T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO: 2024/1034 Esas
KARAR NO: 2025/362
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/11/2024
KARAR TARİHİ: 15/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "...Müvekkilin, davalı ile aralarındaki iş gereğince davalı yandan 21.08.2024 tarihli ... numaralı 180.000,00-TL tutarlı faturaya dayalı alacağı mevcuttur.Müvekkilin verdiği hizmet karşılığında, davalı taraf anılan fatura bedelini ödememiş olup buna istinaden müvekkil, davalı aleyhine 10.09.2024 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyası ile borcun tahsili için icra takibine girişmiştir. Davalı tarafça 12.09.2024 tarihinde borca haksız olarak itiraz edilmiş ve takip durdurulmuştur. Davalı tarafça yapılan itiraz üzerine arabuluculuk görüşmeleri yapılmış, ancak ekte sunmuş olduğumuz 27.09.2024 tarihli son tutanak ile görüleceği üzere anlaşma sağlanamamış ve işbu davayı ikame etmek gerekmiştir. Taraflar arasında ticari ilişki olduğu ve takip tarihi itibariyle müvekkilin davalı adına kestiği "Lift Yapımı" işinin karşılığı olarak 21.08.2024 tarihli ...L tutarlı faturaya dayalı alacağı olduğu sabittir. Ancak davalı yanca takibe, takip dayanağına ve borca, istenen faize, faiz oranlarına ve ferilerine haksız olarak itiraz edilmiştir. Davalı borçlu yanın itirazlarının iptali ile takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte takibin devam etmesi gerekmektedir. Şöyle ki;
Taraflar arasında yapılan "Lift Yapımı" işi gereğince müvekkil söz konusu işi yapmak, davalı yanca da bu yapılan işe karşılık anlaşılan tutar üzerinden bedeli müvekkile ödemek zorundadır. Müvekkil kendisine düşen edimi yerine getirmesine rağmen davalı yan kendisine düşen edimi yerine getirmediği gibi,kendi kusurlu ve sözleşmeye aykırı eylemleri neticesinde müvekkil aracına zarar vermişlerdir. Davalı yan, müvekkil alacağının tahsili için başlattığı takibe haksız olarak itiraz ederek takibi durdurmuştur. Tüm bu nedenlerle davalı yanın borca itirazı haksızdır. Tüm bu durumlardan görüleceği üzere davalı yana gönderilen ödeme emrinin açık, anlaşılır olması ve ödeyecek olduğu tutarın belirlenebilir olması nedeniyle alacağın likid (muayyen) olduğu sabittir. Bu sebeple de İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca müvekkil lehine icra inkar tazminatına da hükmedilmelidir. Bu hususta yüksek mahkeme tarafından verilmiş yerleşik içtihatlar bulunmaktadır. Açıklamış olduğumuz nedenlerle davalı yanın İzmir... İcra Müdürlüğü’nün...0 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazında haksız olduğundan itirazın iptali ile asıl alacak miktarı olan 180.000,00-TL üzerinden belirlenecek olan icra vekalet ücreti ve yargılama gideri ile asıl alacak ve bu alacağa işlemiş olan faiz üzerinden takibin devamına ve bundan cihetle alacağın %20’sinden az olmamak üzere aleyhine icra inkâr tazminatına hükmolunması gerekmektedir.Davamızın kabulü ile davalı borçlunun İzmir... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasına yaptığı itirazında haksız olduğundan itirazın iptali ile asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
İtirazında haksız olan davalı borçlu aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere aleyhine icra inkâr tazminatına hükmolunmasına,
Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. " şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde ; "...Davacı taraf dava dilekçesinde müvekkil şirket ile davalı firma arasında bir lift yapım işi olduğunu, bu hususta davacı şirket üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ancak müvekkil şirketin kendi üzerine düşen edimi yerine getirmediğini, müvekkil şirketin kusurlu eylemi neticesinde davacı şirketin aracına zarar verildiğine dair mesnetsiz iddialarda bulunarak işbu davayı açmışlardır. Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki müvekkil şirket ile davacı şirket arasında lift yapım işi diye bir sözleşme yada herhangi bir anlaşma bulunmamaktadır. Davacı ile müvekkil şirket arasında 18/10/2023 tarihinde Ürün Taşıma Sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşme uyarınca davacı yüklenici firma müvekkil şirketin Ayrancılar bölge deposunda bulunan ürünleri kendisine ait araçlar ve kendi çalışanları vasıtasıyla müvekkil şirkete ait mağazalara taşımayı, taşınan ürünleri araçtan indirmeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Bu sözleşme uyarınca müvekkil şirket dağıtılacak olan ürünleri palete yükleyip streç filmle sararak hazırlamakta, depoya gelen davacı firmaya ait çalışanlar bu ürünleri teslim alıp kamyonlara yükleyerek mağazalara dağıtım yapmaktadır.28.06.2024 Tarihinde davacı yüklenici firmaya ait araç müvekkil şirketin Ayrancılar Bölge Deposuna taraflar arasında ki sözleşmeye istinaden mağazalara ürün dağıtımı yapmak adına gelmiştir. Araca ürün yüklemesi yapılırken davacı firmaya ait yük lifti kırılmış ve üzerinde ki müvekkil şirkete ait transpalet de düşerek kırılmış ve transpalete yüklü olan ürünler zarar görmüştür. İlgili kazaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ve fotoğraflar delillerimiz arasında mübrez olup sayın mahkemeye sunulacaktır. Aynı gün davacı şirket kırılan transpaleti tamir ettirerek sevkiyat yapmaya devam etmiştir. Yük lifti davacı firmaya ait olup, bu liftin tüm bakımından davacı yüklenici firma sorumludur. Davacı firma taraflar arsında ki sözleşmenin 3.5. Maddesi uyarınca sevkiyatların aksamasına mani olmak için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Ancak davacı firma kendi sorumluluğunda olan aletlerde herhangi bir problem olup olmadığını kontrol etmediğinden, gerekli bakımlarını yaptırmadığından yük lifti kırılmış olup, bu hususta müvekkil şirketin herhangi bir kusur veyahut sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı şirket tarafından müvekkil şirkete düzenlenen dava konusu fatura müvekkil şirket kayıtlarına işlenmemiş olup, davacı şirkete iade edilmiştir. Bu hususa ilişkin davacı firmaya gönderilmiş olan Beyoğlu... Noterliğinin 11.10.2024 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi delillerimiz arasında mahkemeye sunulacaktır. Davacı şirket ile müvekkil şirket arasında akdedilen Ürün taşıma sözleşmesinin 3.1. Maddesin incelendiğinde müvekkil şirketin ürünlerin araca yüklenmesinden sorumlu olmadığı, bu işlemin davacı yüklenici firmaya ait olduğu açıkça görülecektir. Aynı sözleşmenin 3.5. Maddesinde Yüklenicinin sevkiyatların aksamasına mani olmamak için gerekli tüm tedbirleri alacağı hükmü de yer almaktadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşme incelendiğinde davacı şirketin uhdesinde bulunan araç ve yük liftlerinin müvekkil şirketin değil davacı firmanın sorumluluğunda olduğu görülecektir. Bu hususta davacı firma yük liftinin kırılmasından müvekkil şirketin sorumlu olduğunu iddia etmiş ancak konu hakkında somut herhangi bir delil sunamamıştır. Tüm bakım ve sorumlulukları davacıya ait olan olan yük liftinin kırılmasında müvekkil şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığından dolayı davacı tarafın mesnetsiz iddialarına itibar edilmemesi gerekmekte ve talep edilmektedir.
Sayın mahkemenizce gerekli görülmesi halinde bilirkişilerce hem müvekkil şirket hemde davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi talebimiz bulunmaktadır.
Yukarıda detaylıca arz ve izah etmeye çalıştığımız üzere davacı şirkete ait lift ürünün kırılmasında müvekkil şirkete atfedilecek herhangi bir kusur veyahut sorumluluk bulunmamaktadır. İşbu açıklanan nedenlerden dolayı davacı tarafından açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerekmekte ve talep edilmektedir.
Haksız ve mesnetsiz davanın reddine,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline Karar verilmesi vekaleten arz ve talep olunur. " şeklinde talep ettiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış faturalandırılmış hizmete ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İcra İflas Kanunu'nun 3/7/1940 tarihli 3890 sayılı Kanun'un 1 md. ile değişik 50. Maddesinde: "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan Ürün Taşıma Sözleşmesinin 22. Maddesinde yetki şartının bulunduğu, İstanbul Mahkemeleri'nin ve İcra dairelerinin yetkili kılındığı, genel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam ettiğine dair bir kayıt bulunmadığı görülmüştür.
HMK m. 17’nin ikinci cümlesine göre: “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”.
Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan yetki sözleşmesinin, münhasır yetkili olacağı, madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir.
Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. (Bkz: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/3072 Esas 2019/8546 Karar sayılı 30/10/2019 tarihli kararı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararında da vurgulandığı üzere HMK ile birlikte hukukumuzda münhasır yetki sözleşmesi esas alınmış olup taraflarca aksi belirtilmedikçe yetki sözleşmesiyle gösterilen mahkeme münhasır yetkili hale gelmekte, genel yetkili mahkemelerin yetkisi ortadan kalkmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında yetki sözleşmesi düzenlendiği, yetki sözleşmesinin şekil şartlarına uygun olduğu, tarafların yetki sözleşmesi yapma ehliyetlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan Ürün Taşıma Sözleşmesinin 22. Maddesinde yetki şartı taşıdığı, İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili kılınmış olup, yetki sözleşmesinde aksi açıkça belirtilmediği sürece yetkili olacağı kararlaştırılan mahkemenin münhasır yetkili hale geleceği, genel yetkili mahkemelerin yetkisinin ortadan kalkacağı, somut olayda yetki sözleşmesinde genel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam edeceğine dair bir kayıt bulunmadığı gözetildiğinde sözleşmeden doğduğu anlaşılan uyuşmazlıkta yetkili ve görevli icra dairesinin İstanbul İcra Daireleri olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin yetki itirazının icra takip hukuku yönünden icra mahkemelerinde hallini sağlamadan mahkememize dava açtığı ve davalı vekilinin icra takibini yaptığı yetki itirazı yerinde görüldüğünden, davanın ön şartı olan yetkili icra dairelerinde yapılmış usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.İtirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde geçerli bir icra takibinin bulunması gerektiği yönündeki ÖZEL DAVA ŞARTININ YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, peşin alınan 2.173,95-TL 'den mahsubu ile davacıya iadesi gereken bakiye 1.558,55-TL 'nin, Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL'den mahsubu ile bakiye 2.041,45-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2 hükmü uyarınca dava değerinin % 16'sı üzerinden hesaplanan 28.800,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/04/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza