T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/1095 Esas
KARAR NO: 2025/924
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/12/2024
KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortalısı... plakalı araç arasında 11/05/2023 tarihinde İzmir ili Bornova İlçesi ...Cad. İstikametinde maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalısının müvekkilinin duran park halindeki aracına çarptığını, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporuna göre... plaka sayılı arcın %100 kusurluğu olduğunu, kaza sebebiyle eksper atanması yapıldığını, değişecek parçaların listesinin raporla düzenlendiğini, kusur tenzili yapılmadığı gerekçesiyle ilgili sigorta şirketinden ödeme yapılmadığını, müvekkilinin aracında kaza nedeniyle iskontosuz parça bedelleri üzerinden hasar tazminatı ve yine kaza neticesinde araçta değer kaybı zararının meydana geldiğini, bu yönde ... sigorta A.Ş.'ye 18/06/2023 tarihinde yazılı olarak başvuruda bulunulduğunu, yaşanan trafik kazası neticesinde müvekkilinin aracında muhtelif yerlerinde hasar oluştuğunu, müvekkili araca kaza neticesinde ikinci el piyasa rayiç değerinde bir kayba uğradığını, olaya karışan diğer araçların tüm zararları ile ilgili sigorta şirketleri tarafından karşılandığını, sadece müvekkilinin zararının karşılanmadığını belirterek davamızın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyl...plakalı araçta meydana gelen reel değer kaybı bedeli nedeniyle şimdilik 500.00-TL hasar tazminatı (orijinal parça farkı-gerçek zarar bedeli) olarak toplam 1.000-TL kaza tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın 11/05/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde aracında meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybı bulunduğu iddiasıyla iş bu davanın ikame edildiğini, davacının açmış olduğu davanın konusu olan taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın esastan reddinin gerektiğini, sigorta sözleşmesinden doğan her türlü tazminat davası hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlülüklerini öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve zarara neden olay tarihinden itibaren on yıl sonra zamanaşımına girdiğini, zarar gören zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna başvurulmasının gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin dosyaya faturası dahi sunulmamış olan ve ödendiği belirli olmayan KDV tutarı yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın taleplerinin fahiş olduğunu, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun, fahiş ve kabul edilebilir olmayan maddi tazminat taleplerinin reddine, haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi ile müvekkili şirket dava açılmasına sebep olmadığından, yargılama giderleri ile ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu hasar bedeli ve değer kaybı istemine ilişkindir.
Mahkememizin 13/03/2025 tarihli celsesi 3 nolu ara karar gereğince; kusur ve hasar yönünden mahallinde keşif yapılarak bilirkişiden kaza mahallinin incelenmesi, dinlenen tanık anlatımları ile davacı asilin beyanına göre iddiaya konu trafik kazasının gerçekleşip gerçekleşmediği ( hasar gören parçalar da dikkate alınarak) ile dava dışı sürücünün oransal kusur durumu ve aynı trafik kazası sebebiyle davacının maliki olduğu araçta oluşan gerçek hasar bedelinin ( hasar giderim bedeline iskonto uygulanmaması ve kdv eklenmesi (İzmir BAM... HD ... karar) hesaplanmasının istenilmesine, Bilirkişi heyetinden alınan 25/08/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre;
"KUSUR DAĞILIMI YÖNÜNDEN;
*... plaka sayılı araç sürücü...in kendi şeridinde ve normal hızda seyir halinde olduğu, kazayı önleme imkanı olmadığı ve kazanın oluşumunda kural ihlali bulunmadığı,
*... plaka sayılı araç sürücüsü ..., 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 46/b-c ve 84/f maddesine belirtilen kuralları ihlal ettiği, kazanın oluşumunda tek etken olduğu,
*... plakalı araçların park halinde olduğu nokta itibariyle trafik güvenliğini etkilemediği, trafiğin akmasına ve trafik düzenine engel teşkil etmediği, kazanın meydana gelmesinde etkisi ve kural ihlali bulunmadığı anlaşılmıştır.
HASAR BEDELİ VE DEĞER KAYBI YÖNÜNDEN;
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin, beyanların ve tarafımıza sunulan teknik evrakların incelenmesi neticesinde aşağıdaki tespit ve değerlendirilmelere ulaşılmıştır.
*Hasarın Niteliği ve uyumu:
Dosya eklerinde yer alan trafik kaza tespit tutanağı ile olay yeri fotoğrafların birlikte incelenmesi neticesinde; kazanın belirtilen şekilde meydana geldiği ve araç üzerindeki hasarın teknik olarak uyumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
*Hasarın Bedeli:
Dava konu olan aracın iskontosuz gerçek hasar miktarı, değişen parça ve onarım işçilikleri dahil olmak üzere 11.838,94-TL olarak belirlenmiş olup, bu tutara %18 oranında 2.131.01-TL KDV ilavesiyle birlikte toplam hasar bedeli 13.969,95-TL olarak tespit edilmiştir.
*Değer Kaybı Bedeli :
Davaya konu olan aracın mevcut hasarının onarımı sonrasında teknik inceleme neticesinde araçta değer kaybının meydana geldiği tespit edilmiştir.
Aracın kaza tarihindeki ikinci el rayiç değeri ile onarım sonrası ikini el rayiç değeri arasında yapılan piyasa araştırmasına dayalı olarak araçta 2.000.00-TL tutarında bir değer kaybı meydana geldiği kanaatine varılmıştır.
*Bakiye Hesabı:
Dava dosyası eklerinde ve davacının cevap dilekçesinde bahse konu olan kaza ile ilgili olarak herhangi bir ödeme yapıldığını gösterir belge, bilgi ve dekont bulunmamıştır.
Yukarıda yapılan tespit ve hesaplamalar tamamen teknik nitelikli olup, hukuki değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olmak üzere"şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Davalı vekilinin 01/09/2025 tarihli uyap sistemi üzerinden gönderdiği dilekçe ile bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, hasar onarım bedelinin 13.969,95-TL ve değer kaybının ise 2.000,00-TL olduğu tespit edildiği, 15.969,95-TL asıl alacak (13.969,95-TL hasar onarım bedeli ve 2.000,00-TL değer kaybı bedeli) 6.199,72-TL faiz (13.969,95-TL için şirkete ihbar tarihi olan 01/06/2023 yasal süre sonrası temerrüt tarihinde 2.000-TL için şirkete ihbar tarihi olan 19/06/2023 yasal süre sonrası temerrüt tarihinden işleyecek yasal faiz) 15.969,95-TL ilam vekalet ücreti ,18.977,50-TL yargılama giderleri olmak üzere toplam 57.117,12-TL toplam 46.471,56-TL'nin (kdv-stopaj kesintili hali ) 29.08.2025 tarihinde davacı vekilinin hesabına ödendiğini, ...Sigorta yönünden davanın konusuz kaldığını bildirir bu yönde hüküm kurulması şeklinde talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 16/10/2025 tarihli uyap sistemi üzerinden gönderdiği dilekçe ile davalı tarafın bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilinin uğramış olduğu zararı, masraflarını ve vekalet ücretini ödediğinden davanın konusuz bırakılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Davanın devamı sırasında dava konusu alacağın ödenmesi menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulleri tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle, davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece, esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar hükümler gibi (eda,tespit,inşai ) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği hükmü niteliğindedir.
Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespite dilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusu kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurul' nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 Esas 2009/526 Karar sayılı ilamında, "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davaya konu alacağın mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu sonrası davalı tarafça ödendiği, ödemeye ilişkin banka dekontunun sunulduğu ve davacı vekilinin de ödemeye ilişkin dilekçe sunduğu görülmekle davanın konusuz kaldığı, davacı vekili ile davalı vekilinin usulüne uygun olarak beyan dilekçeleri ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsil edildiği bildirildiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdirine gerek görülmemiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gereken karar ve ilam harcının (615,40-TL) başlangıçta yatan peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 187,80-TL harcın davacından alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ve harcanan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacıya talep doğrultusunda vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-6325 sayılı HUAK uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacından alınarak Hazine'ye irat kaydına,
6-Yargılama sonucunda re'sen yapılacak gider olmadığı takdirde gerekirse re'sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırına iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır