T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/516 Esas
KARAR NO : 2025/563
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2023
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Tohumculuk Fidecilik Tar. Ür. Kim. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin ...Köyünde sebze fidesi ve tarım ürünleri üretim ve satışı işi ile iştigal eden özel hukuk tüzel kişisi bir şirket olduğunu, davalının da gösterilen adreste tarım ürünleri satışı yapan ticari işletme olarak faaliyet gösteren tacir olduğunu, 2017-2018-2019 yılları içinde muhtelif tarihlerde, davalı müvekkilince üretilen sebze fidelerinden muhtelif çeşit ve miktarlarda ticari tarımsal ürünü satın almış olduğunu, bu satın almalara dair takip taleplerinde yazılı bulunan 06.07.2017 tarihli... seri nolu 6.925,82-TL, 01.11.2017 tarihli... seri nolu 10.368,00-TL,15.08.2018 tarihli, ... seri nolu 16.277,76-TL, 10.10.2018 tarihli... seri nolu 13.964,04-TL, 02.06.2019 tarihli... seri nolu 5.380,83-TL, 16.07.2019 tarihli...seri nolu 9.056,44-TL bedelli faturaların düzenlenmiş olduğunu, yukarıda zikredilen fatura bedelleri ödenmemiş olmakla, taraflarınca İzmir ...İcra Müdürlüğü... Esas sayılı ilamsız takiplerde ödeme emrini havi icra takibi yapılmış olduğunu, davalının yasal süresinde takibe itiraz etmiş olduğunu, açıklanan sebeplerle yapılacak yargılama sonucunda davalarının kabulü ile davalının İzmir...İcra Müdürlüğü... takip sayılı dosyasına vaki haksız itirazlarının iptaline, takibin devamına, haksız itiraz sebebi ile %20'den az olmamak üzere tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak sunmuş olduğu ancak sunulan fatura ve sevk irsaliyelerinden bazılarında tarih değişiklikleri yapıldığını ve nitekim zaten alınan malların hiç birinden haberdar olmayan hatta ki sunulan sevk irsaliylerinde imzası bile olmayan müvekkili ...ın aleyhine bir durum oluşturulmaya çalışılmış olduğunu, sunulan delillerde sevk irsaliyesi sıra nosu...5 no lu irsaliye, bir diğer sevk irsaliyesi olan sıra nosu: ... nolu bu irsaliyede hem fatura hem de sevk irsaliyesinde tarihlerde oynama olduğunun aşikar olduğunu ve sevk irsaliye no:... nolu irsaliyenin de faturasının sunulmamış olduğunu, sunulan sıra no:... nolu faturada malın gönderilmiş olduğuna dayanak olan sevk irsaliyesinin mevcut olmadığını, sadece açık veya koçan denilen faturanın delil olarak gösterilmiş olduğunu, dosyaya sunulan faturalardan sıra no:... nolu faturanın başka bir şahıs adına kesilmiş olan bir fatura olduğunu nitekim isim...olan T.C. ve adresi farklı biri adına kesilen faturanın da dosyaya eklenip müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını, müvekkilinin dosyadaki olayın vukuu bulduğu iddia edilen tarihlerde irsaliyelerde imzası olan ...ile ilgili husumetinin mevcut olduğunu, hatta şuan devam eden müvekkili ve ... arasında davaların mevcut olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu dava dilekçesinde, sunulan sıra no: 056949 nolu faturada malın gönderilmiş olduğuna dayanak olan sevk irsaliyesinin mevcut olmadığını , sadece açık veya koçan denilen faturanın delil olarak gösterilmiş olduğunu, sadece bu beyana itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, nitekim davacının sadece faturaya dayalı bir alacağının olduğunu beyan etmekte olduğunu, fakat bu faturaların karşılığı olan malların teslimi konusunda husumet bulunduğunu, tüm bu hususlara ilişkin tarihleri değiştirilmiş fatura ve sevk irsaliyelerinin gösterilerek davalının alacak iddiasında bulunmasının dayanaksız iddiadan başka bir şey olmadığını, nitekim ispat hukuku açısından da ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, davacı ile müvekkili arasında, dava dilekçesinde iddia edilen ticari hususun hiç bir zaman gerçekleşmemiş olup, davacının taleplerinin, tamamen karşılıksız ve haksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirilmiş olduğunu, arz ve izah olunan veya mahkemece resen göz önünde bulundurulacak sebeplerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
> Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
> Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
> Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
> Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 13/12/2024 Tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"..Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle,
1) Davacı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64/3. Maddesine göre noterden açılış onaylarının, yevmiye defterlerinin kapanış onaylarının yaptırılmış olduğu, Takdiri Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere; davacı şirketin ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olduğu,
2) Davalı yanın ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri dava dosyasına bildirmediği bu nedenle inceleme yapılamamış olduğu,
3) Davacı şirket ile davalı yan arasında ticari ilişkilerinin var olduğu, Davacı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarına göre; davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen takip ve dava konusu yapılan 06.07.2017 tarihli... seri nolu 6.92582-TL bedelli faturanın davalı yanın cari hesabına kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davalı yana ait cari hesap kayıtları incelendiğinde davalı yan tarafından davacı adına düzenlenen faturaların cari hesaba kayıt edilmesi suretiyle cari hesap alacağından mahsup edildiği, 25.12.2019 tarihli... yevmiye madde numaralı muhasebe fişi ile “hesap kalanlarının virmanı” açıklaması ile 8.437,27-TL cari hesabı azaltıcı kayıt yapıldığı, işbu kayıtlar ve tarafların Ba/Bs Formlarının karşılaştırılması neticesinde davacı şirketin takip ve dava tarihi itibari ile, aksi ispatlanmadıkça, davalı yandan 13.548,33-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.
4) Takip ve dava konusu yapılan 02.06.2019 tarihli ... seri numaralı 5.380,83-TL bedelli faturanın ve fatura muhteviyatı malın davalı yana teslim edildiğini ispatladığı takdirde davacı şirketin alacak tutarı olan 13.548,33-TL'ye eklenerek, davacı şirketin alacağının (13.548,33 + 5.380,83) = 18.929,16-TL alacaklı olacağı,
5) Davacı yanın davalı yandan 41.481,00-TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge sunmadığı tespit edilmiş olup bu nedenle işlemiş faiz hesaplaması yapılamadığı.." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Davanın konusu itibariyle Mutlak Ticari Davalardan olmadığı, ancak davacının şirket olduğu, davalının Vergi Dairesinden gelen cevabi yazı uyarınca Bilanço Usulüne göre defter tuttuğu ve tacir olduğu nazara alındığında ve de TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır şeklindeki düzenleme gereği davaya konu borç ilişkisinin davacı ve de davalı tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması nedeniyle eldeki davanın Nisbi Ticari Dava olduğu değerlendirilmiş ve mahkememizin görev alanında kaldığı anlaşılan dosyada yargılamaya devam olunmuştur.
İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Dava bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığından işin esasına geçilmiştir.
Zamanaşımı def'i incelendiğinde; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi TBK'nun 207 vd. maddelerinde düzenlenen satım sözleşmesine yönelik olduğundan ve satım sözleşmeleri için ayrıca bir zamanaşımı süresi kanunda düzenlenmediğinden eldeki davanın TBK'nun 146. maddesi gereği 10 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmekle zamanaşımı define itibar edilmemiştir.
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinden ise; Davacı şirket ile davalı yan arasında ticari ilişkilerinin var olduğu, usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarına göre davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen takip ve dava konusu yapılan 06.07.2017 tarihli... seri nolu 6.925,82-TL bedelli faturanın davalı yanın cari hesabına kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davalı yana ait cari hesap kayıtları incelendiğinde davalı yan tarafından davacı adına düzenlenen faturaların cari hesaba kayıt edilmesi suretiyle cari hesap alacağından mahsup edildiği, 25.12.2019 tarihli...evmiye madde numaralı muhasebe fişi ile “hesap kalanlarının virmanı” açıklaması ile 8.437,27-TL cari hesabı azaltıcı kayıt yapıldığı, işbu kayıtlar ve tarafların Ba/Bs Formlarının karşılaştırılması neticesinde davacı şirketin takip ve dava tarihi itibari ile davalı yandan 13.548,33-TL alacaklı olduğu; Takip ve dava konusu yapılan 02.06.2019 tarihli ...seri numaralı 5.380,83-TL bedelli faturanın ve fatura muhteviyatı malın davalı yana teslimine dair 01.06.2019 tarihli ve... nolu sevk irsaliyesi ile teslimatın ispatladığı görülmekle Mahkememizce davacı şirketin alacağının (13.548,33 + 5.380,83) = 18.929,16-TL alacaklı olduğu kabul edilmiştir.
Davacı yanın davalı yandan 41.481,00-TL işlemiş faiz talep ettiği, ancak davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair noter ihtarnamesi ya da sözleşme benzeri tevsik edici bir belge sunmadığı tespit edilmiş olup bu nedenle Mahkememizce işlemiş faiz talebi kabul edilmemiştir.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek davanın kısmen kabulü yönünde aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-. Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının İzmir..cra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 18.929,16-TL asıl alacak üzerinden devamına, Davacının FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİNİN REDDİNE,
2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 3.785,83-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.293,05-TL harçtan peşin alınan 1.233,39-TL'nin mahsubu ile bakiye 59,66-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 18.929,16-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 576,13-TL'sinin davalıdan, bakiye 2.543,87-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
7- Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.233,39-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça sarf edilen 179,90-TL başvuru harcı ile 101,00-TL posta ve tebligat ücreti, 2.750,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 2.851,00-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 526,46-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 12/06/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza