T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/950 Esas
KARAR NO : 2025/531
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/11/2023
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; "23/05/2023 tarihinde...ın sahibi ve sürücüsü dava dışı..., müvekkile ait ... plakalı araca çarparak aracın maddi hasara uğramasına ve dolayısıyla araçta maddi zarar oluşmasına neden olmuştur. İncelenen TRAMER kayıtlarına göre, iş bu kazada ... plakalı araç sürücüsünün, kazanın oluşmasında ve dolayısıyla müvekkilin aracında oluşan maddi zararda %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza akabinde müvekkilin aracında oluşan hasarın onarımı müvekkilin kasko şirketi ...Sigorta A.Ş. tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak müvekkilin aracı bu kazadan ötürü değer kaybına da uğramıştır. Kazada asli ve tam (%100) kusurlu ... plaka sayılı araç maliki adına kaza tarihinde yürürlükte olan ...poliçe numaralı Zorunlu Trafik Mali Sorumluluk Sigorta poliçesine istinaden davalı sigortacı ...Sigorta A.Ş.'dir. İş bu nedenle Davalı... Sigorta A.Ş.'den, müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı, hasar – onarım maliyeti, ikame araç bedeli vb. zarar sebebiyle, (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile) uğramış olduğu maddi zararın, poliçe limitleri dahilinde 15 gün içinde ahzu kabz yetkimize dayanarak belirtmiş olduğumuz banka hesabına ödenmesini talep etmemize rağmen müvekkilin uğramış olduğu toplam zarar karşılanmamıştır. Yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca trafik kazası nedeni ile araçta oluşan değer kaybı ve hasar onarım bedeli gerçek zarar kapsamında olup, kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü, sahibi ve ZMSS tarafından bu zararın müştereken ve müteselsilen karşılanması gerekmektedir. Tarafımızca İzmir Arabuluculuk bürosunun Arabuluculuk Numarası ... dosyası ile görüşmeler yapılmış ancak anlaşma sağlanamamıştır. Yukarıda izah edildiği şekilde meydana gelen kaza sonucunda fazlaya ilişkin talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yapılacak olan bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak araçtaki değer kaybının davalı tarafından en yüksek ticari faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğmuştur. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız ve mahkemenizce re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, HMK 107. maddesi gereğince bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek olan değer kaybı için şimdilik 100,00-TL'nin kaza tarihinden işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekil eden adına arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "Kazaya karışan ... plakalı araç müvekkil şirket tarafından ... numaralı trafik poliçesi ile sigortalıdır. Talep sahibinin belirsiz alacak davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın husumetten reddi gerekmektedir. Davacının iddia ettiği maddi zararın miktarı belirlidir. Dava dilekçesinde şartları bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü, alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Bu sebeple mahkemece, davaya konu edilen zararın gerçekte belirli bir alacak olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği anlaşılmakla, hukuki yarar yokluğundan başvurunun reddi gerekmektedir. Davanın açıldığı anda, dava konusu kılınan alacak tutarının, tam ve kesin olarak belirlenmesinin, davacıdan beklenmeyecek bir nitelik taşıyıp taşımadığının tayininde, davacının, somut olayın koşulları ve özellikleri gözetilerek, doğruluk ve güven kuralı çerçevesinde (HMK m.27; TMK m.2) dürüst, makul ve orta derecede zeka sahibi bir insanın göstermesi gereken tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen, alacak tutarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin mümkün olup olmadığı hususu esas alınmalıdır. Davacıya, teknik bilgiye sahip eksperden tazminat alacağını öğrenme imkânı uygulamada ve mevzuatta kendisine tanınmıştır. Bunun için davalı yana başvurması veya davalı yandan herhangi bir belge veya bilgiye ihtiyaç bulunmamaktadır. Ekspertiz raporu ile belirlenmiş olmasına rağmen davacının belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilip bilirkişi ataması talep edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Talep sahibi, değer kaybını eksper vasıtasıyla tespit ettirmiş olduğundan alacağı belirlidir. Böyle bir durumda başvurunun belirsiz alacak şeklinde yapılmasında talep sahibinin hukuki menfaati bulunmamaktadır. Başvurunun husumetten reddi talep olunur. Müvekkil şirket ödeme ile tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir. Davacının başkaca hak ve alacağı kalmamış olup haksız davanın reddini talep ederiz. İhbar sonrası müvekkil şirket, araçtaki hasara ilişkin alınan kasko hasar eksper raporuna göre tespit edilen 10.481,35TL'yi 31.08.2023 tarihinde ... Sigorta Şirketi hesabına hasar bedeli olarak rücuen ödenmiştir. Ödeme ile müvekkil şirket her türlü hukuki sorumluluğunu yerine getirmiştir. Bu nedenle başvurunun reddi talep olunur. Müvekkil şirket tarafından yapılan ödemelerin teminat limiti kapsamında dikkate alınmasını talep ederiz. Müvekkil şirket poliçe limitinin üstündeki değerlerden sorumlu değildir. Müvekkil şirket; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Poliçe limitinin üstündeki miktarlarlardan sorumlu değildir. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı genel şartlarda yer alan formüle göre hesaplanmalıdır. Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde; değer kaybının tanımı yapılmış, aynı maddenin son fıkrasında ise maddenin uygulanmasına ilişkin esasların Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceğini hüküm altına almıştır. İlgili kurumun düzenlemiş olduğu genel şartlarda (Trafik poliçesine ek olarak düzenlenen) değer kaybının nasıl hesaplanacağı açıklanmıştır. Buna göre genel şartlara ekli, formüle göre değer kaybının hesaplanması gerektiği ifade edilmiştir. Formül ile değer kaybı tazminatlarının kişiden kişiye göre değişen sübjektif hesaplamalarına son verilmiş, hem mağdur hem de sigorta şirketi açısından konu hukuki güvenceye alınmıştır. Hal böyle olunca kanunun emrettiği üzere, işbu dosyada değer kaybı tazminatının genel şartlara ekli formüle göre yapılması talep olunur.Taleplerimiz kabul görmezse aracın reel değer kaybı zararı belirlenirken aracın kaza tarihinden önceki geçmiş hasar kayıtlarının da göz önüne alınarak kazadan bir gün önceki ve kaza tarihinden bir gün sonraki fiyatları esas alınarak rayiç bedel değerlendirmesi yapılmasını talep ederiz. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle ve sair hususlar hakkındaki beyan haklarımız saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı 23/05/2023 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın işleteni olup, davalı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde davacı vekilinin 27/03/2024 tarihli dilekçesinin ekinde yer alan 17/08/2023 tarihli dilekçeye göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu ve başvurunun 21/08/2023 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.
Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan ... plakalı araç 06.10.2022-2023 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 23/05/2023 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği değer kaybı bedelinden dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ).
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden davacının maliki olduğu aracın tramer kaydı da celp edilerek kusur ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişilerden alınan 03/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"Kusur dağılımı ile ilgili olarak:
* ... plaka sayılı araç sürücüsü...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/d, 52/b ve 56/a1 maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, kazanın oluşumunda tek etken olduğu,
* Davacının maliki olduğu, Park halinde bulunan... plaka sayılı araç sürücüsünün atfi kabil kusurunun olmadığı, görüş ve kanaatine varılmıştır.
Değer kaybı bedeli ile ilgili olarak:
* Dava konusu aracın üzerinde yapılan onarım işlemleri ve geçmiş hasar kayıtları dikkate alındığında teknik olarak(hukuki değerlendirmesi Mahkemenizce yapılması kaydıyla) değer kaybı meydana geldiği,
* Aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değeri ile aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değeri arasındaki farka göre değer kaybı bedelinin 18.500,00 TL olduğu,
Hukuki değerlendirmesi sayın mahkemenizin taktirinde olmak üzere yukarıda belirtilen teknik konulardaki görüş ve kanaatimi saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi tarafından değer kaybına ilişkin hesaplama; trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu araçta oluşan değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ile önceki hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre değerlendirme yapıldığından itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden tarafı olmadığı zmms sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan “ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan “ve genel şartlarda ’’ ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağından hükme esas alınmıştır.
Mahkememize sunulan bilirkişi raporu, açıkça itiraza uğramayan ve sürücülerin imzalarını taşıyan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile; 18.500,00 TL değer kaybı tazminatının ticari faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Tüm bu nedenler ile; 23/05/2023 tarihli çift taraflı trafik kazasında...plakalı aracın sigorta şirketi ve işeteni dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, dava dışı sürücünün tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 18.500,00 TL değer kaybının bulunduğu, cevap dilekçesinde belirtilen ödemenin hasara ilişkin olduğu dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybına yönelik ödemenin yapıldığı görülmekle davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren zarar verene araç ticari olmadığından yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-18.500,00 TL değer kaybı bedeli tazminatının davalı sigorta şirketinden (bakiye kalan 109.518,65 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 01/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 1.263,73 TL karar ve ilam harcının yatan 584,85 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 678,88 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 584,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı, 132,75 TL posta ve diğer giderler ile 5.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 6.217,6 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 18.500,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
E İMZA