T.C.
ZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/138 Esas
KARAR NO : 2025/267
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/02/2024
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili...; 21/12/2018 tarihi saat 07:45 civarı okula gitmek üzere karşıdan karşıya geçtiği esnada (müvekkil olay tarihinde 15 yaşında, 10.sınıf öğrencisidir.)... plakalı davalı... sevk ve idaresindeki ... Koleji'ne ait okul servisinin kendisine sol tarafından çarpması sonucu yere düşerek ağır şekilde yaralandığını, davalı yan çarpmanın akabinde müvekkilin babası...'e telefon ederek çocuğuna servis aracıyla çarptığını söyleyerek kaza mahallinin adresini bildirdiğini, müvekkilinin babasının olay yerine gittiğini, müvekkilinin apar topar en yakın hastane olan Ege Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırdığını, müvekkillinin Ege Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan muayenesinde; aracın sol taraftan çarpması sonucu sağ tarafı üzerine düşmesi sebebiyle sağ dizinde hassasiyet ve şişme olduğu tespit edildiğini, çekilen tomografi sonucunda, müvekkiline ''sağ dizde hassasiyet'' teşhisi konulduğunu ve kendisine 10 gün istirahat raporu verildiğini, 10 günlük istirahatin akabinde müvekkilinin ebeveynleri tarafından yeniden Ege Üniversitesi Hastanesi'ne kontrole gittiğini ve durumunda bir gelişme olmadığı gözlenerek 10 gün daha istirahat raporu verildiğini, ikinci 10 günlük raporun süresi dolduktan sonra yeniden kontrole gidildiğinde ise müvekkilin dizinde ödem olduğunu, herhangi bir iyileşmenin gözlenemediğinin tespit edildiğini. akabinde müvekkilinin Urla Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü , Urla Devlet Hastanesi'nde 03/01/2019 tarihinde çekilen MR'da; müvekkilin ön çapraz bağının koptuğundan şüphelenilmiş ve ön çapraz bağa eşlik eden arka çapraz bağ yaralanmasını da düşündürdüğü şeklinde tanı konulduğunu, yapılan tetkikin akabinde müvekkilinin ameliyat olması gerektiği ancak ameliyat için gerekli ekipmanın kendilerinde bulunmadığının söylendiğini, bunun üzerine müvekkili ve ailesinin korkuya kapılarak Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanım Uygulama ve Araştırma Merkezi'ne götürdüklerini 29/01/2019 tarihli, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr....tarafından hazırlanan raporda; müvekkilinin araç dışı trafik kazası sırasında diz bölgesi kemiklerinde ezilme olduğu ve ön çapraz bağının yırtıldığı tespit edilmiş,2018-2019 öğretim yılı 2.döneminde Beden Eğitimi derslerinden muaf tutulması yönünde mütalaa verdiğini, yaşanan olayın adli vakıa olması ve davalıların davranışlarının aynı zamanda ceza hukukunda karşılığının olması nedeniyle davalı hakkında kamu davası açıldığını, İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin... K. Sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda "sanık...'ın üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği sabit olduğundan cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesi gereğince takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, müvekkili geçirdiği kazadan sonra kendisine konulan ''sağ dizde hassasiyet'' teşhisinden sonra uzunca bir süre ilaç tedavisi gördüğünü, tedavisi devam ederken bir süre okula gidememiş raporlu olarak evden derslerini takip etmeye çalıştığını, raporu bittiğinde koltuk değnekleriyle yürüyebildiğinden dolayı aylarca babası tarafından okula götürülüp getirildiğini, sonrasında haftanın her günü 1'er saat ... Fizik Tedavi Rehabilitasyon Merkezi'nde fizik tedavi gördüğünü, 15 yaşında bir çocuğun geçirdiği kaza sebebiyle uğradığı travma nedeniyle psikolojisinin alt üst olduğunu, müvekkilinin geçirmiş olduğu kazanın akabinde yaşadığı travma nedeniyle öğrenimine özel bir okulda devam etmesi gerektiğini, haliyle müvekkilinin eğitim hayatını ve dolayısıyla istediği mesleği seçmesini zorlaştıran işbu kaza müvekkilin psikolojik olarak da yıpranmasını sağladığından müvekkil lehine manevi tazminat isteme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, kaza nedeni ile maluliyet yaşayan müvekkilinin maddi ve manevi zararının karşılanmadığını, maddi zararının tazmini ile ilgili tarafların her birinin sorumlu olduğunu, fakat manevi zarar ilişkin araç işleteni ve sürücüsünün sorumlu olduğunu, bu bağlamda manevi tazminat yönünden davalı sigorta firmasına karşı herhangi bir dava ve taleplerinin olmadığını, huzurdaki dava ile müvekkilinin maddi zararlarını giderilmesini davalıların tamamından müteselsilen, manevi zararların giderilmesini davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalıdan talep ettiklerini, ayrıca tarafımızca müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının tazmini adına arabuluculuk yoluna başvuru gerçekleştirdiklerini, arabuluculuk sürecinin uzlaşma sağlanamadığından sonuçlanamadığını belirterek öncelikle davamızın kabulü ile tahkikat ile alacak miktarının belirlenmesinden sonra müddeabihin artırılmasına ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; bakım ve bakıcı gideri, beden gücü ve efor kaybı ile tedavi ile tedaviye bağlı giderler ve eğitim giderlerinden oluşan toplamda 500,00-TL maddi tazminat talebinin olayın vuku bulduğu 21/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile tarafımıza ödenmesi ile temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, 15.000,00 TL Manevi tazminatın ise 21/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Sigorta şirketi dışındaki diğer davalıdan tahsili ile tarafımıza ödenmesine,faiz türü ve başlangıç tarihi olarak; ... SİGORTA ŞİRKETİ aleyhine : KTK 99/1 gereğince; Hükmedilen alacağa, temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, diğer davalı aleyhine 21/12/2018 kaza tarihinden işleyecek faiziyle tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiğini, devam ile Trafik Sigortası Genel Şartları ve ekinde zarar görenin sigorta şirketine başvurusu sırasında istenen evraklar açıkça düzenlendiğini, davacı yanın, davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını, ancak 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, sürekli sakatlık tazminatı kriterlerini belirlediği için sürekli sakatlık tazminatı hesaplamasının nasıl ve ne şekilde yapılacağının sınırlarını belirtildiğini, davacının zararını kendisinin haricen hesaplanmasının mümkün olmadığını, belirsiz alacak davası şeklinde davasını açmasının mümkün olmamakla birlikte zamanaşamı sürelerine bağlı olduğunu, dava konusu talepler bakımından zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtiğinden bu yönüyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, söz konusu olabilecek hak düşürücü süreler hakim tarafından re’sen davanın her aşamasında dikkate alınacağını, yine, söz konusu olabilecek zamanaşımı süreleri yönünden zamanaşımı def’imizi kullandığımızın tespiti ile zamanaşımı def’imiz dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin poliçe limitleri sabittir, müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, konu kaza sebebi ile kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın kusurlu olması halinde, müvekkil şirketin kaza tarihi olan 21.12.2018 tarihinde Hazine Müsteşarlığı tarafından yılbaşından itibaren geçerli olacak şekilde belirlenmiş olan 360.000,00-TL'lik poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu, zarar gören kişilere sigortacının ödeyeceği tazminatın tutarı (poliçe limitleri), KTK. m. 93/1’e göre Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı bulunduğu Bakanlıkça saptanır ve Resmi Gazete’de yayınlanır. Bakanlık yeni bir karar alıncaya kadar, sigortacı, poliçelerde yazılı limitle sınırlı olarak ödeme yapıldığını, müvekkili şirket nezdinde sigortalı... plakalı araç sürücüsü, mezkur kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, mezkur kaza tamamen davacı yanın kusuru ile meydana geldiğini, bunun yansıması olarak müvekkili şirketin de herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça KTK M.97'de belirtilen usule uygun olarak tarafımızdan talepte bulunmadan önce sigorta şirketine başvuruda bulunmadığından dava şartı gerçekleşmediğini, haksız fiil nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri, iki yıllık zamanaşımına tabidir. KTK m.109 hükmü gereği, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Davacı tarafın, olay anından itibaren müvekkili ve kullandığı aracı öğrenmiş olmasına karşın 2018 yılında meydana gelen bir kaza nedeniyle 6 yıl sonra tazminat davası yöneltmesi mümkün olmayıp davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini,dava konusu olay, 21/12/2018 günü saat 07:45 sıralarında müvekkilin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı servis aracı ile seyir halinde iken davacı tarafın dikkat dağınıklığı ile ihmali neticesinde meydana geldiğini, davacı tarafın karşı karşıya geçmekte iken dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığı, yol içerisinden seyreden araç trafiğine dikkat etmeden ve kendisi ile araç arasındaki güvenli mesafeyi sağlamayarak kazanın oluşumunda ASLİ KUSURLU olduğunu İzmir... Asliye Ceza Mahkemesinin...E. Sayılı dosyasında alınan 09/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda açıkça belirtildiğini, bu nedenle dava konusu olay nedeniyle davacının kendisinin ASLİ KUSUR ile sebep olduğu kaza dolayısıyla müvekkilden tedavi masrafları, özel okul masrafları veya manevi tazminat talep etmesinin son derece haksız olup herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını,talep edilen manevi tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, davacı taraf maddi tazminat alacaklarını somutlaştırmadığını ve belgelendirmediğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına, Borçlar Kanuna ve ‘..Kimse kendi kusurundan faydalanılamaz..’ evrensel hukuk kuralı ilkelerinde göre davacının ASLİ KUSURLU olması, iddialarının çoğunluğunun dava konusu kaza ile illiyet bağı olmaması, soyut ve belgelendirilmemiş olması sebepleriyle tazminat talepleri hukuka aykırı olup işbu davanın reddi gerektiğini belirterek, haksız, usul ve yasaya aykırı davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebi istemine ilişkindir.
Kaza tespit tutanağı düzenlenmeyen 21/11/2018 tarihli trafik kazasında, Davacı yaya olup, davalı...... plakalı aracın sürücüsü, davalı sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde dava dilekçesinin ekinde yer alan dilekçeye göre (e-mail) davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür.
Zamanaşımı def'i incelendiğinde; TBK.nun 46. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ayrıca tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise bu zamanaşımının uygulanacağını belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. Maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 21/11/2018 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince dava 13/02/2024 tarihinde açılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda yaralama vuku bulduğundan, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan ceza kanununa göre ceza zamanaşımı süresi nazara alındığında davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu değerlendirildiğinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince (sigortanın sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından) davalıdan talep edilebilir. Diğer yandan geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmadığı gibi SGK'nun sorumluluğunu düzenleyen, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nun sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır.
Nitekim, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi tarafından geçici iş göremezlik zararları tedavi gideri kapsamında görülmediği gibi, Yargıtay... H.D.'nin ... K. Sayılı ve 24.12.2019 tarihli kararında, "6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır." denilerek, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarından farklı bir değerlendirme yoluna gidilmemiştir.
Geçici iş göremezlik zararlarının, TBK'nun 54. maddesi kapsamındaki zararlardan olması ve araç işletenin sorumluluğunda bulunması, kaza tarihinde yasanın 92. maddesinde açıkça sigorta teminat dışında sayılmaması nedeniyle geçici iş göremezlik zararları davalının sorumluluğundadır. Genel Şartlarda sigorta primine esas alınan bu zararların SGK sorumluluğunda olduğu belirtilmiş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesine aykırı şekilde SGK'nın sorumluluğunda olduğunun düzenlenmesi, davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığı sonucunu doğurmaz. Genel şartlar ile sorumluluğu kanun ile belirlenen SGK'nın, aktarılan prim sebebiyle geçici iş göremezlik ödemesinden de sorumlu olacağına ilişkin düzenleme, SGK yönünden bağlayıcı olmadığından, zarar görene karşı da ileri sürülemez. Bu nedenle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğuna kanaat getirilmiştir.
Kazaya karışan... plakalı araç 07.06.2018-2019 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 21/11/2018 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacıların talep ettiği maddi tazminat kalemlerinden davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır.
Davalı ...' ın sorumluluğu incelendiğinde;2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, yaşanan trafik kazasında davalı... ... plakalı aracın sürücüsü olduğundan, Araç sürücüsü TBK' nun 49. Maddesine göre dava dilekçesi ile talep edilen maddi ve manevi tazminat kalemlerinden kendi kusuru oranında sorumlu olacaktır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce, maluliyet ve maddi zarar bedelinin belirlenmesi için raporlar aldırılmıştır.
Maluliyet, iyileşme süresi ve bakıcı gideri yönünden;
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan 29/07/2023 tarihli adli sağlık kurulu raporunun sonuç kısmına göre, "DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:
1....'in 16.01.2019 tarihinde Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanım Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim PODalı'nda yapılan muayenesinde şikayetlerinin 2560 düzeldiği, kaldırma yapabildiği, fleksiyonunun ağrılı olduğu (incelenen evrak no:3) ve 06.06.2024 tarihinde Anabilim fDalımızda alınan anamnez ve yapılan muayenesinde: davaya konu olun trafik kazasına bağlı gelişen sağ diz eklem yapılarındaki hasar nedeniyle sağ diz eklem hareket açıklığının O-1 10 ve ağrılı olduğu. dolayısıyla 2. katta yer aldığı belirtilen dersliğe çıkmasının tıbben kanaatine varılmıştır.
2-22/08/2023 doğumlu...'de 21/12/2018 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan engellilik oranı istem yazısında belirtilmiş olan " Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik"(Resmi Gazete .20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı hükümleri dikkate alınarak değerlendirildiğinde;
BÖLÜM : HAREKET GELİŞİM ALANI
ÇÖZGER ALANI
A.KABA HAREKET GELİŞİMİ
A.4. YAŞI :61 AY- 18 YAŞ
Gereksinim Değerledirilmesi :Özel gereksinimi yoktur.
Sonuç olarak ; ilgili yönetmelik her bir arızanın oran olarak tam karşılığı bulunmamakta ve özel gereksinim varlığı" halinde engel oranları bir yüzde aralığı olarak belirtilmektedir. İlgi yönetmeliğe göre şahsın sağ diz eklem hareket açıklıkları bulguları nedeniyle özel gereksinimin olmadığı anlaşılmakta ve yönetmelikte bir oran karşılığı bulunmamaktadır.
3-Şahsın tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4(dört) ay olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varılmıştır.
4-Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakına muhtaç olmadığı, geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirme olmamakla birlikte olaya bağlı diz eklem yapılarındaki yaralanmalar nedeniyle yardıma ihtiyaç duyacağı sürenin 1(ay) olarak kabulünün uygun olacağı kanaatine varılmışır. " şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Sunulan raporda kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uygulanmadığından yeniden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup,
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden alınan 09/01/2025 tarihli adli sağlık kurulu raporunun sonuç kısmına göre,"DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:
1....'in 16.01.2019 tarihinde Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda yapılan muayenesinde şikayetlerinin %60 düzeldiği, düz bacak kaldırma yapabildiği, fleksiyonun ağrılı olduğu ve 06.06.2024 tarihinde Anabilim Dalımızda alınan anamnez ve yapılan muayenesinde; davaya konu olan trafik kazasına bağlı gelişen sağ diz eklem yapılarındaki hasar nedeniyle sağ diz eklem hareket açıklığının 0-110 ve ağrılı olduğu, dolayısıyla 2.katta yer aldığı belirtilen dersliğe çıkmasının tıbben mümkün olduğu kanaatine varılmıştır.
22/08/2003 doğumlu...'de 21.12.2018 tarihli trafik kazasına bağlı olarak oluşan özürlülük oranının istem yazınızda belirlenmiş olan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporlar Hakkında Yönetmelik" ( Resmi Gazete, Mart 2013 tarihli 28603 sayılı) dikkate alınarak değerlendirildiğinden; şahsın özür oranına neden olacak bir arızasının bulunmadığı ,dolayısıyla özürlülük oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu mütalaasına varılmıştır.
2.Şahsın tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) ay olarak kabulünün uygun olacağı mütalaasına varılmıştır.
3.Şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığı,geçici olarak bakıcıya muhtaç olunan süre ile ilgili olarak yönetmelikte bir değerlendirilme olmamakla birlikte olaya bağlı sağ diz eklem yapılarındaki yaralanmalar nedeniyle yardıma muhtaç duyacağı süresinin 1( bir) ay olarak kabulünün uygun olacağı, bakıcıya ihtiyaç duyacağı süre boyunca yarı zamanlı bakıcı ihtiyacı olacağı kanaatine varılmıştır" şeklinde rapor sundukları görülmüştür. Sunulan raporlar kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığından hükme esas alınmıştır.
Kusur oranları yönünden;
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'den alınan 06/09/2024 tarihli adli tıp raporunun sonuç kısmına göre; "Mevcut verilere göre;
A-) Davalı sürücü..., sevk ve idaresindeki minibüs ile seyri sırasında meskun mahaldeki yolda karşıdan karşıya geçmek isteyen yayanın varlığını ve mahal şartlarını yeterince dikkate almaksızın kaza noktasına tedbirsizce yaklaşması neticesi geçiş yapan yayaya karşı zamanında etkin tedbir almadığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur.
B-) Davacı yaya..., karşıdan karşıya geçmeden önce taşıt yolundan gelen araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmesi, uygun zamanda geçişini dikkatli bir şekilde gerçekleştirmesi, taşıt yolunu takiben gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce karşıdan karşıya geçiş yaptığı sırada taşıt yolundan gelen ve ilk geçiş hakkına sahip aracın sadmesine maruz kaldığı olayda kusurludur.
SONUÇ:
Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;
A-) Davalı sürücü...'ın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu,
B-) Davacı yaya ...'in %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde raporun sunulduğu görülmüştür.
Kusur yönünden mahkememize sunulan rapor, davaya konu maddi vakıaya ilişkin yürütülen İzmir CBS' nin... soruşturma numaralı dosyasından ve İzmir.. ASCM' nin... Karar sayılı kovuşturma dosyasından aldırılanbilirkişi raporları ile çelişmediğinden hükme esas alınmıştır.
Davacı vekilinin 16/07/2024 tarihli uyap sistemi üzerinden gönderdiği dilekçe ile davalılardan sigorta şirketi varılan mutabakat gereğince 102.901,00-TL tazminat, 30.000,00-TL faiz, 17.900,00- TL Vekalet ücreti, ( KDV- stopaj tevkifatı yapılması ile 13.425,00-TL) ve 1.945,50-TL Yargılama gideri olmak üzere kdv-stopaj dahil toplam 152.746,50 TL(yüzelliikibinyediyüzkırkaltıtürklirasıellikuruş) tazminatın davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından aşağıda bildirilen hesaba havale edilmesi kaydıyla, 21/12/2018 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak ... Sigorta A.Ş.’den hiçbir alacağının kalmayacağını, mezkur olay kaynaklı keşide ettiğimiz ve edeceğimiz ihtarnameler, açmış ve açacağımız dava ve icra takipleri ile işlemiş ve işleyecek faiz ve fazlaya dair haklarımızdan feragat ettiğimizi, ödemenin yapılması ile birlikte yazılı olarak İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dava dosyasından maddi tazminat yönünden feragat edileceğini manevi tazminat yönünden devam edileceği, söz konusu zarar tamamen tazmin edilmiş olacağından, bu hasar dolayısıyla ... Sigorta A.Ş, sigortalısı ve sigortalı araç sürücüsünün zimmetini manevi tazminat hariç olmak üzere her türlü hak, alacak ve davadan kayıtsız şartsız ibra ettiğimizi kabul, beyan ve ikrar şeklinde sulh olduklarını beyan etmiştir.
Davacı 21/12/2018 tarihli trafik kazasında yaya olup, davalı...... plakalı aracın sürücüsü, davalı sigorta şirketi ise aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
Maddi tazminat yönünden somut olayda, davalı sürücü...' ın %25 oranındaki kusurlu eylemi sonucu, yaya davacının bedenen zarar gördüğü ve dava tarihine kadar zararlarının karşılanmadığı sabittir. Dava devam ederken davalı sigorta şirketi ile davacı tarafından sulh olunduğu, sulh sonucu davacı vekilinin maddi tazminat yönünden açıkça davanın konusuz kaldığını ve manevi tazminat yönünden davaya devam etme isteği beyan edildiğinden maddi tazminat yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik hüküm kurmak gerekmiştir.
Manevi tazminat yönünden; 6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi uyarınca hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Kural olarak manevi tazminat yalnız olay sırasında duyulan değil, bütün hayat boyu duyulup ve çekilecek elem ve ızdıraba karşılık olarak takdir edilen bir karşılıktır. Bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma raporu, kaza tarihi, kusur durumu, maluliyet oranı, iyileşme süresi ve kaza tarihinde ki paranın alım gücü nazara alındığında davacının manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, kabul edilen bedel yönünden davalı sürücü kaza tarihinde (21/11/2018) temerrüte düşecek ise de davacı vekili açıkça 21/12/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiğinden talep ile bağlı kalınarak 21/12/2018 tarihinden itibaren davalı sürücünün tacir olduğu iddia edilmediğinden yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmekte ise de ( (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ) davalı sigorta vekili 13/03/2025 tarihli celsede arabuluculuk ücretinin müvekkili üzerinde bırakılmasını talep ettiğinden talep ile bağlı kalınarak arabuluculuk ücretinin davalı sigorta üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Maddi tazminat davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 10.000,00 TL' nin davalı...' dan talep ile bağlı kalınarak 21/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Maddi tazminat yönünden alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının yatan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 187,80 TL' nin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine' ye irat kaydına,
-Manevi tazminat yönünden alınması gereken 683,10 TL karar ve ilam harcının davalı...' dan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 427,60 TL ve 427,60 TL başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,
5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 1.561,50 TL posta ve diğer giderler ile 3.750,00 TL ATK fatura bedeli olmak üzere toplam 5.311,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı (3.598,11 TL) ile davalı sigorta şirketinin yaptığı ödeme (1.945,50 TL) nazara alınarak 1.652,61 TL'sinin davalı...' dan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
-Davalı... tarafından yatırılan ve harcanan 82,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 26,45 TL' sinin davacıdan alınarak ismi belirtilen davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı yararına maddi tazminat yönünden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Manevi tazminat yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı...' dan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalı... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 5.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak ismi belirtilen davalıya ödenmesine,
8-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk giderinin talep ile bağlı kalınarak davalı sigorta şirketinden alınarak Hazine' ye irat kaydına,
9-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı sigorta vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır