T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/496 Esas
KARAR NO: 2023/1021
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/06/2023
KARAR TARİHİ: 19/12/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı ... Mobilya Dekorasyon İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti. (eski unvan) arasında 07.11.2022 tarihli “Mobilya İmalat Sözleşmesi” başlıklı bir eser sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin davalı şirket aleyhinde yasal işlemlere müracaat aşamasında, akit imzaladığı şirketin hem adresini değiştirdiğini hem de şirket unvanını değiştirdiğini öğrendiğini, şirketin yeni unvanın ... İçecek Gıda Yem Tarım ve Orman Ürünleri İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti olduğunu, taraflar arasında “mobilya imalat sözleşmesi” akdedildiğini, Sözleşmenin (3.) maddesinde sözleşme konusu işin, KDV hariç 345.000,00 TL. tutar karşılığında yapılacağı, sözleşmenin (6.) maddesinde sözleşme bedelinin %40'ına tekabül eden 138.000,00 TL. tutarın peşin avans olarak ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin, sözleşmenin (6.) maddesine uygun olarak 138.000,00 TL. tutarı davalı şirketin hesabına yatırdığını, davalının sözleşme konusu imalatları, sözleşmenin (4.) maddesinde belirtilen 60 iş günü içerisinde tamamlayıp, işi, müvekkili şirkete teslim etmesi hususunda anlaşmaya varıldığı halde, davalı şirketin, üzerine düşen hiçbir edimi yerine getirmediğini, işe dahi başlamadığının Bornova ...Noterliğinin 11.04.2023 tarih ve...yevmiyeli ihtarı ile kendisine iletildiğini, davalının ihtarnameye kayıtsız kaldığını, herhangi bir cevap vermediğini, aldığı avans bedeli olan 138.000,00TL'yi de iade etmediğini, müvekkilinin davalı aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, davalının yaptığı itiraz üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağa ihtarname tebliğ tarihinden (27.04.2023) itibaren ticari reeskont faizi işletilmesine, haksız ve kötüniyetli itirazları nedeni ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve ihtarname masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin faaliyet adresi ve unvanı yaptığı iş ve ticaret nedeni ile değişmiş olup ticari faaliyeti devam ettiğini, müvekkili ile davacı şirket arasında imalat yapılması için bir akit imzalandığının tartışmasız olduğunu, davacı tarafın istediği imalatların yapılması için yapılan anlaşma gereği müvekkili tarafından gerekli ham maddenin tedarik edildiğini, davacı tarafından bu ham madde tedariği için müvekkiline ön ödeme yapıldığının da tartışma konusu olmadığını, davacı tarafın 5. bentteki iddialarının doğru olmayıp gerçeği çarpıttığını, zira davacı tarafın müvekkilini arayarak proje değişikliği olduğu ve işin bekletilmesi talimatını verdiğini, bu hususun müvekkiline yazılı olarak bildirilmediği için müvekkili tarafından imalatların yapıldığını, müvekkilinin proje değişikliği yapıldığı için fark ücret talep ettiğini, ancak davacı taraf akabinde fark ücret vermeyeceğini ve müvekkiline yaptırmayacağını başkası ile anlaştığını ve paranın iadesini talep ettiğini, müvekili tarafından davacı tarafa belli bir imalat seviyesine gelindiği bu nedenle uğranılan zararın karşılanması ve anlaşma yapılmasının talep edildiğini, davalı tarafın bu süreçte müvekkilini oyaladığı gibi imalatları da başkasına iş teslim süresi içinde yaptırdığını, daha sonra müvekkiline ihtar çeken davacı taraf haksız ve mesnetsiz bir ihtar keşide ettiğini, işe hiç başlanılmadığı iddasının doğru olmadığı gibi işin teslimi yapılmasını davacı tarafın istemediğini, davacı tarafın kendi kusuruna dayalı olarak haksız bir ihtar keşide ederek yersiz bir şekilde cezai şart talep ettiğini, kabul anlamına gelmek üzere kaldı ki bu cezai şart hukuka uygun olmadığı gibi tartışmalı ve ihtilaflı olan bir durumda doğrudan müvekkilinden cezai şart isteminin de yerinde olmadığından reddi gerektiğini, müvekkili tarafından davacı taraf ile görüşmek istediğinde davacı tarafın avukatlarının adres olarak gösterildiğini ve hiç bir şekilde müvekkili şirket yetkilisinin muhatap kabul edilmediğini, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinden edimi almaktan kaçınan ve kalan imalatların tedariği için ödeme yapmaktan kaçınan davacı tarafın haksız ve mesnetsi davasının reddine, ayrıca davacı tarafın haksız ve kötü niyetli icra takibinden dolayı davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E sayılı dosyası, ihtarname, yemin, delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve cezai şart bedelinin iadesi talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket ile davalı şirket arasında 07/11/2022 tarihli mobilya imalat sözleşmesi imzalandığını, şirket ünvanının takip aşaması sırasında ... İçecek Gıda Yem Tarım ve Orman Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak değiştirildiğini, sözleşme kapsamında mobilya imalatı ve yerinde montaj yapılacağını, davacı şirketin sözleşme bedelinin 138.000,00-TL'lik kısmını davalı şirket hesabına banka yoluyla gönderdiğini, sözleşme konusu imalatların 60 iş günü içerisinde tamamlanıp müvekkile teslim edilmesi gerektiği ve işe başlanmadığı için Bornova ...Noterliği'nin 11.04.2023 tarihli ihtarnamesinin davalı şirkete gönderildiği, ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, 27/04/2023 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiğini, sözleşmede işin gecikmesi halinde her gün için iş bedelinin %10'u oranında gecikme ezası ödenmesinin kararlaştırıldığı, gecikme 10 günü aştığı takdirde iş sahibinin sözleşmeyi feshetme hakkı olduğu şeklinde düzenleme yer aldığı, davalı şirketin ihtarnameye rağmen bir cevap verilmediği ve avans bedelinin de iade edilmediğini, davalı şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı şirketin haksız olarak takibe itirazda bulunduğunu, davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini ve itirazın yerinde olmadığını ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
3-Davalı vekili cevap dilekçesine, davalı şirketin ticari faaliyetlerinin farklı bir adreste devam ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafın da kabulünde olduğunu, davacının imalatlarının yapılabilmesi için davalı şirketin gerekli ham maddeleri tedarik ettiğini, ön ödemenin ham madde temini için yapıldığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın davalı müvekkili arayıp proje değişikliği olduğunu ve işin bekletilmesi talimatını verdiğini, bu husus yazılı olarak bildirilmediği için davalının imalatları gerçekleştirdiğini, proje değişikliği yapıldığı için davalının fark ücreti talep ettiğini, davacının fark ücreti ödemeyi kabul etmeyip başkası ile anlaştığını ve paranın iadesini talep ettiğini, davalının imalatları belirli bir aşamaya getirmiş olması nedeniyle zararının karşılanması ve anlaşma yapılmasını talep ettiği, davacı tarafın davalı şirketi bu süreçte oyaladığını ve başkasına iş teslim yaptırıldığını, davalının işe başladığı gibi iş teslimi yapılmasının davacı tarafça kabul edilmediğini, davacının basiretli bir tacir gibi hareket ederek gecikme iddiası varsa akit süresi sona erer ermez iş akdini sonlandırması gerektiği halde davalıyı oyaladığını ve haklı gerekçe yaratmak için ihtarname gönderdiğini, davacı tarafın haksız şekilde cezai şart talep ettiğini, cezai şart talebinin hukuka uygun olmadığını, davalı şirket yetkilisinin davacı tarafla görüşmek istediğinde avukatları adres olarak gösterdiğini, müvekkil şirket yetkilisini muhatap almadığını, davalı hakkında mesnetsiz olarak savcılık şikayetinde bulunulduğunu, davacı tarafın kendi kusurlu eylemleri ile davalıya iş yaptırmaktan kaçındığını, alacağın likit nitelikte olmadığını, davalının bir borcu bulunmadığını, davalının edimini yerine getirmeye her zaman hazır olduğu ve imalatları yaptığı halde davacı tarafın avans ödemesi ve cezai şart tahsil etmek istediğini, sözleşmenin sona ermesinin ve zararın miktarının tartışmaya açık olduğunu, davalının imalata başladığının fatura ve tanık beyanları ile ispat edileceğini, davcının edimi almaktan kaçındığı ve kalan imalatlar için ödeme yapmaktan kaçınması nedeniyle davanın reddinin gerektiği ileri sürülerek davanın reddi ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacının gerçekleştirdiği 138.000,00-TL avans ödemesi her iki tarafın da kabulündedir. Sözleşmenin konusunu oluşturan imalatların davacıya teslim edilmediği de her iki tarafın da kabulünde olup davalı taraf imalatlara başlandığını ancak davacının proje değişikliği gerçekleştirmesi nedeniyle imalat sürecinin uzadığını ve sonraki süreçte davacının imalatları teslim almayı kabul etmediğini savunmuştur.
5-Eser sözleşmesinde kural olarak iş sahibi sözleşme bedelini ödediğini, yüklenici ise sözleşme konusu imalatları gerçekleştirdiğini ispat külfeti altındadır. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça sözleşme konusu imalatların davacıya teslim edilmediği sabit olup ihtilaf imalatın süresinde gerçekleştirilmemesinin davacıdan kaynaklanan bir nedenden meydana gelip gelmediği ve imalatlar yapılmış ise davacı işsahibinin temerrüdünün gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.
6-Eser sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
TBK'nın 470. Maddesi "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.",
471. Maddesi, "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir.
Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.",
472. Maddesi, "Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur.
Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür.
Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur."
Hükümlerini haizdir.
4721 sayılı TMK'nın 6. maddesi, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmünü,
6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi ise, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmünü içermekte olup müddei, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır.
7-Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça imalatların davacıya teslim edilmediği her iki tarafın da kabulünde olup, sözleşme ile sözleşme konusu imalatların teslimi hususunda kesin bir süre (60 iş günü) öngörüldüğü ve taraflarca bu sürenin uzatıldığına dair bir delil sunulmadığı dikkate alınarak, davalı tarafça birçok savunma nedeni ileri sürülmüş ise de savunmalardan büyük bir kısmının sonuca etkili olmadığı, örneğin davalı şirketin ham madde almış olmasının veya üretime başlamış olmasının, davacı şirket yetkilisinin davalı şirketle görüşmemesi, avukatını muhatap göstermesi ve benzeri savunmaların uyuşmazlığın çözümünde etkili olmadığı değerlendirilmiş, davalı savunmalarından davalı lehine sonuç oluşturabilecek hususların;
A-Davacının proje değişikliğine gitmesi,
B-İmalatların tesliminin davacı tarafça kabul edilmemesi,
Yönündeki savunmalardan ibaret olduğu değerlendirilmiştir.
Davalı tarafın kendisi lehine sonuç elde edebileceği savunma nedenlerine göre bu husustaki ispat külfeti davalı üzerinde olup davalı taraf delil olarak tanık deliline, fatura deliline ve yemin deliline dayanmıştır.
8-Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin "TARAFLARIN ADRES BİLDİRİMLERİ, TEBLİGAT VE YAZIŞMALAR, SÖZLEŞMEDE DEĞİŞİKLİK" başlıklı 11.maddesinin son cümlesinde "İşbu sözleşmede yapılacak her türlü değişiklik, ancak yazılı olarak yapılabilir. İşbu sözleşmenin maddelerinde şifahi olarak zımnen değişiklik yapıldığı ileri sürülemez." hükmü yer almaktadır.
Davalı tarafça, davacı şirketin proje değişikliği gerçekleştirdiği savunulmuş ise de bu savunmayı doğrulayan yazılı bir sözleşme veya talimatın dosya kapsamında sunulmadığı görülmüştür. Kural olarak yazılı bir delilin aksinin ispatı ancak yazılı delil ile gerçekleştirilebilir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olduğu ve yine sözleşme hükümlerindeki değişikliklerin yazılı olarak gerçekleştirileceğinin, şifahi olarak değişiklik yapıldığının ileri sürülemeyeceği açıkça düzenlendiği gibi yazılı bir hususun aksinin tanık beyanı ile ispatı mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davalının sunduğu delillere göre proje değişikliği savunmasının ispat edilemediği değerlendirilmiştir.
Davalı tarafça yemin deliline dayanılmış olup, davacı şirkete proje değişikliği hususunda yemin teklif edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi mahkememiz huzurunda yemin teklifini kabul ederek "Bizim herhangi bir proje farklılığı talebimiz olmamıştır." şeklinde yemin eda ettiği ve davalının yemin delili ile de bu savunmasını ispat edemediği görülmüştür.
Bir an mahkememiz görüşünün hatalı olduğu ve davalının proje değişikliğine dair savunmasının ispat edildiği ve proje değişikliği yapıldığı kabul edilmiş olsaydı dahi, TBK'nın 472/3. Maddesinde yer alan " eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur" hükmü uyarınca proje değişikliği halinde işin zamanında yetişmeyeceği hususunda davalının işsahibi olan davacıyı uyarmak zorunda olduğu açıktır. Dosya kapsamında davalının işin zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürücek proje değişikliğiyle ilgili olarak davacıya bir uyarı veya bildirimde bulunduğuna dair bir delil veya savunma da yer almamaktadır. Bu durumda işin gecikmesinden dolayı davacının sözleşme kapsamındaki fesih ve cezai şart talebinde bulunma haklarına etki etmeyeceği değerlendirilmiştir.
9-Davalının bir diğer savunması ise davalı tarafın imalatlara başladığı ancak davacının kendisini oyalaması nedeniyle sürecin geciktiği, sonraki süreçte davacının imalatları teslim almayı kabul etmediği yönündedir.
Bu hususta TBK'nın 472/3.maddesi düzenlemesinin ihtilafla ilgili dikkate alınması gerekmektedir. Kural olarak davalı işin zamanında teslim edilmesini tehlikeye düşürecek bir durum oluşması halinde bunu derhal işsahibine bildirmelidir. Dosya kapsamında davalı tarafça işin zamanında yapılamayacağına dair bir bildirim veya ihtar gönderildiğine dair bir delil veya savunma yer almamaktadır. Bu durumda proje değişikliği yapılması halinde işin uzayabileceği ve zamanında yetişmeyeceği hususu davalı tarafça öngörülmesi gerektiğinden davacı işsahibine proje değişikliği yapılması halinde teslimat sürecinin uzayacağının bildirilmesi gerektiği halde bu yönde bir bildirim yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı tarafça proje değişikliği yapıldığı ispat edilememiş olmakla birlikte ispat edilmiş olsaydı dahi davalının gecikmeden kaynaklanan sonuçlardan sorumlu olacağı değerlendirilmelidir.
Davalının savunmasında yer alan husus "Alacaklının temerrüdü" kapsamında yer almaktadır. Her iki tarafın da kabulünde olan sözleşme hükümlerine göre imalatların imza tarihinden itibaren 60 iş günü içerisinde anahtar teslim olarak teslim edilmesi gerekmekte olup, 07/11/2022 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre imalatların en geç 31/01/2023 tarihinde teslim edilmesi gerekmektedir. Bu tarihten sonra gerçekleştirilecek teslimatı davacının kabul etme yükümlülüğü bulunmamakta olup, davalının bu tarihte veya daha geç bir tarihte imalatları hazır ettiğine dair davacıya bildirimde bulunduğuna veya davacı işsahibini temerrüde düşürdüğüne dair somut bir delil sunulmamıştır. Keza dosya kapsamına göre tevdi mahalli belirlenmediği de açık olup alacaklının temerrüdü şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Davalı tarafça işe başlandığı ve davacının kabul etmemesi nedeniyle işlerin teslim edilemediği savunulmuş olup bu hususta tanık deliline ve ham madde alımına dair faturalara dayanılmıştır. Yukarıda tartışılan gerekçemizde de açıklandığı üzere davalı yüklenicinin imalata başlaması tek başına yükümlülükleri yerine getirdiği anlamına gelmemektedir. Davalının sözleşme süresi içerisinde teslimat yapmadığı kendi kabulünde olup sözleşme konusu imalatlar için hammadde temin etmiş ve imalatları tamamlamış olsa dahi sözleşme süresi içerisinde teslimatı gerçekleştirmemesi ve teslimatı hazır olduğuna dair yazılı bir delil de sunmaması hususları birlikte dikkate alındığında hukuki işlem niteliğinde olan teslimatı tanık delili ile ispat edemeyeceği değerlendirilmiştir.
Davalı tarafça ayrıca yemin deliline dayanılmıştır. Mahkememizce davacı şirket yetkilisine "Davalı tarafından yapılan imalatların proje farklılığı ve diğer bazı nedenlerle teslimden kaçınmadığı" şeklinde yemin metni sunulmuş, metne göre mahkememizce yemin sorusu "Davalı yüklenicinin yaptığı imalatların proje farklılığı nedeniyle davacı tarafından kabul edilip edilmediği" şeklinde davacı şirket yetkilisine yöneltilmiştir. Davacı şirket yetkilisi yemin teklifini kabul ederek "Bizim herhangi bir proje farklılığı talebimiz olmamıştır. Karşı tarafla anlaşmada kararlaştırılan teslimat süresi geçtikten sonra tüm yetki ve sorumluluğu Avukatımız... verdik." şeklinde yemin eda ederek proje farklılığı talebinin bulunmadığını belirtmiştir. Davalı tarafın teslim alınmama hususundaki yemin teklifi usulüne uygun olarak eda edildiğinden bu delil ile de savunmanın ispat edilemediği değerlendirilmiştir.
10-Yargılama sırasında yemin edası sonrasında davalı vekili tarafından davacı şirket yetkilisinin bizzat yapmadığı hususlarda yemin etmediği ve şirket çalışanları tarafından faaliyet yürütüldüğünün tespit edildiği, şirket çalışanlarının tespit edilerek dinlenilmeleri gerektiği, yeminin geçerli olmadığı ileri sürülmüş ise de davalı tarafça işlemlerin şirket yetkilisi mi yoksa şirketin çalışanları tarafından mı yürütülüğü hususlarının yemin edasından önce de bilinebileceği, kaldı ki malzemelerin alınıp alınmaması, davalının imalatlara başlayıp başlamadığı, dava öncesi yapılan görüşmelerde davalıdan talep edilen bedelin miktarı, bir bedel talep edilip edilmediği gibi hususların yargılamanın sonucuna etkili olmadığı, bu hususların gerçekleştirildiği ispat edilse dahi bunların davalıyı teslim borcundan kurtarmayacağı, davacı şirket yetkilisinin proje değişikliği yapılmadığı ve teslimat yapılmadığı hususlarda yemin eda ettiği gözetilerek davalı vekilinin bu hususları taleplerine dair ayrıca araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir.
11-Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere davalı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki imalatları teslim borcunu süresinde yerinde getirmediğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, davalının süresinde teslim edilmeme gerekçesi olarak proje değişikliği ve teslimatın kabul edilmediğine dair savunmada bulunduğu ancak bu savunmaları doğrulayan somut bir delil sunulmadığı, bu husustaki ispatın tanık delili ile ispat edilemeyeceği, zira teslimat için belirli bir tarih öngörüldüğü ve o tarihte teslime hazır imalat bulunduğuna ve bunun davacıya teklif edildiğine dair yazılı bir teklif bulunması, davacı kabul etmese dahi teslim borcunun tevdi mahalli tayini yoluyla yerine getirilmesi gerektiği halde bu hususta bir delil gösterilmediği, buna göre davalının sözleşme ile kararlaştırılan sürede edimini ifa ettiğini veya davacı işsahibinin temerrüde düştüğünü ispat edemediği anlaşıldığından davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğunu ispat ettiği kabul edilmiştir.
12-Davacı tarafça takipte 138.000,00-TL avans bedeli, 70.000,00-TL gecikme cezası, 1.140,55-TL ihtarname masrafı ve 1.049,98-TL işlemiş faiz talebinde bulunulmuştur.
Sözleşmenin 12.4. Maddesinde "Yukarıda belirtilen fesih hallerinin gerçekleşmesi durumunda yüklenici, aldığı avansı, 7 gün içinde derhal iş sahibi'ne iade etmek zorunda olduğu gibi iş sahibi'nin uğradığı zararları da ayrıca tazmin etmek zorundadır." hükmü düzenlenmiştir.
Buna göre davacı tarafça sözleşmenin Bornova ...Noterliği'nin 11/04/2023 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği ve fesih iradesinin davalı yükleniciye 27/04/2023 tarihinde ulaştığı, ihtarnamenin 8. Maddesinde paranın 7 gün içinde davacı işsahibine ödenmesinin istenildiği, buna göre tebliğden itibaren 7 günlük sürenin sona ermesi ile davalının faizden sorumlu tutulabileceği gözetilerek temerrüt tarihi 05/05/2023 ile takip tarihi 08/05/2023 arasında 121,93-TL işlemiş faiz(avans faizi) sorumluluğu bulunduğu gözetilerek 138.000,00-TL avans iade bedeli ile 121,93-TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline karar verilmiştir.
13-Davacı tarafın bir diğer talebi cezai şart bedelidir.
Sözleşmenin "İŞİN GECİKMESİ" başlıklı 5.maddesinde işin teslim edilmemesi halinde geciken her gün için iş sahibine %10 oranında gecikme cezası ödenmesi düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Hukuku kural olarak sözleşme serbestisi ilkesini benimsemiştir. Dava konusu sözleşme tarihinde yürürlükte bulununa 818 sayılı Borçlar Kanununun 19 ve 20 nci maddesi hükümlerine (TBK 26,27) göre taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. Türk Ticaret Kanunu’nun 22 nci maddesinde “Tacir sıfatını haiz bir borçlu, Türk Borçlar Kanunun 121’inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.”
Buna göre Türk Ticaret Hukukunda cezai şart, miktarı yönünden sadece Borçlar Kanunundaki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK’nın 22 nci maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir. Ancak, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, ahlâk ve adaba aykırı olarak kabul edilerek, cezai şartın kısmen veya tamamen iptaline karar verilmesi mümkündür. Borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve varlığının tehlikeye girmesine veya yıkılmasına sebebiyet verecek her cezai şart, ahlâk ve adaba aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta sözleşme bedeli KDV hariç 345.000,00-TL olup bir günlük gecikme cezası bedelinin 34.500,00-TL olduğu, avans verilen bedel baz alındığında ise günlük gecikme cezası bedelinin 13.800,00-TL olacağı, bu haliyle işsahibine fesih hakkı tanınan 10 günlük gecikme süresinde dahi en az 138.000,00-TL gecikme cezası talep edilebileceği, davacı tarafça 70.000,00-TL gecikme cezası talep edildiği dikkate alınarak talebin yerinde olduğu değerlendirilmiş ve gecikme cezası asıl alacağı yönünden itirazın iptaline karar verilmiştir. Sözleşme kapsamında kararlaştırılan 1 günlük cezai şart bedelinin sözleşmenin tümünün %10'u oranında belirlenmesi ve 10 günlük gecikme nedeniyle tüm sözleşmenin bedeli kadar bir cezai şart öngörülmesi fahiş nitelikte kabul edilebilir ise de takipte davacı tarafça yalnızca 70.000,00-TL cezai şart bedeli talep edilmiştir. Buna göre davalı yükleniciye ödenen bedelin yalnızca yarısı kadar cezai şart bedelinin talep edildiği dikkate alındığında bu bedelin özellikle iş hacmi ve davalıya ödenen peşinatın miktarına göre fahiş nitelikte sayılamayacağı ve ayrıca talep edilen cezai şart bedelinin de sözleşme hükümlerine göre talep edilebilecek miktarın çok daha azına isabet ettiği, sözleşme bedeli ve davalıya ödenen avansın miktarı ile yüksek enflasyon ortamında aradan geçen zamana göre cezai şartın davalının ticari hayatının mahvına sebebiyet verecek boyutta olmadığı dikkate alınarak takip konusu cezai şart bedelinden tenkis yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı değerlendirilmiştir.
14-Davacı tarafça sözleşmenin feshi nedeniyle yapılan noter ihtarname masrafları talep edilmiştir. Tacirler arasındaki yazışmaların yazılı veya noter aracılığı ile gerçekleştirilmesi olağan olup davacının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshine dair gerçekleştirdiği fesih işlemini davalıya bildirmesine dair masraflarını davalıdan talep etmesi mümkündür. Dava dilekçesi ekinde sunulan noter makbuzuna göre davacının 1.140,55-TL ihtarname masrafı ödediği anlaşılmakta olup bu miktar yönünden de itirazın iptaline karar verilmiştir.
15-Davacı tarafça inkar tazminatı talebinde bulunulmuştur.
Avans bedelinin iadesi yönünden yapılan incelemede, davalının dayandığı savunma ve delilere göre yüklenici olan davalının imalatları davacıya teslim etmemiş olduğu sabit olup teslimata hazır bulunduğunun da ispat edilemediği, bunun yanında davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalının da açıkça inkar etmemiş olduğu Whatsapp konuşma kayıtlarına göre 18/03/2023 tarihinde ve 04/04/2023 tarihlerinde ödeme yapılacağı hususunda davalı şirket yetkilisi ...'ın beyanlarının yer aldığı, takip öncesinde ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin ve bedel iadesinin talep edildiği ancak davalı tarafça ihtarnameye karşı da açık bir beyanda bulunulmadığı, bu haliyle avans bedeli alacağının likit nitelikte olduğu değerlendirildiğinden 138.000,00-TL'lik kısım yönünden %20 oranında inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarının belirlenmesi, işlemiş faiz sorumluluğu ve ihtarname bedeli hususlarının yargılamayı gerektirdiği değerlendirildiğinden bu bedel yönünden inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, İzmir ...İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 138.000,00-TL iade bedeli asıl alacağı, 121,93-TL iade bedeli işlemiş faizi, 1.140,98-TL ihtarname masrafı ve 70.000,00-TL gecikme cezası asıl alacağı üzerinden devamına, asıl alacak miktarlarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
2-Alacağın 138.000,00-TL'lik kısmı likit nitelikte görülmekle %20 oranında hesaplanan 27.600,00-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.294,74-TL harçtan peşin olarak alınan 2.538,58-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.756,16-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 33.389,44-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı yararına takdir edilen 927,62-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.538,58-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen 179,90-TL başvuru harcı ile 120,50-TL posta ve tebligat ücreti, 300,40-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 299,07-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranında hesaplanan 3.106,23-TL'sinin davalıdan, 13,77-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı şirket yetkilisi, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır