T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/176 Esas
KARAR NO : 2025/413
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2024
KARAR TARİHİ : 24/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında meşrubat (içecek) alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki nedeniyle müvekkili tarafından davalıya teslimi sağlanan içecek satışları ile ilgili davalıya ... fatura numaralı 18.01.2023 tarihli 9.759,99-TL tutarlı, ... fatura numaralı 20.01.2023 tarihli 9.077,25-TL tutarlı, ...fatura numaralı 15.02.2023 tarihli 19.638-TL tutarlı, ... fatura numaralı 01.03.2023 tarihli 17.623,98-TL tutarlı,... fatura numaralı 24.05.2023 tarihli 36.791-TL tutarlı faturaların düzenlenmiş olduğunu, davalı şirketin ilgili faturaları kabul ettiğini ve işbu fatura bedellerine ara ara ödemeler yaptığını ancak ilgili faturaların kaynaklı cari bakiyesinden kalan borcun 17.000-TL'sini ödemediğini, bahsi geçen faturalar sebebiyle cari hesap bakiyesi kaynaklı borç için taraflarınca İzmir ... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini, takibi durdurduğunu, akabinde taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş olup yapılan son görüşmede de anlaşmaya varılamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla faturalarda da açıkça görünen, davalı borçlunun cari hesap bakiyesi olan 17.000-TL tutarında icra takibine itirazın iptalini ve takibin devamını talep ettiklerini, öte yandan davalının, borcu olduğunu bildiği ve bu durum taraflar arasındaki ticari ilişki gereği sabit olduğu halde sadece icra takibini semeresiz bırakmak maksadıyla haksız olarak icra takibine itirazda bulunduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve takibe konu alacağın, likit olmasını göz önünde bulundurarak davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini , davalı yanın borcunun mevcudiyetinin açık olduğunu ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmiş olduğunu, işbu sebeple borçlunun bu süre zarfında mal kaçırma yahut müvekkilinin haklarını ihlal etme şüphesi bulunduğundan ve İcra İflas Kanunun 257. Maddesindeki şartlar oluştuğundan ihtiyati haciz taleplerinin bulunduğunu, yukarıda izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle; öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne, ölçülülük ilkesi gereği, ihtiyati haczin sadece davalının araçlarının ve taşınmazlarının uyap üzerinden sorgulanarak sadece bunlara kayden ihtiyati haczin işlenmesi suretiyle yerine getirilmesine, davalarının kabulü ile davalı/borçlunun haksız itirazının iptaline, davalı kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğinden davalı aleyhine %20'den az olmamak koşuluyla tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı tarafların cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
> Dava; İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış İtirazın İptali Davasıdır.
> Uyuşmazlık; faturada belirtilen mal/hizmetin davalı tarafça alınıp alınmadığı ve buna bağlı olarak davacının davalıdan cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
> Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
> İİK'nın 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme göre; itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlamaktadır. İtiraz tebliğ edilmedikçe bu süre başlamaz. Ayrıca icra dosyasında alacaklının icra işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davalı tarafından yapılan borca itiraz gereği icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, yapılan incelemede takip dosyasında borçlunun itirazına ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmesi talebi içerir herhangi bir dilekçe yahut tebliğ edildiğine dair bir tebliğ mazbatası bulunmadığı görülmüştür. Buna göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemediği ve işbu davanın hak düşürücü süre dolmadan açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
> Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce alınan 28/12/2024 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..Dosya içeriği ve ekleri ile davacı tarafa ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, 05.12.2023 Tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı ile taraflar arasında 06.11.2023 tarihinde başlayan arabuluculuk sürecinin, Görüşme Sonucunda Anlaşamama ile sonuçlandığı hususu, taraf vekilleri ile... sicil no.lu ... tarafından imza altına alınmıştır.
T.C. İZMİR ... İCRA DAİRESİ...E.sayılı dosyası;
Davacı taraf vekilince, davalı taraf aleyhine, 12.10.2023 tarihinde, 17.000,00.-TL mal satımından kaynaklı asıl alacak ve 848,60.-TL işlemiş faiz olmak üzere, 17.848,60.-TL toplam alacağın tahsili amacı ile takip başlatılmış olup; davalı/borçlu vekilince itiraz dilekçesi sunulmasını müteakip, takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı/alacaklının faiz talebi yıllık reeskont avans faizidir.
GİB cevabi yazı ekinde mevcut olan taraflara ilişkin Form Ba-Bs Bildirimleri:
Davacı tarafa ait 2023 yılı Form Bs bildirimleri incelendiğinde 2023 yılı hesap döneminde 5 adet fatura ile davalı tarafa KDV hariç 91.400,72.-TL tutarında mal/hizmet satışı yaptığını vergi dairesine beyan ettiği ve davalı tarafa ait Form Ba bildirimleri incelendiğinde, davaya konu edilen faturalara ilişkin bildirim yapılmamış olduğu görülmüştür. Davalı tarafça yasal süresinde davaya cevap verilmemiş ve talimat mahkemesine defter ibraz edilmemiştir.
Davacı tarafa ait ticari defterlere ilişkin tespitler:
Davacı taraf, incelemeye esas 2023 yılı hesap döneminde e-defter mükellefi olup, süresinde oluşturulmuş defter-i kebir ve yevmiye defterleri beratları tarafıma ibraz edilmiştir. Ticari defterlerin açılış tasdiklerinin TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu tespit edilmiştir. Defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Defterleri, kayıtları yönünden birbirini doğrulayacak şekilde istikrarlıdır. Defterlerin delil niteliğinin nihai takdiri Yüce Makamınıza aittir. Davacı tarafa ait ticari defterlerde yapılan incelemelerde, 12.10.2023 takip tarihi itibarı ile davalı taraftan 17.000,00.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir, şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
> Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
> Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1- Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz."
Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
> Davalı Tarafın ticari defter ve belgelerinin belirlenen gün ve saatte ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği ve bu nedenle davalının ticari defterleri ile ilgili olarak raporda bir irdeleme bulunmadığı görülmüştür.
> Davacı tarafın ticari defterlerinin ise; usulüne uygun tutulmuş olduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle sahibi lehine delil teşkil ettiği gözetilerek davacının davalıdan takibe konu faturadan kaynaklanan 17.000,00-TL alacaklı olduğu yönündeki bilirkişi kanaati mahkememizce de benimsenmiştir.
Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarının takibe konu alacağı doğruladığı ve davalının usulüne uygun ihtar içerir tebliğe rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan hususların yine kendi lehine delil kabul edilebileceği değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının icra takip dosyasında işlemiş faiz talebi olduğu görülmüş ise de, dava dosyasında davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalıyı temerrüde düşüren bir ihtarname bulunmadığından takip talebinde işlemiş işlemiş faiz yönünden talep olunan tutarlar için itirazın iptali talebi reddolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
İzmir.. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasından icra takibinde davalı tarafından yapılan borca İTİRAZIN İPTALİNE, takibin itiraz öncesi koşullarda devamına,
2-İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacak likit görülmekle % 20'si oranında hesaplanan 3.400,00-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.161,27-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 733,67-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13, 14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve Vekalet Harcından oluşan toplam 916,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 3.000,00-TL bilirkişi ücretinin ve 845-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 3.845,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK 341 maddesi gereğince miktar itibariyle Kesin Olarak verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/04/2025
Katip...
e-imza
Hakim ...
E imza