T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/842 Esas
KARAR NO : 2025/285
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/06/2023 tarihinde müvekkili..., sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile seyir halinde iken, ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki... plakalı ticari aracın tali yoldan dikkatsiz ve kurallara aykırı bir biçimde çıkması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada müvekkilini ağır biçimde yaralandığını, söz konusu kazanın meydana gelmesinde ...'in asli ve tamamen kusurlu olduğunu, müvekkili ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin... plakalı ola yani müvekkilinin yaralanmasına neden olan aracın zorunlu trafik sigorta konumumda olduğunu, bu nedenle müvekkilinin maddi zararlarının davalı tarafından müştereken ve müteselsilen karşılanmasının gerektiğini, kaza sonucu yaralanan müvekkili...'in ağır şekilde yaralandığını, vücudunun pek çok yerinde kırık ve doku yaralanmaları meydana gediğini ve bunlar müvekkili açısından telafisi mümkün olmayan zararlara neden olduğunu, müvekkili kaza sonrası Bergama Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış ve tedavisinin burada yapıldığını, müvekkilinin sürekli iş göremezliği tespit edilirken güncel Yargıtay uygulaması gereği TRH-2010 tablosuna göre bakiye yaşam tablosu belirlenmesi gerektiğini, daha sonra ise teknik faiz uygulanmaksızın, prograsive rant yöntemine göre tazminat hesabının yapılması gerektiğini, davalı şirketin taşıma ve turizm şirketi olmakla birlikte, kazaya sebebiyet veren aracı da ticari maksatlı olarak kullanıldığını bu nedenle tüm alacaklara yasal faiz değil ticari faiz olan avans faizi uygulanması gerektiğini, davalı Sigorta şirketine vekaleten 04/09/2023 tarihinde iadeli taahütlü mektupla başvuruda bulunmuş olmamıza rağmen hiç bir şekilde geri dönüş olmadığını, arabuluculuk sürecinde de davalı sigorta şirketi tarafından hiç bir teklif yapılmamış ve anlaşma olanağının olmadığını belirterek 15/06/2023 tarihinde meydana gelen çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararlar için, fazlaya dair talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik müvekkil...'in sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00-TL, geçici iş göremezliği nedeniyle 100,00-TL ve geçici bakıcı gideri nedeniyle 100,00-TL olmak üzere şimdilik 300,00-TL maddi tazminatın davalının temerrüte düştüğü tarihten itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte davalı tarafından müşterek ve müteselsil sorumluluk çerçevesinde tazmin edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazası 15/06/2023 tarihinde, müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu gerçekleştiğini,... plakalı araç, ... poliçe numarasıyla 26/01/2023-26/01/2024 tarihleri arasında müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile sigortalı olduğunu, davacı taraf, dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açtığını beyan ederek tazminat talebinde bulunmuşsa da davacı tarafça bizzat ifade edildiği üzere talebe konu miktarların, dolasıyla dava değerinin biliniyor olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığından usulden reddi gerektiğini, talep edilen tazminat yönünden miktarlar (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) belirli olduğundan ve hesaplaması da teknik bir bilgi gerektirmeyerek, bir avukatın rahatlıkla yapabileceği matematiksel bir hesaplama olduğundan dava değeri, davacı tarafça hesaplama yapılarak bilinebileceğini, hâl böyleyken davanın kısmi veya belirsiz alacak başvurusu şeklinde yapılması mümkün olmadığını, bu sebeple davanın hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, kusura ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiası kabul edilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağından kusur oranlarının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, davaya konu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi halde bu eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesine, mahkemeniz aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz iş bu davanın esastan reddine, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesine, yargılama gideri vekâlet ücretimizin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası sebebiyle geçici ve kalıcı iş görmezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı 15/06/2023 tarihli trafik kazasında ... plakalı motosikletin sürücüsü olup, davalı... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava vekilinin 10/10/2022 tarihli dilekçesinin ekinde yer alan 04/09/2023 teslim tarihli dilekçeye göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür.
Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince (sigortanın sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından) davalıdan talep edilebilir. Diğer yandan geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmadığı gibi SGK'nun sorumluluğunu düzenleyen, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır.
Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından geçici iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında görülmediği gibi, Yargıtay ... H.D.'nin ... K. Sayılı ve 24.12.2019 tarihli kararında, "6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır." denilerek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarından farklı bir değerlendirme yoluna gidilmemiştir.
Geçici iş göremezlik zararlarının, TBK'nun 54. maddesi kapsamındaki zararlardan olması ve araç işletenin sorumluluğunda bulunması, kaza tarihinde yasanın 92. maddesinde açıkça sigorta teminat dışında sayılmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararları davalının sorumluluğundadır. Genel Şartlarda sigorta primine esas alınan bu zararların SGK sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesine aykırı şekilde SGK'nın sorumluluğunda olduğunun düzenlenmesi, davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Genel şartlar ile sorumluluğu kanun ile belirlenen SGK'nın, aktarılan prim sebebiyle geçici iş göremezlik ödemesinden de sorumlu olacağına ilişkin düzenleme, SGK yönünden bağlayıcı olmadığından, zarar görene karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğuna kanaat getirilmiştir.
Kazaya karışan... plakalı araç 26.01.2023-2024 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 15/06/2023 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği maddi tazminat kalemlerinden dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce kusur, maluliyet ve maddi zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır.
KUSUR YÖNÜNDEN;
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan 14/05/2024 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre;" Dosya tümüyle incelendi. Trafik kazası tespit tutanağı, davacı ifadesi, sürücü ...'in ifadesi, tanıkların beyanları, kaza mahallini gösterir fotoğraflar, iddianame, bilirkişi raporu içeriği, mevcut diğer veriler ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak kazanın yukarıda "Olay" bölümünde anlatılan şekilde meydana geldiği anlaşılmış, aşağıdaki kanaate varılmıştır.
Mevcut verilere göre;
A) Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay yeri kavşağa her an tedbir alabilecek şekilde yaklaşması gerekirken bu hususa riayet etmeyerek seyir istikametine göre kavşak kolunun sağ tarafından gelen ve kavşağa dönüş manevrası ile giriş yapan sürücü ... idaresindeki minibüs ile çarpıştığı olayda kusurludur.
B) Sürücü ... sevk ve idaresindeki minibüs ile olay yeri kavşağı dikkate alarak kontrollü bir şekilde seyretmesi, ilk geçiş hakkını seyir istikametine göre kavşak kolunun sol tarafından bölünmüş yol üzerinden gelen ve olay yeri kavşaktan seyrine düz devam etmek isteyen davacı sürücü idaresindeki motosiklete vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek olay yeri kavşağa dönüş manevrası ile giriş yapıp sol tarafından gelen davacı sürücü idaresindeki motosiklet ile çarpıştığı olayda kusurludur.
SONUÇ :Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A) Davacı sürücü ...'in %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğu,
B) Sürücü ...'in %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Sunulan rapora karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmiş ve aynı maddi vakıaya ilişkin yürütülen Dikili ... ASCM' nin...Esas sayılı kovuşturma dosyasından aldırılan İTÜ Trafik Kürsüsü raporunda davacı ve dava dışı sigortalı araç sürücüsüne asli kusur tayin edilmiş ise de, dava dışı sigortalı araç sürücünün geliş istikametinde "DUR" lehvası bulunmasına karşılık ilk geçiş hakkını davacıya vermemesi nedeniyle kazanın meydana geldiği, bu hali ile kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporu ile çelişmeyen ATK Trafik İhtisas Dairesi' nin raporu mahkememize hükme esas alınmıştır.
MALULİYET ORANI VE İYİLEŞME SÜRESİ İLE BAKICI İHTİYACINA YÖNELİK; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan 23/02/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "... ... oğlu, ... doğumlu...'in dosyasının incelenmesi, tarafımızca yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; 15/06/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen sol tibia kırığı dikkate alınarak; iyileşme sürecinin halen devam ettiği anlaşılmış olup, kaza tarihinden itibaren en az 9 aylık bir iyileşme sürecinin tamamlanmış olması gerektiğini ve en erken 15/03/2024 tarihinden sonra;
1) Hastanın kendisine en yakın bir Devlet Üniversitesi Hastanesi veya bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı tarafından tıbbi belgeleri incelenerek, gerekli tetkik (görüntüleme), tedavi ve muayenesi yapılarak 15/06/2023 tarihli olay ile ilişkili;
- Yürüyüş bozukluğu (kısa mesafe yürüyor fakat uzun mesafelerde zorluk çekiyor/ yürüyüşü düz zeminlerle sınırlı /yardım olmaksızın yürüyemiyor/yardımcı destek materyali) olup olmadığı,
- Sol ayak bileği eklem hareket açıklıkları,
- Sinir arazı var ise hangi sinirlerin etkilenmiş olduğu,
- Motor gücü kaybı olup olmadığı, varsa seviyesinin ve derecesinin olduğu,
- Duyu kusuru olup olmadığı, varsa seviyesinin ve derecesinin ne olduğu,
-Başkaca sekel mahiyetinde arızasının bulunup bulunmadığı, tespit edilmiş arızaların 15/06/2023 tarihli olay ile illiyetinin olup olmadığı ve kalıcılık kazanıp kazanmadığı hususlarının değerlendirildiği son durum gösterir raporunun (uzman doktor kaşeli ve imzalı) Anabilim Dalımıza gönderilmesi sonrasında istenilen hususlarda rapor düzenlenebileceğini" şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Sunulan ön raporda ki eksiklikler giderildikten sonra aldırılan;
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin 14/08/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre;"... ... oğlu,... doğumlu...'in dosyasının incelenmesi, tarafımızca yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; 15/06/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen yaralanmaları dikkate alınarak;
1) 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında,
- Kas İskelet Sistemi,Tablo 3.11- Sol ayak bileği hareket kısıtlılığına bağlı engellilik; İnversiyon 15 derece için alt ekstremite engel oranının Hafif %2 olduğu,
Alt ekstremite engel oranı Tablo 3.2'ye göre kişi engel oranına dönüştürüldüğünde *e1 olduğu,
Kas İskelet Sistemi, Omurgaya Ait Sorunlarda Engellilik,
1.2.Eklem Hareket Açıklığı Modeli (Yaralanma modeli bireyin hastalığına uygun olmadığı ve
yetersiz kaldığı için)
1.2.1.Eklem hareket açıklığına bağlı engelliliğin hesaplanması; bel eklem hareketleri Tablo 1.6'ya göre; Lomber omurgada hareket kısıtlılığına bağlı engel oranı %0 olduğu,
1.2.2.Spesifik omurga hastalığı tanısına bağlı engelliliğin hesaplanması (Tablo 1.7), Posterior eleman kırığı Lomber *65 olduğu, Bir vertebranın kompresyonuna ve posterior elaman kırığına bağlı engellilik oranları ile ayrı ayrı vertebraların kırığı veya kompresyonuna bağlı engellilik oranları Balthazard yöntemiyle toplanarak hesaplanır maddesi uyarınca, LI, L2, L3, L4 vertebra posterior eleman kırığı, her bir vertebra için %5 olduğu, Balthazard formülü uygulandığında %19 (%5,%5, %5 ve %5) olduğu,
1.2.3.Spinal sinir kayıplarına bağlı engelliliğin hesaplanması; kişide duyu kaybı, anormal duyu veya ağrı olmadığı, Tablo 1.8'e göre %0 olduğu,
Balthazard formülü uygulandığında %19 (%19,%0, %0) olduğu,
Balthazard formülü uygulandığında kişi engellilik oranının %20 (%1, %19) olduğu, 15/06/2023 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin toplam vücut engel oranının %20 (yüzde yirmi) olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu,
2)-Kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3(üç) ay olduğu,
3)Tıbbi iyileşme süresinin 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği kanaatinde olduğumuzu bildirir Adli Tıp Kurulu Raporudur" şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Sunulan raporlar kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığından hükme esas alınmıştır.
ZARAR KALEMLERİNİN HESAPLANMASI İÇİN; Aktüerya bilirkişiden alınan 06/02/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre;"15.06.2023 tarihinde yaralanan...'in geçici iş görmezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 115.170,40 TL olduğu,
-Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 1.028.349,25 TL olduğu,
-Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 30.024,00 TL olduğu,
Davacının toplam maddi tazminat alacağının 1.173.543,65 TL'ye tekabül ettiği,
Davalı tarafın 9690 kusur ile zararın 1.056.189,28 TL'sinden sorumluluğunun olacağı,
Davalı sigorta şirketinin teminat sorumluluğunun teminat limiti dahilinde olduğu ve ZMMS poliçesi kapsamında teminat limitinin 1.200.000,00 TL olduğu"şeklinde rapor sunduğu görülmüştür.
Mahkememizce aldırılan raporda bilirkişi tarafından bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas 2021/34 Karar sayılı İlamı) ile hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle (Bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi' nin 14/01/2021 tarih ve 2019/3292 Esas 2021/1848 Karar sayılı ilamı) asgari ücret baz alınarak ve mahkememiz ara kararını karşılar nitelikte hesaplama yapıldığından hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile iş görmezlik tazminatı bedeli için talep ettiği 100,00-TL'yi 925.414,32-TL artırarak 925.514,324-TL, geçici iş görmezlik tazminatı bedeli için talep ettiği 100,00-TL'yi 103.553,36-TL artırarak 103.653,36-TL, bakıcı gideri tazminat bedeli için 100.00-TL talep ettiği 26.921,60-TL artırarak 27.021,60-TL fazlaya ilişkin talepte bulunma ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla 300.00-TL olan toplam dava değerimizi 1.055,889,28-TL artırarak 1.056.189,28-TL'yi tazminat miktarının müşterek ve müteselsil olarak davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi birlikte tahsilini talep etmiştir.
Müterafik kusur resen inceleneceğinden (Yargıtay 4. H.D. 2022/105 Esas, 2022/11099Karar); maddi vakıaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağına göre davacının trafik kazasında kaskının takılı olduğu ve bu yönde kolluk görevlileri tarafından işaretlendirmenin yapıldığı görüldüğünden ayrıca indirim yapılmasına gerek görülmemiştir.
Maddi tazminat istemli somut olayda; 15/06/2023 tarihli trafik kazasında... plakalı aracın sigorta şirketi dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, dava dışı sürücünün %90, davacı sürücünün ise %10 oranında kusurlu olduğu, kusurlu eylem sonucu davacının maluliyet oranının %20, iyileşme süresinin 9 ay, bakıcıya ihtiyaç duyacağı sürenin ise 3 ay olduğu sabit olmakla zararın tespiti amacı ile aldırılan aktüerya bilirkişi raporunda ki hesaplamalar az evvel yukarıda da belirtildiği üzere hükme esas alınarak davacının maddi tazminat davasının kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren zarar veren araç minibüs olduğundan avans faiz işletilme karar verilmesi gerekmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat davasının KABULÜ ile;
- 925.514,32 TL kalıcı işgöremezlik,
- 103.653,36 TL geçici işgöremezlik,
- 27.021,60 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.056.189,28-TL'nin davalı sigorta şirketinden ise (poliçe limiti (tedavi-1.200.000,00 TL ve 1.200.000,00 TL sakatlık) ile sınırlı olmak üzere) 15/09/2023 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 72.148,28 TL karar ve ilam harcının yatan 3.876,85 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 68.271,43 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 3.876,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 3.250,00 TL ATK fatura bedeli, 419,50 TL posta ve diğer giderler ile 3.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 11.316,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 159.866,50 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, taraf vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/03/2025
Katip ... Hakim ...
E imza eimza¸ ¸