T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/371 Esas
KARAR NO : 2025/870
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 01/05/2023
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; ...'ın sürücüsü ve ruhsat sahibi (işleten) olduğu ... plaka nolu otomobil ile kendi şeridinden gitmek yerine ve yolu ortalayarak gittiği için ,... plakalı motosikletiyle sağa doğru dar bir şekilde dönüş yapan müvekkiline çarparak, müvekkilinin bedeni hasarlar görmesine neden olan kazaya asli kusuruyla neden olduğunu, bu kazada müvekkilinin yaralanıp daimi sakat kaldığını, Davalı sigorta şirketine; sorumlu olduğu...Nolu poliçeden yaptıkları başvuru için hiç bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davacı için şimdilik 100,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı 100,00-TL tedavi ve iyileştirme gideri ile 100,00-TL bakıcı giderinin haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 14.07.2022 tarihinden itibaren işlemiş ve dava sonrasında işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Sigorta şirketinden poliçe limitini aşmamak üzere tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; Davanın miktarını maddi tazminat yönünden 400,00-TL den 225.664,93-TL ye değer artırım talebimiz doğrultusunda, 225.664,93 TL maddi tazminatın , haksız filin işlendiği kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Davacıların dava konusu kaza sebebi ile uğradığı maluliyet oranının ve kusur durmunun Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile tespitine; Tazminat hesabına ilişkin raporun Hazine Müsteşarlığı listesinde yer alan uzman aktüerden alınmasına; davanın açılmasına sebebiyet vermemiş ve temerrüde düşmemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını, hükmolunması halinde müvekkil şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmasına, Davacıların , müvekkili şirket bakımından poliçe teminatı dışında bulunan taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Hastane tedavi evrakları, SGK kayıtları, hasar dosyası, Sağlık kurulu Raporu, Bilirkişi raporları, keşif delil olarak değerlendirilmiştir.
Tarafların kusur durumlarının tespiti Salihli... Asliye Hukuk Mahkemesin yazılan talimat sonucunda mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişiden alınan 15/11/2023 tarihli rapora göre; "...yukarıda açıklamış olduğum bilgiler doğrultusunda bu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ... sola dönüşünü dar kavisle yapmadığı için 2918 sayılı K.T.K 84. Maddesinde yer alan sürücülere ait Diğer kusurlardan 53/1-b (Sola dönüş kurallarına riayet etmemek) kusurunu işlediğinden %50 (yüzde elli) nispetinde kusurlu olduğu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü... motosikleti gördüğü, fren yaptığı (fren izi mevcut) sürücülere ait diğer kusurlardan 52/1-a (araçların hızını, ... Kavşaklara yaklaşırken azaltmamak) kusurunu işlediğinden %50 (yüzde elli) nispetinde kusurlu olduğu kanaati ile sayın mahkemenin takdirlerine arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 15/02/2024 tarihli rapora göre; "...1) Sürücü Fatih IŞIK'ın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu,
2) Davacı sürücü ...'nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu,
II. Hal:
1) Sürücü ...ın %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu,
2) Davacı sürücü ...'nın %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu olduğu
kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Davacının maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan 06/03/2025 rapora göre; "...Sonuç olarak; şahısta Alt Ekstremite Engellilik Yüzdesi Balthazard formülü ile hesaplanmış ve “Tablo 3.2- Alt ekstremite engelliliğinden kişinin engellilik oranının hesaplanması.” tablosu dikkate alındığında şahısta 14.07.2022 tarihli yaralanmasına bağlı sol bacak kemiğinde meydana gelen kırık nedeniyle kişinin özürlülük oranı “46 (yüzdealtı) olarak bulunmuştur.
2. Tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak varsa kesin iyileşme süresinin kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır.
3. Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı, geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirme olmamakla birlikte olaya bağlı yaralanmaları nedeniyle yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin yarı zamanlı 1 (bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varılmıştır.
4. SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin ne kadar olacağı hususunun şahsın tedavi ve takibini gerçekleştiren hekimler tarafından karar verilmesinin daha uygun olacağı mütalaasına varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 18/06/ tarihli rapora göre; ; "...14.07.2022 tarihinde yaralanan ...’nın geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 34.705,75 TL olduğu, SGK tarafından ödenen 6.039,60-TL geçici iş göremezlik ödemesinin, Sayın Mahkemece davacının kusur oranı tespiti yapıldıktan sonra mahsubunun gerekeceği,
-Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 404.335,27 TL olduğu,
-Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 12.942,00 TL olduğu,
-SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinin 2.833,45 TL olduğu,
-FTR uygulamasından kaynaklı tedavi giderinin 3.003,00 TL olduğu,
Davacının kusur durumuna göre toplam maddi tazminat alacağının tespit ve takdirinin Sayın Mahkeme ait olduğu,
Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 1.000.000,00 TL olduğu kanaatiyle,.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş gücü kaybı, geçici iş gücü kaybı, bakıcı gideri ve tedavi gideri zararlarının, zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazmini talepli maddi tazminat davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacının kaza nedeniyle sürekli maluliyet ve geçici iş gücü kaybı meydana gelip gelmediği, bakıcı ihtiyacı bulunup bulunmadığı, kaza nedeniyle SGK sorumluluğu kapsamı dışında kalan tedavi giderlerinin bulunup bulunmadığı ve bu tazminat kalemlerinden dolayı davacının talep edebileceği maddi tazminatın miktarı noktalarında toplanmaktadır.
3-Dosya kapsamının incelenmesinden davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı motosiklet ile dava dışı...'ın sevk ve idaresindeki, davalı şirket nezdinde KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan ...ılı araç arasında 14/07/2022 tarihinde çift taraflı yaralamalı trafik kazası meydana geldiği,...plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde 25/06/2022-25/06/2023 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve kazanın poliçe vadesi içerisinde meydana geldiği görülmüştür.
4-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede;
Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete posta yoluyla gönderdiği ve evrakın 26/11/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine teslim edildiği ve sigorta şirketinin 08/12/2022 tarihinde temerrüde düştüğü, KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür.
5-Mahkememizce kaza tespit tutanağı, poliçe, ceza soruşturma dosyası, davacının görmüş olduğu tedavilere ilişkin hastane kayıtları, hasar dosyası, maluliyet raporu, kusura yönelik bilirkişi raporu ve aktüerya bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
6-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
90. Maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun... öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun... düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
7-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı noktasındadır.
Dosya kapsamının incelenmesinde kaza sonrası kaza tespit tutanağının trafik ekiplerince düzenlendiği, davacı araç sürücüsünün asli kusurluğu olduğuna ve dava dışı sigortalı araç sürücüsü Fatih IŞIK'ın tali kusurlu olduğuna yönelik kusur dağılımı yapıldığı görülmüştür.
Davacı tarafça davacının dönüşü sırasında dar bir kavisle döndüğü sırada kazanın gerçekleştiği ileri sürüldüğünden mahkememizce kaza mahallinde keşif yapılması suretiyle adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 15/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda araç sürücülerinin %50-%50 kusur dağılımıyla kazaya sebebiyet verdikleri yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı taraf vekillerince sair itirazlar ileri sürülmüş olup, dosya kusur dağılımının tespiti yönünden ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 15/02/2024 tarihli kusur raporunda iki ihtimalli bir değerlendirme yapılarak;
"I. Hal:
...plakalı otomobilin 125 sokağı takiben şerit ihlali yapar ve yolu ortalar vaziyette kavşağa geldiğinde kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde;
1)Sürücü ... idaresindeki otomobil ile olay mahalli iki yönlü 125 sokak üzerinde kendi seyir istikametine göre yolun sağını takiben seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususa özen göstermediği, iki yönlü yolda nizamlara aykırı şekilde şerit ihlalinde bulunarak seyrini sürdürüp olay mahalli kavşağa geldiğinde; solunda kalan sokağı takiben seyirle gelip sağa manevra ile kavşağa giren ve 125 sokağa bağlanan mmotosikletin istikametini kapatması ile sebebiyet verdiği kazada asli kusurludur.
2) Davacı sürücü ... idaresindeki motosiklet ile seyirle olay mahalli kavşağa yaklaşırken hızını azaltması, kavşakta dönüş yaparak bağlanacağı iki yönlü cadde üzerinde seyir halinde olan trafiği etkin şekilde kontrol etmesi ve sağa dönüşünü dar açıyla gerçekleştirmesi gerekirken bu hususa özen göstermediği, mevcut hızıyla geniş açıyla sağa dönüşle kavşağa girdiğinde idaresindeki aracın ön kısımlarıyla sağından yolu ortalar vaziyette şerit ihlali yaparak gelen otomobile önlemsizce çarpması ile karıştığı kazada tali kusurludur.
II. Hal:
... plakalı otomobilin 125 sokağı takiben seyirle kavşağa geldiğinde, solunda kalan kavşak kolunu takiben gelip geniş açıyla ve şerit ihlali yapacak şekilde sağa dönüşle kavşağa giren motosikletle çarpışması ile kazanın meydana geldiğinin kabulü halinde;
1)Sürücü... idaresindeki otomobil ile olay mahalli iki yönlü 125 sokak üzerinde seyri sırasında kavşağa yaklaşırken hızını azaltıp dikkatli ve tedbirli şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususa yeterince özen göstermediği, solunda kalan sokağı takiben seyirle gelip geniş açıyla şerit ihlali yaparak sağa manevra ile kavşağa giren motosiklet ile çarpışması ile meydana gelen kazada alt düzeyde tali kusurludur.
2) Davacı sürücü ... idaresindeki motosiklet ile seyirle olay mahalli kavşağa yaklaşırken hızını azaltması, kavşakta dönüş yaparak bağlanacağı iki yönlü cadde üzerinde seyir halinde olan trafiği etkin şekilde kontrol etmesi ve sağa dönüşünü dar açıyla gerçekleştirmesi gerekirken bu hususa özen göstermediği, mevcut hızıyla geniş açıyla sağa dönüşle kavşağa girip şerit ihlalinde bulunduğu sırada idaresindeki aracın ön kısımlarıyla sağından düz vaziyette gelen otomobile önlemsizce çarpması ile karıştığı kazada asli kusurludur.
SONUÇ :
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde;
I. Hal:
1) Sürücü ...ın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu,
2) Davacı sürücü ...'nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu,
II. Hal:
1) Sürücü ...'ın %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu,
2) Davacı sürücü...'nın %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu olduğu
kanaatini bildirir müşterek rapordur."
Şeklinde görüş bildirilmiştir.
Dosya kapsamına göre kazanın oluş şekli hususunda ihtilaf bulunduğu ve yapılan keşif ile de ihtilafın giderilmediği gözetilerek kaza mahallinde araç sürücüleri ve trafik ekiplerinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmiş, keşif neticesinde düzenlenen 21/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda araç sürücülerinin her ikisinin de karşılıklı olarak %50 oranında kusurlarıyla kazaya sebebiyet verdikleri yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Kaza tespit tutanağı ve yargılama aşamasında gerçekleştirilen keşif ve isticvap anlatımlarına göre kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda belirtildiği üzere çarpmanın gerçekleştiği noktanın bulunduğu şeride göre değişim göstermektedir. Kaza tespit tutanağında her ne kadar şerit ihlalinin gerçekleştiğine dair bir kayıt yer almadığı, kaza sonrası çekilen fotoğraflardan da net bir tespitin gerçekleştirilemediği, keşif sırasında davacı araç sürücüsü tarafından gerçekleştirilen yer göstermesine göre kazanın şerit ihlali yapılması suretiyle gerçekleştiği yönünde bilirkişi görüşü mevcut ise de bunun yalnızca davacı araç sürücüsünün tek taraflı beyanına dayalı olduğu ve kazanın gerçekleştiği çarpma noktasında dair görgü tanığı veya somut bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından çarpma noktasının kusur oranına olan etkileri de dikkate alındığında Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin kusur dağılımının yapılamaması halinde %50-%50 oranında kusur oranlarına göre yargılamanın devam edilebileceği gözetilerek, yargılama konusu kazanın çarpma noktası tam olarak tespit edilemediğinden her iki taraf araç sürücüsüne eşit kusur izafe edilmiş ve davalı sigorta şirketinin %50 kusur oranında sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
9-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 14/07/2022 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerinErişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Davacının maluliyetinin tespiti yönünden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyete sevk edilmiş, dosyaya sunulan 28/02/2025 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli iş gücü kaybının %6 olduğu, davacının 6 ay süreyle geçici iş göremezlik süresinin bulunduğu, tıbbi iyileşme sürecinde 1 ay süreyle bakıcı ihtiyacı duyacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Maluliyet raporuna karşı davalı şirket vekili tarafından itirazlar sunulmuş ise de itiraz dilekçesinde açık bir hukuka aykırılık ve hatanın gösterilmediği, davacının diz ve tibia kırığından dolayı sürekli maluliyetinin oluştuğu, yönetmelikte gösterilen usul ve esaslara uygun olarak rapor düzenlendiği anlaşıldığından davalı itirazları yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça dava öncesinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı öğretim üyelerinden oluşan heyet tarafından düzenlenen 23/03/2023 tarihli maluliyet raporunda sürekli iş gücü kaybı oranı %12, geçici iş göremezlik süresi 180 gün ve bakıcı ihtiyacı gideri 60 gün olarak gösterilmiş ise de, mahkememizce alınan raporda gösterilen oran ve sürelerin davacı aleyhinde ve davalı lehine olacak şekilde daha az olduğu, raporlar arasındaki çelişkinin davacı aleyhinde olması nedeniyle davacı tarafça itirazda bulunulmadıkça raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinin gerekmeyeceği gözetilerek mahkememize sunulan raporda gösterilen oran ve süreler hükme esas alınmıştır.
10-Maluliyet durumunun tespiti sonrasında dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 18/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının %6 oranındaki sürekli maluliyet oranına göre 404.335,27-TL sürekli iş gücü kaybı zararı, 6 aylık geçici iş gücü kaybı nedeniyle 30.705,75-TL geçici iş gücü kaybı zararı(6.039,60-TL SGK geçici iş göremezlik ödeneği mahsup edilmemiş hali), bakım giderinden dolayı 12.942,00-TL bakıcı zararı, 2.833,45-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi gideri ve 3.003,00-TL fizik tedavi gideri zararı oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Maluliyet raporuna karşı taraflarca süresi içerisinde bir itiraz bildirilmediği görülmüştür. Süresinden sonra sunulan davalı itiraz dilekçesinde ise somut bir hatalı uygulama gösterilmedi, zira Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre ve TRH-2010 yaşam tablosunda öngörülen bakiye yaşam süresine uygun olarak, asgari ücret düzeyindeki gelir esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaların yerinde olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesinin; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler", Türk Borçlar Kanununun 51. Maddesinin ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler" hükümlerinin haiz olduğu, bu çerçevede davacının kaza nedeniyle tedavi giderleri yönünden oluşan zararının hekim bilirkişi tarafından yaralanmanın ağırlığına göre muhtemel olarak belirlenmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından rapor hükme esas alınmıştır.
Tedavi giderlerine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, FTR tedavi gideri yönünden FTR uygulama zararı hesaplanmış ise de yapılan incelemede Sağlık Uygulama Tebliği(SUT) 2.4.4.F-1 hükmü uyarınca SGK'nın 30 seansa kadar tedavi hizmetlerini uzman hekim raporu ile, 30-60 seans arasındaki fizik tedavi hizmetlerinin ise uzman hekim ve sağlık kurulu raporuyla karar verilmesi halinde karşılanacağı, 60 seans üzerinde fizik tedavi ihtiyaçlarının da yine 3.basamak tedavi kuruluşlarının sağlık kurulu raporlarına istinaden SGK tarafından karşılanacağı düzenlenmiş olup, davacı tarafça SGK tarafından karşılanmayan bir fizik tedavi ihtiyacı bulunduğuna dair somut bir delil ve iddia gösterilmediği, bu haliyle davacının tedavi sonrasında ihtiyaç duyacağı fizik tedavi hizmetlerinin SGK sorumluluğu kapsamında olacağı dikkate bu yönden rapora iştirak edilmediğinden FTR tedavi giderine hükmedilemeyeceği gözetilerek bu talebe ilişkin kısmen ret kararı verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 52/1. Maddesi uyarınca müterafik kusur şartları resen değerlendirilmesi gereken hususlardnadır. Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet raporunda davacının sürekli maluliyetine neden olan yaralanmasının diz ve alt ekstremite bölgesinden kaynaklandığı kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre yalnızca kaskın zorunlu tertibat olarak yer aldığı, dosya kapsamı itibariyle davacının kaza sırasında kask takıp takmadığının belirlenemediği ancak kask takılmış olsa dahi baş bölgesini koruyucu özelliği bulunan kaskın dava konusu maluliyetin oluşmasını engelleyecek nitelikte bir koruma sağlamayacağı, bu haliyle davacının dizlik veya başkaca bir koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu bulunmadığı gözetilerek müterafik kusur indirimi şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
11-Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu %50 kusur oranına göre belirlenmesi gerekmekle, aktüerya raporu üzerinden yapılan kusur orantılaması neticesinde davacının talep edebileceği sürekli maluliyet zararının 202.167,63-TL, geçici iş gücü kaybı zararının 34.705,75-TL'den öncelikle %50 kusur indirimi sonrası davalı sorumluluğunun 17.352,875-TL olacağı ve bu miktardan da 6.039,60-TL SGK ödemesi mahsup edildiğinde davacının karşılanmayan bakiye geçici iş güzü zararının 11.313,275-TL olacağı, bakıcı gideri zararının 6.471,00-TL ve tedavi gideri zararları toplamının 1.416,72-TL olduğu tespit ve kabul edilmiş, davacı vekilinin 09/07/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle artırılan dava değerine göre yukarıda gösterilen miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlasına dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Tazminat miktarına davacı tarafça dava öncesinde yazılı başvuruda bulunulduğu ve davalı sigorta şirketinin 08/12/2022 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek bu tarih itibariyle faize hükmedilmiştir. Davacı tarafça ticari faiz uygulanması talep edilmiş ise de zarar veren aracın ruhsat kaydının hususi nitelikte olduğu ve ticari amaçlı olarak kullanıldığına dair dosyada mevcut bir delil bulunmadığı gözetilerek yasal faiz türüne hükmedilmiştir.
12-Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 202.167,63-TL sürekli iş gücü kaybı ve 11.313,27-TL geçici iş gücü kaybı olmak üzere 213.480,90-TL maddi tazminatın davalının sakatlık ve ölüm teminatı 1.000.000,00-TL poliçe limiti aşılmamak kaydıyla; 6.471,00-TL bakım gideri ve 1.416,72-TL SGK sorumluluğu kapsamı dışında kalan belgesiz tedavi giderinin ise tedavi giderleri teminatı 1.000.000,00-TL poliçe limiti aşılmamak kaydıyla temerrüt tarihi 08/12/2022'den itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.121,69-TL harçtan peşin olarak alınan 179,90-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 769,39-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 14.431,39-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı yararına takdir edilen 35.418,98-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat uyarınca davalı yararına takdir edilen 4.296,31-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL. ile tamamlama harcı olarak yatırılan 769,39-TL toplamı 949,29-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan 179,90-TL. başvuru harcı, 4.942,65-TL keşif harcı, 3.750,00-TL Adli Tıp Kurumu fatura bedeli, 1.400,00-TL keşif araç ücreti, 3.521,00-TL posta ve tebligat ücreti, 3.200,00-TL Ege Üniversitesinin sağlık kurulu fatura bedeli, 7.250,00-TL bilirkişi ücreti toplamı 24.242,65-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 23.781,10-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır