T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/1182 Esas
KARAR NO: 2025/476
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/08/2021
KARAR TARİHİ: 13/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile müteveffa ... ve dava dışı ... aleyhine 7 örnek icra takibi yapılmak sureti ile 34.988,47-TL takip çıkışı üzerinden icra takibi başlatıldığını ve işbu takibe dayanak olarak 30.11.2015 tarihli 10.10.2016 vade tarihli 23.7750,00.-TL lik senedin gösterildiğini, ancak davacı müvekkillerinin alacaklı olduğunu iddia eden yana böyle bir borcu bulunmadığını, öncelikle davacı müvekkillerinin böyle bir takipten haberleri olmadığı ve işbu takibini kendilerine yöneltildiğini öğrenmeleri ile bir avukata vekalet vermek suretiyle ilgili dosyaya itiraz edilmesi hususunda talimat ve gerekli ücret ve masrafı ödemelerine rağmen işbu itirazın yapılmaması neticesinde icra takip dosyasının müvekkilleri yönünden kesinleştiğini, söz konusu dosyaya itiraz edilmediği davacı müvekkillerinin banka hesaplarına haciz konulması sonrasında anlaşıldığını, sonrasında, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... sayılı dosyası ile alacağa konu edilen bono bedeli ödenmek sureti ile müvekkili tarafından alındığını, işbu bononun aslı da halen müvekkilinin uhdesinde olduğunu, senet aslının müvekkilinde olduğu nazara alındığında senede dayalı olarak yapılan icra takibinin iptal edilmesi gerekeceğini, bunun yanı sıra ilgili takibe dayanak yapılan bono incelendiğinde görüleceği gibi alacaklı görünen ... ismi sonradan eklenmek sureti ile bonoya dahil edilmiş ve bir başka anlatımla bono da tahrifat yapıldığını, aynı bononun arka yüzü incelendiğinde lehtar olarak ismi sonradan eklenen ...’in bu kerre ciranta olduğunun görüldüğünü, böyle bir ekleme ya da tahrifata karşı müvekkillerinin hiçbir surette onayı olmadığı gibi imza ya da parafı da bulunmadığını, söz konusu bono ile ilgili olarak vade tarihi nazara alındığında zamanaşımı süresinin geçtiği bu nedenle işbu bononun icra takibine konu yapılamayacağı gibi sadece alacağın dava konusu edilebileceğini, bunun yanı sıra yerleşik hale gelmiş Yargıtay içtihatları nazara alındığında zamanaşımına girmiş bir bonoya dayalı olarak vade tarihinin bononun üzerindeki tarih olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağını, bir başka anlatımla hiçbir surette borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla takipte talep edilen 11.238,47-TL işlemiş faizin müvekkilini temerrüde düşürülmemiş olunması nazara alındığında faiz talep edilemeyeceğini, buna ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 25.12.2019 tarihli 2019/1 Esas 2019/8 Karar sayılı ilamı nazara alındığında “Zamanaşımına uğrayarak kambiyo senedi vasfım kaybeden bono adi senede dönüşmemekle birlikte bu bonodan HMK'nun 202. maddesi kapsamında (yazılı) delil başlangıcı olarak yararlanılabilecektir ( Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü C, 11. İstanbul 2001. s. 2302). Nitekim doktrin ve uygulamada zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bir bononun adi senede dönüşmeyeceği ancak temel borç ilişkisi bakımından delil başlangıcı teşkil edeceği noktasında tam bir görüş birliği bulunduğunu, bununla birlikte zamanaşımına uğramış bononun delil başlangıcı teşkil etmesi için de, iddia eden kişi ile karşı taraf arasında bir temel ilişkinin bulunması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davalı ile müvekkilleri arasında takip konusu dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlem yapılmadığını, davacı müvekkillerinin hiçbir kişisel tasarrufu, hiçbir kefilliği, taahhüdü yada borçlandırıcı hiçbir işlem ve eylemi söz konusu olmadığını, bu nedenle takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, belirterek, davanın kabulü ile; İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibi nedeni ile davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine ve davacı müvekkilleri aleyhine başlatılan İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı takibin davacılar yönünden iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapması nedeni ile ödeme emrinde yazılı miktar olan 34.988,47-TL nin % 20 si üzerinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, icra dosyası hakkında tedbir kararı verilerek yargılamanın sonuna kadar takibin durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların asıl borçlulardan ...'nın mirasçıları olması, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dair hiçbir bilginin mahkemeye bilerek ve isteyerek paylaşılmaması, müvekkilinin alacağının olduğunun mahkeme kararıyla da kabul edilmiş olması ve icra takibine konu senedin yarısının tüm fer'ileriyle birlikte tahsil edilmiş olması hususları göz önüne alındığında müvekkilinin alacaklı olduğu açık olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ... ile dava dışı müvekkili ... birlikte dükkan işletmek amacıyla kiracının ... olduğu,... ait... Mah. ... Cad. No:... Dükkan... Marmaris-MUĞLA'daki taşınmazlar 01.04.2015 tarihinde kiraladıklarını, ancak ...'nın dükkanlara ait yapı kullanım iznini almamış ve bu durumu her iki müvekkilden saklamış olması sebebiyle dükkana taşınma gerçekleşememiş, dükkanların hiçbir şekilde kullanılamadığını, her yıl 1 Mayıs'ta turizm sezonunun açılması sebebiyle müvekkillerinin, malikin kendi üzerine düşen yükümlülüğü 01.05.2015 tarihine kadar yerine getirmesini beklediklerini, bu süreçte de hem dükkanların tadilatı için müvekkilleri tarafından masraf yapmış hem de toplu miktarda kira ödemesi yapıldığını, ancak 1 Mayıs itibariyle ...'nın yapı kullanma izin belgesini almaması sebebiyle kira sözleşmesi uygulanmadığını, yaptıkları ödemeleri geri isteyen müvekkillerine ise hiçbir ödeme yapılmadığını, sonraki süreçte ...ın bu dükkanları emlakçı aracılığıyla satacağını emlakçıdan öğrenen müvekkillerinin bir an önce turizm döneminde iş yapabilmek amacıyla dükkanlardan birini - Muğla ili, Marmaris ilçesi, ...mahallesi, ... mevki,... no'lu dükkan- 300.000-TL bedelle almak istediği ve taraflar ... ile ... arasında tapu devri öncesi haricen satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre tapu devri en geç 30.06.2015 tarihinde gerçekleşecek olup sözleşmenin özel şartlar başlığı altında da özellikle yapı kullanım izin belgesi alımı satıcı veya satıcının müteahhidine ait olduğu, bununla ilgili çıkacak tüm harç ve giderlerin satıcı veya müteahhidi tarafından ödeneceğinin şart koşulduğunu, müvekkillerinin kira sözleşmesine ve tadilatlara ilişkin ödediği bedellerin iadesi yapılmayınca, iş bu meblağların satış bedelinden düşülmesi konusunda haricen anlaştıklarını, ayrıca sözleşme uyarınca 20.000-TL de banka aracılığıyla ...'nın hesabına gönderildiğini, dava dışı müvekkili ...'in banka hesabı bulunmamakta olup işlemin... Bankası Şubesinden gerçekleştiğini, ancak mülk sahibi ...'nın yine üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğundan tapu devrinin gerçekleşmediğini, müvekkillerinin gerek elden gerekse banka aracılığıyla yapmış oldukları toplam 77.500-TL'lik ödeme sonucunda sadece ...'nın o dönem Marmaris'teki avukatı Av.... aracılığıyla müvekkillere 30.000-TL elden ödeme yapılmış, ancak kalan 47.500 TL'yi müvekkillerinin o an için ödeyemeyeceklerini, kendilerinin 1 sene vadeli senet verebileceklerini söylediklerini, müvekkillerinin de bunu kabul ettiklerini, iş bu senedin icra takibine konu senet ve davaya konu senet olduğunu, davaya konu 30.11.2015 düzenleme, 10.10.2016 vade tarihli, 47.500 TL bedelli senet ile ilgili olarak dava dışı müvekkili ...'in alacaklı, ... ile ...'nın borçlu olduğu İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra takip dosyası açıldığını, her iki borçlu tarafından açılan icra takibine itiraz davasında, İzmir ... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Karar sayılı dosyasında, senet alacaklıların ... ve ... olmasından kaynaklı olarak talebin kısmen kabulü ile takip dosyasındaki ödeme emrinin 23.750-TL (senet bedelinin yarısı) asıl alacak, 150,31- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.900,31-TL alacak üzerinden takibin devamına karar verildiğini, davacılardan ...'nın kararı istinaf etmesine rağmen İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli... Esas ... Karar sayılı kararı uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kesin karar verildiğini, takip dayanağı bononun incelenmesinde; borçlular ... ve ...tarafından 30/11/2015 düzenleme tarihli 10/10/2016 ödeme tarihli 47.500,00-TL bedelli olarak ... ve ... emrine düzenlendiğini, takibin ... tarafından başlatıldığını, davacılar vekili borca ve faize itiraz ettiğinden mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda takipte talep edilen işlemiş faizin gerçeği yansıttığını, borçlunun borca itirazını İİK'nun 169/a maddesinde belirtilen belgelerden biri ile ispatlayamadığı, talep edilen faiz miktarının yerinde olduğu, takip tarihi itibari ile geçerli olan % 10,50 oranında avans faizi talep edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını ve lehdarlardan birisi senetten doğan hakkın ancak yarısını talep edebileceğinden borçlunun alacaklıya talep edilen miktarın yarısını ödemekle sorumlu olduğunu mahkemece davanın kısmen kabulü ile 23.750,00 TL asıl alacak ve 150,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.900,31 TL alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiş olmasının yerinde olduğunu, dava dışı müvekkili ...'in alacağı tahsil edilmiş olup senetteki bakiye alacağın yani müvekkili ...'in alacağının tahsili amacıyla da alacaklısının ...'in borçluların ... ve ... olduğunu, 30.11.2015 düzenleme, 10.10.2016 vade tarihli, 47.500 TL bedelli senet ile ilgili olarak İzmir... İcra Müdürlüğünün... E. no'lu dosyasından asıl alacak tutarı 23.750 TL olmak üzere iş bu davaya konu icra takibi açıldığını, dosya borçlularından ...'nın vefatı sebebiyle verilen yetki belgesi uyarınca İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin...n veraset ilamı alındığını, ...'nın mirasçıları ise icra takip dosyası borçlularından ...ile iş bu menfi tespit davasını açan davacılar ... ile ... olduğunu, ... ile ...'nın icra takip dosyasına borçlu olarak eklenmesini, taraflara ödeme emri gönderilmesi üzerine de iş bu dava açıldığını davacıların mesnetsiz iddialarla, daha evvel ...ile mirasbırakan ...'nın sadece süreci uzatmak maksadıyla hukuki yollara başvurduğu gibi, borçtan kaçınmak amacıyla iş bu menfi tespit davasını açmaları sebebiyle ihtiyati tedbir talepleri ile davanın reddine ve davacılar aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Mahkememizce verilen 22/03/2024 tarih ve ...syanın Görevsizlik kararı verildiği, davacı vekili tarafından bu kararın istinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 23/12/2024 tarih ve ... sayılı kararı ile kaldırılmakla dosya mahkememiz yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
> İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasına konu edilen senetin 30.11.2015 tanzim tarihli, 10.10.2016 vade tarihli olduğu, senetin borçlusu hanesinde ... ve... isimlerinin yer aldığı, lehtar olarak ... isminin yanına farklı yazı karakteri ile farklı bir elden çıktığı aşikar olan ... isminin yer aldığı görülmektedir.
> Senet borçlusu ...'nın 06.03.2019 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının ..., ... ve ...'dan ibaret olduğu, ...'nın TC Kimlik Numarasından senetin borçlu hanesinde isim ve imzasının bulunduğu, diğer 2 mirasçının ise menfi tespit talebi ile işbu davayı açmış bulundukları görülmektedir.
> İcra takibi 28.01.2020 tarihli olup, TTK'da bono için öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle ilamsız takibe konu edindiği anlaşılmaktadır.
> İzmir... ASHM'nin... Esas sayılı dosyasında aldırılan 28.10.2022 tarihli ATK Raporunda: İnceleme konusu senette iddia doğrultusunda yapılan incelemede; İnceleme konusu senette alacaklı isimlerinin yazıldığı bölümde "..." ibaresinin söz konusu bölüm sonuna farklı fiziki evsafta bir kalem ile sıkıştırılarak yazılmış olduğu, dolayısıyla "..." ibaresinin bulunduğu konuma senet ön yüzündeki diğer yazılar ile birlikte ve sırası dahilinde yazılmamış olduğu hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR.
> Tartışılması gereken konu bonoda birden fazla lehtar gösterilebilip gösterilemeyeceği hususudur:
"Bonoda, birden fazla lehtar gösterilebilir. Uygulamada, bu durumla iki şekilde karşılaşılmaktadır :
a) Birden fazla kişinin alternatif olarak (örneğin; “(A)’ya ya da (B)’ye ödeyiniz. şeklinde) senette lehtar olarak gösterilmiş olması halinde, (bu senedin geçerli olup olmayacağı doktrinde tartışmalı olmakla beraber) senette lehtar gösterilenlerden herbirinin, senette yazılı hakkı tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak kullanabileceği kabul edilmelidir.
b) Birden fazla kişi senette "(A)’ya ve (B)’ye ödeyiniz." şeklinde, birlikte lehtar olarak gösterilmiş olabilir. Uygulamada daha çok bu tür senetlerle karşılaşılmaktadır. Yüksek mahkeme, bu durumda, önceleri “alacaklılar arasında teselsül bulunup bulunmadığının araştırılmasını, teselsül yoksa alacaklıların isteyebileceği alacak miktarının yargılamayı gerektireceği'ni belirterek, “alacaklılardan birinin tek başına takipte bulunamayacağını” kabul etmişken, son içtihatlarında bu görüşünden dönerek, “senetteki borcun para borcu olduğunu, bu durumda BY. mad. 69 ve 148 hükümlerinin uygulanamayacağını, bu borcun bölünebilir borçlardan olması nedeniyle lehtarlardan birinin kendi payı oranında -örneğin; iki lehtar varsa birisinin senet bedelinin yarısını, üç lehtar varsa senet bedelinin üçte birini- talep edebileceğini ifade etmiştir."
(Talih UYAR, Bononun (... Senedin) Geçerlik Koşulları, s. 384-385 .../T.Uyar-22.pdf)
> Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davaya konu senette yer alan lehtarlar arasında “(A)’ya ya da (B)’ye ödeyiniz. veyahutta "(A)’ya ve (B)’ye ödeyiniz" şeklinde ibarelerin bulunmadığı, her iki lehtarın isimlerinin farklı 2 elden ve kalemden sadır olduğunun aşikâr olduğu, "..." isminin sonradan yazılmış olduğu, bu hususun İzmir ... ASHM'nin ... Esas sayılı dosyasında aldırılan 28.10.2022 tarihli ATK Raporu ile de sabit olduğu, ancak sonradan ilave edilen bu ismin yanında tanzim eden/edenlerin parafının bulunmadığı anlaşılmakla davacıların ...'e karşı açmış oldukları menfi tespit talebinin kabulü gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.Davanın KABULÜ ile;
Davacıların İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası yönünden BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,
2- Dava değerinin % 20'si oranında hesaplanan 6.997,70-TL Kötü Niyet Tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
3- Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.390,06-TL harçtan peşin alınan 597,52-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.792,54-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan toplam 665,32-TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6- Davacı tarafından yapılan 2.250,00-TL ATK fatura bedelinin ve 1.307,80-TL tebliğat ve posta ücreti olmak üzere toplam 3.557,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 13/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza