T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/565 Esas
KARAR NO: 2023/936
DAVA: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/09/2016
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı Kooperatife ...’nun hissesini devralarak ortak olduğunu, müvekkilinin davalı Kooperatif üyeliğinden İzmir ...Noterliğinin 23/11/2011 tarih... yev. Sayılı ihtarı ile istifa ettiğini ve davalı Kooperatif iş yeri yetkilisi ...’a 30/11/2011 tarihinde tebliğ edildiğini, ortaklıktan çıkan müvekkiline alacağının 01/02/2012 tarihinde ödenmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin Kooperatife yaptığı ödemelerin tahsili için İzmir ... İcra Md’nün... takip sayılı icra takibi başlattığını, borçlunun borca itiraz ettiğini, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına ve %20’den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin Tasfiye halinde olduğunu, bu nedenle davalı olarak gösterilemeyeceğini, müvekkillerinin şahsı ile davacı arasında hiçbir münasebet bulunmadığını, davacıya bir borçlarının olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine ve davacının %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 19/03/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Dava, ortaklığın sona ermesiyle oluşan ayrılma payı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine (İzmir... İcra Müdürlüğü, ...) yapılan itirazın iptali ile ilgili olup, inceleme bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı ..., ortaklığın devam ettiği dönemde 127.600,00 TL ödeme yapmıştır. Kooperatifteki uygulama doğrultusunda, eşitlik ilkesi gereğince, yapılan ödemelerin herhangi bir kesinti yapılmaksızın iade edilmesi gerekmektedir. Esasen davacı ..., davalı kooperatifin ticari defterlerinde, 336/Diğer Çeşitli Borçlar Hesabında, 127.600,00 TL alacaklı gösterilmiştir.
1- Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin 2011 yılında sona erdiği ve gider payı kesintisi yapılmasının gerekmediği sonucuna varılmış olup, bu durumda dava konusu İcra takibinde, anapara olarak 127.600,00 TL, işlemiş faiz olarak 43.447,80 TL talep edebilecektir.
2- “Gider payı kesintisi yapılmaması” koşulu baki olmak üzere, ortaklık ilişkisinin 2012 yılında sona erdiğinin kabul edilmesi halinde, anapara alacağında (127.600,00 TL) bir değişiklik olmayacak ancak işlemiş faiz alacağı 27.146,90 TL'ye düşecektir.
3- Gider payı kesintisi yapılması gerektiği kabul edildiği takdirde,
* Ortaklık ilişkisinin 2011 yılında sona erdiğinin kabul edilmesi halinde, anapara alacağı 122.167,18 TL'ye, işlemiş faiz alacağı 41.597,92 TL'ye, '
* Ortaklık ilişkisinin 2012 yılında sona erdiğinin kabul edilmesi halinde, anapara alacağı 121.208,59 TL'ye, işlemiş faiz alacağı 25.787,13 TL'ye,
Düşecektir.
Sayın Mahkemenizin takdirlerine arz ederiz." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Dava, Kooperatif çıkma payı alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Açılan dava öncelikle Mahkememizin ... esasına kaydedilmiş olup, 24/04/2018 tarihinde;
"Davanın kısmen kabulü ile İzmir .... İcra Müdürlüğünün... sayılı takip dosyasında borçlunun itirazının kısmen iptali ile , takibin 127.600,00 TL asıl alacak, 43.447,80 TL işlemiş faiz toplamı 171.047,80 TL üzerinden devamına ve asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile takibin devamına,
Alacak likit olmadğından ve bilirkişi incelemesi ile belirlendiğinden icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, " şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkememizce verilen karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmiş ve İzmir BAM ... HD. ... Karar sayılı ilamı ile harcın tamamlanması için mahkememiz kararını kaldırmıştır. Akabinde yapılan yargılama sonucu harç noksanlığı ikmal edilmiş ve mahkememizce aynı karar tekrar verilmiştir. Verilen karara karşı davalılar vekili yeninden istinaf kanun yoluna başvurmuş ve İzmir BAM ... HD.... Karar sayılı ilamı ile "Somut uyuşmazlıkta, davalı kooperatifin tasfiye haline girdiği ve tasfiye kuruluna davalı şahısların atanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, tasfiye halindeki kooperatif tüzel kişiliğini davalarda ve takiplerde tasfiye memurları temsil eder. Bununla birlikte, temsile ilişkin bu husus, taraf sıfatının tüzel kişiliği devam eden kooperatifte olduğu gerçeğini değiştirmez. Buna göre, davacı tarafça icra takibinde doğrudan kooperatif adının boçlu olarak yazılması yerine, tasfiye kurulu üyelerinin kooperatifteki görevleri de belirtilmek suretiyle yazılmış olması doğru değil ise de, borcun dayanağı olarak ödeme emrinde açıkça kooperatiften olan aidat alacağı olarak açıklanmış olması ve borçlu gösterilen şahısların kooperatif tasfiye kurulu üyeleri olmasına göre, bu husus "tarafta yanılgı" olarak (HMK 124. md.) görülmüştür. Nitekim, eldeki itirazın iptali davasındaki dava dilekçesine bakıldığında da, davalı olarak kooperatifin gösterilmiş olduğu ve diğer şahısların ise "tasfiye memurları" olarak adlandırıldıkları görülmektedir. Bu nedenle mahkemece de usul ekonomisi gözetilerek, mazur görülebilir yanılgı çerçevesinde, davalının ve takip borçlusunun kooperatif olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik yok ise de, bu kabule rağmen çelişki oluşturacak şekilde, kooperatif tasfiye kurulu üyelerinin de şahsen davalı imiş gibi hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davanın itirazın iptali davası olduğu gözetilerek ve verilecek hükmün infazında da sıkıntı yaşanamaması için, mahkemece öncelikle davacının bu yanılgısının düzeltilmesi yönünde; takip dayanağı olarak gösterilen borca da uygun şekilde borçlu kooperatife yönelik ödeme emrinin icra dosyasından düzenletilip kooperatife tebliğ işlemlerinin tamamlatılması, ardından davalı kooperatif adına da duruşmalara giren vekile, kooperatifi temsile yetkili tasfiye kurulu üyelerince bu sıfatla verilmiş vekaletnamenin dosyada bulunmadığı da gözetilerek (dosyadaki vekaletnamelerin davalı şahısların şahsen kendi adlarına verdiği vekaletnameler olduğu), ticaret sicil kayıtlarına göre 18.07.2008 tarihinde tasfiye sürecine girdiği anlaşılan kooperatif bakımından, tasfiye kurulu üyeleri tarafından tasfiye memuru sıfatıyla verilmiş uusle uygun vekaletnamesinin temini, vekaletname sunulamaz ise ''tasfiye halindeki davalı kooperatif tüzel kişiliğine'' tebligat çıkarılması gerekliliğine dikkat edilmesi gerekirken, tüm bu hususların gözetilmemiş olması kararın öncelikle bu nedenden dolayı kaldırılmasını gerektirmiştir (Aynı yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 23.HD 2014/1667 E.- 2014/2321 K, 2015/4075 E.-2016/824 K).
2-Yine, mahkemece kendi kabulü ile çelişir şekilde karar başlığında davalı şahısların da davalı olarak gösterilmesi, kurulan hükümde kooperatif aleyhine takibin devamına dair hüküm kurulmak yerine bu husus belirtilmeksizin takibin devamına karar verilip davalı taraf aleyhine yargılama giderlerine dair hüküm kısmında da "davalılar" denilerek davalı şahısların da davalı taraf sıfatı olduğu yönünde çelişki oluşturacak nitelikte karar verilmesi de doğru görülmemiştir,"şeklinde kesin karar verilmiştir.
BAM kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan tensip zaptı ile usuli eksikliklerin tamamlanması için davacı vekiline kesin mehil verilmiş ve eksiklik tamamlanmıştır.
Somut olayda, davacı tarafından çıkma payının tahsili için başlatılan İzmir... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacı vekili mahkememizin tensip zaptı 2 nolu ara kararı gereği müdürlüğe vermiş olduğu 10.8.2023 tarihli dilekçesi ile ödeme emrinin yönetim kurulu üyeleri yerine sadece borçlu TH. ... Toplu işyeri Yapı Kooperatifine tebliğe çıkarılmasını talep ettiği, talebin müdürlükçe kabulü sonucu ödeme emrinin tebliği üzerine kooperatifçe itiraz dilekçesinin sunulduğu, mahkememizce kaldırma ilamları öncesi aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının 127.600,00 TL asıl alacak ve 43.447,80 TL işlemiş faiz talebinde haklı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edildiği, hükme karşı başvurulan istinaf kanun yolu sonucu inceleme yapan İzmir BAM ... Hukuk Dairesi ... Karar sayılı ilamı ile davalının esasa yönelik itirazlarının reddine karar verdiği görülmekle 19/03/2018 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar mahkememizce hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, şartları oluşmayan tazminat taleplerinin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekili müvekkilleri tasfiye memurları yönünden vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiş ise de; dava dilekçesinde davalı olarak koopretifin gösterildiği, diğer kişilerin davalı olarak dava dilekçesinde yer almadığı yalnızca tasfiye memuru olarak gösterildiği görülmekle Uyap'tan kaydının silinmesine karar verilen tasfiye memurları lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı/borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN iptali ile takibin takibin 127.600,00 TL asıl alacak, 43.447,80 TL işlemiş faiz toplamı 171.047,80 TL üzerinden asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Taraf vekillerinin tazminat taleplerinin reddine,
3-Alınması gereken 11.684,27 TL karar ve ilam harcının yatan 3.322,93 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 8.361,34 TL' nin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 3.322,93 TL ve 29,20 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 509 TL posta ve diğer giderler ile 350,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 859,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 763,92 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yatırılan ve harcanan 230,23 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 25,49 TL' sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 27.367,65 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
9-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır