T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/26 Esas
KARAR NO : 2025/559
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 10/01/2024
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket hakkında İzmir... İcra Dairesi'nde ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takip durdurulduğunu, ... Tekstil Giyim Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ... numaralı, 18.10.2022 başlama tarihli, 18.10.2023 bitiş tarihli KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTA POLİÇESİ poliçesi ile ... plakalı ... HB1.3 CTDİ(95) ... tip araç için sigorta yaptırıldığını, 04.05.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonucu müvekkili şirket nezdinde ... nolu hasar dosyası açıldığını, 04/05/2023 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikleti ile seyir halinde iken müvekkili şirket nezdinde sigortalı ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile geçilmez yerden sollama yaptığı sırada aracının ön kısımlarıyla karşı yön şerit üzerinden Uzundere istikametine seyir halinde olan sürücü ... ile çarpışması sonucu maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu ...'un hayatını kaybettiğini, kaza sonrası tutulan ölümlü/yaralanmalı Kaza Tespit Tutanağında, '' Sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı motosikleti ile Eski İzmir caddesi üzerinden Uzundere istikametine seyrederken no:514 önüne geldiği esnada aracının ön kısımlarına Eski İzmir caddesi üzerinden Bozyaka istikametine seyreden ve geçilmez yerden önündeki aracı sollamak için karşı şeride geçen, kaza yerini terkettiğinden dolayı kimliği tespit edilemeyensürücü idaresindeki otomobilin sol ön kısımları ile çarpması, çarpmanın etkisiyle motosikletin devrilerek savrulması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği kaza yeri incelemelerinden anlaşılmış olup: Kaza yerini terkettiğinden dolayı kimliği ve araç plakası tespit edilemeyen sürücünün kazada 2918 sayılı KTK'nın 54/1-A maddesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.'' denildiğini, kaza tespit tutanağında belirtildiği üzere sürücü ...'in kaza yerini terketmiş olduğundan ağır kusurlu bulunduğunu, ayrıca 06/05/2023 tarihinde ifade verdiğini ve verdiği ifadede ehliyetnamesinin bulunmadığının ortaya çıktığını, ...'un vefatı ardından annesi ... ve babası ... tarafından Destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin gideri vs masraf dahil olmak üzere 04.05.2023 tarihli kaza ve ... nolu poliçe kapsamında doğan tüm maddi zararlar talep edilerek ve müvekkil şirket karşı taraf gösterilerek İhtiyari Arabuluculuk müessesesine başvurulmuş, ... esaslı dosya ile arabuluculuk süreci başlatıldığını, 1.039.848,17 TL ... ve ... için destekten yoksun kalma tazminatı - 65.593,93 vekalet ücreti olmak üzere 1.105.442,10 TL toplam alacağı olduğu taraflarca kabul edildiğini, işbu anlaşma sebebiyle... SİGORTA A.Ş. Tarafından ... - ... vekiline ödenecek ücretten stopaj kesintisi (10.932,32) TL ve KDV tevkifatı (5.466,16) TL yapıldıktan sonra 1.089.043,62 TL (birmilyonseksendokuzbinkırküçliraatmışikikuruş) ödeme yapılacağı, ödemeden sonra aşağıda belirtildiği gibi stopaj kesintisi ve KDV tevkifatı düşülmüş şekilde hazırlanacak serbest meslek makbuzu aslının... SİGORTA A.Ş.'ye fiziken iletileceği, kesilen gelir vergisi stopajı ... SİGORTA A.Ş. tarafından vergi dairesine yatırılacağı hususunda taraflar anlaşmaya varmışlardır.'' Şeklinde sonlanmış olup, kararlaştırılan tutarlar doğrultusunda ve ZMSS poliçesi kapsamında, müvekkili şirket tarafından sigortalı adına ... ve ...'a toplam 1.089.043,62 TL ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin sigortalısına rücu etme hakkına sahip olduğunu, Mahkemenizde açılmış olan haklı davamızın kabulüne karar verilmesini, İzmir.... İcra Dairesi'nde başlatmış bulundukları ... esas sayılı dosyada buılunan mezkur itirazın iptaline karar verilerek takibin devamına karar verilmesini, davalının haksız ve kötüniyetli yapmış olduğu itiraz neticesinde davalının aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Tekstil Giyim San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'un mirasçıları tarafından müvekkili şirkete ve araç sürücüsü ...'e açılan İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesinin...E. sayılı davanın sonucu iş bu davayı da etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, her ne kadar ... plakalı aracın kaydi tescili kaza tarihi itibarıyla müvekkili adına olsa da, sözü edilen aracın, bir ay içinde noter satışı gerçekleştirilmek üzere 15.04.2023 tarihinde dava dışı ... adlı şahsa adi yazılı satış sözleşmesi ile satıldığını ve aynı gün kendisine teslim edildiğini, ne var ki aracın noter nezdinde tescili aşamasına gelinmeden 04.05.2023 tarihinde dava konusu elim kazanın meydana geldiğini, ancak müvekkilinin, kaza tarihi itibarıyla araç üzerinde herhangi bir tasarrufu bulunmadığı için müvekkilinin KTK'a göre “işleten” sıfatı bulunmadığını, bilindiği kadarıyla, diğer davalı araç sürücüsü ... ile araç üzerinde fiili tasarrufu bulunan ve gerçek işleten sıfatını haiz olan ... arasında iş ve/veya akrabalık ilişkisi bulunduğunu, nitekim ...'un, soruşturma dosyasındaki ifadelerinde kepçe operatörü olarak çalıştığını, ... plakalı aracın çalıştığı şirkete ait olduğunu beyan etmiş olup, müvekkilnin tekstil işiyle iştigal ettiğini ve ... ile hiçbir ilintisi bulunmadığını, müvekkilinin kaza tarihi itibarıyla araç üzerindeki fiili tasarrufu bulunmadığından, araç kaza sonrası gerçek işleteni olan ... tarafından teslim alındığını, Noterde yapılmayan araç satım işlemi mülkiyetin geçmesi sonucunu doğurmasa da, KTK’nun 3.maddesindeki işleten tanımının ikinci cümlesinde “Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” denildiğini, Bu ifade ve işletenin belirlenmesi için,maddi ölçüte göre, haricen satın alıp fiili hakimiyeti ve ekonomik yarar ve zararı kendisine ait olan kişinin işleten olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Davanın , ...plakalı araç sürücüsü ...'e, araç üzerinde fiili tasarrufu bulunan ve işleten sıfatını haiz olan ...'e, ... no'lu 18.10.2023 başlangıç tarihli genişletilmiş maksimum kasko sigorta poliçesinin ihtiyari mali sorumluluk hukuki koruma klozları kapsamında... Sigorta A.Ş.'e ayrı ayrı ihbarına, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı davanın sonucu iş bu davayı da etkileyeceğinden bekletici mesele yapılmasına, Davanın usulden, aksi halde esastan reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İzmir...İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı, trafik kazası tespit tutanağı, hasar dosyası, ödeme kayıtları, otopsi raporu, İzmir... AĞCM'nin... Ceza sayılı dosyası, İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası delil olarak değerlendirilmiştir.
İzmir Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığından alınan 17/05/2024 Tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...A)- Sürücü ...’in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
B)- Müteveffa sürücü ...’un kusursuz olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur.
..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 07/10/2024 Tarihli raporun sonuç kısmına göre; "..SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
A. Sanık sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu,
B. Hayatını kaybeden sürücü ...'un kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı kanaatine oy birliği ile varıldığını bildirir müşterek rapordur."
şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Aktüerya Uzmanı bilirkişiden alınan 17/04/2025 tarihli rapora göre; "..04.05.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybeden ...’un geride kalan murislerinin 23.08.2023 tarihli ödeme tarihine göre tespit edilen;
- Babası ...’un DYK tazminatı alacağının 528.516,43 TL olduğu,
- Anne ...’un DYK tazminatı alacağının 706.549,72 TL olduğu,
Geride kalan murislere 23.08.2023 tarihinde 1.089.043,62 TL ödendiği, tarafımızca yapılan değerlendirmeye göre murislerin toplam DYK tazminatı alacağının 1.235.066,15 TL’ye tekabül ettiği, ilgili bedelden müterafik kusur yönünden indirim yapılıp yapılmayacağı hususunun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu kanaatiyle,
Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygı ile sunulur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında dava dışı zarar görenlere ödenen destekten yoksun kalma tazminatının sigortalı araç malikinden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2-Somut olayda uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ihtilaf, dava dışı zarar görenlerin desteğinin vefatı ile sonuçlanan trafik kazasında davacının sigortalısı olan davalı şirketin maliki olduğu ... plaka sayılı aracın davalının işletiminde olup olmadığı, kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımları ve desteğin vefatı nedeniyle dava dışı zarar görenlere ödenmesi gereken maddi tazminatın miktarının tespiti noktalarında toplanmıştır.
3-Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.f maddesinde, tazminatı gerektiren olayda, bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Davalı tarafça cevap dilekçesi ve aşamalarda husumet itirazında bulunulmuş ve aracın dava dışı ...'e satıldığı ve onun işletiminde olduğu savunulmuş ise de, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik ve istikrarlı uygulamasına göre işleten sıfatının bulunup bulunmadığı meselesi zarar görenin malike yönelik açacağı davada incelenebilecek bir husus olup, davacının davada sigortalısına akdi ilişkiden dolayı davayı yönelttiği dikkate alındığında rücu ilişkisinin varlığı için işleten sıfatının bulunup bulunmamasının önem arz etmediği, sigortacının sigorta sözleşmesi kapsamında yaptığı ödemeyi koşulları oluşması halinde kendi akdi olan sigortalısından talep edebileceği, buna göre görülmekte olan davada davalının malik sıfatıyla düzenlediği KZMMS sigorta poliçesine dayalı olarak davacı şirketin 3.kişilere ödemede bulunduğu ve sözleşmenin tarafı olan davalıya karşı rücu isteminde bulunabileceği değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay (Kapatılan)...Hukuk Dairesi'nin ... tarihli ilamında bu husus; "Somut olayda davacı ile davalı arasında 07.07.2009/2010 vadeli ZMSS poliçesi, araç kiralama sözleşmesinden önce düzenlenmiş olup poliçede, sigortalı davalı... Kiralama A.Ş'dir. Davalı şirket tarafından, kazaya karışan araç, dava dışı ... Nakliyat A.Ş’ne 04.06.2007/18.06.2010 tarihleri arasında uzun süreliğine kiralanmış ve kiracıya teslim edilmiştir. Davaya konu trafik kazası 15.12.2009 tarihinde, araç kiracı şirket zilyetliğinde iken meydana gelmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından kaza nedeniyle 3.kişiye ait araçta meydana gelen hasar bedeli zarar görene ödenmiş ve trafik sigortası genel şartlarının B.4/b maddesi (sürücünün ehliyetsiz olduğu) ile sürücünün ağır kusurlu bulunduğu ileri sürülerek ödenen tazminatın sigorta ettirenden (sigortalı, akit) rücuen tahsili için işbu dava açılmıştır. Davalıya ait aracın kiralandığı şirket, 2918 Sayılı KTK'nun 3.maddesine göre aracın işletenidir. Ancak KTK'nun 95. maddesi hükmü uyarınca bu dava ZMSS şirketi tarafından sadece sigorta sözleşmesinin tarafı (akidi, sigortalısı) hakkında açılabilir.
Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davalı şirketin aracın işleteni olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde açıklanmıştır.
Mahkememizce Yargıtay 17.Hukuk Dairesi gerekçesinde yer alan görüşler benimsenmekle, sigortacının ödemiş olduğu hasar bedelini sigorta poliçesinin tarafı olarak poliçeyi düzenleyen araç maliki davalı şirkete, yani akdi olan sigortalısından işleten sıfatı olsun veya olmasın talep edebileceği değerlendirildiğinden davalının husumete yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
4-Davacı tarafça delil olarak ceza soruşturmasına ilişkin tutanaklara dayanıldığı görülmüş, dava konusu trafik kazasıyla ilgili olarak yapılan incelemede İzmir ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dava dosyasında araç sürücüsü dava dışı ...'in 04/10/2023 tarihinde alınan savunmasında "Olaydan sonra korktum ve panik yaptım, ehliyetim de daha önce alındığı için olay yerinden kaçtım, sonrasında teslim oldum. Olayda kusurlu olduğumu biliyorum, pişman ve üzgünüm." şeklinde beyanda bulunduğu, her ne kadar ceza yargılaması dosyasında verilen mahkumiyet kararı henüz kesinleşmemiş ise de gerek kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında da müteveffa İbrahim Uztemur'un ölümüyle sonuçlanan trafik kazasında kazaya karışan diğer aracın tespit edilemediğinin belirtilmesi gerekse araç sürücüsünün soruşturma ve kovuşturma aşamasında yer alan ikrar mahiyetindeki beyanlarına göre ceza yargılaması sonucunun beklenilmesinin gerekmediği ve davalının maliki olduğu araç sürücüsü ...'in kaza sonrası olay yerini terk etmiş olması nedeniyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.f kapsamında sigorta şirketinin zarar görenlere ödemiş olduğu tazminatı araç malikine rücu şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.
5-Yukarıda açıklandığı üzere mahkememizce rücu koşullarının oluştuğu tespit edilmekle birlikte davalı sigortalı davacı şirketin ödemiş olduğu tazminat miktarıyla bağlı olmayıp, ödeme tarihinde zarar görenlere yapılması gereken ödeme miktarıyla sorumludur. Davacının ödeme yapması gereken maddi tazminat miktarının belirlenmesinde ise kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımlarının ayrıca tespiti gerekmektedir
Mahkememizce kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımlarının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış, dosyaya sunulan 17/05/2024 tarihli İzmir Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın oluşumunda dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'un kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davalı vekili tarafından sair itirazlar ileri sürülmüştür.
Kural olarak ceza mahkemesinin kusura yönelik tespiti hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı değil ise de, ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin tespitleri hukuk mahkemelerince bağlayıcı niteliktedir. Yine, kusur yönünden ceza mahkemesi tespiti bağlayıcı değil ise de hukuk mahkemesince tespit edilen kusur dağılımı ile ceza mahkemesinin tespit ettiği kusur dağılımı arasında çelişki oluşması halinde bu çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta mahkememizce alınan 17/05/2024 tarihli ATK İzmir Trafik İhtisas Dairesi raporunda davalının maliki olduğu araç sürücüsü ...'in %100 oranında kusurlu bulunduğu ancak İzmir ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin...Esas sayılı dava dosyasında sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 23/11/2023 tarihli kusur raporunda ...'in asli kusurlu, müteveffa ...'un ise alt düzeyde tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 23/11/2023 tarihli raporunda müteveffaya alt düzeyde tali kusur verilmesine gerekçe olarak "Müteveffa sürücü ... idaresindeki motosiklet ile kasksız vaziyette seyre çıkarak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürmüş olup, kendi ölümüne konu olayda, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile alt düzeyde tali kusurludur." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. Bu değerlendirmeye esas alınan müteveffanın kaskı bulunmaksızın motosiklet kullanmasına yönelik davranışı esasen müterafik kusur niteliğinde olup kazanın gerçekleşmesinde bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak yine de mahkememizce her iki ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin raporları arasında oluşan çelişkinin giderilmesi için dosya ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'na tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 07/10/2024 tarihli raporda kazanın gerçekleşmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kask takmamasının müterafik kusur kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Buna göre, ATK İzmir Trafik İhtisas Dairesi ve ATK Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nca düzenlenen kusur raporları hükme esas alınmakla, dava konusu kazanın davalının sigortalısı olan aracın dava dışı sürücüsü ...'in otomobiliyle seyir halinde iken olay mahalline geldiği sırada karşı yönden gelen müteveffa sürücü idaresindeki motosiklete, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir şekilde zemin üzerinde geçiş yasağını gösteren devamlı düz şerit çizgisinin varlığına rağmen kontrolsüz şekilde önündeki aracı geçmek üzere karşı yön bölümüne girdiği, bu suretle asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği kabulüyle davalının işleteni olduğu araç sürücüsünün kusuruna istinaden zararın tamamından %100 kusur oranına göre sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
6-Sigortacı tarafından sigortalının üçüncü kişilere vermiş olduğu zarar nedeniyle yaptığı ödemelerin rücu koşulları oluşması halinde sigortalıya rücu mümkündür. Rücu miktarı belirlenirken esas olan sigortacının ödemiş olduğu miktar değil, zarar gören üçüncü kişilerin gerçek zararı ve davalının zarar görenlere karşı sorumlu olduğu zarar miktarıdır. Sigortacının zarar görenlere gereğinden fazla ödeme yapmış olması halinde fazladan yaptığı ödemeyi sigortalısından talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Davacı tarafça dava dışı zarar görenler ... ve ... ile arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanarak 1.039.848,17-TL destekten yoksun kalma tazminatı, 65.593,93-TL vekalet ücreti olmak üzere 1.105.442,10-TL üzerinden sulh olunduğu, stopaj kesintileri davacı tarafça vergi dairesine ödeme yapılmak üzere stopaj dışında kalan miktar olan 1.089.043,62-TL ödemenin 23/08/2023 tarihinde zarar görenlere gerçekleştirildiği görülmüştür.
Mahkememizce müteveffanın nüfus kayıt örneği ve hizmet döküm cetveli dikkate alınarak ödeme tarihi itibariyle yapılan ödeme miktarlarının yerinde olup olmadığı hususunda aktüerya bilirkişisinden rapor alınmış, dosyaya sunulan 15/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda TRH-2010 yaşam tablosuna göre baba ...un 528.516,43-TL, anne ...'un 706.549,72-TL destek zararının oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı davalı vekili tarafından sair itirazlar ileri sürülmüş ve yine itiraz dilekçesi ekinde yer alan 24/07/2023 tarihli uzman görüşü raporuyla çelişkiler bulunduğu savunulmuş ise de, davalı vekilinin dilekçesi ekinde yer alan raporda 1.65 teknik faiz oranı dikkate alınarak gerçekleştirildiği, oysa Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında göre zararın progresif rant yöntemine göre belirlenmesi gerektiği, bu nedenle bilirkişi raporuyla uzman görüşünde tespit edilen miktarlar arasında farklılık bulunmasının çelişki niteliğinde olmadığı, teknik faiz yoluyla yapılan hesaplamanın yerleşik yargısal uygulamaya uygun olmadığı ve mahkememizce alınan bilirkişi raporunun gerek uygulanan progresif yant yöntemi gerekse yaşam tabloları itibariyle yerinde olduğu gözetilerek itirazlar yerinde görülmemiş ve dava dışı zarar görenlerin 528.516,43-TL ve 706.549,72-TL olmak üzere toplam 1.235.066,15-TL maddi zararlarının oluştuğu kabul edilmiştir.
7-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta dava dışı zarar görenlerin desteği olan ...'un kaza sırasında koruyucu kaskı bulunmaksızın motosiklet kullandığı, ceza yargılamasına sunulan otopsi raporuna göre ölüm sebebinin "Kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa kubbe-kaide kemik kırığı, ekstremite kemik kırıkları ile birlikte beyin doku harabiyeti ve beyin kanaması (subaraknoidal, intraparankimal) sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur." şeklinde bildirildiği, buna göre ölüm ile kask kullanmama arasında illiyet bağı bulunması nedeniyle müterafik kusur şartlarının oluştuğu anlaşılmakla belirlenen maddi tazminat miktarından %20 oranında müterafik kusur indirimi gerçekleştirilmiş ve dava dışı zarar görenlere ödenmesi gereken tazminat miktarı (1.235.066,15x0,80) 988.052,92-TL olarak tespit edilmiştir.
8-Davacı tarafça takipte 1.089.043,62-TL asıl alacak ve 15.037,75-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.104.081,37-TL alacak talebinde bulunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce tespit edilen 988.052,92-TL maddi zararın yanında ayrıca zarar görenlerin arabuluculuk sürecinde avukatla temsil edilmiş olması nedeniyle 65.593,93-TL vekalet ücreti ödemesi yapıldığı, sigorta şirketinin tazminatın ferisi niteliğinde olan ödemeyi de davalılara rücu edebileceği, yapılan orantılama neticesinde 988.052,92-TL maddi tazminat ödemesi için 62.326,67-TL vekalet ücreti talep edilebileceği gözetilerek davacının takipte ve davada toplam 1.050.379,59-TL asıl alacak talebinin yerinde olduğu, fazlasına dair istemin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı tarafça ödeme 23/08/2023 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, zarar verenin kaza tarihi itibariyle temerrüt halinde olduğu ve ayrıca temerrüde düşürülmesinin gerekmediği, sigorta şirketinin ödeme tarihinden itibaren ayrıca temerrüt gerekmeksizin faiz isteminde bulunabileceği, ödeme tarihi ile takip tarihi 19/10/2023 arasındaki sürede 1.050.379,59-TL asıl alacak için 14.762,87-TL işlemiş faiz talep edilebileceği gözetilerek, 1.050.379,59-TL asıl alacak ve 14.762,87-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.065.142,46-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlasına dair istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin zararın miktarını esasen 1.235.066,15-TL olarak tespit ettiği ancak müterafik kusur indirimi sonrası davacının ödemesi gereken miktarın 1.050.379,59-TL olarak belirlendiği, kısmen ret kararının müterafik kusur indirimine dayalı olduğu, yerleşik yargısal uygulamada takdiri indirimler nedeniyle gerçekleşen kısmen ret kararlarında davalı lehine bu yönden vekalet ücreti takdir edilmeyeceği gözetilerek davalı lehine vekalet ücreti takdir edilemediği de yargılama giderlerinin hesabında da müterafik kusur indirimi nedeniyle oluşan ret miktarı dikkate alınmamıştır.
9-Yargılama sırasında, dava dışı zarar görenler tarafından davalı şirket aleyhinde İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesi'nde maddi ve manevi tazminat davası açıldığı ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması talep edildiği görülmüş ise de; mahkememizce dosya UYAP üzerinden dosya arasına alınmış ve yapılan incelemede müteveffanın yakınları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında dava dilekçesinde "Müvekkiller için destekten yoksun kalma talebi doğrultusunda karşı yanın sigorta şirketine başvurularak arabuluculuk süreci başlatılmış davalı şirkete ait aracın sigorta sorumlusu ... Sigorta A.Ş. ile yapılan arabuluculuk sürecinde anlaşma gerçekleşmiştir. Şöyle ki; yapılan anlaşmada sigorta şirketinin poliçe üst sınırı olan 1.200.000,00 TL'lik kısım için ibralaşılmıştır. İşbu anlaşma sonucunda 1.200.000,00TL'nin üstünde belirlenecek maddi zararlarımızı davalılardan talep etme hakkımız saklı tutulmuştur. İşbu dava ile talep edilen maddi tazminat; bilirkişi raporu doğrultusunda Sayın Mahkemenin takdir edeceği maddi zarar bedelinden, tarafımıza sigorta şirketince ödenen 1.200.000,00 TL'lik bedelin mahsup edilmesiyle ortaya çıkacak bedelden ibaret olacaktır. (İhtiyari Arabuluculuk Dosya No: ... Numaralı Dosyası)" şeklinde yapılan açıklamayla davalılardan poliçe limiti üzerinde kalan tazminat istemlerinin talep edildiğinin belirtildiği, dolayısıyla yargılama sonucu elde edilecek hükmün tahsilde tekerrür oluşturmayacağı ve mahkememiz davasındaki sonucu etkileyecek nitelikte olmadığı, dosyada yer alan mevcut delillerin de Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılmasını gerektirir nitelikte olmadıkları gözetilerek bu yöndeki talep yerinde görülmemiş ve mahkememizce tespit edilen miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
10-Davacı tarafça inkar tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, rücu koşullarının mevcut olup olmadığı ve sorumlu olunan miktarın belirlenmesinin yargılamayı gerektirecek nitelikte uyuşmazlıklar olduğu gözetilerek inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, İzmir...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan davalı itirazlarının kısmen iptali ile takibin 1.050.379,59-TL asıl alacak ve 14.762,87-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere 1.065.142,46-TL alacak miktarı üzernden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin reddine,
2-Alacak likit nitelikte görülmediğinden inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 72.759,88-TL harçtan peşin olarak alınan 19.240,17-TL harcın mahsubu ile bakiye 53.519,71-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 161.119,94-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Reddedilen kısmın müterafik kusur indirimine dayalı olması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 19.240,17-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı ile 1.232,00-TL posta ve tebligat ücreti, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 11.500,00-TL ATK fatura bedeli olarak sarf edilen toplam 17.159,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla, davalı vekilinin duruşmada yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır