T.C.
İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2023/978 Esas
KARAR NO : 2025/939
DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/11/2023
KARAR TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; Müvekkil şirket Tasfiye Halinde Sınırlı Sorumlu... Konut Yapı Kooperatifi, ticaret siciline tescil edildiği 19/10/2010 tarihinden bu yana kuruluş amacına hizmet ederek yapılar inşa etmiş olmakla ayrıca inşa ettiği yapıların aynı zamanda yönetimini de üstlenmiş; ardından 19/07/2023 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girmiştir. Kooperatifin üstlendiği yönetimin ayrılmaz bir parçası olan aidatlar ile ilgili işlemler hususu da kooperatif yönetim kurulunun uhdesindedir. Belirli aralıklarla yapılan toplantılar neticesinde kooperatife kayıtlı üyelerin ödemekle yükümlü olduğu aidat tutarları belirlenmekte ve bu husus yine üyelere bildirilmektedir. Bahse geçen toplantılardan 23/06/2023 tarihinde gerçekleştirilen olağan kurul toplantısının 12. Maddesinde;"Aidat borcu olan üyelerin aidatlarını ağustos 2023 tarihine kadar ödemeleri, ödeme yapmayan üyeler hakkında hukuki işlem yapılması hususunda" yönetim kurulu oybirliği ile karar vermiştir. Yine 13. Madde ile de "Üye aidatlarının temmuz 2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 250-TL olarak ödenmesine" oybirliği ile karar verilmiştir. Bahsi geçen karar neticesinde müvekkil kooperatif tarafından geçmişe yönelik aidat ödemeleri incelenerek kurulda alınan karara istinaden davalı/ borçlu...'in şubat ayından başlamak üzere karar tarihi olan ağustos ayına kadar olan aidat borcununu ödemediği tespit edilmiş; kendisi ile harici görüşmeler sağlanarak borçlarını ödemesi hususunda çağrıda bulunulmuş fakat yönetimce yapılan bu çağrılar karşılıksız kalmıştır.
Bu sebeple müvekkil kooperatifin ekonomik menfaatlerini gözetmek amacıyla borçlu... aleyhinde 2023 yılının şubat ayında ödenmesi gereken 200 TL, mart ayında ödenmesi gereken 200-TL, nisan ayında ödenmesi gereken 200-TL, mayıs ayında ödenmesi gereken 200-TL, haziran ayında ödenmesi gereken 200-TL ve yukarıda bahsi geçen genel kurul toplantısında alınan arttırım kararına istinaden temmuz ayında ödenmesi gereken 250-TL ve ağustos ayında ödenmesi gereken 250-TL olmak üzere toplamda 1700,00-TL olan aidat borcunun ve Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan her ay için ayrı ayrı hesaplanmak üzere aylık %5 oranında gecikme tazminatı ve yıllık %9 oranında yasal faiz ile birlikte tahsili amacıyla İzmir... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan icra takibinden davalı/ borçluya gönderilen ödeme emrine karşılık 22/09/2023 tarihinde dosyaya sunulmuş olan dilekçede takibe, borca ve fer'ilerine yönelik itirazı neticesinde icra takibi müdürlük tarafından durdurulmuştur. Borçlunun itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olması sebebiyle tarafımızca huzurda görülecek davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur.
Söz konusu davayı açmadan önce davalı-borçlu tarafla sulh yoluna gidebilmek adına öncelikle arabuluculuk sürecine başvurulmuştur. İzmir Arabuluculuk Bürosu aracılığıyla Büro Dosya No: ..., Arabuluculuk No:... olan dosyada yapılmış olan toplantı sonucunda anlaşmaya varılamamıştır.
Davalı-borçlunun itirazları ve iddiaları hukuki dayanaktan yoksun, yersiz ve mesnetsiz iddialar olup, reddi gerekmektedir.
Öncelikle davalı/borçlu tarafından borca ve fer’ilerine ilişkin olarak yapılan itirazlar, takibi uzatmaya yönelik olarak yapılmış olmakla hiçbir somut olgu ve iddia içermeyen ve yalnızca takibin sürüncemede bırakılmasına yönelik olduğu açık olan itirazlar hukuki dayanaktan yoksundur. Yukarıda bahsi geçen Genel Kurul Kararları incelendiğinde, davalı/ borçlunun müvekkil kooperatif üyesi olduğu ve bu sebeple alınan kararlara istinaden aidat borcunu ödenmesi gerektiği ortada olmakla kendisinin üyeliğini sonlandırdığına ilişkin müvekkil kooperatife çekilen ve ulaşan bir ihtarname bulunmamaktadır. Haklı iddialarımız, dosyamızdan yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de ispata kavuşacaktır.
Yine davalı/ borçlu İzmir ...icra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibindeki itirazında faiz oranına da itiraz etmiş olmakla talep edilen faiz oranı incelendiğinde, başlatılan icra takibinde yasal faiz oranı üzerinden talepte bulunulduğu ve işbu talebimizin temerrüde düşen kooperatif üyelerinden talep edilebilecek ve Borçlar Kanunu'nun 120. maddesinde ifade edilen sınıra uygun olduğu görülecektir. Hal böyle iken, davalının asıl alacak ile birlikte faiz oranına ilişkin yaptığı itirazında hukuki bir dayanağı mevcut değildir.
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı; borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ve takibin takip talebimizde belirtilen temerrüt faizi üzerinden devamına, borçlu aleyhinde nakit alacağımızın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum Yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek olan nedenlere istinaden, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
-Borçlu tarafından yapılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun İTİRAZIN İPTALİ ile taleplerimiz doğrultusunda icra takibinin Davalı-borçlu tarafça yapılmış olan haksız ve kötü niyetli İTİRAZIN İPTALİ İLE takibin taleplerimiz doğrultusunda devamına ve davalı-borçlu aleyhine %20'den aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten ve saygılarımızla arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı tarafın mahkememize verdiği cevap dilekçesinde "...Müvekkil aleyhinde İzmir ... İcra Müdürlüğü... E. Sayılı dosyasından haksız olarak icra takibi başlatılmış ve yasal süre içerisinde müvekkiller adına vekil sıfatı ile tarafımızdan borca, faize ve ferilerine itiraz edilmiştir. Bu itiraz neticesinde davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış, arabuluculuk sonrasında tarafların anlaşamaması üzerine davacı yan tarafından huzurda ikame edilen dava açılmıştır. Davacı yan kooperatife çekilen ve ulaşan ihtarname olmadığından bahisle müvekkilin aidat borcunu ödemesi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu beyanların kabulü mümkün değildir.
Dava dilekçesi usul ve yasaya aykırı olarak müvekkile tebliğe çıkarılmıştır. Tebligat Kanunu m.11'e göre; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." Bu düzenleme karşısında müvekkiller aleyhine başlatılan icra takibinde vekil olduğumuz, borca itirazın tarafımızdan gerçekleştirildiği tüm dosya kapsamından anlaşılabileceği üzere işbu dosyanın tarafımızdan takip edildiği ve tebligatın vekil sıfatı ile tarafımıza yapılması gerektiği her türlü izahtan varestedir.
MÜVEKKİL KOOPERATİF ÜYELİĞİNİ SONLANDIRMIŞ OLUP BU HUSUSU NOTER ARACILIĞIYLA DAVACI TARAFA İHTAR ETMİŞTİR.
Müvekkil, 06.06.2023 tarihinde söz konusu taşınmazı satması sebebiyle...Konut Yapı Kooperatifi ünvanlı kooperatifteki üyeliği sona ermiştir. Dolayısıyla müvekkilin alacaklı gözüken tarafa herhangi bir ad altında borcu bulunmamaktadır. Başlatılan takip haksız ve mesnetsizdir.
Her ne kadar davacı şirket dava dilekçesinde müvekkilin üyeliğini sonlandırdığına ilişkin davacı kooperatife çekilen ve ulaşan ihtarname olmadığını iddia etse de bu iddia doğru değildir. Zira müvekkil, İzmir... Noterliğinin 09/06/2023 tarihli ... yevmiye numarası ile davacıya üyeliğin sonlandırılması konulu ihtarname keşide etmiştir. (Ek- İzmir ... Noterliğinin 09/06/2023 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesi)
Aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilin borçlu olduğunun kabulü halinde dahi, davacı tarafından müvekkile dava konusu borç miktarının ödenmesi yönünde bir ihtar yapılmadan, hakkında icra takibi başlatılması ve akabinde işbu huzurda ikame edilen davanın açılması hukuka aykırıdır.
Müvekkilin söz konusu borçtan herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte açıklanan nedenler ile davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. 2) İŞLEMİŞ FAİZ USUL VE YASAYA AYKIRIDIR.
Müvekkilin borçlu olmadığı bir tutar üzerinden aleyhine icra takibi başlatılmış olması açıkça usul ve yasaya aykırı iken söz konusu tutar üzerinden işletilen faizin de usul ve yasaya aykırı olduğu ortadadır. İşlemiş faize, faiz başlangıç tarihine ve faiz oranına itirazediyoruz. Borçlar Kanunu m.117'de borçlunun temerrüdü düzenlenmiş; bu düzenlemeye göre müvekkilin temerrüde düşürülebilmesi için alacaklının ihtarı gerektiği belirtilmiştir. Ancak davacı yan tarafından müvekkile yapılmış bir ihtar bulunmamaktadır. MAHKEMECE AKSİ KANAATE VARILMASI HALİNDE DAHİ MÜVEKKİL ALEYHİNE İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMEMESİ GEREKMEKTEDİR. Müvekkilin borçlu olmadığı bir tutar üzerinden aleyhine icra takibi başlatılması ve faiz işletilmesi açıkça usul ve yasaya aykırıdır. Kötüniyetli olmayan ve itirazında haksız olmayan müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekmektedir. Aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydı ile mahkemenizce aksi kanaat hasıl olup davacının alacağının kabulü halinde, alacak belli veya çok basit bir hesap ile belirlenebilir olmadığından, müvekkilin tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit etmesi mümkün olmadığında ve bilirkişi hesaplaması gerektiğinden, likit olmayan alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekir. Müvekkilin üyesi olmadığı bir kooperatifin aidatlarını ödemesi ve faizini hesaplaması hayatın olağan akışına aykırıdır ve ancak yargılama sonunda belirlenebilecektir. Keza işletilmiş faiz yönünden temerrüt için gerekli yasal şartların oluşmadığı, alacak miktarı ve takipte kesinleşen miktarın değişeceği, bu haliyle alacağın likit olmadığı açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin istikrar kazanmış yerleşik içtihat ve kararları da bu yöndedir. Somut olayda davaya konu alacak bedeli ve faiz tespiti, yargılama sürecini gerektirmekte olup likit sayılamayacağından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekmektedir. Müvekkil aleyhinde açılan işbu itirazın iptali davasının ESASTAN REDDİNE,
2.Takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı yan aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere KÖTÜ NİYET TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİNE, 3.Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4.Mahkemenizce aksi kanaat hasıl olup davacının alacağının kabulü halinde, alacak likit olmadığından müvekkil aleyhine İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMEMESİNE,
Karar verilmesini vekaleten ve saygılarımızla talep ederiz." şeklinde talep ettiği görülmüştür.
GEREKÇE :
> Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
> Uyuşmazlık; davalının dava dilekçesinde belirtilen tarih aralığında ve miktarda davacı kooperatife aidat borcunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
> Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
> İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
>Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 05/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Dava, kooperatif ortaklığından (ortaklık aidatı) ve Kat Mülkiyeti hükümlerinden (site ortak gideri) kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine (İzmir... İcra Dairesi, ...) yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, delillerin nihai takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere,
1- Dava konusu icra takibinde, 25.06.2022 ve 23.06.2023 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında belirlenen parasal yükümlülükler kapsamında 2023/Ocak — Ağustos döneminde ödenmesi gereken aidatlar talep edilmiştir. Davacı kooperatifin tasfiye halinde olması nedeniyle, genel kurul toplantılarında belirlenen aidatların bir kısmı, Kooperatifler Kanunu ve Ana Sözleşmeden kaynaklanan kooperatif aidatı, bir kısmı ise, Kat Mülkiyeti hükümlerinden kaynaklanan site ortak gider payıdır. Bilindiği üzere kooperatif aidatlarının sorumlu, kooperatif ortakları; site ortak giderlerinin sorumlusu ise kat malikleridir.
2- Davalı..., ortaklık nedeniyle edindiği taşınmazı satıp, ortaklıktan istifa etmesi nedeniyle, kooperatife hiçbir borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. İcra takibine de bu gerekçe ile itiraz etmiştir.
Ortaklık nedeniyle bir adet konut edinen davalı, tasfiye giderlerine katılmakla yükümlüdür. Taşınmazın satılması ve ortaklıktan istifa edilmesi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmamaktadır. Buna karşılık site ortak giderlerinin sorumlusu kat malikleri olduğundan, taşınmazın satılmasından sonraki site ortak giderlerinin, davalı...en talep edilmesi mümkün değildir. Kendi beyanına göre davalı, ortaklık nedeniyle edindiği taşınmazı 06.06.2023 tarihinde satmıştır. Tapu kayıtları dosyada mevcut olmadığından, taşınmazın satıldığı tarih konusunda bir tespit yapılamamıştır. Davalının beyanına itibar edildiği takdirde davalıdan, 2023/Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ödenmesi gereken site ortak giderlerine satılması istenemeyecektir. Buna göre davalıdan, 2023/Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ödenmesi gereken kooperatif aidatları ile, 2023/Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ödenmesi gereken site aidatları, Talep edilebilecektir.
3- Kooperatif tasfiye giderleri ile site giderlerini karşılamak üzere müşterek aidat belirlendiği görülmektedir. 2023/Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs aylarını kapsayan dönemde davalı, hem kooperatif tasfiye giderlerinden, hem de site ortak giderlerinden sorumlu olduğu için belirlenen aidatların davalıdan talep edilmesinde bir usulsüzlük yoktur. Ancak 2023/Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ödenmesi gereken tasfiye giderlerinin tespit edilebilmesi için kooperatif tasfiye giderleri ile site ortak giderlerinin ayrıştırılması, bunun için de 2023 yılına ait tahmini bütçenin incelenmesi gerekmektedir. Sözü edilen Tahmini Bütçe ibraz edilemediğinden, kooperatif tasfiye giderleri ile site ortak giderlerinin ayrıştırılması mümkün olmamış; dolayısı ile anılan aylarda ödenmesi gereken kooperatif tasfiye giderlerinin miktarı hesaplanamamıştır.
4- Genel kurul kararları gereğince davalı...'den, 2023/Ocak - Mayıs aylarını kapsayan dönem için kooperatif tasfiye gideri ve site ortak gider payı olarak 1.000,00-TL talep edilebilecektir. Bir önceki maddede açıklandığı üzere, 2023/Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları için kooperatif tasfiye giderlerinin talep edilmesi mümkün ise de, kooperatif tasfiye gideri ile site ortak giderleri ayrıştırılamadığından, sözü edilen aylar için hesaplama yapılamamıştır.
5- Davacı kooperatif, gecikme faizi ile birlikte, Kat Mülkiyeti hükümlerine dayanarak gecikme tazminatı talep etmiştir. Her ikisinin birlikte talep edilip, edilemeyeceğinin takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, kabulü halinde dava tarihi itibariyle, a) Gecikme faizi olarak 41,25 TL, b) Gecikme tazminatı olarak 275,00-TL olmak üzere toplam 316,25-TL talep edilebilecektir." şeklinde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Davacı kooperatifin 25.06.2022 ve 23.06.2023 tarihlerinde yapılan genel kurul toplantılarında 2023/Ocak-Ağustos döneminde ödenmesi gereken aidatların belirlendiği, ancak davalının ise 06.06.2023 tarihinde söz konusu taşınmazı sattığı ve bu nedenle bu tarihten itibaren kendisinin aidat borcu olamayacağını iddia ettiği görülmektedir.
..., 09.06.2023 tarihinde İzmir... Noterliği kanalı ile keşide ettiği... yev. nolu ihtarname ile ortaklık nedeniyle edindiği taşınmazı (B Bloktaki ... nolu mesken) 06.06.2023 tarihinde sattığını; adına tesis edilmiş olan ortaklığın bu şekilde sona erdiğini bildirmiştir. Kooperatif yetkilileri, kooperatifin adresinin “...Mahallesi,...Sokak, No... İçkapı No:.. Bayraklı / İzmir” olduğunu; davalının keşide ettiği ihtarname, No:...'ye değil, No:...ye gönderildiğinden kooperatife ulaşmadığını; bu nedenle davalının istifası konusunda herhangi bir karar alınmadığını belirtmişlerdir.
Davacı kooperatifin, tasfiye giderleri ile site ortak giderlerinden oluşan iki tür gideri bulunmaktadır. Tasfiye giderlerinden kooperatif ortakları sorumlu iken, site ortak giderlerinin sorumlusu kat malikleridir.
Davalı, ortaklık nedeniyle edindiği taşınmazı 06.06.2023 tarihinde tapu devri suretiyle satmıştır. Bu tarihten itibaren, site ortak giderlerinden payına isabet eden kısmının, taşınmazı satın alan kişiden talep edilmesi gerekmektedir. Zira siteye verilen hizmetlerden yararlanan kişi, konutunu satan kooperatif ortağı değil, konutu satın alan kişidir.
Davalı..., 06.06.2023 tarihine kadar hem kooperatif ortağı, hem de kat malikidir. Dolayısı ile tasfiye giderlerinden kooperatif ortağı olarak, site ortak giderlerinden ise kat maliki olarak sorumlu tutulabilecektir. Ancak kooperatif merkezinde yapılan araştırmada, 2023 yılına ait Tahmini Bütçe bulunamadığı için 06.06.2023 tarihinden sonraki aidatların ne kadarının tasfiye gideri, ne kadarının site ortak gideri olduğu tespit edilememiştir.
Sonuç olarak davalı..., 06.06.2023 tarihine kadar hem tasfiye giderlerinden, hem de site ortak giderlerinden sorumludur. 06.06.2023 tarihinden sonra tasfiye giderleri ile ilgili sorumluluğu devam edecek ancak sözü edilen tarihten itibaren site aidatlarından sorumlu tutulamayacaktır.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-. Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZININ KISMEN İPTALİNE, takibin 1.000,00-TL asıl alacak, 41,25-TL Gecikme Faizi ve de 275,00-TL Gecikme tazminatı üzerinden DEVAMINA,
Fazlaya dair istemin REDDİNE,
2- Alacak likid nitelikte görüldüğünden İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak miktarının % 20'si oranında hesaplanan 200,00-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL nin mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca 1.316,25-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13,14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin kabul ve red oranına göre 1.855,07-TL'sinin davalıdan, bakiye 1.264,93-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 897,51-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 578,10-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça sarf edilen 183,50-TL posta ve tebligat ücreti, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 3.683,50-TL yargılama giderinin, davanın ret ve kabul oranına göre 2.190,12-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Mahiyette olmak üzere, davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı, verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim...
¸e-imza