T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/927 Esas
KARAR NO : 2025/918
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/11/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete müvekkilinden farklı tarihlerde toplam değeri 340.328,30-TL olan nakliye taşımacılık hizmeti verilmiş olup söz konusu hizmetin bedelinin borçlanıldığını, davalı şirketin, izah edilen ticari ilişki sonucu oluşan bakiye alacak miktarını ödemeyerek temerrüte düşmüş olduğunu, iş bu bakiye alacak miktarının tahsili amacıyla Bayındır İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra (örnek 7) takibi başlatıldığını, davalı tarafın kendisine tebliğ edilen ödeme emrine borcu olduğunu bilmesine rağmen itiraz etmiş olup söz konusu takip 20.08.2023 tarihli karar tensip tutanağı ile durdurulmuş olduğunu, davalı şirket tarafından icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde özetle; "alacaklı olduğu iddia edilen şahsa müvekkilin herhangi bir borcu bulunmamaktadır" denildiğini, davalı şirket ile müvekkili arasında arasında ticari ilişki gerçekleştiğini, davalı şirkete bir takım taşımacılık nakliye hizmeti verildiğini ancak 340.328,30-TL tutarındaki bakiye alacak miktarının tahsil edilmediğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; icra takibine konu alacak miktarının ödenmiş olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de itiraz dilekçesinin ekinde sunulmadığını davalı tarafından yapılan iş bu haksız itiraz üzerine, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak davalı şirket ile anlaşmaya varılamadığını, davalı şirketin, icra takibini sürüncemede bırakma saikiyle haksız ve kötü niyeli bir şekilde takibe itiraz etmiş olup 340.328,30-TL bakiye alacak miktarlarının bulunduğunun kesinleşmiş faturalar ile sabit olduğunu, bu nedenle, haksız itirazın iptali ile takibin devamı amacıyla eldeki davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, yukarıda izah edilen ve/veya mahkemece gözetilecek nedenlerle; Bayındır İcra müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın İptali ile Takibin Devamına, davalının likit alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı şirketten aldığı malların fatura bedellerini ödemediği yönündeki iddiaların gerçek dışı olup, davacı yanın, söz konusu iddialarını ispat edememiş olduğunu ,bu nedenle müvekkilinin hiçbir suretle davacı tarafa borçlu olduğunu kabul etmediğini, dava dilekçesinde müvekkili aleyhine isnat edilen hiçbir hususu kabul etmediklerini, davacı tarafın iddia etmiş olduğu borç miktarının yapılan anlaşmalar gereğince taraflarına ait olmayıp, mal teslimi yapılan firmaya ait olduğunu, malların teslimi aşamasında atılan imzayla birlikte taraflar arasında anlaşma sağlanmış olup taraflarca herhangi bir borç doğmadığını, bu zamana kadar yapılan tüm ihracatlarda doğan borcun malın teslim edileceği yer tarafından ödenmiş olduğunu, aksini kabul etmemekle birlikte velev ki davaya konu borcun var olduğu düşünülse dahi mal teslimi sırasında imzalanan evraklarla birlikte herhangi bir borcun doğmadığının aşikar olup, müvekkili firmadan alacak talep etmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, açıklanan sebeplerle davacının tüm iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, hiçbir dayanağı olmayan bu iddiaların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen göz önünde bulundurulacak sebepler neticesinde haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacıya borcu bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan FATURA içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 22.11.2024
Tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1)Davacı ...LOJİSTİK LİMİTED ŞİRKETİ 2023 hesap dönemi yevmiye defter kayıtları Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun olarak bilgisayar ortamında işlenmiş olduğu defterler üzerinde herhangi bir silinti, kazıntı ve karalamanın bulunmadığı, TTK 64/1, 88/1’e uygun şekilde tutulduğu, onay işlemlerinin yapıldığı, TTK 65/2 gereğince yazımların eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak gerçekleştirildiği, TTK 66, 99 gereğince envanter ve bilançonun gereği gibi düzenlenmiş olduğu defterlerinin sahibi lehine delil olabilmesi için kanunun aradığı şartları taşıdığı, takdirin sayın mahkemenizde olduğu,
2) Davacı ticari defterleri üzerinde incelemede taraflar arasında ticari ilişki için 14/07/2023 tarihli ... nolu e-FATURA, 15/07/2023 tarihli... nolu e-FATURA düzenlendiği ve söz konusu bu faturaların yevmiye defterine 20/07/2023 tarh ve... numaralı Yevmiye Maddesi ile 120 ALICILAR HESABI ( 120.09. ... İÇ DIŞ TİCARET GIDA TARIM) 340.328,30-TL BORÇ, 600 YURTİÇİ SATIŞLAR HESABI (600.17 LOJİSTİK GELİRİ) ALACAK kaydedildiği,
3) Davacının davalı nezdinde tuttuğu 120 ALICALAR HESAP bilgilerine göre 31.12.2023 tarihi itibari ile davalının 340.328,30 TL BORÇ BAKİYESİ olduğu,
4) Maliye Bakanlığı’nın... sıra no’lu Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile 5.000-TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka, özel finans kurumları veya PTT Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunlu kıldığı bir belgeye gerek dava dosyası kapsamında mahkemeye sunulan belgeler arasında gerek ise Davacının yasal defterlerinde buna ilişkin bir kayıta rastlanmadığı, takdiri yüce mahkemenize ait olmak üzere işbu bilirkişi raporunu saygıyla arz ederim. şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 04/09/2025 Tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile davalı şirketin ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporum içinde açıklanan nedenlerle,
1) Davalı... İç ve Dış tic. A.Ş.'nin, 2023 yılı ticari defterlerinin Açılış Onaylarının yasal süresi dışında yaptırılmış olması nedeni ile 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olmadığı, 2024 yılı ticari deftelerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesi'ne göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu,
2) Davalı şirket ticari defter kayıtlarında takip ve dava konusu yapılan ... ve... numaralı iki adet faturanın kayıtlı olduğu ve iş bu faturaların davalı yanın kabulünde olduğu tespit edilmiş olup, uyuşmazlığın fatura bedellerinin ödenmesi hususunda olduğu, davalı yan ticari defter kayıtlarında iş bu faturaların nakit olarak ödendi olarak kayıt görülmüş olup, iş bu kayıdın 24.12.2015 tarihli 29572 sayılı Resmi Gazete yayınlanan 459 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ'ine aykırı oldğu, ayrıca davalı yanca faturaların ödemelerine ait olduğu iddiası ile dava dosyasına sunulan imzalı 25.07.2023 ve 05.08.2023 tarihli belgelerin davalı yan ticari defter kayıtları ile de uyumlu olmadığı anlaşılmış olup, davalı yan ticari defterlerinin gerçeği yansıtmadığı kanatine varılmış olup, takip ve dava konusu yapılan faturalardan kaynaklı, takip ve dava tarihi itibari ile, aksi ispatlanmadıkça, davacı yanın davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş'den 340.328,30-TL alacaklı olduğu, şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu, kayıtlarda herhangi bir silinti kazıntı ve karalamanın bulunmadığı, sahibi lehine delil teşkil ettiği; davalıya ait 2023 yılı ticari defterlerin açılış onaylarının yasal süresi içinde yaptırılmadığı, bu nedenle sahibi lehine delil olmadığı, 2024 yılı ticari defterlerinin HMK 222 maddesine göre sahibi lehine delil niteliğinde olduğu mahkememizce de kabul edilmiştir.
Davalı şirket ticari defter kayıtlarında takip ve dava konusu yapılan ... ve ... numaralı iki adet faturanın kayıtlı olduğu ve işbu faturaların davalı yanın kabulünde olduğu tespit edilmiş olup, uyuşmazlığın fatura bedellerinin ödenmesi hususunda olduğu, davalı yan ticari defter kayıtlarında iş bu faturaların nakit olarak ödendi olarak kaydı bulunmakta ise de işbu kayıdın 24.12.2015 tarihli 29572 sayılı Resmi Gazete yayınlanan ... sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ'ine aykırı olduğu, ayrıca davalı yanca faturaların ödemelerine ait olduğu iddiası ile dava dosyasına sunulan imzalı 25.07.2023 ve 05.08.2023 tarihli belgelerin davalı yan ticari defter kayıtları ile de uyumlu olmadığı anlaşılmış olup, davalı yan ticari defterlerinin gerçeği yansıtmadığı kanatine varılmış olup, takip ve dava konusu yapılan faturalardan kaynaklı, takip ve dava tarihi itibari ile davacı yanın davalı... İç ve Dış Tic. A.Ş'den 340.328,30-TL alacaklı olduğunun kabulü ile denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek davanın kabulü yönünde aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
Davalının Bayındır İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine yapılan İTİRAZININ İPTALİNE, takibin itiraz öncesi koşullarda DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren Avans Faizi işletilmesine,
2-İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında hesaplanan 68.065,66-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 23.247,82-TL harçtan peşin alınan 4.110,32-TL'nin mahsubu ile bakiye 19.137,50-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan toplam 4.418,57-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 54.452,53-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 7.250,00-TL bilirkişi ücretinin ve 847-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 8.097,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okundu, usulen anlatıldı.
16/10/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza