T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/925 Esas
KARAR NO : 2024/688
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 13/02/2009
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; ... Bankası T.A.Ş.-Tarişbank ile ... Giyim San. Ve Tic.yetkilisi ...arasında kredi ilişkisi tesis edildiği, 2000 yılı itibariyle 500.000 Fransız Frangı ve 400.000.000 TL bedelli kısımlar için davacının Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduğu,kredi sözleşmesinin yanı sıra krediye teminat olması için asıl borçlu ile kefil olan davacıdan boş senet alındığı, krediyi kullanan ... firmasının GKS kapsamında kullandığı kredinin limitinin defalarca arttırıldığı, ancak ilk sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davacının bu konudan bilgilendirilmediği ve gerekli imzaların alınmadığı, Asıl borçlu borcunu ödemediğinden banka tarafından takibe geçildiği, davacının sorumluluğunun Genel Kredi Sözleşmesini imzaladığı 500.000 Fransız Frangı ve 400.000.000 TL ile ilgili olduğu,ancak ilgili bankanın limit artırımına gittiğinden borcun 3.200.000 Fransız Frangına ulaştığı,boş senedin de bu meblağ üzerinden doldurularak işleme konulduğu, davacının, bankaya borcunun 500.000 Fransız Frangı olduğu,bunu ödemek istediğini defalarca bankaya bildirmesine rağmen davacıya karşı borcun tamamından icra takibine girişildiği, İzmir...İcra Müdürlüğü’nün... E.sayılı icra dosyası ile takip yapıldığı, bunun üzerine davacı tarafından İzmir....Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... K.sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığı,davanın konusunun GKS dışında kalan borç yönünden borçlu olunmadığının tespiti davası olduğu, davalının cevap dilekçesinde açıkça senedin boş olarak teminat için alındığını kabul ettiği, takip dosyası üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacının GKS ne istinaden 20.988.000.000 TL borcu bulunduğu, ancak senet nedeniyle de 131.766.400.000 TL borcu olduğunun belirtildiği, 01.05.1998 tarihinde 3.200.000 Frank temerrüde düştüğünün tespit edildiği, o tarih itibariyle 152.754.400.000 TL bedelden,borçlandırılmış senet üzerinde teminat senedidir ibaresi olmadığından davacının sorumlu olduğunun belirtildiği, Mahkemenin davayı reddettiği, kararın davacı tarafından temyiz edildiği,Yargıtay tarafından yapılan incelemede davalı banka ile davacı arasında kefalet sözleşmesi dışında başkaca bir ilişki bulunmadığı, kefaletin teminatı olan senedin kefaletin hukuki sonuçları açısından takibe konulması gerektiğinden 02.02.2001 tarihinde hükmün bozulmasına karar verildiği, Yerel Mahkemece yeniden dosya numarası verilerek yapılan incelemede kefilin sorumluluğu bölünerek davacının sorumlu olduğu miktarın 24.04.1998 tarihi itibariyle 509.953 Fransız Frangı olduğu sonucuna varıldığı, Yerel Mahkemenin... K.sayılı ilamı ile davayı kabul ederek davacının 509.000 F.F. ve 400.000.000 Eski TL dışında borcu olmadığına karar verildiği, senedi dolduran banka görevlileri hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,ancak cezalarının ertelendiği,davacının tüm itirazlarına ve yasal başvurularına rağmen İzmir...İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı takip dosyasından 3.200.000 F.F. üzerinden yapılan işlemlere davalı yanca devam edildiği,davacıya ait iki evin ½ hissesi ile 1 adet arsa ve Kemalpaşa’da bulunan 1 adet fabrika binasının 08.09.2000 tarihinde icradan satılmak suretiyle... tarafından Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün ... Tal..sayılı dosyası ile alacağa mahsuben satın alındığı,davacı tarafından ihalenin feshi için dava açılmışsa da ihalelerin kesinleştiği, gayrimenkullerin halen TMSF bünyesinde olduğu,davacı tarafından borç ödenebilecekken davalının fahiş istemleri sebebiyle davacının işyerinin kapandığı ve evlerinin satıldığı,ayrıca ihalenin %40 üzerinden satışa çıkması ve bu oran üzerinden davalı tarafından satın alınmasından ötürü borcun bir kısmının dahi kapatılmadığı, davalı tarafından satılarak alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin; İzmir ili Konak ilçesi,... Mah.... parselde yer alan ½ hisseli iki adet mesken ile İzmir ili Narlıdere ilçesi... pafta no,... parsel no.da kayıtlı arsa ile İzmir ili Kemalpaşa ilçesi ... köyü,... mevkii,...parselde kain arsa,fabrika binası ve müştemilatı olduğu, İki adet ev için her birine 210.000 TL,fabrika içinse 600.000 TL bedel takdir edildiği, TMSF’den her ay bir gayrimenkulün satıldığı,fabrikanın 600.000 TL yerine %70’ine tekabül eden 433.000 TL gibi düşük bir bedelden satışa çıkması tehlikesi olduğu, davacı tarafından anılı gayrimenkuller ile diğer gayrimenkuller için İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E.sayılı dosyasından açılan menfi tespit davasını kazandığı, borçlu olmadığı bir parayı da ödediğinden dolayı da İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... K.sayılı dosyasından açılan eski hale iade davasını da kısmen kazanarak 28.01.2000 tarihi itibari ile davalı kurum tarafından 50.944,00 TL daha fazla tahsilat yapıldığının kesinlik kazandığı,yapılan fazla tahsilat sebebiyle davacının evlerini ve işini kaybettiği,borç batağı ve kriz sebebiyle başka bankalardan da kredi çektiği,bu sebeple eşinden boşandığı,60 yaşının üstünde olmasına rağmen kardeşlerinin ve onların çocuklarının bakımına muhtaç kaldığı,işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyan etmekle; Fabrika binası ve müştemilatının 25.02.2009 tarihinde davalı kurum tarafından yapılacak satışının tedbiren durdurulmasına, Şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000 TL ve davacıya karşı yapılan haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar maddi tazminata hükmedilmesine, Davacının oluşan bu maddi kayıplar neticesinde uğramış olduğu manevi zarar karşılığında davalının 50.000,00 TL manevi tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
karar ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Kredi borçlusunun ve tüm kefillerin aleyhine kambiyo senedine mahsus yapılan icra takibi neticesinde söz konusu gayrimenkullerin alacağa mahsuben davalı banka tarafından satın alındığı, İ.İ.K.nun 106 ve 144.maddelerinde gayrimenkullerin paraya çevrilmesi ile ilgili hükümlerin yer almış olup İ.İ.K.nun 129/1.maddesindeki yasal düzenlemede,satış bedelinin ikinci satışta takdiri kıymetin % 40'ı rüçhanlı alacakları paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşılamasını zorunlu kıldığı,davalı kurumunda yasanın emredici kuralına uygun olarak yapılan icrai satışlarda söz konusu gayrimenkulleri satın aldığı, davacı tarafça,söz konusu gayrimenkullerin kıymet takdir raporları ile alacağa mahsuben satın alınan bedellerin karşılaştırılması ve aradaki farkı zarar olarak beyan edip, kurumdan istemesinin hukuka ve yasaya aykırı olup,davanın bu yönden reddinin gerekeceği, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... E.sayılı dosyasından açılan davanın İ.İ.K.nun 72.maddesine dayalı menfi tespit davası olup,dava tarihi itibariyle borçlu olunup olunmadığının tespitine göre tazminat talebinin değerlendirileceği, davacı-borçlu satışların yapıldığı tarihte borçlu olduğundan artık maddi tazminatın talep edilemeyeceği,manevi tazminat talep edilebilmesi içinde ağır kusurlu olunması ve ağır zarar verilmesi gereklidir ki davalı kurumun dava konusu olayda ağır kusuru ve zararının bulunmadığı, davalının söz konusu dosyaları... Varlık Yönetim A.Ş.ne ve orada ...’ya devir ve temlik etmesinden ötürü davanın... Varlık Yönetim A.Ş.ne ihbar edilmesi gerektiği beyan olunmakla; Davanın reddine karar verilmemesi halinde davanın... Varlık Yönetim A.Ş.ne ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizin 16/02/2016 tarih ve ...Karar sayılı kararı Yargıtay... Hukuk Darisenin 10/07/2023 tarih ve ... Karar sayılı ilamıyla; "...1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki 3, 4 ve 5. nolu bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde 50.000.-TL manevi tazminat yanında, haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar maddi tazminata mahkum edilmesini istemiş, mahkemece talebin açıklanması hususunda süre verilmesi üzerine de 16.03.2009 havale tarihli dilekçesinde alacağa mahsuben satın alınan gayrimenkullerin kıymet taktiri bedelleriyle satın alma bedelleri arasındaki farkın 91.333.-TL olduğunu, bu doğrultuda 91.333.-TL zararın doğduğunu, ayrıca dava dışı temlik alacaklısının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini, bu takip nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan zararın 53.000.-TL olduğunu, dava dilekçesinde 50.000.-TL olarak talep edilen bu tazminat miktarına ilişkin eksik harcın talep halinde yatırılacağını, gayrimenkullere ilişkin talep tutarının kendilerince hesaplandığını, bilirkişilerce hesaplanacak miktarların değişik olabileceğinden bu talebe ilişkin harcın yatırılmadığını belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece, bilirkişi raporu alınmasını müteakip gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle uğranılan zarar yönünden Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca eksik harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
3- Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının kefaletine binaen verdiği senedi kefalet limitinin üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır. Davalının bu eylemi sebebiyle davacıya bir kusur atfedilemeyeceği halde bankanın gönderdiği 22.04.1998 tarihli ihtarnamede davacının sorumlu olduğu miktarın 20.921,50 TL olduğu, ihtarnamede belirtilen bu borcu ödemeyen davacının sonradan senedin tamamından işlem yapılması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunun kabulü yerinde olmamıştır.
4- Davacı vekili, dava dilekçesi ile 16.03.2009 tarihli açıklama dilekçesinde, TMSF’nin ... Varlık Yönetim A.Ş.’ye bu şirket tarafından da ...’ya temlik işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bir de bu dosya için ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, buna ilişkin takip dosya numarasını da bildirmiştir. Ödenen harcın bu talebe ilişkin olduğu açıklandığı halde anılan talep hakkında olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadan fazladan ödeme yapıldığına dair bu istemin de reddi sonucu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5- Banka tarafından haczedilip alacağa mahsuben satın alınan taşınmazlardan birinin de fabrika binası olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Fabrikanın haczedilip cebri icra yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen (3), (4) ve (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA," gerekçesi ile bozulmuş, bozma sonrasında dosya mahkememizin... Esas sayılı sırasına kaydı yapılarak bozma nedenleriyle sınırlı olarak yargılamaya yeniden başlanılmıştır.
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bankacılık hesaplamaları konusunda uzman bilirkişiden alınan 12/03/2024 tarihli rapora göre; "...TMSF’ye devredilen ... Bankası TA.Ş –... A.Ş ile dava dışı ... Giyim San. Ve Tic.-...arasında davacı...’un müşterek borçlu ve müteselsil kefaletiyle 500.000-FF ve 400.000.000-TL limitli 2 adet Genel Kredi Sözleşmesi akdedilerek döviz kredisi kullandırılmış, ayrıca borçluların imzasına havi 16.05.1997 tanzim, 13.04.1998 vade tarihli 3.200.000-FF bedelli senet alınmıştır.
Sözleşmelere istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete döviz kredileri kullandırılmış, kredilerin teminatına banka lehine taşınmaz ipotekleri alınmıştır.
Kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek davacı ve dava dışı borçlulara ihtarname keşide edilmiş davacı 01.05.1998 tarihinde temerrüde düşmüştür.
Davalı banka alacağın tahsili için 3.200.000-FF bedelli senetle ilgili olarak icra takibine başlamıştır.
Davacı ... tarafından ...Bankası T.A.Ş-Tarişbank aleyhine İzmir... ATM ... E, sayılı dosyada yapılan yargılama sonucunda verilen kararda özetle: “Kabul edilen bilirkişi raporu dosyadaki tüm delil ve belgelerle Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya içeriğine göre davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu kredi sözleşmesindeki limitine göre ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları itibariyle davalı bankaya 509.553-FF borçlu olduğu, bakiye 2.690.447-FF borçlu olmadığı anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak 16.05.1997 tanzim, 13.04.1998 vade tarihli 3.200.000-FF bedelli senetten dolayı davacının 2.689.850-FF borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatının reddine... K. Sayısı ile 15.11.2022 tarihinde karar verilmiş ve karar onanarak kesinleşmiştir”
Davacının maliki bulunduğu taşınmazların satışından toplam 72.800-TL Tahsilat sağlanmış olup tahsilatlarda dikkate alınarak yapılan TL ve FF üzerinden hesaplama sonucunda:
08.09.2000 Son tahsilat tarihi itibariyle:
Alacağın TL olarak dikkate alınması halinde :
21.335.50-TL Asıl alacak
23.923.92-TL Şşlemiş temerrüt faizi
1.196.20-TL Faizin % 5 gider vergisi
46.455.62-TL Toplam
Alacağın FF olarak dikkate alınması halinde :
509.553.00-FF Asıl alacak
111.524.79-FF Şşlemiş faiz
621.077.79-FF Toplam
Banka alacağından davacı ...un müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun devam ettiği, davacının fazla ödemesinin olmadığı Sonuç ve kanaatine varılmıştır.." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Dosya kapsamının bir bütün halinde incelenmesi neticesinde;
1-Dava, haksız haciz nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın karşılanması talepli tazminat davasıdır.
2-Dosya kapsamında her ne kadar bilirkişi raporu alınmış ise de bilirkişi raporundaki görüşe iştirak edilmemiştir. Zira Davacının dava konusu krediden kaynaklanan borcunun sona erdiği İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Karar sayılı dosyası ile sabit olup, bilirkişi raporundaki görüşe iştirak edilmemiştir. Dosyada mevcut diğer verilerin hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
2-Yargıtay bozma ilamında da değinildiği üzere davacının dava konusu talepleri 3 başlık altında toplanmaktadır;
A-Davacıya ait taşınmazların satış fiyatı ile rayiç değeri arasındaki farktan kaynaklanan maddi zararın tazmini,
B-Temlik alacaklısına yapılan ödemeden dolayı oluşan zararın tazmini,
C-Manevi tazminat talebi,
Hususlarının dava konusu edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili tarafından her ne kadar 16/03/2009 tarihli açıklama dilekçesi ile faiz yönünden talepler ileri sürmüş ise de, mahkememizin bozma öncesi verilen 16/02/2016 tarihli karar gerekçesinde de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı vekilinin dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı ve faiz talebinin talep açıklama dilekçesiyle ileri sürülemeyeceği, nitekim bu hususun Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin incelemesinde bozma nedeni yapılmadığı dikkate alınarak davacı vekilinin faiz talepleriyle ilgili usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından mahkememizce hüküm kurulmamış, yalnızca asıl alacaklar yönünden hüküm kurulmuştur.
3-Davacının maddi tazminata ilişkin zarar taleplerinin incelenmesinde, davacının borçlu olmadığı halde aleyhinde uygulanan haciz işlemleri neticesinde,
-İzmir İli Kemalpaşa İlçesi ... Köyü... parsel sayılı taşınmazın kıymet takdirinin 148.213,00-TL olduğu ancak ihale sonucu 60.000,00-TL'ye davalıya alacağa mahsuben ihale edildiği, bu parselden dolayı davacının uğradığı zararın 88.213,00-TL olduğu,
-İzmir ili Konak ilçesi ...Mahallesi... nolu bağımsız bölümün kıymet takdirinin 6.000,00-TL olduğu, davalının ihalede bu taşınmazı alacağa mahsuben 5.250,00-TL'ye aldığı, davacının bu taşınmazdan dolayı 750,00-TL zarara uğradığı,
-İzmir ili Konak ilçesi... Mahallesi ... nolu bağımsız bölümün kıymet takdirinin 8.000,00-TL olduğu, davalının ihalede bu taşınmazı alacağa mahsuben 6.250,00-TL'ye aldığı, davacının bu taşınmazdan dolayı 1.750,00-TL zarara uğradığı,
-İzmir ili Narlıdere ilçesi ...Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazın kıymet takdirinin 1.400,00-TL olduğu ancak davalının ihalede alacağa mahsuben 780,00-TL bedelle yeri aldığı, davacının bu taşınmazdan dolayı 620,00-TL zararı bulunduğu,
4 taşınmazdan dolayı davacının toplam maddi zararının 91.333,00-TL olduğu ileri sürülmüştür.
Dosya kapsamı ve icra takip dosyasına göre davacının maliki olduğu taşınmazlarla ilgili uygulanan hacizlerden dolayı satış öncesinde kıymet takdir raporlarının alındığı, taşınmazların kıymet takdirlerine karşı davacı ve davalı tarafça itiraz edilmediği ve taşınmazların icra ihalesine çıktığı tarihteki rayiç değerleri ile ihale sonucu ödenen veya mahsup edilen alacak miktarı arasındaki fark kadar davacının maddi zararının oluşacağı, bu haliyle taşınmazların güncel rayiç değerinin mahkememizce ayrıca tespit edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı zira icra aşamasında kıymet takdirlerine itiraz edilmemekle taşınmazların değerlerinin kesinleştiği ve satış sonrası taşınmazların daha düşük değerde veya daha yüksek değerde olduğunun alacaklı veya borçlu tarafça ileri sürülemeyeceği dikkate alınarak davacnının
-İzmir İli Kemalpaşa İlçes... Köyü... parsel sayılı taşınmazın satışından dolayı 88.213,00-TL,
-İzmir ili Konak ilçesi ... Mahallesi... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın satışından dolayı 750,00-TL,
-İzmir ili Konak ilçesi...Mahallesi... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın satışından dolayı 1.750,00-TL,
-İzmir ili Narlıdere ilçesi ... Mahallesi ... parsel sayılı taşınmazın satışından dolayı 620,00-TL,
Olmak üzere davalı alacaklının haciz ve talepleri sonucu 4 adet taşınmazın ihale yoluyla satışından dolayı davacının toplam maddi zararının 91.333,00-TL olduğu kabul edilmiş ve bu miktarda maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığından ve aşamalarda da faizle ilgili bir ıslah bulunmadığından tazminat alacağına faiz işletilmesine yönelik bir hüküm kurulmamıştır.
4-Davacının bir diğer maddi tazminat talebi, davalının 3.kişi ...'ya temlik ettiği kredi borcu alacağına ilişkindir.
Dava dilekçesinin incelenmesinde dilekçenin 8 nolu paragrafında;
"Davalı TMSF tarafından müvekkile karşı yürütülen takip dosyası... Varlık Yönetim A.Ş.'ye devredilmiş olup bu kurum tarafından da iş bu dosyaya 51.094-YTL tahsilat yapılmış ve alacak ...'ya isimli bir şahsa temlik edilmiştir. " ifadeleri yer almış, devamında ise
"Bunlara rağmen davalı kurum ortağı... Varlık Yönetim A.Ş. Tarafından yine aynı dosyaya mahsuben 51.094-YTL fazla tahsilat yapılmıştır. " ifadeleri kullanılmıştır.
Dava dilekçesindeki anlatıma ve dava dilekçesi ekinde yer alan 18/05/2007 tarihli ve tüm kredi alacağının 51.094,00-TL bedel ile dava dışı ...'ya temliğine dair temlik sözleşmesine göre esasen dava dilekçesinde davacının dava dışı temlik alacaklısı ...'ya 51.094,00-TL ödeme yaptığına yönelik bir anlatım yer almamakta olup, davacının iddiası temlik sözleşmesinden dolayı davacı şirketin alacaklı olmamasına rağmen 51.094,00-TL temlik bedeli aldığına yöneliktir. Davacı dava dilekçesinde açıkça ödeme yaptığını ileri sürmediği gibi, anlatımdan da böyle bir vakıanın varlığı anlaşılamamaktadır. Kaldı ki, dava dilekçesinde ödemeye ilişkin bir delil gösterilmediği ve bir delile de dayanılmadığı dikkate alındığından davacının bu husustaki talebinin sebepsiz zenginleşme benzeri şekilde davalı alacaklının alacaklı olmadığı bir kredi sözleşmesinden dolayı temlik alandan tahsil ettiği paraya ilişkin talepte bulunulduğu değerlendirilmiştir.
Kural olarak davacı, ancak kendi uğradığı maddi zararların tazminini talep edebilir. Her ne kadar bozma sonrası mahkememizce davacı vekiline verilen süre içerisinde 06/06/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde 30/12/2012 tarihli ibranme belgesiyle dava dışı ...'ya 116.436,00-TL ödeme yapıldığına dair belge sunulmuş ise de, dosya arasına alınan temlik alacağına ilişkin yürütülen İzmir ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının 11/12/2012 tarihinde yenilendiği, Aralık-2013 tarihine kadar takip işlemlerine devam olunduğu, dosya kapsamına göre davacının ödeme yaptığına dair bir kayıt bulunmadığı gibi, yukarıda da izah edildiği üzere dava dilekçesinde de bu yönde bir anlatıma yer verilmediği görülmüştür.
Tüm bu hususlar birlikte incelendiğinde, her ne kadar davacı aleyhinde temlik alacaklısı tarafından takip yürütüldüğü sabit ise de ibranemeye konu 116.436,00-TL ödemenin dava tarihinden sonra yapıldığının kabulü gerektiği, görülmekte olan davanın 13/02/2009 tarihinde açıldığı ve açılan davanın dava tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği ve henüz davacının 3.kişiye yapmadığı ödemenin davalı temlik eden açısından da muaccel olmayacağı, ödeme yapılmaksızın salt pasif durumdaki borçtan dolayı temlik eden davalıdan talepte bulunulamayacağı, zira davacının davalı kuruma karşı yöneltebileceği borcu ortadan kaldıran nedenlerin temlik alacaklısına karşı da aynen ileri sürebileceği, bu yolla davacının elde edebileceği menfi tespit hükmü ile 3.kişiye ödeme borcundan kurtulabileceği, diğer taraftan görülmekte olan davada temlik eden davalıdan henüz ödenmemiş olan paranın tazmini suretiyle sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabileceği, bu nedenle davacının ancak ödeme tarihinden sonra bununla ilgili talepte bulunabileceği değerlendirilmiş, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 18.02.2022 tarihli,...Karar sayılı ilamı dikkate alınarak dava tarihinden önce yapılmış bir ödeme bulunmadığından temlik edilen borca yönelik talep yönününden usulden ret kararı verilmiştir.
5-Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda ise, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Davacının iddiaları ve dosya kapsamında toplanan deliller dikkate alınarak, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili davalı kurum tarafından alacaklı olunmadığı halde davacı aleyhinde haciz ve satış işlemleri uygulanarak davacıya ait fabrika binasının satıldığı, tacir olduğu anlaşılan davacıya ait fabrika binasının mevcut olmayan bir borç nedeniyle satılması nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünün sabit olduğu, talep edilen manevi tazminat miktarının haczedilen taşınmaz rayiç değerinin yaklaşık 1/3'ü seviyesinde olduğu ve uğranılan manevi zararla orantılı kabul edilebileceği dikkate alınarak talebin tam kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
A-91.333,00-TL taşınmaz satış fiyatı ile rayiç değeri arasındaki farktan kaynaklanan maddi tazminatı davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Temlik alacaklısına yapılan fazla ödeme iddiasına dayalı talebin USULDEN REDDİNE,
C-Manevi tazminat davasının KABULÜNE, 50.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan 2.960,97-TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Mahkememizin 26/11/2020 Tarih, ... Karar ve ...Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile 2.435,45-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili için vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazıldığından, karar kesinleştiğinde ve istek halinde iptali için müzekkere yazılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen maddi tazminat yönünden takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2.maddesi uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden davalı yararına takdir edilen 8.151,04-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen 15,60-TL başvuru harcı, 267,80-TL temyiz başvuru harcı, 214,20-TL posta ve tebligat ücreti, 2.850,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 3.347,60-TL yargılama giderinin, kabul ve ret oranına göre belirlenen 2.460,63-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafça posta gideri olarak sarf edilen 94,00-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre belirlenen 24,91-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlasına dair kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile temyiz kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde temyiz kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede temyiz kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili Yargıtay Hukuk Dairesi'ne temyiz konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır