T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/255 Esas
KARAR NO : 2025/486
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/03/2024
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "...Müvekkil şirket, Rusya St.-Petersburg şehir merkezli, plastik ambalaj üretimi ve satımı yapan bir şirkettir. Müvekkil şirket Türkiye'de, İzmir merkezli,... Otomasyon adlı davalı şirketten 2020 yılında üretimde kullanılmak üzere, koekstrüzyon 3 katmanlı düşük PE film hattı EVO 3L-1400/75, makinalarını satın almıştır. Bir süre sonra satın alınan iş makinalarında yazılımsal olduğu tahmin edilen birtakım sorunlar ortaya çıkmaya başlamış, müvekkil bu durumu davalı firmaya derhal bildirmiştir. Bunun üzerine müvekkil firma ile davalı firma arasında eksik ve kusurların tespit edildiği bir protokol imzalanmış, davalı firma eksikleri gidermek adına Rusya'ya mühendis göndereceğini belirtmiş, vize süreçlerinden dolayı süre talep etmiştir. Ancak zaman geçmesine rağmen davalı müvekkili oyalamış üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiştir. Son olarak çekilen ihtarlara cevap verilmemiş, yapılan arabuluculuk toplantısında da anlaşmaya varılamamıştır.
Müvekkil firma, davalının sattığı gizli ayıplı ürünlerden dolayı gerek üretimin daha düşük hızda seyretmesinden gerekse de ürünün ayıplı olmasından kaynaklı (yapılması gereken onarım bedeli ve ürünün bedelinin değerinin düşük olmasından kaynaklı) zarara uğramış/uğramaktadır. Bu zararın boyutları ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebilecek olmasından dolayı da işbu dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiştir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile mahkemenizin re'sen göz önünde bulunduracağı husular gözetilerek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile,
Bilirkişi marifetiyle müvekkilin uğradığı maddi zararın TESPİTİNE; Şimdilik 100 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesini; (HMK 107 gereği belirsiz alacak davası olarak açılmıştır)
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini vekaleten talep ederiz." şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde ".... LTD ("davacı") ile ... Oto. Müş. Mak. Ve Amb. Tek. Ltd. Şti. ("müvekkil") arasında 12.11.2020 tarihinde co-ex film ekstrüderi evo 3l 1400/75 satış sözleşmesi ("sözleşme") imzalanmıştır. işbu sözleşmeye göre satış bedeli 807.600-euro olarak belirlenmiştir. Sözleşme bedelinin ilk kısmı sözleşme imza tarihini müteakip 10 gün içinde ödenmiştir. ardından müvekkil tarafından davacı tarafa 29.04.2022 tarihinde proforma fatura düzenlenmiş ve devamında sözleşme bedelininbüyük bir kısmı müvekkile ödenmiştir (ödenmesi gereken %5 lik son kısım halen ödenmemiş olup bu konuda dava hakkımızı saklı tutuyoruz)
satış sözleşmesinin 3. maddesine göre, makinenin teslimi müvekkil şirketin adresinde gerçekleştirilecektir. sözleşme konusu makinenin çalıştırılması ise davalının adresinde yapılacaktır. müvekkil şirket, makineyi zamanında hazır ve çalışır vaziyette davalıya teslim ederek ve davalının iş yerinde çalışır durumda bırakarak tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir.
davacı tarafın işbu dava kapsamında iler sürmüş olduğu iddiaların hiçbirinin tarafımızca kabulü mümkün değildir. şöyle ki;
taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 15. maddesindeki tahkim şartı uyarınca işbu sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda rusya ticaret odası uluslararası tahkim mahkemesi yetkili olduğu kararlaştırılmış olduğundan sayın mahkemenin işbu davaya bakımından yetkisi bulunmamaktadır. tahkim anlaşması olmasaydı dahi möhuk uyarınca rusya mahkemeleri yetkilidir
işbu dava kapsamında mahkemeye sunulan dava dilekçesi HMK kapsamında aranan gereklilikleri sağlamamaktadır.
müvekkil, sözleşmeye konu makineyi davacıya 20/09/2022 tarihinde eksiksiz olarak teslim etmiş ve sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiştir.
davacı tarafından işbu makine tam ve eksiksiz teslim alındıktan sonra ttk-23 uyarınca 2-8 gün içerisinde yapılması gereken ayıp ihbarları yapılmamıştır.davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu istemler zamanaşımına uğramıştır. dava konusu istemler garanti süresi içerisinde olmayıp tamamen kullanıcı hatalarından kaynaklanmaktadır.
somut gerçeklikte işbu makine müvekkil tarafından davacıya tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumu yapılmış, devamında ise işbu makine davacı tarafından kullanılmış, makinenin garantisi kapsamında olan servis hizmetleri müvekkil tarafından davacıya verilmiş, davacı da bu makineyi kullanırken yapmış olduğu hatalardan kaynaklı üretim fireleri ve diğer masrafları müvekkile yıkmak için işbu kötü niyetli hukuki temelden yoksun mezkur davayı açmıştır. Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğuna, sözleşmede yer alan tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine,
davacı tarafından açılmış işbu hukuki temelden yoksun davanın yetkili mahkeme
tarafından esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesinekarar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz." şeklinde talep ettiği görülmüştür .
GEREKÇE :
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “tahkim” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler açıklığa kavuşturulmalıdır.
Özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümüne “tahkim” denir.
Devlet yargısına göre hızlı olması, öngörülebilir olması, yargılama koşullarını (belirli sınırlar içerisinde) tarafların belirliyor olması, hakemlerin uzmanlık alanlarına göre taraflarca seçilmesi, arzu edilmesi hâlinde gizliliğin sağlanabilmesi gibi birçok avantajı nedeniyle tahkim, uluslararası alanda olduğu gibi ülkemizde de uygulama alanını giderek genişleten bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi hâline gelmiştir (Ağırman Doğan: Millî & Milletlerarası Tahkim, Ankara 2022, s. 80).
Tahkime ilişkin hükümler HMK’nın 407-444. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların mahkemeler dışında tahkim yolu ile çözümü, tarafların yapacağı bir tahkim sözleşmesi ile mümkündür. Yani, tahkim sözleşmesi, tahkim yargılamasının temelini oluşturur (Pekcanıtez Hakan/ Özekes Muhammet/ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usûl, Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2594).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 412. maddesinde:
“(1) Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.
(2) Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir.
(3) Tahkim sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır” şeklinde tahkim sözleşmesinin tanımı yapılmıştır.
Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında tahkim ve tahkim sözleşmesi, Kanun’da düzenlenen hâli aynen muhafaza edilerek tanımlanmış olup; tahkim sözleşmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı ya da ayrı bir sözleşme biçiminde yapılabileceği, yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1048-1049).
Tahkim sözleşmesinde tahkim iradesi açık, kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede ortaya konulmalıdır. Uyuşmazlığın genel yol olan devlet yargılamasının dışına çıkarılarak taraf iradeleri ile tahkimin kapsamına alınması ve hakemde çözüleceğinin kabul edilmesi istisnaî bir durum olduğundan, tahkim sözleşmesinin geçerliliği de açık ve kesin bir tahkim iradesinin varlığını gerektirmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413. maddesine göre tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa, karşı taraf tahkim ilk itirazında bulunabilir. Bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkânsız değil ise mahkeme tahkim itirazını kabul eder ve davayı usulden reddeder.
Uyuşmazlığın tahkim yoluyla ve hakemler vasıtasıyla çözümlenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, aleyhine dava açılan davalı tarafın ileri süreceği tahkim itirazı, HMK’nın 116. maddesinde ilk itiraz olarak düzenlenmiştir. Kanun’un 116. maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılan ilk itirazlardan biri de tahkim itirazıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 117/1. maddesi gereğince ilk itirazlar arasında sayılan tahkim itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır, aksi hâlde dinlenemez. Cevap dilekçesinde tahkim itirazı ileri sürülmemiş ise, süre dolmamış olsa bile ek dilekçe verilerek tahkim itirazı ileri sürülemez.
Kanun’da ilk itirazların cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunlu tutulmuş, ancak cevap süresinin uzatılması hâlinde uzatılan bu süre içinde ileri sürülebilmesine herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. HMK’nın 117/2. maddesine göre ilk itiraz olan tahkim itirazı, dava şartlarından sonra incelenir. Tahkim itirazı, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır (HMK m. 117/3).
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki 12.11.2020 tarihli sözleşmenin 15. maddesine göre sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası bünyesindeki Uluslararası Ticari Tahkim Mahkemesi'nde de bu mahkemenin kurallarına uygun olarak karara bağlanacağının belirtildiği görülmektedir.
Yerleşik Yargıtay içtahatlarına göre sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların yine sözleşmede öncelikle hakem ile çözümleneceği karara bağlanmış ise bu kural her iki tarafı da bağlayacaktır.
Bu itiraz, ilk itirazlardan olup davalı cevap dilekçesinde tahkim ilk itirazını ileri sürmüş olmakla HMK 413/1 maddesi dikkate alınarak davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının Tahkim İlk İtirazının Kabulü ile; HMK 413/1 uyarınca Davanın Usulden REDDİNE,.
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, peşin alınan 427,60-TL 'den mahsubu eksik kalan 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 15/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza