T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/554 Esas
KARAR NO: 2023/1044
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 26/09/2016
KARAR TARİHİ: 21/12/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; 07/05/2016 tarihinde, davalı ...'in maliki olduğu, davalılardan...'i sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan...plakalı aracın, davacı müvekkilinin idaresindeki elektrikli bisiklete çarpması sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici işgöremezlik, tedavi, bakım, ulaşım ve sürekli maluliyet kaynaklı zarar gideri olmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın 07/05/2016 tarihinden itibaren işleşecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 45.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 07/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, tarihli ıslah dilekçesi ile; 100,00-TL sürekli iş görememezlik tazminat taleplerini 15.549,46-tl daha arttırarak, toplamda 16.349,46-TL sürekli iş görememezlik tazminat alacağına, 100-TL geçici iş görememezlik tazminat taleplerini 5.754,45-TL daha arttırarak, toplamda 5.854,45-TL geçici iş görememezlik tazminat alacağına, 25,00-TL bakım gideri alacağı taleplerini 3.127,22-TL daha arttırarak, toplamda 3.152,22-TL bakım gideri alacağına, 25,00-TL ulaşım gideri alacağı taleplerini 155,00-TL daha arttırarak, toplamda 180,00-TL ulaşım gideri alacağına, 50,00-TL tedavi gideri alacağı taleplerini 2.119,37-TL daha arttırarak, toplamda 2.169,37-TL tedavi gideri alacağına, ulaşım gideri alacağı taleplerini 155,00-TL daha arttırarak, toplamda 180-TL ulaşım gideri alacağına haksız fiil tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı... ve ... vekili, cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki haksız ve mesnetsiz iddia ve beyanları kabul etmediklerini, müvekkili...'in kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, kaza tutanağının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve fahiş olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ...'in... plakalı aracın maliki olduğunu, ancak bu aracın diğer müvekkili... tarafından uzun yıllardan beridir işletilmekte olduğunu, müvekkili ...'in sorumluluğunun bulunmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... AŞ vekili cevap dilekçesinde; dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezliğe ilişkin talebin reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce verilen 27/10/2020 tarih ve ... sayılı kararda "Dava, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle açılmış tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle; kusurun durumu, davacının iş gücü kayının ne olduğu ve bu bağlı olarak isteyebileceği tazminat tutarının ne kadar olduğu ile davalı sigorta şirketinin bu tazminatın ne kadarından sorumlu olduğudur.
Kara taşıtlarının karıştığı kazalardaki sorumlu kişiler ile sorumluluk sebepleri, araç sürücüsü yönünden 6098 s. TBK.nın 49 vd. Maddeleri, araç sahibi yönünden(işleten) 2918 s. KTK.nın 85. Maddesi ve sigorta şirketleri yönünden ise 2918 s. KTK.nın 91 vd. Maddeleri ile ZMM Genel Şartları hükümleridir.
Bu kişiler arasındaki sorumluluk esası ise zarar görene karşı(dış ilişkide) 6098 s. TBK.nın 61. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluk olup, aynı kanunun 163. maddesi uyarınca zarar gören zararın bir kısmını veya tamamını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Eldeki davada davacı davasını sigorta şirketine karşı açmıştır.
Mahkememizce davacının zararı olup olmadığı ve varsa miktarı ile davalının sorumluluğunun sınırının tespiti için rapor alınmış, az yukarıda açıklandığı üzere; davalının sigortacısı olduğu aracın %75 oranında kusurlu olduğu, alınan sağlık kurulu raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %8 olarak bulunduğu, tıbbi iyleşme süresinin 6 ay olduğu anlaşılmıştır.
Aktüer bilirkişi kaza tarihinde geçerli poliçe tarihini dikkate alarak TRH 2010 tablosu ve 1,8 teknik faiz oranına göre tazminat hesabı yapmıştır. Hesap yaparken belirlenen sürekli işgöremezlik oranı ve tıbbi iyileşme süresine göre tazminat miktarının hesaplandığı, kusur indiriminin dikkate alındığı ve davalının yaptığı ödemenin mahsup ediliği, buna göre davacının Geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 7.805,94-TL; Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 21.799,28-TL olduğu, bakım giderinden kaynaklı alacağının 3.902,97-TL olduğu, ileriye dönük tedavi gideri alacağının 1.700,00-TL olduğu FTR amaçlı tedavi giderinin 1.192,50-TL olduğu, tedavi sorumluluğunda olmayan tedavi amaçlı ulaşım giderinin 240,00-TL olduğu, SGK sorumluluğunda olmayan pansuman, sarf malzeme giderinin 300,00-TL olduğu, toplam maddi tazminat alacağının ise 36.940,69-TL'ye tekabül ettiği, olaydaki kusurunun %25 indirilmesi sonrası 25.705,51-TL olacağı tespit edildiğinden, maddi tazminat yönünden dava ve ıslah dilekçesinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
6098 s. TBK.nın 56. Maddesine göre ise; "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tesbit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları). Yargıtay HGK, 21.11.2012 tarih, 2012/21-737, 2012/824 K.
Davalı tarafın haksız eylemi nedeni ile davacıda bedensel zarar meydana geldiği, eylemle zarar arasında illiyet bağı olduğu ve eylemde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Anılan ilkeler çerçevesinde; davacı da meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, yaşı ve tedavi süreci, her iki tarafın da sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmış, tarafların kusur oranları da dikkate alınarak 5.000,00-TL manevi tazminatın adalete hak ve nesafete uygun olduğu, bir tarafın zenginleşmesine bir tarafın da fakirleşmesine neden olmayacağı anlaşıldığından, manevi tazminat talebinin kısmen kabülü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde kısmen kabul kararı verilmiş, mahkememiz kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 01/06/2023 tarih ve ... Karar sayılı ilamı ile "...Dava, davacının geçirdiği trafik kazası sonucu uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının maddi tazminatın kabulüne, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalılardan... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Davaya konu trafik kazasının 07.05.2016 günü saat 20:25 sıralarında davalı sürücü... idaresindeki, davalı ...'e ait ve davalı sigorta şirketince kaza tarihini kapsayan zorunlu trafik sigorta poliçesi ile teminat altına alınana ... plakalı otomobil ile otogar istikametinden Pınarbaşı istikametine doğru Kemalpaşa Caddesi üzerinde orta şeritte seyir halindeyken 6133/1 Sokak kavşağında sağa manevraya geçtiği sırada, sağ gerisinde seyir halinde olan davacı sürücü ... idaresindeki elektrikli bisikletin istikamet şeridini kapatarak düşmesi sonucu davacı ...'ın yaralanması şeklinde meydana geldiği, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan kusur raporuna göre davalı sürücünün %75, davacı sürücünün %25 kusurlu olduğununu bildirildiği, rapora davalılarca itiraz edilmesi sonucu ATK Trafik İhtisas Dairesinin 19/12/2018 tarih ve ... sayılı raporuna göre, davalı sürücü... idaresindeki otomobil ile meskun mahaldeki caddede seyir halindeyken, manevrası öncesi belirli mesafede yolun en sağ şeridine geçmesi ve dönüşünü bu şeritten gerçekleştirmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği, orta şeritten yapacağı manevrası öncesi sağ gerisinden gelen araçları kontrol etmediği, ilk geçiş hakkını seyrini düz devam ettiren araçlara vermediği, dikkatsizce manevraya geçtiğinde de istikamet şeridini kapattığı elektrikli bisikletin sürücüsünün düşmesine sebebiyet verdiği olayda asli derecede %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın idaresindeki hız limiti yüksek olmayan elektrikli bisikleti ile seyrini aracının üzerinde kalacak şekilde sürdürmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği, manevra ile istikamet şeridini kapatan araca karşı zamanında fren-direksiyon tedbiri alamayarak aracından düştüğü olayda tali derecede %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, Ege Üniversitesince hazırlanan rapora göre davacının %8 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, geçici iş göremezlik süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, bildirildiği anlaşılmıştır.
A-Davacı vekilinin manevi tazminata yönelen istinaf itiirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı TBK nın 56. maddesi gereğince, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olay yönünden yapılan değerlendirmede; meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur oranları, davalılardan işleten ve sürücünün sorumluluğunun niteliği, davacının manevi zararının niteliği, olay tarihindeki paranın alım gücü dikkate alındığında hak ve nefaset kuralları çerçevesinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminatın bir miktar az olduğu anlaşılmıştır.
B-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde;
1-Geçici iş göremezlik zararı, bakıcı zararı, tedavi gideri, tedavi amaçlı ulaşım giderine yönünden yapılan değerlendirmede, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmıştır.25/02/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir.Ancak; geçici iş göremezlik zararı, bakıcı gideri ve SGK' ca karşılanmayan tedavi gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/5305 Esas, 2021/7685Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.
Sigorta poliçesinde belirtilen, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu Yasal düzenleme haksız fiil sorumluları (işleten ve sürücü gibi) yönünden her hangi bir ayrıksı düzenleme getirmemiş olduğundan bu kişiler yönünden tedavi giderlerine ilişkin sorumluluk devam edecektir.
Davacının dava konusu trafik kazasındaki yaralanması ve sonucuna bağlı olarak yaptığı ve yapması gerektiği belgeye dayalı tedavi giderleri ile belgeye bağlanması mümkün olmayan teşhis-tedavi-ulaşım vs. giderlerin neler olduğu, miktarı konusunda dosyada raporu bulunan Dr. Saim Narin'den ek rapor alınarak 2918 sayılı Yasanın değişik 98.maddesinde öngörülen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumuna geçtiğinden bu kalem giderler yönünden davalı sigorta şirketi ile işleten va sürücünün sorumluluğu kalmadığından davanın reddi, yasa kapsamı dışında kalan giderler yönünden ise davalı sigorta şirketi ile diğer davalılar işleten ve sürücünün sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (Yargıtay (kapatılan 17. Hukuk Dairesinin 2013/17635 Esas, 2015/5354 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır)
2-Müterafık kusura ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde;
6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanununun 52.maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurunda kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/21203 Esas, 2021/6808 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır)
Somut olayda; davacının elektrikli bisiklet sürücüsü olduğu, kaza tespit tutanağında koruyucu tertibatının bulunup bulunmadığına ilişkin tespite rastlanmadığı, ancak trafik kazası sonucu davacının maluliyetine ilişkin Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen rapora göre, davacının sağ tibia- distal kesimde olik seyirli deplase kırık hattı izlendiği, yine sağ fibula distalinde multi parçalı deplase kırık hattı izlendiğinin belirtildiği ve davacıda bacak kemik kırığına bağlı sürekli maluliyet meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan vakıalar karşısında, KTK'nun 78. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerine ve aracın özelliğine göre takılması gereken koruyucu ekipman olan dizlik takılıp takılmadığının araştırılması; kaza nedeniyle oluşan maluliyetin, koruyucu dizlik halinde de oluşup oluşmayacağı ve dizlik takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanların takılmamış olması ve maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin uygulamaları da dikkate alınarak TBK md. 52 uyarınca tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3-Başvuru dava şartına ve faize yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.
2918 Sayılı KTK' nın 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun ile yapılan ve 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle; "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." denilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; dava tarihi 26/09/2016 olup, dava tarihi itibariyle başvurunun dava şartı niteliğinde olduğu, davacının dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, davalının davacı yana maluliyet raporunu ibraz etmediği gerekçesi ile herhangi bir ödeme yapmadığı, davacının davalıya eksik evrakla başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce, sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
4-Alacağın belirsiz alacak davası yolu ile talep edilmesi durumunda faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde, dava tarihi ve miktar artırım tarihi şeklinde ayrım yapılmamalı, anılan alacaklarda hüküm altına alınacak tüm miktara dava(duruma göre temerrüt ) tarihinden itibaren faiz işletilmelidir.
Somut olayda, davacı vekilinin dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurduğunu iddia ettiği davalı sigorta şirketinin ise usulüne uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporu ibraz edilmediğini savunduğu, eldeki dava da davacının davalıya dava tarihinden önce başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava tarihinden önce başvuru yapılmasına, mahkemece temerrüt tarihinin belirlenip bu göre karar verilmesi gerekmesine rağmen davalı sigorta şirketi yönünden yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi doğru görülmemiş ise de istinafa gelenin sıfatı ve aleyhe hüküm verme yasağına göre bu husus kaldırma nedeni yapılmamıştır. Bu nedenle davacının davasını belirsiz alacak davası türünde açmış olmasına göre söz konusu alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır.
Belirsiz alacak olarak talep edilen alacaklarda dava açıldıktan sonra yargılama esnasında artırılan alacak miktarları bakımından zamanaşımı süreleri işlemeyeceği gibi artırılan miktar bakımından faize hükmedilirken de kısmi davadan farklı olarak tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği gözetilerek karar verilmesi doğru bulunmuştur.
5-Kabule göre ise; hükme esas alınan hesap raporu TRH 2010 ve 1,8 teknik faize göre hazırlanmıştır.
Desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, ...,... Danışmanlık, ... ve ...’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Şu durumda; açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında destek için, TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması, bilinen ve bilinmeyen dönem hesabının hangi tarihlerden başlayıp hangi tarihte bittiği açık ve denetime elverişli bir şekilde belirtilerek taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da(davacının sadece manevi tazminat yönünden istinaf itirazlarının bulunduğu ve davalılar sürücü ve işletenin istinaf kanun yoluna başvurmadıkları hususları) gözetilerek tazminat hesaplamasının yapılması için, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay (kapatılan)17. Hukuk Dairesinin 14/01/2021 gün ve 2020/2598 Esas -2021/34 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." gerekçesi ile kaldırılması üzerine mahkememizin... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda;
Aktüerya bilirkişiden alınan 17/09/2023 tarihli ek rapora göre; "...07.05.2016 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanan davacı ...'ın;
- Geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 7.805,94 TL olduğu,
- Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 87.897,13 TL olduğu,
- Kök raporda tespit olunan bakım giderinden kaynaklı alacağının 3.902,97 TL olduğu,
- Kök raporda tespit olunan ileriye dönük tedavi gideri alacağının 1.700,00 TL olduğu,
- Kök raporda tespit olunan FTR amaçlı tedavi giderinin 1.192,50 TL olduğu,
- Kök raporda tespit olunan tedavi amaçlı ulaşım giderinin 240,00 TL olduğu,
- Kök raporda tespit olunan SGK sorumluluğunda olmayan pansuman, sarf malzeme giderinin 300,00 TL olduğu,
Toplam maddi tazminat alacağının ise 103.038,54 TL'ye tekabül ettiği, olaydaki kusurunun (%25) indirilmesi sonrası 77.278,90 TL olacağı kanaatiyle..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
İSTİNAF KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMEDE;
1-İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararında;
A-Davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar az olması,
B-Tedavi giderleri zararı yönünden talep konusu giderlerin SGK sorumluluğunda olup olmadığı hususunda eksik araştırma yapılması,
C-Davacının koruyucu dizlik kullanıp kullanmadığının ve bu durumun müterafik kusur oluşturup oluşturmayacağı hususunun değerlendirilmemesi,
D-Hükme esas alınan aktüerya raporunda teknik faiz ile hesaplama yapılmış olması,
Hususları kaldırma gerekçesi olarak gösterilmiştir.
2-Mahkememizce istinaf ilamı ile gösterilen kaldırma nedenleriyle ilgili sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
3-Dosya aktüerya bilirkişisi Dr....'e tevdi edilerek TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması ve tedavi giderleri zararları yönünden ek rapor alınmış, dosyaya sunulan bilirkişi ek raporunda davacının geçici iş göremezlik zararı miktarının 7.805,94-TL, sürekli iş gücü kaybı zararının 87.897,13-TL, bakım gideri zararından kaynaklı alacağın 3.902,97-TL, ileriye dönük tedavi gideri alacağının 1.700,00-TL, FTR amaçlı tedavi giderinin 1.192,50-TL, tedavi amaçlı ulaşım giderinin 240,00-TL, SGK sorumluluğunda olmayan pansuman ve sarf malzemesi giderinin 300,00-TL olduğu yönünde rapor düzenlenmiştir.
4-Bilirkişi raporuna karşı davalı taraflarca bir kısım itirazlar ileri sürülmüş ise de davacının maluliyet oran ve süresinin istinaf incelemesinde kaldırma nedeni yapılmadığı, TRH-2010 ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın yerleşik yargısal uygulamalara göre gerçekleştirildiği görülmüştür. İstinaf kaldırma kararı öncesinde verilen hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz sunulmamış ise de asgari ücret miktarının kamu düzeninden kaynaklanan bir husus olması ve karar tarihine en yakın ücret üzerinden farazi bir hesaplama ile zararın hesaplandığı hususları dikkate alındığında rapora itiraz edilmemiş olması raporda gösterilen ücretin miktarı yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmeyecektir. Bununla birlikte davacı tarafça maddi tazminat istemleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle her ne kadar bilirkişi raporunda mahkememizin 08/10/2020 tarihli kararında hüküm altına alınan maddi tazminat miktarları davalılar yönünden usuli kazanılmış hak oluşturacaktır. Bu nedenle rapora karşı sürekli iş gücü kaybı ve geçici iş gücü kaybı zarar kalemlerine yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir.
5-Tedavi giderleri talepleri yönünden yapılan değerlendirmede, bilindiği üzere SGK'nın sorumluluğunda olan tedavi giderleri nedeniyle davalıların sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır. Bilirkişi raporunda ileriye dönük tedavi gideri alacağı ve FTR amaçlı tedavi gideri alacağı yönünden hesaplama yapılmış ise gerek dava tarihinde gerekse dava tarihinden sonra mevcut karar tarihine kadar bilinen dönemde SGK tarafından karşılanmayan bir tedavi ihtiyacı bulunduğuna dair delil bulunmadığı, davacının kaza sonrasında tedavisinin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirildiğinin sabit olduğu ve ileriye dönük olarak SGK kapsamında kalmayan bir tedavi gördüğüne veya görmesi gerektiğine dair somut delil ve iddia bulunmadığı dikkate alınarak ileriye dönük tedavi gideri zararının ispat edilemediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Fizik tedavi amaçlı tedavi gideri zararı yönünden yapılan incelemede Sağlık Uygulama Tebliği(SUT) 2.4.4.F-1 hükmü uyarınca SGK'nın 30 seansa kadar tedavi hizmetlerini uzman hekim raporu ile, 30-60 seans arasındaki fizik tedavi hizmetlerinin ise uzman hekim ve sağlık kurulu raporuyla karar verilmesi halinde karşılanacağı, 60 seans üzerinde fizik tedavi ihtiyaçlarının da yine 3.basamak tedavi kuruluşlarının sağlık kurulu raporlarına istinaden SGK tarafından karşılanacağı düzenlenmiş olup, davacı tarafça SGK tarafından karşılanmayan bir fizik tedavi ihtiyacı bulunduğuna dair somut bir delil ve iddia gösterilmediği, bu haliyle davacının tedavi sonrasında ihtiyaç duyacağı fizik tedavi hizmetlerinin SGK sorumluluğu kapsamında olacağı dikkate alınarak fizik tedavi giderleri talebinin reddine karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği'nin 2.6.1. Maddesinde
"Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Kurumumuzca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin yol, gündelik ve refakatçi gideri ödenebilmesi için;
a) Kişilerin, müracaat ettikleri sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusunda yapılan hekim veya diş hekiminin muayenesi veya tedavisi sonrasında, gerekli teşhis veya tedavi cihazlarının veya ilgili branş uzmanının bulunmaması gibi tıbbi ve zorunlu nedenlerle yerleşim yeri dışındaki sağlık hizmeti sunucusuna sevk yapılması,
b) Sevkin, Kurumca belirlenen istisnalar hariç olmak üzere, sözleşmeli ikinci veya üçüncü basamak sağlık hizmetisunucusunca yapılmış olması,
c) Sevkin,elektronik ortamda veya SUT eki“Hasta Sevk Formu” (EK-2/F) ile veya bu formda istenilen bilgilerin yer aldığı belge tanzim edilerek yapılmış olması (sevk belgesinde hekim imza ve kaşesinin dışında ayrıca başhekim onayıaranmayacaktır.),
ç) Sevkin yapıldığı gün dahil (Değişik ibare:RG-25/7/2014-29071)
(14) 5 işgünü içinde sevk edilen sağlık hizmeti sunucusuna müracaat edilmiş olunması, gerekmektedir", hükmü düzenlenmiş olup, ulaşım giderleri zararı yönünden yapılan incelemede SGK'nın ancak hastanın yerleşim yeri dışındaki sağlık kuruluşlarına sevk edilmiş olması halinde ulaşım masraflarını karşıladığı, hastanın evi ile hastane arasındaki ulaşım giderlerinin SGK sorumluluğu kapsamında olmadığı anlaşıldığı, davacının tedavi sürecinde sağlık kuruluşuna gitmek üzere sarf ettiği ulaşım gideri zararından davalıların sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Yine SUT 2.2.1.B-2. 2.-g maddesinde "g) Enjeksiyon/pansuman (sadece enjeksiyon/pansuman amacıyla gelen hasta için sadece enjeksiyon/pansuman bedeli karşılanır)," hükmü düznelenmiş olup SGK'nın yalnızca hastanede gerçekleştirilen pansuman ve enjeksiyon gibi sarf malzemelerini karşıladığı, hastanın evinde gerçekleştirilecek pansuman ve sarf malzemelerinin SGK sorumluluğunda olmadığı anlaşıldığından pansuman ve sarf malzemeleri talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bakım gideri alacağı tedavi zararları kapsamında sayılmayıp yerleşik yargısal uygulamaya göre SGK'nın iyileştirici tedavi sorumluluğunda olmadığı kabul edilmekte olup davacının tespit edilen bakıcı ihtiyacı süresi ile bilirkişi raporunda yapılan asgari ücret düzeyindeki hesaplama ile 3.902,27-TL bakım gideri zararının oluştuğu ve davalılardan talep edilebileceği, zararın sigorta şirketinin sağlık giderleri teminatında olacağı kabul edilmiştir.
6-Davacının yukarıda açıklanan maddi tazminat alacaklarından %25 oranında kusur indirimi uygulanması suretiyle tespit edilen zarardan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmakla birlikte hüküm altına alınan tazminat miktarları 310.000,00-TL'nin açıkça altında kaldığı anlaşıldığından ayrıca poliçe limitine ilişkin sınırlama kaydı belirtilmesine gerek görülmemiştir.
7-Mahkememizce hükmedilen istinaf kaldırma kararı öncesi verilen kararda tespit edilen zararlardan davacıya yüklenilen %25'lik kusur oranına istinaden kusur indirimi uygulanmış olup müterafik kusur indirimi uygulanmamıştır.
Müterafik kusur indirimi uygulanması gerekip gerekmediği yönünden yapılan değerlendirmede, Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamında, "Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
İtiraz hakem heyetince, davacının dizlik takmaması nedeniyle % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı ve itirazın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle itiraz başvuru ücretinin % 50’sinin davacıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Koruyucu ekipman olarak dizlik, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenlenmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre; müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmediğinden itiraz başvuru ücretinin % 50’sinden davacının sorumlu tutulması da doğru değildir."
Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı, 15/02/2023 tarihli ilamında da benzer şekilde değerlendirme yapılarak müterafik kusur uygulanması gerektiği yönündeki temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin eski tarihli uygulamasında motosiklet kullanıcılarının korucuyu elbise veya dizlik kullanmaması nedeniyle maluliyetin oluştuğu bölgeler de dikkate alınarak müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiği yönünde kararlar bulunmakta ise de, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin mahkememiz kararı tarihi itibariyle yukarıda bir kısmı alıntılanan en güncel uygulamasında önceki tarihli bu uygulamanın terk edildiği, Karayolları Trafik Kanunu'nda ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde düzenlenmeyen koruyucu tertibatın kullanılmamasından dolayı müterafik kusur indirimi uygulanamayacağı yönünde görüş değiştirildiği görülmüş olup, mahkememizce yapılan değerlendirmede de, müterafik kusur indirimi uygulanabilmesi için zarar görenin yasa veya yönetmelik hükümlerine göre kullanılması gereken bir araç veya gereci kullanmaması ve bunun zararın artmasına neden olması gerektiği, bu haliyle yasal olarak zorunluluk bulunmayan dizlik veya koruyucu elbise kullanımı gerçekleştirilmemesinin müterafik kusur indirimi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin güncel uygulaması doğrultusunda müterafik kusur indirimi uygulanmamıştır.
8-Mahkememizce hükmedilen manevi tazminat miktarı karar tarihi 08/10/2020 tarihi itibariyle asgari ücret miktaır Agi dahil net 2.324,71-TL olduğu, mahkememizce hükmedilen manevi tazminat miktarının 2 asgari ücrete eşit olduğu ancak istinaf incelemesi tarihi itibariyle bu miktarın bir miktar az olduğunun değerlendirildiği görülmüştür. Mahkememizce verilen mevcut karar tarihi 21/12/2023 tarihi itibariyle asgari ücret miktarı 2023 yılı için net 11.402,32-TL, 2024 yılı için ise 17.002,12-TL olarak belirlenmiştir. Buna göre kaza tarihinden tazminatın ödenmesi tarihine kadar yasal faiz işletilecek olması ve önceki kararda verilen 2 asgari ücret tutarındaki manevi tazminatın yetersiz bulunduğu, davacının maluliyet derecesi ve kusur oranı ile tarafların ekonomik-sosyal durumları dikkate alınarak, ayrıca davalıların yasal faiz ile sorumlu tutulacak olmaları ile ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon ortamında tazminatın tahsil tarihine kadar geçecek sürede paranın değer kaybedeceği hususları da dikkate alınarak takdiren 35.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
9-Her ne kadar istinaf kaldırma kararında mahkememizce davalı sigorta şirketi yönünden belirlenen faiz başlangıç tarihi eleştiri konusu yapılmış ise de, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde davalı sigorta şirketi yönünden açıkça dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği, mahkememizce talebin fazlasına hükmedilemeyeceği dikkate alınarak sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNE İLİŞKİN DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE 16.349,46-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı, 5.854,45TL geçici işgöremezlik tazminatı, 2.927,23-TL bakım gideri zararı, 180,00-TL tedavi amaçlı ulaşım gideri zararı, 225,00-TL pansuman ve sarf gideri zararı olmak üzere toplam 25.536,14-TL maddi tazminatın davalı... Anonim Şirketi'nden dava tarihinden itibaren işleyecek, davalılar... ve ... yönünden kaza tarihi 07/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
2-Davacının manevi tazminat alacağına ilişkin DAVANIN KISMEN KABULÜ ile 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 07/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.135,22-TL harçtan peşin olarak alınan 157,12-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 115,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.863,10-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 1.467,25-TL ile sınırlıdır)
4-Mahkememizin 12/01/2021 tarih, ..., ... Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile, 1.892,56-TL bakiye karar harcının davalı sigorta şirketinden tahsili için vergi dairesine müzekkere yazıldığından, karar kesinleştiğinde ve istek halinde harç tahsil müzekkeresinin iptali için müzekkere yazılmasına,
5-Mahkememizin 12/01/2021 tarih,... Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile, 69,40-TL bakiye karar harcının davalılar ... ve...'ten tahsili için vergi dairesine müzekkere yazıldığından, karar kesinleştiğinde ve istek halinde harç tahsil müzekkeresinin iptali için müzekkere yazılmasına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen maddi tazminat yönünden takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar yararına takdir edilen 2.169,36-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine,
9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat uyarınca davalılar... ve ... yararına takdir edilen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar ... ve ...'e verilmesine,
10-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 157,12-TL ile ıslah harcı olarak alınan 115,00-TL toplamı 272,12-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafça sarf edilen 29,20-TL. başvuru harcı ile 721,90-TL posta ve tebligat ücreti, 1.400,00-TL bilirkişi ücreti, 253,80-TL keşif harcı, 250,00-TL keşif araç ücreti, 380,00-TL maluliyet raporu düzenleme ücreti olarak sarf edilen toplam 3.034,90-TL yargılama giderinin ve davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 2.797,26-TL'sinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar... ve ...'in yargılama giderinin yalnızca 2.526,92-TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına,
12-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin, davalı...'in ve davalı... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/12/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır