T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/555 Esas
KARAR NO : 2025/693
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 29/06/2016
KARAR TARİHİ : 17/07/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; 16/08/2015 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı olan sürücüsü... olan... plakalı aracın bisikletli müvekkiline ...a çarpması sonucunda müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını, ancak taleplerinin süresi içinde karşılanmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan kusur oranlarında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur tespiti yapılmasını ve haksız ve mesnetsiz davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizin 15/10/2020 tarih ve ... sayılı kararıNIN İzmir BAM .... Hukuk Dairesinin 01/06/2023 tarih ve ... Karar sayılı ilamıyla "...Dava, trafik kazasında uğranılan bedensel zarardan kaynaklanan maddi tazminatın (sürekli ve geçici iş göremezlik) tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından
istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 53. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 74.] maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. (Yargıtay(kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2019/4252 Esas, 2020/3782 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada her iki taraf da yeşil ışıkta geçtiğini savunmuştur. Kaza tespit tutanağında her iki sürücünün yeşil ışıkta geçtiğini iddia etmesi nedeniyle kusur tespitinin yapılamadığı, keşfe dayalı alınan 01/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda davalı sigortalısı bulunan ... plakalı araç sürücüsünün yeşil ışıkta seyir halinde olduğunun kabulü durumunda anılan sürücünün kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, bisiklet sürücüsü davacının kusursuz olduğu, davacının kırmızı ışık ihlali yaptığının kabul edilmesi halinde ise davalı sigortalı sürücünün %75 davacının %25 kusurlu olduğuna karar verilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan 06/09/2019 tarihli raporda davacı ...'ın iddia ettiği şekilde kaza meydana gelmiş ise; davacı sürücü yönetimindeki bisiklet ile kendi seyir yönüne yeşil ışık yanmakta iken kavşak alanına girdiği sırada, seyir yönüne göre sağ taraftan kırmızı ışık ihlali yaparak gelen ve kavşağa giren dava dışı sürücü yönetimindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak karıştığı kazanın meydana gelmesinde etken hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından kusursuz olduğunun, dava dışı sürücü idaresindeki otomobil ile olay mahalli kavşağa kırmızı ışık ihlali yaparak girmiş bu tavrı ile sol taraftan gelen ve yeşil ışıkla aynı kavşağa giren davacı sürücü idaresindeki bisiklete çarpması ile neden olduğu kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olmakla asli derecede tamamen kusurlu olduğunun, dava dışı sürücü ...n iddia ettiği şekilde kaza meydana gelmiş ise; dava dışı sürücü yönetimindeki otomobil ile yeşil ışıkta kavşak alanına girdiği sırada sol tarafta kendisine yanmakta olan kırmızı ışığa rağmen kırmızı ışık ihlali yapıp aynı kavşağa girerek otomobilin önünü kapatan davacı sürücü yönetimindeki bisiklete çarpması ile karıştığı kazada etken, hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından atfı kabil kusuru olmadığı, davacı sürücü sevk ve idaresindeki bisiklet ile olay mahalline geldiğinde, kendi yönüne yanmakta olan kırmızı ışığa rağmen kırmızı ışık ihlali yaparak kavşak alanına girmiş bu tavrı ile sağ taraftan gelen ve yeşil ışıkta aynı kavşağa giren dava dışı sürücü yönetimindeki otomobilin sadmesine maruz kalarak meydana gelen kazada, dikkatsiz, kontrolsüz ve kurallara aykırı hareket etmiş olmakla asli derecede tamamen kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Kaza 16/08/2015 tarihinde 18.30 saatinde olmuştur. Araçların kaza anındaki konumu ve hava durumu ile görüş mesafesinin, kusur durumunun tespiti için bu eldeki dosyadaki, ceza dosyasındaki ve hasar dosyasındaki tüm deliller bir arada değerlendirilmelidir. Bunun için de tarafların iddia ve savunmalarının tespiti bakımından gerekirse kazanın tarafları da çağırılmak suretiyle, kaza tespit tutanağında yer alan görevliler, ceza dosyasında bulunan tanıklar ile kazanın meydana geldiği yerde, kaza tarihi ile aynı/ benzer hava şartlarının olduğu gün tespit edilerek kaza ile aynı saatte keşif yapılması, tanıkların imkân dâhilinde kaza mahallinde yapılacak keşifte beyanlarına başvurulması, davacı veya davalı sigortalısı araç sürücüsü...'ın kimin kırmızı ışıkta geçtiğinin tespitinin yapılması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak tüm araştırma ve incelemeye rağmen dosya kapsamındaki delillerden kimin kırmızı ışıkta geçtiği kesin olarak belirlenemiyorsa, bu durumda her iki tarafı da %50 kusurlu kabul edilip, sonucuna göre bir karar verilmelidir.( Yargıtay HGK 2017/17-2112 Esas, 2020/850 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK' nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile kaldırılması sonrasında Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda;
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 01/03/2024 tarihli rapora göre; " 1. Bu bulgulara dayanılarak... doğumlu...'ın 16.08.2015 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan özürlülük oranı, olay tarihinde yürürlükte olan ve istem yazınızda belirtilen “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik” (Resmi Gazete, Mart 2013 tarihli 28603 sayılı) dikkate alınarak değerlendirildiğinde;
BÖLÜM: KAS İSKELET SİSTEMİ
3. ALT EKSTREMİTEYE AİT SORUNLARDA ÖZÜRLÜLÜK ORANLARI
3.1 Alt Ekstremite Uzunluk Farklılıkları
Tablo 3.3- Alt ekstremitenin uzunluk farklılıklarından kaynaklanan özürlülük.
Farklılık (cm): 0-1,9 cm arızasına bağlı özürlülük oranı %3 (yüzde üç) olarak bulunmuştur.
2. Tıbbi iyileşme süresinin adli-tibbi uygulamada genel kabul gören listelere göre olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) ay olarak kabulünün uygun olacağı, ancak kesin iyileşme süresinin varsa kişinin takip ve tedavisini yapan hekimler (sağlık kuruluşu) tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir. raporu ile belirlenebileceği mütalaasına varılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Adli Tıp Kurumundan alınan 07/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Mevcut tıbbi belgelere göre;
... oğlu... doğumlu...ın 16/08/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının ’30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’’ kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla;
1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Aktüerya uzmanı bilirkişiden alınan 04/04/2025 tarihli rapora göre; "Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuki durum, delillerin takdiri ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmakla,
1- Davacının maddi zararlarının geçici iş göremezlik zararının 10.356,89 TL., sürekli iş göremezlik zararının 369.699,44 TL., olmak üzere toplam 380.056.33 TL hesaplandığı,
2-Hesaplanan maddi zararlardan davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle geçerli trafik poliçesi teminat limitleriyle sınırlı olarak sorumlu olduğu ( kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğu trafik sigortası teminatı teminat limitleri R.G.'de yayınlandığı üzere şahıs başına yaralanma / ölüm halinde 290.000 TL. ve şahıs başına sağlık / tedavi giderleri için 290.000 TL. olarak belirlenmiştir)
3-Hesaplanan tazminat miktarlarından kusur / müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağı ile yapılacak olduğunun kabulü halinde ne oranda (%) indirim yapılacağı hususunda takdirin Sayın Mahkemeye ait bulunduğu, hususlarında tespit ve değerlendirmelerim saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi zararın tazmini için zarar veren aracın sigortacısı şirkete açılan maddi tazminat davasıdır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin 01/06/2023 tarih... Karar sayılı kaldırma kararı öncesinde mahkememizce davacı %100 kusurlu görülmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, yukarıda açıklanan gerekçelerle kararın kaldırılması sonrası yeniden yapılan inceleme neticesinde, istinaf dairesince her ne kadar " Kaza 16/08/2015 tarihinde 18.30 saatinde olmuştur. Araçların kaza anındaki konumu ve hava durumu ile görüş mesafesinin, kusur durumunun tespiti için bu eldeki dosyadaki, ceza dosyasındaki ve hasar dosyasındaki tüm deliller bir arada değerlendirilmelidir. Bunun için de tarafların iddia ve savunmalarının tespiti bakımından gerekirse kazanın tarafları da çağırılmak suretiyle, kaza tespit tutanağında yer alan görevliler, ceza dosyasında bulunan tanıklar ile kazanın meydana geldiği yerde, kaza tarihi ile aynı/ benzer hava şartlarının olduğu gün tespit edilerek kaza ile aynı saatte keşif yapılması, tanıkların imkân dâhilinde kaza mahallinde yapılacak keşifte beyanlarına başvurulması, davacı veya davalı sigortalısı araç sürücüsü...'ın kimin kırmızı ışıkta geçtiğinin tespitinin yapılması gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak tüm araştırma ve incelemeye rağmen dosya kapsamındaki delillerden kimin kırmızı ışıkta geçtiği kesin olarak belirlenemiyorsa, bu durumda her iki tarafı da %50 kusurlu kabul edilip, sonucuna göre bir karar verilmelidir." şeklinde karar verilmiş ise de dosya kapsamının incelenmesinden davacı tarafın ve davalı tarafın her ikisinin de delilleri arasında tanık delilinin bulunmadığı, dolayısıyla kazanın gerçekleşme anını gören araç sürücüleri dışında kimselerin beyanlarının alınmasının mümkün olmayacağı, kaza tespit tutanağını düzenleyen polislerin kazayı görmedikleri de dikkate alındığında polislerin dinlenilmelerinin de davayı aydınlatmayacağı, dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...'ın ikamet adresinin 20/10/2023 tarihli kolluk araştırma tutanağına göre Sarıyer/İSTANBUL'da olduğu, araç sürücüsünün kaza sonrası kolluk ifadesinde ve ceza yargılaması sırasında istikrarlı beyanlarıyla yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettiği, buna karşılık dosyamız davacısı ...'ın da yine tüm aşamalarda kendisinin yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettiği, mahkememizce daha önce 24/11/2017 tarihinde kaza mahallinde davacı...'ın da katılımıyla keşif icra edilerek davacının isticvap edildiği, davacının isticvabına göre bilirkişi eşliğinde kaza mahalli görülmesine rağmen bir kanaat elde edilemediği, istinaf kaldırma kararı sonrasında mahkememizce yeniden keşif icra edilse dahi dosyada mevcut veri ve delillerin hangi tarafın kırmızı ışıkta hangi tarafın yeşil ışıkta geçtiğini tespite yeterli düzeyde kanaat oluşturmayacağı, zira taraflarca tanık deliline dayanılmamış olduğundan kazayı gören tarafsız tanıkların beyanlarının dosya kapsamında delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, her iki araç sürücüsünün isticvap beyanları alınabilecek ise de önceki aşamalarda alınan tüm sürücü beyanlarında ısrarlı ve tutarlı olarak kendilerinin yeşil ışıkta geçtiklerini beyan ettikleri, bu haliyle gerek karşı taraf araç sürücüsünün mahkememiz yargı çevresi dışında ikamet etmesi nedeniyle keşif gerçekleştirilmesinin zorlukları gerekse daha önce mahallinde keşif icra edilmiş olması ve yine kazanın üzerinden 10 yıla yakın bir zaman geçmiş olduğu, mahkememize göre çok daha geniş delil değerlendirme yetkisi olan, teksif ilkesinin uygulanmadığı ve her türlü delilin serbestçe değerlendirildiği ceza mahkemesi yargılamasında(İzmir ...asliye Ceza Mahkemesi... Karar sayılı ilamıyla-Suç sabit olmadığından beraat kararı) dahi hangi tarafça ışık ihlali gerçekleştirildiğinin tespit edilemediği hususları birlikte dikkate alındığında yeniden keşif yapılmasının dosyaya katkı sunmayacağı ve usul ekonomisi ilkesine uygun olmadığı kanaatiyle; Hangi tarafın kırmızı ışık ihlali gerçekleştirdiği tam ve kesin olarak tespit edilemediği gözetilerek Yargıtay'ın yerleşik uygulaması doğrultusunda her iki tarafın %50 oranında kusurlu oldukları kabul edilmiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 16/08/2015 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Mahkememizce davacının kaza sonrasında gördüğü tüm tedavi evrakları dosyaya celp edilerek fiziki muayene ile birlikte sürekli ve geçici iş göremezlik durumunun tespiti için dosya Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 01/03/2024 tarihli maluliyet raporuna göre davacının kaza nedeniyle alt ekstremite uzunluklarının farklılıklarından kaynaklanan %3 oranında sürekli iş gücü kaybı bulunduğu ve 9 ay süreyle geçici olarak iş gücü kaybı bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davacı vekili tarafından teknik gerekçeler ileri sürülerek somut itirazlar ileri sürüldüğü görülmüş, davalı vekili tarafından ise rapora karşı bir itiraz bildirilmemiştir.
Mahkememizce dosya davacı itirazlarını karşılar rapor düzenlenmesi için ATK Adli Tıp ...İhtisas Kurulu'na tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 20/09/2024 tarihli kurul raporuna göre davacının dava konusu kaza nedeniyle oluşan yaralanmasının sürekli maluliyete yol açmayacağı, geçici iş gücü kaybı süresinin 9 ay olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
ATK raporuna karşı davacı vekili tarafından itirazlar ileri sürülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı maluliyet raporu ve ATK Adli Tıp ...İhtisas Kurulu maluliyet raporu birlikte incelendiğinde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce düzenlenen maluliyet raporuna karşı yalnızca davacı vekili tarafından itiraz ileri sürüldüğü, davalı tarafın bu rapora karşı bir itirazının bulunmadığı, dolayısıyla her ne kadar ATK Adli Tıp...İhtisas Dairesi'nin 20/09/2024 tarihli maluliyet raporunda davacının sürekli maluliyetinin bulunmadığı yönünde tespitte bulunulmuş ise de dosyanın davacı itirazları doğrultusunda ATK'ya tevdi edildiği ve davalının %3'lük maluliyet raporuna karşı bir itirazının bulunmadığı dikkate alındığından davalı tarafça itiraz görmeyen 01/03/2024 tarihli maluliyet raporunda belirtilen %3 oranındaki sürekli maluliyet tespitinin davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturacağı, aksinin düşünülmesi halinde davalı tarafça itiraz edilmemiş bir hususta davacının hakkının genişletilmesi için itirazen başvurduğu bir yolda aleyhinde sonuç doğuracak bir işlemle karşılanmasının medeni usul hukukunun genel ilkeleriyle bağdaşmadığı, bu itibarla davacının kazanılmış hakkı oluştuğunun kabulü gerektiği gözetilerek iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesinin gerekli olmadığı ve kazanılmış hak oluşturan 01/03/2024 tarihli maluliyet raporunda yer alan %3 oranında sürekli iş gücü kaybı ve 9 aylık geçici iş göremezlik süresi hükme esas alınmıştır.
3-Davacının tespit edilen maluliyet oran ve sürelerine isabet eden zararının tespiti hususunda dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 04/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada davacının %3 sürekli iş gücü kaybına dayalı olarak 369.669,44-TL ve 9 aylık geçici iş göremezlik süresince 10.356,89-TL maddi zararının oluştuğu, kusur indirimi ve müterafik kusur indiriminin mahkememizin takdirinde olduğuna yönelik görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı taraflarca bir itiraz ileri sürülmemiş, davacı vekili tarafından 03/06/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerinin %50 kusur oranı üzerinden 5.178,44-TL geçici iş göremezlik ve 184.849,72-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 190.028,16-TL'ye yükseltildiği görülmüştür.
Mahkememizce gerekçenin 1 nolu paragrafında açıklandığı üzere hangi tarafın kırmızı ve yeşil ışıkta geçtikleri hususunda net bir kanaat oluşturacak düzeyde somut bir delilin bulunmadığı gözetilerek her iki taraf araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu kabul ettikleri açıklanmış olup, davalının sigortalısı araç sürücüsüne isabet eden %50 kusur oranına göre davalı şirketin poliçe limitleri dahilinde sorumlu olacağı maddi tazminat miktarlarının 184.849,72-TL ve 5.178,44-TL olduğu, davacı vekilinin dava değerini ıslah dilekçesiyle bu miktarlara yükselttiği, davacının sürekli maluliyet tayinine yol açan yaralanmasının vücudun bacak-ayak bölümünde olduğu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'ne göre zorunlu olarak giyilmesi gerekmeyen koruyucu elbise kullanılmamış olmasının müterafik kusur kabul edilemeyeceği, %50 kusur oranı dışında ayrıca indirim uygulanmasını gerektirir bir hal bulunmadığı gözetilerek tespit edilen ve ıslah edilen bu miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Görülmekte olan dosyada dava tarihi 29/06/2016 olup KTK 97.maddesi uyarınca gerçekleştirilen yazılı başvuru evrakının davalı şirkete 16/06/2016 tarihinde teslim edildiği, 8 iş günü yasal sürenin bitiminde davalının 29/06/2016 tarihinde temerrüde düştüğü, davanın temerrüt tarihinde açıldığı gözetilerek temerrüt ve dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, davalı sigorta şirketinin poliçe sorumluluk sınırı 290.000,00-TL poliçe teminatı limiti aşılmamak kaydıyla 5.178,44-TL geçici iş gücü kaybı ve 184.849,72-TL sürekli iş gücü kaybı olmak üzere 190.028,16-TL maddi tazminatın 29/06/2016 tarihiden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.980,82-TL harçtan peşin olarak alınan 29,20-TL ile ıslah harcı olarak alınan 642,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.309,37-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Mahkememizin 23/12/2020 Tarih, ... Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile 25,20-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili için vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazıldığı anlaşıldığından harç tahsil müzekkeresinin iptali ile işlemsiz iadesi hususunda müzekkere yazılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.404,51-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 29,20-TL ile ıslah harcı olarak alınan 642,25-TL toplamı 671,45-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 29,20-TL. başvuru harcı, 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 221,80-TL keşif harcı, 200,00-TL keşif araç ücreti, 5.850,00-TL ATK Fatura bedeli, 1.044,85-TL posta ve tebligat ücreti, 4.350-00TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 11.844,45-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır