T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/770 Esas
KARAR NO : 2024/691
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2023
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin borcunun varlığı sabit olmakla davalı haksız olarak borca itiraz etmiş olduğunu borca ilişkin itiraz hükümden düşürülmesi gerektiğini, takip konusu borç, davalı şirket ile müvekkili arasında çeşitli tarihlerde yapılan satış sözleşmesi üzerine kesilen faturaların ödenmemesine ilişkin olduğunu, satış sözleşmesine ilişkin faturalar dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğunu, 15.04.2022 Düzenleme Tarihli Fatura 11.476,00 TL, 11.04.2022 Düzenleme Tarihli Fatura 21.270,00 TL, 27.05.2022 Düzenleme Tarihli Fatura 3.474,00 TL değerinde olduğunu, bu 3 fatura tutarının toplam 36.220,00-TL olduğu sabit olmakla birlikte fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı olduğunu, faturalar davalı şirkete gönderilse de karşılığında hiçbir ödeme yapılmadığını, ancak 16.08.2022 tarihinde yapmış olduğumuz haricen tahsil bildiriminde de görüleceği üzere davalı şirket, takip konusu borca mahsuben müvekkili banka hesabına 28.06.2022 tarihinde 6.500 -TL ve 04.07.2022 tarihinde 5.000-TL ödendiğini, müvekkili adına dosya kapak hesabının yeniden alınması istendiğini, 26.08.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağında tarafların anlaşmaya varamadığını, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan dikkate alınacak tüm nedenlerle: davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamını, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ edildiği ancak davaya cevap vermediği görülmüştür.
DELİLLER: Urla İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası 11.04.2022-15.04.2022-27.05.2022 tarihli faturalar, sevk belgeleri, mail yazışmaları, tanık, bilirkişi raporu, yemin, keşif vs. tüm delil. suretleri delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, satış sözleşmesi ilişkisinden dolayı düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde taraflar arasında alım-satım ilişkisi bulunduğunu, davacının 3 adet faturadan dolayı 36.220,00-TL alacaklı olduğunu ve bu nedenle takip başlatıldığını, davalının takip sonrasında 6.500,00-TL ve 5.000,00-TL ödemede bulunduğunu ve bu ödemelerin icra dosyasına haricen tahsil bildirimiyle beyan edildiğini ileri sürerek itirazın 35.539,85-TL miktar yönünden iptali ile %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
3-Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.
4-Dava konusu alacak faturaya dayanmakta olup, dava konusu icra takip dosyasının incelenmesinde davacının takipte faturalara dayandığı, dava dilekçesinde de yine takip dayanağını oluşturduğu görülen faturalara dayanıldığı anlaşılmıştır.
5-Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Mahkememizin 07/12/2023 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı ile her iki tarafa ticari defter ve belgelerin ibrazı hususunda süre verilmiş, bu hususta ihtarlı davetiye ile davalıya tebligat çıkartılmış, duruşma zaptının ve ihtarlı davetiyenin davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmüştür.
Davacı şirkete ait ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmuş ve üzerinde takip konusu faturalara ilişkin inceleme yapılmıştır.
6-Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının SMMM Bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda
-Davacı şirketin düzenlediği 3 adet fatura nedeniyle toplam 41.530,00-TL alacak kaydının bulunduğu,
-Davalının ödeme kaydının bulunmadığı,
-Davacının kendi ticari defterlerine göre bakiye 41.530,00-TL alacaklı göründüğü,
Tespit edilmiştir.
7-Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde yer almaktadır.
"1-Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2-Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3-İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
8-Somut olayda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle 41.530,00-TL alacak bakiyesi bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları sunulmadığı, bilirkişi raporunda davacı defterlerine göre yapılan tespit davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir itirazda bulunulmadığı gözetildiğinde davacının kendi ticari defterlerinde lehine olarak tespit edilen alacak bakiyesinin ispat edilmiş olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde davalının takip sonrasında ödemede bulunduğu belirtilmiştir. İcra dosyası içeriğinin UYAP üzerinden incelenmesinde 08/06/2022 tarihinde takibe başlandığı, davacı şirketin haricen tahsil bildirimine göre 28/06/2022 tarihinde 6.500,00-TL ve 04/07/2022 tarihinde 5.000,00-TL davalı ödemesinin bulunduğunun beyan edildiği görülmüştür.
Davacı davasını 35.539,85-TL üzerinden ikame etmiş olup, dava öncesi yapılan 6.500,00-TL ve 5.000,00-TL tutarlı ödemelerin öncelikle takip harç ve masraflarından mahsup edileceği, her ne kadar takip sonrası ödemelerin öncelikle takip ferilerinden mahsubu gerekmekte ise de bu hususun kararın infazı aşamasında gözetilebileceği dikkate alınarak itirazın iptali hükmü kurulması yeterli görülmüştür.
Davalı tarafça takipte faiz oranına açıkça bir itirazda bulunulmadığı görüldüğünden bu yönde bir hüküm kurulmamış, alacak miktarına takip tarihinden itibaren talep doğrultusunda yasal faiz uygulanabileceği değerlendirilmiştir.
9-Davacı alacağı faturaya dayanmaktadır. Davacının faturaya dayalı alacağının davalı tarafça miktarı belirlenebilir olduğu, bu itibarla likit nitelikte sayılması gerektiği değerlendirilmiş, davacının daha yüksek miktarda bir zararı bulunduğunu iddia ve ispat etmediği gözetilerek kabul edilen dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın yargılama giderlerine dahil edilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, Urla İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı icra takibine yapılan davalı itirazının iptali ile takibin itiraz öncesi koşullarda devamına,
2-Alacak likit nitelikte görülmekle kabul edilen dava değeri 35.539,85-TL'nin %20'si oranında hesaplanan 7.107,97-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.427,72-TL harçtan peşin olarak alınan 425,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.001,88-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 425,84 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 179,90-TL başvuru harcı ile 412,75-TL posta ve tebligat ücreti, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 3.092,65-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır