T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/758 Esas
KARAR NO : 2024/547
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin İzmir'de ahşap palet üretimi yapmakta olup davalı...üketim Mad. İhr. İth. San ve Tic A.Ş. ile aralarında ticaret ilişkisi bulunduğunu, davalı şirketin farklı siparişleri sonucu toplam borcunun 73.804,28-TL olup müvekkili şirkete 60.620,00 TL değerinde ve 29.08.2019 ödeme tarihli bir çek düzenlenerek verildiğini, ancak söz konusu çek ile ilgili de herhangi bir ödeme yapılmadığını, işbu çek kapsamındaki borç ile ilgili olarak İzmir...İcra Müdürlüğü... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığını, borcun, çek kapsamı dışında kalan 13.184,28 TL bakiye kısmı ise İzmir... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, ancak davalı tarafça icra takibine, borca, faize, işlemiş ve faize ve takibin tüm ferilerine kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalı ... Tüketim Mad. İhr. İth. San ve Tic A.Ş.'nin, Balıkesir... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Karar sayılı dosyası ile Konkordato talebinde bulunduğunu, ancak Mahkemece borçlarını ödeme gücü bulunduğu tespit edilerek konkordato taleplerinin reddedildiğini ve tüm tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verildiğini, bunun sonucu olarak davalı şirketinn, borçlarına yönelik başlatılan icra takiplerini sürüncemede bırakmak, alacaklıların alacaklarını elde etme sürecini uzatmak amacıyla, başlatılan icra takiplerine hiçbir sebep sunmadan kötüniyetle itiraz ettiğini, yine faiz talebimize ilişkin olarak bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin bir kişi veya kurumdan (KDV hariç) 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alımlarını Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form BA), mal ve/veya hizmet satışlarını ise Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu(Form BS) ile (KDV hariç tutarlar dikkate alınarak) bildirme yükümlülüğü bulunduğunu, buna göre BA-BS beyannameleri incelendiğinde davalının, müvekkili davacıya borçlu olduğunun ortaya çıkacağını, Arabuluculuk süreci kapsamında anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle icra dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Açılan işbu itirazın iptali davasının reddi gerektiğini, nitekim davacı tarafın dilekçesinde borcun cari hesap ekstresine dayandığını belirttiğini, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği para alacağının yalnızca cari hesap ekstresine dayanması taraflar arasında bir borcun mevcut olduğunu ortaya koymadığını, tüzel kişi tacirlerin adi iş sahası olmaması sebebiyle şirket adına yapılan her işlem halihazırda ticari iş olacağını, lakin taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı beraberinde borcu da getireceği karinesini doğurmadığını, başlatılan icra takibi yukarıda sayılan sebepler neticesinde haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle müvekkili şirket tarafından itiraz edilerek durdurulduğunu, nitekim davacı tarafın dilekçesinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna gittiği takip dosyasının da celbinin istenmesinin herhangi bir hukuki yararının olmamasına ek olarak itirazın iptali müessesesinin de amacına ve usulüne aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın dilekçesinde Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin konkordato talebinin reddi kararı üzerine müvekkili şirketin süreçleri uzatmak ve sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli itirazlarda bulunduğu iddiasını reddettiklerini, nitekim kanunların bahsi geçen iddialara karşılık yaptırımları bulunmakla birlikte müvekkili şirketin iddia olunan amaçta bulunması şirkete herhangi bir yarar sağlamaması hatta aksine zarara uğratacak olacağı çok açık olacağını, durum bu kadar açıkken herhangi bir şirketin kendi zararına bir tavırda bulunmasının beklenmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı tarafın kesin anlamda borç anlamına gelmeyen bir cari hesap ekstresinden alacaklı olduğu iddiasıyla dava konusu icra takip dosyasına ek olarak farklı bir icra takip dosyasını da dosyaya eklemek istemesi ve müvekkili şirket aleyhine yapılan asılsız iddialar göz önünde bulundurulduğunda davacı şirketin başlatmış olduğu icra takibi ve itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası haksız ve kötü niyetli olmakla birlikte açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişiden alınan 14/05/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda; davacı ticari defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve Raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler” bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda;
Davacı Ticari Defterlerinin Tasdikine İlişkin İncelemede;
Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2019 yılına ait ticari defterlerinin E-Defter olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığına süresinde yüklendiği, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceğinin değerlendirmesinin takdirinin Sayın Mahkeme'nize ait olduğu, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.
DAVACIYA AİT TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA;
Davacı ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 73.804,28 TL alacaklı olduğu, davacının 60.620,00 TL değerinde çek alacağı için, kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla işbu dava konusu dışında başkaca bir takip başlattığı, işbu dava konusu T.C. İzmir... İcra Dairesi’nin 09.05.2023 Tarih ve ... E.sayılı dosyasının 13.184,28 TL asıl alacak 7.113,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.298,18 TL üzerinden başlatıldığı, takipte talep edilen asıl alacak tutarının davacı ticari defterleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Kurtdereli Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkeme’nize yazılan cevabi yazı ekinde gönderilen 2019 dönemlerine ilişkin davalıya ait BA bildirimleri incelendiğinde, davacının davalıya düzenlemiş olduğu faturaların tümünün (10 adet belgede KDV hariç 62.546,00 TL) kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. (25.01.2021 tarihinde 31375 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:...'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:...) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BS bildirimlerine dâhil edilmeyecek, sistem otomatik olarak dahil edecektir)
Davalı Şirketin Sayın Mahkemeye Ticari Defterlerini Sunmadığı ve Yerini Bildirmediği Görüldüğünden Davalı Ticari Defterleri Üzerinde İnceleme Yapılamamıştır.
Takipte Talep Edilen Faize İlişkin Yapılan Hesaplama Neticesinde, Türk Ticaret Kanunu Md. 1530 a göre yapılan faiz hesaplaması aşağıda gösterilmiştir. (Hesaplamalar yapılırken 02.06.2019 ve 11.10.2019 arasındaki 113 gün için yıllık %18,50, 11.10.2019 ve 21.12.2019 arasındaki 71 gün için yıllık %17,25, 21.12.2019 ve 13.06.2020 arasındaki 175 gün için yıllık %12,75, 13.06.2020 ve 19.12.2020 arasındaki 189 gün için yıllık %9, 19.12.2020 ve 31.12.2021 arasındaki 377 gün için yıllık %15,75, 31.12.2021 ve 31.12.2022 arasındaki 365 gün için yıllık %14,75, 31.12.2022 ve 09.05.2023 arasındaki 129 gün için yıllık %9,75 faiz oranı uygulanmıştır.)
Davacının T.C. İzmir... İcra Dairesi’nin 09.05.2023 Tarih ve ... E.sayılı dosyasında işlemiş faiz talebinin 7.113,90 TL olduğu, ancak bilirkişiliğimiz tarafından yapılan hesaplamalar neticesinde TTK 1530. Maddesine göre işlemiş faizin 7.084,15 TL olması gerektiği tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Davalı tarafça takipte yetki itirazında bulunulmuştur.
Davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, takipte talep edilen alacağın satış sözleşmesinden kaynaklanan fatura bedellerine ilişkin olduğu ve para alacağının alacaklı davacının yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğinden davacının yerleşim yeri olan İzmir Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu değerlendirilmekle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın yerinde olmadığı ve yetki yönünden geçerli bir icra takibin bulunduğu değerlendirilmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında mevcut olan açık hesap ilişkisi şeklinde süren ticari ilişki nedeniyle davacının 13.184,28-TL asıl alacak ve 7.113,90-TL takip öncesi işlemiş faiz alacağı bulunup bulunmadığı, takibe yapılan davalı itirazlarının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
3-Dava konusu alacak birden fazla faturadan kaynaklanan açık hesap ilişkisine dayanmakta olup kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Mahkememizce her iki taraf vekiline ticari defter ve kayıtların ibrazı hususunda 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından ticari defterlerin yerinde incelenmesi talep edilmiş, davalı vekili ise ticari defterleri incelenmek üzere ibraz etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır.
4-Davacı şirkete ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacı ya ait ticari defterlerde davacı tarafça davalı şirket adına düzenlenmiş muhtelif tarih ve bedelli 10 adet faturadan dolayı 73.804,28-TL alacak faturası kayıtlı olduğu, 60.620,00-TL çek tahsilat giriş kaydı bulunduğu, çek bedelinin tahsil edilememesi nedeniyle bununla ilgili ayrı bir icra takibi yapıldığı, davacı ticari defterlerinde çek bedeli dışında 13.184,28-TL bakiye alacak kaydı yer aldığı görülmüştür.
5-Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır.
"1-Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2-Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3-İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Bir diğer taraftan tarafların ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmamakla birlikte vergi usul mevzuatı uyarınca vergi mükelleflerinin alış ve satış faturalarını vergi dairesine bildirdikleri Form Ba- Form Bs uygulamaları aracılığı ile alış faturası olarak bir faturanın vergi dairesine bildirilmiş olması da ilgili fatura içeriği mal veya hizmetin beyan eden kişiye sağlandığı yönünde karine olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda davalı tarafça usulüne uygun olarak ticari defterlerin ibrazına dair ara karar tebliğine rağmen ticari defterlerin incelenmek üzere ibraz edilmediği, rapora karşı itiraz dilekçesi sunulmuş ise de bilirkişi raporunda yer alan hangi hususların hatalı olduğuna dair somut bir itiraz nedeni gösterilmediği, davacı ticari defterlerinde kayıtlı fatura içeriğinin davalıya verilmediğine veya fatura bedellerinin ödendiğine dair bir delil gösterilmediği dikkate alınarak davacının 10 adet faturadan dolayı (çek bedelinden kaynaklanan alacak hariç olmak üzere) 13.184,28-TL asıl alacak miktarınca alacaklı olduğu tespit ve kabul edilmiştir.
6-Davacı tarafça takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ve işlemiş faize yönelik itirazların da iptali talep edilmiştir.
"Somut olayda; davacı, davalı ile ticari alım satım ilişkisine dayalı ticari ilişkiden kaynaklı bakiye alacağının bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış mahkemece yapılan yargılama sonucunda taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinden bakiye miktar üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Bu halde, davaya konu alacağın sözleşme ve niteliği belirlenen faturadan kaynaklanmadığı, açık hesap şeklinde işleyen alacağa dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Açık hesap ilişkisi önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Bu itibarla, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap niteliğinde olduğuna dair yazılı sözleşmenin bulunmaması, alacağın doğrudan faturaya dayalı da olmaması sebebiyle açık hesap ilişkisine dayalı alacak sebebiyle temerrüt faizi talep edilebilmesi için temerrüt ihtarı şartının sağlanması gerekir. Davadan önce davalı ihtar ile temerrüte düşmediğinden davacının TTK'nın 1530/4 maddesinde belirtilen süreden itibaren faiz işletilmesi talebi yerinde değildir." (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı 25/12/2023 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan istinaf dairesi kararında da vurgulandığı üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1530.maddesi kapsamında fatura alacaklarına ilişkin düzenlenen faiz talebinde bulunabilme hakkının açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak istemlerinde uygulama yeri bulunmamaktadır. Zira açık hesap ilişkisinde fatura bedelleri ödenmeksizin ticari ilişki devam ettiğinden borçlunun faiz ile sorumlu tutulabilmesi için temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi şeklinde sürdüğü anlaşıldığından takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunulması için davalı borçlunun temerrüdü gerekmektedir. Dosya kapsamına göre davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil bulunmadığı gözetilerek işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebi yerinde görülemiştir.
7-Davacı alacağı faturaya ve açık hesap ilişkisine dayanmaktadır. Faturadan kaynaklanan ve açık hesapta kayıtlı bulunan alacak miktarlarının davalı tarafça belirlenebilir olduğu, bu itibarla likit nitelikte sayılması gerektiği değerlendirilmiş, kabul edilen dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın haklılık oranına göre tahsil edilmek üzere yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, İzmir..İcra Dairesi'nin... Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının kısmen iptali ile takibin 13.184,28-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlasına dair istemin reddine,
2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değerinin %20'si oranında hesaplanan 2.636,86-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 900,61-TL harçtan peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 630,76-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 13.184,28-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı yararına takdir edilen 7.113,90-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen 269,85-TL başvuru harcı ile 60,00-TL posta ve tebligat ücreti, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 2.829,85-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 1.838,07-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranında hesaplanan 2.026,53-TL'sinin davalıdan, 1.093,47-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, dava değerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2. Maddesinde gösterilen İstinaf kanun yolu başvuru sınırının altında kalması nedeniyle kesin nitelikte olduğu ve kanun yoluna başvurulamayacağı açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır