik parça tedariki için anlaştığı davalıya gönderilen paranın gümrükte sorun çıkması nedeniyle iadesine dair alacak talebine ilişkin olduğu, böylelikle davacı ve davalın arasındaki ilişkinin temelinde eser sözleşmesinin bulunduğu, eser sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olduğu, bu nedenle davanın Mutlak Ticari Davalardan olmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın Nisbi Ticari Dava olup olmadığının tespiti için davalı gerçek kişilerin tacir olup olmadığını saptamak amacıyla Vergi Dairesi ve Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarından her ne kadar davacı tacir ise davalının Bornova Vergi Dairesinde herhangi bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı, Selçuk Vergi dairesinden Meram Vergi Dairesine 15.03.2014 tarihinde nakil olduğu Meram Vergi Dairelerinde kaydının görüldüğü ancak 31.12.2014 tarihinde resen terk ettirildiği, en son verilen gelir vergisi beyannamesinin 2014 yılına ilişkin olduğu ve bu nedenlerle uyuşmazlığa konu hukuki ilişkinin vuku bulduğu 2022 yılında ve de davanın in'ikad olduğu 2023 yılında tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
TTK'nun 5. maddesine göre davanın mutlak ticari davalardan olması veya her iki tarafın tacir ve açılan davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunması halinde açılan davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi içinde olacağı, açılan davanın ise ticari davalardan olmadığı, dolayısıyla davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermektedir. Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü mahkemesince re'sen gözetilmelidir. Bu durumda mahkememizce, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davalıya karşı açmış olduğu dava da HMK.114/1-c,115/2 madddesi gereği GÖREVE İLİŞKİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İZMİR Nöbetçi ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3-Bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin Görevli Mahkemede nazara alınmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 16/07/2024
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza