T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/572 Esas
KARAR NO : 2025/590
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/12/2017
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı Banka tarafından 01.03.2017 tarih ve 30.237,30 TL bedelli; 01.03.2017 tarih ve 28.574,43 TL bedelli; 02.03.2017 tarih 90.726,63 TL bedelli; 02.03.2017 tarih ve 62.066,04 TL bedelli ve 02.03.2017 tarihli 77.184,69 TL bedelli beş adet Genel Kredi Sözleşmelerinden dolayı müvekkillerinin aleyhine İzmir....İcra Müdürlüğü'nün... E.Sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, ihtiyati haciz karar alındığını ve müvekkilerinin taşınmazlarına haciz konulduğunu, halbuki bahsedilen beş adet Genel Kredi sözleşmesi ile davacıların bir ilgisinin bulunmadığını, kredi sözleşmelerinde imzalarının da bulunmadığını, daha önceki yıllara ait kredi sözleşmelerinde kefil olduklarını ve bu borçların da ödemelerinin yapılıp sona erdiğini, bu nedenlerle davalı tarafça borcun nedeni olarak gösterilen beş adet Genel Kredi Sözleşmeleri nedeni ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda;
Davalı Banka vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; yapılan iş ve işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını,her iki davacının da Kredi Sözleşmelerinde imzasının bulunduğunu,davanın reddi ile davacılar aleyhine %20 den aşağı olamamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Kaldırma ilamı öncesi Bilirkişiden alınan 04/12/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "Sayın Mahkemenin ara kararı çerçevesinde yapılan incelemelerin ayrıntıları yukarıda açıklanmış olup, bankanın kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda;
Davalı Bankanın Torbalı Şubesi tarafından dava dışı...'e 20.11.2013 düzenleme tarihli... sayılı 750.000.-TL limitli ve iş bu sözleşme ile bağlantı kurularak 26.01.2015 düzenleme tarihli ...no.lu 600.000.-TL limitli 2 adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalatılmıştır.
20.11.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini davacılar ... ve ... 750.000.TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır.
26.01.2015 düzenleme taribli 600.000.-TL limitli Genel Ticari Kredi Sözleşmesini dava dışı... müteselsil kefil sıfayla imzalamıştır.
Davacılar ... ve ...'in iş bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunmamaktadır.
Dava dışı asıl borçluya 26.01.2015 sözleşmeye istinaden traktör kredileri kullandırılmış, kredilerin teminatına dava dışı asıl borçlunun borçlarını teminen krediye konu traktörler rehin edilmiştir.
Dava dışı borçluya ayrıca 13.05.2015 tarihinde bireysel kredi kartı tahsis edilerek kullanıma açılmış ve ödenmeyen 28.574.43-TL borç tutarı takibe konu edilmiştir.
Kredilerin ödenmemesi üzerine, kredi hesapları kat edilerek davacı ve dava dışı borçlulara ihtarname keşide edilmiş temerrüde düşmüşler, davacılar ihtarnameye ihtar ile itiraz etmişlerdir.
İhtar sonrası alacağın tahsili amacıyla Davalı banka dava dışı borçlular ve davacılar aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibine başlamış, davacıların itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacılar takibe konu borçtan dolayı kefaletlerinin bulunmadığı gerekçesiyle iş bu menfi tespit davasını açmışlardır.
Açılan iş bu menfi tespit davası çerçevesinde yapılan incelemeler ve hesaplamalar sonucunda:
Davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 26.01.2015 tarihli sözleşmenin 31. Maddesinde; “İş bu Genel Kredi Sözleşmesi, daha önce T.C...Bankası adına Şubesi/Şubeleri ile ... arasında akdedilmiş bulunan 20.11.2013 tarih... no.lu 750.000.-TL tutarlı kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçasıdır.” şeklinde açıklanmıştır.
Davaya konu kredilerin, kredilerin kullandırılması bölümünde açıklandığı üzere 26.01.2015 düzenleme tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden sonra kullandırılmış olduğu dikkate alındığında, yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihatlarına göre kredilerin dayanağının 26.01.2015 tarihli sözleşme olduğu ve dolayısıyla davacıların bu, sözleşmede imzasının bulunmaması nedeniyle 20.04.2017 takip tarihi itibariyle talep edilen toplam: 290.410,01-TL banka alacağından dolayı kefalet sorumluluklarının bulunmadığı,
Sözleşmenin 31. Madde hükümleri dikkat alındığında ise iki sözleşme arasında bağlantının olduğu ve bu nedenle davacıların takibe konu banka alacağından tahsilinde tekerrür etmemek üzere 20.04.2017 takip tarihi itibariyle talep edilen toplam 290.410,01.-TL banka alacağından sorumluluklarının devam ettiği sonucuna ulaşmak mümkün olup nihai takdir sayın mahkemenindir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında menfi tespit istemine ilişkindir.
Açılan dava öncelikle mahkememizin... Esasına kaydedilmiş olup, 11/04/2019 tarihinde ; " Davanın kabulüne karar vermiş, verilen kara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvuruşmuş olup, İzmir BAM ...HD...Karar sayılı ilamı ile başvurunun kabulüne karar vermiş ve istinafın kaldırma ilamında belirtildiği şekilde vefat eden davacı ... mirasçıları davaya dahil edilerek mahkememizce yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın tekrar kabulü yönünden hüküm tesis edilmiştir.
Mahkememizce ilk kaldırma ilamı sonrası kurulan hükme karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve İzmir BAM ...HD... Karar sayılı ilamı ile " Banka yazı cevaplarından, davalı banka ile dava dışı asıl borçl... arasında 29 sayı 20.11.2013 tarih ve 750.000,00-TL bedelli, 14 sayı 26.01.2015 tarih ve 600.000,00-TL bedelli iki adet genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davacıların bu sözleşmelerden 20.11.2013 tarihli 750.000,00-TL bedelli sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğu, diğer sözleşmede davacıların imzasının bulunmadığı ve dava dışı borçluya çeşitli tarihlerde davaya konu 5 adet kredi kullandırıldığı anlaşılmaktadır.
3. Esasen taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı boçluya çeşitli tarihlerde kullandırlan bu 5 adet kredinin davacıların kefil olarak imzalarının bulunduğu 20.11.2013 tarihli 750.000,00-TL bedelli sözleşme mi yoksa 26.01.2015 tarih ve 600.000,00-TL bedelli sözleşme mi kapsamında kaldığı noktasında toplanmaktadır. Zira, davacılar, kefil olarak imzalarının bulunduğu 20.11.2013 tarihli 750.000,00-TL bedelli sözleşmeye konu borcun ödendiğini, sözleşme kapsamında verilen ipoteklerin fek edildiğini ileri sürmekte davalı ise söz konusu kredi hesabının açık olduğunu, davacıların her iki sözleşmeyede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğunu savunmaktadır.
4. Dosya kazandırlan billirkişi raporu ile davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğu 29 sayı 20.11.2013 tarih ve 750.000,00-TL bedelli kredinin kapatıldığını, takibe konu kredilerin 26.01.2015 tarih ve 600.000,00-TL bedelli kredilerden sonra kullandırılmış olması nedeni ile dayanğının 26.01.2015 tarih ve 600.000,00-TL bedelli kredi olduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.
6. Bu çerçevede; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de davacıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğu 20.11.2013 tarih ve 750.000,00-TL bedelli kredi borcunun kapatıldığı, davacıların bu kredi nedeni ile borcunun sona erdiği hususarında raporda dayanak hesapları gösterir denetime elverişli şekilde yeterli açıklamaya yer verilmediği gibi borcun sonlandığına karine teşkil eden davacının söz konusu krediler nedeni ile verilen ipoteklerin fek edildiği yönündeki iddiasın da üzerinde durulmadığı, buna ilişkin banka kayıtlarının incelenmediği, davaya konu kredilerin hangi genel kredi sözleşmesine bağlı hesap ile bağlantılı olarak kullandırıldığının banka kayıtlarına dayandırılarak net olarak açıklanmadığının anlaşılması karşısında bilirkişi raporu yetersiz olup davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından, takibe konu krediler ile dava dışı ...'in kullandığı anılan genel kredi sözleşmelerine ilişkin tüm kayıtlar ile davacının dayandığı ipotek fek belgeleri getirtilerek, dosyanın yeniden bilirkişine tevdi ile gerekiyorsa yerinde inceleme yetkiside verilerek banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması suretiyle, takibe konu kredilerin ayrı bir sözleşmeye konu olacak şekilde mi yoksa bir genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler olup olmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamında ise hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kulandırıldığı, davacıların kefil olduğu krediye konu borcun ödenip ödenip ödenmediği, bu kredinin kapatılıp kapatılmadığı tespit edilmek suretiyle davacıların takip kapsamında sorumluluklarını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek takip talebinde yer alan asıl alacak, işlemiş faiz, vs kalemlerin her biri yönünden davacının borçlu olmadığı alacak miktarının tespiti ile infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
8. Kabule göre de; İİK’nun 72/5. maddesi gereğince itirazın iptali davasında davacı lehine tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için haksız olduğunu bildiği yada bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması aranır. Davalı bankanın takibe dayanak olarak 26.01.2015 tarihli sözleşme ile birlikte davacıların kefil olarak imzalarının bulunduğu 20.11.2013 tarihli sözleşmeye dayanmış olması ve 2015 tarihli sözleşmenin 31. maddesinde bu sözleşmenein daha önce akdedilmiş olan 2013 tarihli sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçasıdır ibaresinin yer verilmesi, ve bu durumun yoruma açık olup yargılamayı gerektirmesi karşısında, davacı tarafından sunulan deliller bankanın takip tarihi itibariyle davacıların kefil sıfatını taşımadıklarını bile bile, kötüniyetle takip başlatıldığının ispatına yeterli değildir. ( Yargıtay... HD'nin 29.01.2022 tarih ve ... K. )" şeklide karar vererek mahkememizce verilen karar kaldırılmıştır.
İzmir BAM...HD ... Karar sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda öncelikle davalı bankadan dava dışı asıl borçlu ...in davaya konu genel kredi sözleşmelerinin tüm evrakları ile birlikte ipotek belgerinin celbi istenerek Bilirkişiden ek rapor aldırılmış ve 29/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmına göre;
"Sayın Mahkemenin ara kararı çerçevesinde yapılan incelemelerin ayrıntıları yukarıda açıklanmış olup, bankanın kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda;
Davalı Bankanın Torbalı Şubesi tarafından dava dışı ...’e 20.11.2013 düzenleme tarihli ... sayılı 750.000.-TL limitli ve iş bu sözleşme ile bağlantı kurularak 26.01.2015 düzenleme tarihli... no.lu 600.000.-TL limitli 2 adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalatılmıştır. 20.11.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini davacılar ... ve ... 750.000.-TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır.
26.01.2015 düzenleme tarihli 600.000.-TL limitli Genel Ticari Kredi Sözleşmesini dava dışı... müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.
Davacılar ... ve ...’in iş bu sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunmamaktadır.
Davalı banka ile davacı... arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmeleri her biriayrı bir sözleşme olup takibe konu krediler 26.01.2015 düzenleme tarihli 600.000-TL Bedelli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılmıştır.
Genel Kredi sözleşmeleri süresiz sözleşmeler olması nedeniyle sözleşmeler arası bağlantının anlamı her iki Genel Kredi Sözleşme limitinin toplamı kadar müşterinin kredi kullanabileceği değerlendirilmektedir.
Davacılar ... ve muris ...’in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 20.11.2013 düzenleme tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin kapandığı, 26.01.2015 düzenleme tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde muris ... ve ...’in müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunmadığı, iş bu sözleşmeyi dava dışı...’in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı , iş bu sözleşme tahtında kullandırılan kredilerin takibe konu edildiği değerlendirilmektedir.
20.04.2017 Takip Tarihi İtibariyle
288.789.09-TL Asıl alacak
1.040.45-TL İşlemiş faiz
52.02-TL Faizin % 5 gider vergisi
440.00-TL İhtiyati haciz vek üc.
88.45-TL İhtiyati haciz gideri
290.410.01-TL Toplam
Banka alacağından davacılar ... ve muris ...’in varisi ...’ın müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olmadıkları değerlendirilmiş takdir sayın mahkemeye bırakılmıştır." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Sunulan rapor ile birlikte dosya bir bütün olarak incelendiğinde kaldırma ilamında belirtilen şekli ile ipotek belgelerinin getirtilmediği görüldüğünden mahkememizce 27/02/2024 tarihli celse bu hususta ara kararlar tesis edilmiş ve davacılar vekiline ipotekli taşınmazlara yönelik beyanda bulunmak için mehil verilmiştir.
Davacılar vekili 27/02/2024 tarihinde vermiş oldukları dilekçe ile sözleşmeler kapsamında ipoteğin verilmediğini beyan etmiştir.
Tüm eksiklikler giderildiğinden yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup Bilirkişiden alınan 28/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"Yapılan tespitlerin detayları üst kısımda açıklanmış olup buna göre,
Dava dışı ...’in 20.04.2017 takip tarihindeki borç toplamı;
288.789,09 TL Asıl alacak
1.040,45 TL Faiz
52,02 TL BSMV
440,00 TL İht.haciz vek.ücreti
88,45 TL İht.haciz gideri
290.410,01 TL olarak belirlenmiştir.
Sayın Mahkemenin ara kararda talep ettiği soruların cevapları şu şekildedir.
Soru: Davacı kefillerin 20.11.2013 tarihli sözleşme kapsamında borçlarının bulunup bulunmadığı, işbu sözleşme kapsamında kullandırılan kredi var ise ödeme sonucu kapatılıp kapatılmadığının ve ipotek var ise fek edilip edilmediğinin , asıl borçluya başkaca krediler ve/veya kredi kartları temin edilmiş ise işbu işlemlerin hangi sözleşme kapsamında yapıldığı hususları ile ilgili olarak;
Cevap:
Kredi lehdarı ...’in banka ile 20.11.2013 tarihinde 750.000 TL’lık GKS imzaladığı ve bu GKS’de davacılarında aynı miktarda kefalet imzalarının bulunduğu,
Kredi lehdarı ...in banka ile yine 26.01.2015 tarihinde 600.000 TL’lık ayrı ve yeni bir GKS imzaladığı ve bu GKS’de ise sadece dava dışı...’in kefalet imzasının bulunduğu belirlenmiştir.
26.01.2015 tarihli GKS’nin önceki sözleşmelerle bağlantı ve limit artışı başlığı adı altında (31.mad.); İşbu genel kredi sözleşmesi, daha önce... bankası A.Ş. adına...Torbalı.. şubesi/şubeleri ile... arasında akdedilmiş bulunan ....20.11.2013...tarih ,....2013.299..nolu.. 750.000 TL tutarlı, kredi sözleşmelerinin eki ve ayrılmaz parçasıdır. İşbu genel kredi sözleşmesinde yer alan yeni ve farklı hükümler yukarıda tarih ve numaraları yazılı sözleşmeler içinde geçerlidir. ….” açıklamasının Hukuki Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere;
20.11.2013 tarihli ve 26.01.2015 tarihli GKS’lerin birbirinin devamı/bağlantılı (31.maddenin hukuki takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere) olduğunu gösteren limit artırımı şeklinde olmadığı , ayrı GKS’ler olduğu,
... tarafından 21.01.2016 tarihinden önce kullanılan kredi borçlarının ödenmesi sebebiyle banka tarafından 21.01.2016 tarihind...’in ipoteklerinin fek edildiği,
Sonuç olarak, 20.11.2013 tarihli sözleşme kapsamında borçlarının ödendiği, kapatıldığı, borcun kalmadığı ve ipoteklerinde fek edildiği görüşüne varılmıştır.
21.01.2016 tarihindeki ipotek fek sonrası 17/18.03.2016 tarihinde...’in taşıt rehni sözleşmesi imzaladığı ve 4 adet traktör rehin vermek suretiyle toplam 245.250 TL tutarında 4 adet YENİ taksitli kredi kullandığı ve ayrıca 28.574,43 TL’de kredi kartı borcunun da olduğu (Bankanın ihtara konu... nolu kredi kartı ekran görüntülerinde ;...in 17.05.1999 tarihinden itibaren kart müşterisi olduğu, ancak “inaktif” açıklaması ile etkin olmayan kartının bulunduğu ve ...’in 11.05.2015 tarihinde kredi kartı talep ettiği,13.05.2015 tarihinde kartın basıldığı ve 29.12.2015 tarihinde de şifre oluşturulduğu hususları dikkate alındığında söz konusu kartında 2015 tarihli GKS’ye istinaden düzenlendiği görüşüne varılmıştır.) ve borç toplamının da 2015 tarihli 600.000 TL’lık GKS limiti içinde kaldığı, 17/18.03.2016 tarihlerinde “traktör rehni” alınarak kullanılan kredi borçlarının ödenmeyerek 02.03.2017 tarihli ihtarnameye , kredi kartı borcunun da 06.03.2017 tarihli ihtarnameye konu yapıldığı, her iki ihtarname borcu içinde 20.04.2017 tarihli takip yapıldığı hususları dikkate alındığında,
Sonuç olarak, 02.03.2017 tarihli ihtarnameye/20.04.2017 tarihli takibe konu “taşıt rehni” karşılığı ödenmeyen kredi/kredi kartı borçlarının davacı kefillerin imzalarının bulunmadığı (26.01.2015 tarihli GKS’nin önceki sözleşmelerle bağlantı ve limit artışı başlığı adı altındaki (31.mad.) dikkate alındığında ve iki sözleşme arasında bağlantı olduğu ve sorumlu olduklarının kabulü gerektiği hususunun hukuki takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere) 2015 tarihli GKS’ye istinaden kullandırılan kredi borçlarından oluştuğu ve davacıların İzmir.... İcra md....nolu takibe konu toplam 290.410,01 TL’lık miktardan sorumluluklarının olmaması gerektiği görüşüne varılmıştır.
Raporumu bilgi ve nihai kararlarınıza saygı ile arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Somut olayda kaldırma ilamında da belirtildiği gibi, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 29 sayı 20.11.2013 tarih ve 750.000,00-TL bedelli, 14 sayı 26.01.2015 tarih ve 600.000,00-TL bedelli iki adet genel kredi sözleşmesinin düzenlendiği, davacı ... ve diğer davacı miras bırakanının bu sözleşmelerden 20.11.2013 tarihli 750.000,00-TL bedelli sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğu, diğer sözleşmede ise imzalarının bulunmadığı ve dava dışı borçluya çeşitli tarihlerde davaya konu 5 adet kredi kullandırıldığı, mahkememizce aldırılan tüm bilirkişi raporları ile sabit olduğu üzere miras bırakanın ve davacı ...' in kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan borcun kapatıldığı ve bu sözleşme kapsamında verilen ipoteklerin fek edildiği, takibe konu borcun 17/03/2016 ve 18/03/2016 tarihinde dava dışı asıl borçlunun kullandığı traktör kredisi ile kredi kartı borcundan kaynaklandığı, iş bu sözleşmelerde miras bırakanın ve davacı ...' in imzalarının bulunmadığı ve ayrı bir sözleşme olmaları nedeniyle 20.11.2013 tarihli 750.000,00-TL bedelli sözleşmenin devamı niteliğinde sayılamayacağı anlaşılmakla davanın kabulüne, davalının takip başlatmakta kötü niyetli olduğunu gösterir somut bir delil bulunmadığından davacılar lehine tazminat talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; Davacıların İzmir ... İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı takip dosyasında davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,
2- Davacıların tazminat taleplerinin reddine,
3-Alınması gereken 19.727,18 TL karar ve ilam harcının yatan 4.931,80 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 14.795,38 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacılar tarafından yatırılan ve harcanan 4.931,80 TL peşin harç, 31,40 TL başvurma harcı, 350,00 TL posta ve diğer giderler ile 1.550,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 6.866,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
-Davalı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 46.206,25 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır