T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/697 Esas
KARAR NO : 2024/964
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalı ... Sigorta A.ş. nezdinde... numaralı Kara Taşıtları Kasko Poliçesi bulunan ve müvekkili ... Tarım Ürünleri Gıda İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi adına tescilli...plakalı aracın 20.03.2022 tarihinde, İzmir Bornova Çamdibi mahallesinde evin önünde park halinde iken sabah kalktığında hasarlanmış şekilde gördüğünü, Müvekkilinin, meydana gelen kaza ile ilgili olarak hasar dosyası açtırarak gerekli işlemleri yaptırdığını, meydana gelen bu kazasına istinaden davalı sigorta şirketinin müvekkili aracında meydana gelen hasarın tespiti için eksper görevlendirdiğini, görevli eksper raporu tanzim edildiğini, lakin düzenlenen bu eksper raporu afaki olup müvekkilinin aracında ortaya çıkan gerçek hasarı yansıtmadığının müvekkili aracında ortaya çıkan zararın sigorta şirketinin görevlendirmiş olduğu eksperin belirlemiş olduğu hasardan daha fazla olduğunu, ancak davalı sigorta şirketi hukuka, yasaya ve kanuna aykırı olarak müvekkilinin zararını red edip hiç bir şekilde uğramış olduğu zararı gidermediğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle belirsiz alacak davalarının fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla ileride yapılacak bilirkişi tespiti sonucu ortaya çıkacak zarardan kaynaklı tazminat taleplerini arttırmak üzere şimdilik 10,00-TL alacağın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; kabul anlamına gelmemek kaydıyla; sigorta poliçesi bir zenginleşme aracı olmayıp sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, işbu davaya konu olay bir kurgudan ibaret olduğunu, şöyle ki; davacının kaza sonrası çekildiğini iddia ederek sunduğu fotoğraflar incelendiğinde fotoğrafların aynı yerde çekilmediğini; 10.51'de bir adet fotoğrafın çekilmiş olduğu yerin zemini ile 12.02'de çekilen diğer fotoğraflardaki zeminin aynı olmamasından rahatlıkla anlaşıldığını, ayrıca olayın olduğu yer olarak da davacı şirket yetkilisi... tarafından sonradan çekilen fotoğrafların olduğu yer beyan edildiğini, bu noktada kaza 12.02'de çekilen fotoğrafların olduğu yerde meydana geldi ise 10.51'de farklı bir zemin üzerinde aracın hasarlı fotğrafı nasıl çekilebildiğini, bu noktada... tarafından belirtildiği üzere bir kazanın varlığı ile ilgili yine bizzat davacı şirket yetkilisinin sunduğu belge ve bilgiler arasındaki çelişki sebebi ile şüphe meydana gediğiri. buna ek oalrak olaya ilişkin görgü tanığı olduğunu belirten bir şahıstan alınan bilgiye göre de davacıya ait aracın sabah saat 08:00'da Buca ilçesinde sağlam şekilde görüldüğünü, nitekim pts kayıtlarında da aracın davacı şirket yetkilisi tarafından park halinde olduğu belirtildiği sattalarde hasarlı geçişlerinin mevcut olduğunun anlaşıldığını, hal böyleyken kazanın kurgu olduğuna ilişkin açık delillerin söz konusu olduğunu, nitekim davacı tarafından da aracındaki hasarın görülmesi akabinde olay yerine polis çağırılarak herhangi bir tutanak tutulmadığını, davacı bu durumu müvekkilu şirketin incelemesinde polisler kendileri ile ilgili bir durum olmadığını belirttiler şeklinde ifade etmişse başka bir ifadesinde ise sabah işe gideceği için bununla uğraşmadığını belirttiğini, yani bu noktada da davacı şirket yetkilisi tarafından yine çelişkili açıklamalar yapıldığını, emniyete müzekkere yazılarak, pts kayıtlarının teminini ve aracın hasarlı geçişlerinin olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, tazminat sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; kdv hariç olarak hesaplanacak tazminat bedeli üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın, davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek şekilde ticari faiz talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir,
DELİLLER: Poliçe, SBGM kayıtları, mobese kayıtları, PTS kayıtları, ödemenin yapıldığını gösterir dekont, eksper raporu, bilirkişi raporu, delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 21/12/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "... Hasar Onarım Bedeli yönünden inceleme ile;
-Davaya konu kazanın dava dilekçesinde belirtildiği şekilde meydana geldiği, kaza ile hasarın birbiriyle uyumlu olduğu,
-... plaka sayılı... 1.5 TDCI 100 E6.2 DELUXE 2019 model otomobilde 20.03.2023 riziko tarihi itibarıyla meydana gelen gerçek zarar KDV dahil ve ıskontosuz rakamlar üzerinden 29.254,38 TL. olarak hesaplandığı,
-Aracın satış tarihindeki ortalama 2. El rayiç bedeli ile araçta meydana gelen kaza sonrası gerçek zarar miktarı karşılaştırıldığında, aracın onarımın ekonomik olacağı, pert-total olarak değerlendirilemeyeceği,
Sigorta yönünden yapılan inceleme ile;
Davaya kon ... plakalı aracın kaza tarihi olan 19.08.2022 tarihi itibariyle ...21 başlangıç ve 13.10.2022 bitiş tarihli ... Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, sigorta bedeli olarak rayiç bedel üzerinden kasko teminatı verilmiş olduğu, dolayısıyla davaya konu kazanın poliçe teminatı ve süresi içerisinde meydana geldiği,
Teknik yönden kaza ile hasarın ve yapılacak onarımın birbiriyle uyumlu olduğu tespit edilmekle, aksinin ispat külfeti kendisinde olan davalı sigorta şirketince ispatlanamadığı,
Davacı sigortalının gerçek hasar bedeli olarak belirlenen kdv dahil ve ıskontosuz rakamlar üzerinden belirlenen gerçek hasar bedeli olarak 29.254,38 TL. maddi tazminat bedelini karşı taraf sigortacısından kasko sigortası teminatı kapsamında temerrüt tarihi olarak belirlenen 15.04.2022 tarihinden avans faizi ile birlikte talep edilebileceği.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 26.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; " Hasar Onarım Bedeli yönünden inceleme ile;
Dava dosyasına yeni sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, davaya konu kazanın dava dilekçesinde belirtildiği şekilde meydana gelmediği anlaşılmıştır.
− Sigorta yönünden yapılan inceleme ile;
Her ne kadar davaya konu ... plakalı aracın kaza tarihi olan 19.08.2022 tarihi itibariyle...nolu 13.10.2021 başlangıç ve 13.10.2022 bitiş tarihli Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olmakla ve davaya konu kaza poliçe geçerlilik süresi içerisinde meydana gelmekle birlikte, heyetimizce teknik yönden bu defa yeniden yapılan inceleme ve değerlendirmeler ile PTS kayıtlarının analizi neticesinde detaylı analizi neticesinde ortaya konulduğu üzere işbu ek raporumuz ile bu defa kök rapordan farklı olarak kazanın izah edilen şekilde meydana gelmediği tespit edilmiş olmakla,
− Bu durumda işbu ek raporumuz ile kök rapordan farklı olarak teknik yönden bu defa PTS kayıtlarının detaylı analizi ile kazanın izah edilen şekilde meydana gelmediği, dolayısıyla davacı sigortalının üzerine düşen yükümlülük kapsamında gerçeğe uygun ve iyiniyetli ihbar mükellefiyetini yerine getirmediği tespiti karşısında, dava konusu olayda artık sigorta mevzuatı açısından ispat külfeti ters çevrilmiş olduğu, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfetinin sigortalı üzerine geçtiği,
− Bunun haricinde tespit edilen hasar bedeli ile ilgili miktar itibariyle kök raporda değişikliğe gidilmesini gerektirir bir husus bulunmadığı, Sayın Mahkemenizce aksi kanaatle davaya konu kaza ve hasar poliçe teminatı kapsamında değerlendirilir ise miktar itibariyle davacı sigortalının davalı sigorta şirketinden talep edebileceği KDV dahil ıskontosuz gerçek hasar bedelinin kök raporda tespit edildiği haliyle 29.254,38 TL. belirlenmesinin uygun olduğu..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, kasko sigortasından kaynaklanan hasar bedelinin tahsili talepli tazminat davasıdır.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirkete ait aracın 20/03/2022 tarihinde park halindeyken hasar gördüğünü, davalı sigorta şirketine hasarın karşılanması talebiyle başvuruda bulunulduğunu ancak talebin sebepsiz yere reddedildiğini, hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını ispat külfetinin davalı üzerinde olduğunu ileri sürerek belirsiz alacak davası ikame etmiştir.
3-Davalı şirket adına çıkartılan tebliğ evrakı 04/09/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 20/09/2023 tarihinde süresinden sonra cevap dilekçesi sunulmuştur. Davalı tarafça usulsüz tebligat iddiasında bulunulduğu dikkate alınarak yapılan incelemede, davalı şirket adına çıkartılan dava dilekçesi ekli tebligatın 04/09/2023 tarihinde "Tüzel kişiliğinn temsilcisi tebliğ anında adresinde bulunmaması dışarıda olması sebebiyle daimi işçisi imzasına tebliğ edilmiştir." şerhiyle "..." imzasına tebliğ edildiği görülmüştür.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. maddesinde; “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir”, 13. maddesinde ise; “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır” hükümleri yer almaktadır.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde ise; “(1) Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır” hükümleri yer almaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar tebligat davalının daimi işçisine yapılmış ise de tebliğ mazbatası üzerinde çalışan kişinin görev itibariyle evrak müdürü veya bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kimse olup olmadığı hususunda araştırma kaydı yer almadığı, bu haliyle tebligatın yerleşik yargısal uygulamalara göre usulsüz tebligat niteliğinde olduğu anlaşıldığından cevap dilekçesinin süresi içerisinde verildiği kabul edilmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, davanın Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği, davanın kısmi dava olarak açılamayacağı, kazanın ihbar edilen yerde ve saatte meydana geldiği, bir görgü tanığının sabah saatlerinde aracı Buca ilçesinde gördüğünü beyan ettiği, davacının kazanın oluş şekline dair çelişkini beyanlarının bulunduğunu ve sair hususları savunarak davanın reddini talep etmiştir.
4-Davacı şirkete ait aracın 06/01/2022-06/01/2023 tarihleri arasında "Benim Arabam Genişletilmiş Kasko Sigorta Paket Poliçesi" ile sigortalı olduğu davacı şirketin ticaret şirketi olması nedeniyle uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanına girdiği görülmüştür.
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut uyuşmazlıkta mahkememizce davalının savunmasında dayandığı deliller kapsamında olan Plaka Tanıma Sistemi geçiş görüntülerine ait kayıtlar dosya arasına alınmış olup, yapılan inceleme neticesinde davacıya ait... plakalı aracın 20/03/2022 günü saat 07:57:33'te Buca Şirinyer'de bulunan PTS sisteminden hasarsız olarak geçiş yaptığı, aynı gün saat 11:37:35'te ise Buca/Şirinyer-Gürçeşme-Eşrefpaşa istikametinde hasarlı şekilde geçiş yaptığının kayıt altına alındığı görülmüştür.
Hasar dosyasında yer alan 21/03/2022 tarihli ihbar beyanında "20/03/2022 tarihinde akşam saat 20:00 sıralarında ... plakalı aracımı İzmir Bornova Çamdibi Mahallesinde evin önünde park halinde bırakmıştım. Sabah işe gitmek için aracımın yanına geldiğimde sol ön kısmının hasar aldığını gördüm. Çarpan aracın görüntüsünü ve plakasını alamadım. İşlerimin aciliyetinden dolayı polis çağıramadım." şeklinde hasar ihbarı yapıldığı, ancak dosyaya celp edilen PTS geçiş görüntüleri itibariyle aracın sabah saatlerinde hareket halinde olduğu ve aynı gün öğle saatlerine doğru kazalı olarak geçiş yaptığının ispat edildiği, davacı tarafça aracın akşam evin önünde bırakıldığını ve sabah hasar almış olduğunun anlaşıldığını beyan etmesine karşın aracın sabah saatlerinden öğlen saatlerine kadar kullanıldığının görüldüğü, bu itibarla hasarın sigorta şirketine ihbar edildiği şekilde gerçekleşmediği davalı sigorta şirketi tarafından ispat edildiğinden ispat külfetinin davacı sigortalı üzerine geçtiği kabul edilmiştir.
6-İspat külfetinin yer değiştirmesi sonrasında, mahkememizce davacı vekiline hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispata elverişli delillerin sunulması hususunda 2 haftalık kesin süre verilmiş ise de davacı tarafça dosyaya yeni bir delil sunulmadığı, mevcut delillere göre hasarın gerçekleşme şeklinin tespit edilemediği anlaşıldığından, davacının hasarın teminat kapsamında kaldığına yönelik karşı ispatı sağlayamadığı değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 10,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/10/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır