T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/275 Esas
KARAR NO : 2025/701
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/03/2024
KARAR TARİHİ : 17/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket ile davalı arasında kurulan ticari ilişki gereği cari hesap bulunmakta olup davalının cari hesapta müvekkil şirkete karşı kayıtlı bulunan faturalardan kaynaklanan borcu bulunmaktadır. İşbu borcun sebebi Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi'nin enerji ihtiyacını karşılayacak enerji iletim hattı, trafo merkezlerine ait iletim hattı güzergah planlarının ve profillerinin yapılması, havaş hat kamulaştırma projelerinin hazırlanması ve toplam 108 km ölçülen yola dair kamulaştırma projesi müvekkil tarafından davalı borçlunun talebi üzerine yapılmış olup işbu proje TCDD tarafından ihale edilmiştir. Davalı borçlu şirket bahsi geçen işlere dair cari hesapta da kayıtlı olan faturalara hiçbir şekilde itiraz etmemiştir. Davalı, aradan geçen süreye rağmen borcunu tamamen ödememiş, işbu sebeple tarafımızca ilgili borca ilişkin 13.12.2023 tarihinde İzmir.... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Davalı, 14.12.2023 tarihinde takibe, asıl borca, faize ve ferilerine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz etmiş işbu sebeple de icra takibi durdurulmuştur. İcra takibinin durdurulmasına müteakip tarafımızca arabuluculuğa başvurulmuş olup dosya kapsamında yapılan görüşmeler olumsuz neticelenmiş, arabuluculuk anlaşamama tutanağı (EK-1) düzenlenerek görüşmelere son verilmiştir. İşbu sebeple mahkemeniz huzurunda itirazın iptali davasını ikame etme zaruretimiz hasıl olmuştur. Davalının borca itiraz talebi hukuka ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki: müvekkil Şirket ile Davalı borçlu şirket arasında mevcut ticari ilişkiye istinaden ilgili faturalardan kaynaklanan bakiyeleri içerir cari hesap kaydı tutulmaktadır. 2023 yılına ait cari hesap bakiyesine göre müvekkil şirketin davalıdan 69.818,00-tl bakiye alacağı bulunmaktadır. Müvekkil şirket ile davalı borçlu şirket arasında Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi'nin enerji ihtiyacını karşılayacak enerji iletim hattı, trafo merkezlerine ait güzergah planlarının ve profillerinin yapılması ve havaş hat kamulaştırma projelerinin hazırlanması işine istinaden taraflar arasında faturalaşma meydana gelmiş ve işbu faturalarda ekte sunulu cari hesap dökümünde kayıt altına alınmıştır. Müvekkil, ticari ilişki gereğince üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davalı şirket, bakiye borcunu zamanında ödememiştir. Nitekim, davalının müvekkil şirkete ait cari hesap ekstresine göre 69.818,00-TL (Takip çıkışı) borcu bulunmaktadır. Müvekkil şirket basiretli bir tacir olarak üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmiş ve bu kapsamda davalı borçlu ile arasındaki ticari faaliyet kapsamında kesilen faturaların tümü ve ticari defter kayıtlarımızda incelendiğinde alacağımızın varlığı ortaya çıkacaktır. davalı yan, müvekkil şirket tarafından düzenlenen ve kendisine tebliğ edilen faturalara süresi içinde itiraz etmemiştir. Müvekkil şirket tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen faturalar davalı tarafa tebliğ edilmiş olup kanun hükümleri gereğince borç ilişkisini doğurmuştur. Davalı yan, olmadığını iddia ettiği borç ilişkisine yönelik itirazını, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince kendisine tebliğ edilen faturalara 8 gün içinde yapması gerekirken, süresi içerisinde hiçbir itirazda bulunmamıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 21. Maddesinde belirtildiği üzere, " Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. "İlgili kanun maddesinde görüldüğü üzere 8 günlük süre içerisinde kendisine tebliğ edilen faturalara itiraz etmeyen davalı yan, borcu kabul etmiş sayılmaktadır. Müvekkil şirketin alacağını tahsil edememesi sebebiyle başlatılan icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş, müvekkil şirket açıkça mağdur edilmeye çalışılmıştır. İşbu sebeple müvekkil şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı yapılan icra takibine itirazın iptali gerekmektedir. söz konusu alacak likit olup yargıya muhtaç olmadığından ve vade tarihi belli olduğundan itiraz tamamen kötü niyetli olup davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir... Neticeten, davalı taraf, taraflar arasındaki anlaşma gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirememiş ve müvekkilin maddi ve manevi zarara uğramasına sebebiyet vermiştir. Buna ilişkin olarak dayanak belgeler ekte sunulmuştur. Davalı taraf başlatılan icra takibine kötüniyetli olarak ve tamamen süreci uzatmak ve müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla itiraz etmiştir. İşbu itiraz üzerine dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş ve ekte sunulu anlaşmama tutanağı tanzim edilmiştir. İşbu sebeplerle gerekli tahkikatın yapılması ve icra takibindeki vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi amacıyla huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olmuştur. arz ve izah edilen sebepler ve sayın mahkemenizce re’sen gözetilecek hususlar çerçevesinde; Haklı davamızın kabulüyle İzmir... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaya haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalının itirazının iptaline ve takibin aynen devamına, Borcun davalı yönünden bilinebilir, hesap edilebilir, likit alacak niteliğinde olmasına rağmen yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz sonucunda %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin yanında HMK m.329 uyarınca davalının kötüniyetli olması nedeniyle müvekkilin tarafımıza ödeyeceği avukatlık ücretinin de karşı taraf uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini Sayın Mahkemenizden saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle: "Sayın Mahkemenin huzurundaki dava cari hesap sözleşmesi kapsamında takibe geçilen İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı taraf, dilekçesinde müvekkil ile Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi'nin enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla enerji iletim hattı, trafo merkezlerine ait iletim hattı güzergah planlarının ve profillerinin yapımı, havaş hat kamulaştırma projelerinin hazırlanması ve toplam 108 km ölçülen yola dair kamulaştırma projesi için anlaştıklarını, bu işlere ilişkin faturalar kesildiğini, müvekkilin faturalara herhangi bir itirazın olmadığını, kesilen faturalara ilişkin 2023 yılına ait cari hesap bakiyesi olan 69.818,00TL alacakları olmakla iş bu alacaklarının tahsiline yönelik İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, müvekkil tarafından yapılan itirazın kötü niyetli, haksız ve dayanaktan yoksun olduğu ile müvekkilin yaptığı itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacı tarafın iddialarının hukuki dayanağı bulunmamakla kabul edilebilmesi mümkün değildir. Şöyle ki, Davacı taraf, takip konusu alacağın cari hesap sözleşmesine dayandığını iddia emiş olmasına rağmen taraflar arasında imzalanmış bir cari hesap sözleşmesi olmadığı için takip dayanağı geçersizdir. Dava konusu takip, cari hesap sözleşmesine dayanmış olsa da taraflarca imzalanmış herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Cari hesap sözleşmesi, taraflara aralarındaki iş ilişkisinden kaynaklı doğan karşılıklı alacak ve borçlarını tek tek ve ayrı ayrı isteyip tahsil etmekten vazgeçerek, bunları kalem kalem alacak ve borç biçiminde not edip hesabın kesilmesinden sonra çıkacak tutarı istemeyi kararlaştırdıkları sözleşmedir. Cari hesap sözleşmesinde hesap devreleri vardır. Her hesap devresinin sonunda hesap kesilerek karşılıklı alacak ve borçlar takas edilir. Alacak ve borçların birbirine takası sonucu elde dilen fark bakiye olarak adlandırılır. Bakiye hangi taraf lehine alacak göstermişse, bu fark hemen diğer tarafa ödenmez, yeni hesap devresinin ilk alacak kalemi olarak kaydedilir.Sözleşme süresinin sonuna kadar bu işlem bu şekilde tekrarlanır. Sözleşme süresi dolunca hesap kesilir ve hesaplanan bakiyenin ödenmesi talep edilebilir. Cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. TTK 89. Maddesine göre cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı açıkça belirtilmiştir. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2024 tarih, 2022/5236E, 2024/186K. Sayılı kararında da ' , 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 Sayılı TTK'nin 87.) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlandığı, cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı ' denilerek bu husus açıkça vurgulanmıştır. Taraflar arasında imzalanmış ve bitimi belirlenmiş bir cari hesap sözleşmesi olmamasına rağmen davacı, dava konusu takibi cari hesap sözleşmesine dayandırmıştır. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkaya bağlı davalardandır. İş bu noktada dava konusu takip, olmayan bir cari hesap sözleşmesine dayandırılmış olmakla geçersiz olmakla iş bu davanın reddi gerekmektedir. Davacı, üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen müvekkilin borcunu zamanında ödemediğini iddia etmişse de bu husus gerçeği yansıtmamaktadır. Davacı, var olmayan cari hesap sözleşmesi kapsamında müvekkilin 2023 yılına ait cari hesap bakiyesinin 69.818,00TL olduğunu iddia etmiştir. Hesap bakiyesi, sözleşme veya ticari teamül gereğince hesap devresinin sonunda ya da böyle bir belirleme yoksa her takvim yılının son gününde hesabın kapatılarak alacak ve borçların takas esilmesiyle tespit edilir. Tespit edilen bakiyenin hukuki sonuç doğurabilmesi için a) hesap devresinin son günündeki durumu göstermesi, b) karşı tarafa tebliğ edilmesi c) karşı tarafça da tanınması gerekir. Tanıma, ancak tebliğin yapılması halinde geçerlidir. Haliyle davacı, müvekkile tebliğ etmediği hesap bakiyesi ile müvekkili sorumlu tutmaya çalışarak kötü niyetli davranmaktadır. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla cari hesaba dayalı bakiye tutar alacak talepleri için bildirim yapılması gerekmektedir. Cari hesap sözleşmesinde alacaklı görünen taraf, cari hesap devresinden sonra bakiye tutarı isteyebilme hakkına sahiptir. Bakiye tutar tarafların sözleşme ile belirlediği bir hesap döneminde ya da her takvim yılının son gününden sonra karşı tarafa tebliğ edilip karşı tarafça tanınması sonrasında istenebilir. Somut olayda bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi, bakiye tutar hesap dönemi de belirlenmemiştir. Bir an cari hesap sözleşmesinin varlığı kabul edilse ve ticari teamül gereği hesap dönemi de takvim yılı olarak kabul edilse dahi, davacı tarafça bu zamana kadar iddia edilen cari hesap sözleşmesi kapsamında bakiye tutar bildirimi yapılmamış olup, alacak muaccel hale gelmemiştir. Davacı her ne kadar cari hesap sözlemesi kapsamında gönderilen faturalara müvekkil tarafından itiraz edilmediğinden kabul edilmiş sayılacağından muaccel hale geleceği iddiasında bulunulmuşsa da cari hesap sözleşmesinin amacı tarafların her alacak kalemini ayrı ayrı istemekten vazgeçip hesap kesimi sonrasında taraflarca kabul edilen bakiye tutarın ödenmesinin sağlanmasıdır. Bu noktada davacının faturaların kabul edildiği iddiasının dinlenebilirliği bulunmamaktadır. Her ne kadar takip konusu olmasa da, davacının faturaların kabul edildiği beyanına karşın belirtmek isteriz ki, müvekkil şirkete fatura içeriğinde belirtilen işlerin yapıldığının ve müvekkil şirket tarafından kabul edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Cari hesap sözleşmesinin varlığını kabul etmemekle birlikte müvekkil, davacının yaptığı ve müvekkilin kabul ettiği işlere ilişkin ödeme yapmıştır. Müvekkil ile davacı arasındaki ticari iş ilişkisi sebebiyle davacı tarafından çeşitli dönemlerde faturalar kesilmiş, müvekkil ekte sunduğumuz dekontlarda da görüleceği üzere davacı tarafından yapılan ve müvekkil tarafından kabul edilen işlere ilişkin ödeme yapmıştır. Davacının tacir sıfatı ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde cari hesap sözleşmesinin yazılı olması gerekliliğinin geçerlilik şartı olduğu ile bu sözleşme kapsamında hesap dönemlerinde bakiye tutar bildiriminin yapılması gerektiği hususunu bilmesi gerekliliği dikkate alındığında ve somut olayda bir cari hesap sözleşmesi olmaması ve de dava konusu takip ile istenilen cari hesap bakiye tutarına ilişkin bildirimin bu zamana yapılmadığı hususu birlikte değerlendirildiğinde davacının iş bu dava konusu takip ile talebinin hakkın kötüye kullanılmasından öteye geçmediği açıktır. Davacının haksız ve kötü niyetli olarak açtığı iş bu davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Arz ve izah edilen ve resen araştırılacak nedenlerle; haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederiz." şeklinde talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİL DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE :
> Dava; açık hesap ilişkisine dayalı olarak açılmış olan icra takibine vaki itirazın İİK 67. maddesi uyarınca iptaline ilişkindir.
> Ticari uyuşmazlıklarda "Arabuluculuk" bir dava şartı olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir.
Davacının dava öncesi arabuluculuk bürosuna başvurduğu, ancak anlaşmanın sağlanamadığı, böylelikle dava şartı olarak düzenlenen zorunlu arabuluculuk yolunun tüketildiği ve dava şartının yerine getirilmiş olduğu dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz olunan arabuluculuk son oturum tutanağından anlaşılmaktadır.
> Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin davalı borçluya verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir.
> Ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin yasal düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır:
"1-.Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
2- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
3- İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
4- Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
5- Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
> Madde metninde de açıklandığı üzere ticari defterlerin bir tarafın kendi lehine delil olarak kabul edilmesi için öncelikle usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının süresinde yaptırılmış olması gerekmektedir. Bunun yanında ticari ilişkinin karşı tarafının aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterindeki kayıtların bu deftere aykırı olmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
> Somut olayda; Takibe karşı yapılan itirazın 14.12.2023 tarihinde yapıldığı, itiraza ilişkin alacaklı dilekçesinin borçluya tebliğe çıkarıldığına dair takip dosyası kapsamında her hangi bir belge, bilgi veya tebliğ mazbatasının bulunmadığı, mahkememizde görülmekte olan işbu itirazın iptali davasının 25.03.2024 tarihinde açılmış olduğu ve her halukarda İcra İflas Kanunu md. 67'de öngörülen 1 yıllık süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmaktadır.
> Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır.
Mahkememizce aldırılan 21/11/2024 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..Sayın Mahkemenizin verdiği talimat doğrultusunda davacı ve davalı ticari defterleri ve
dayanağı belgeleri üzerinde yapılan inceleme ve raporun “İnceleme Ve Değerlendirmeler”
bölümünde yapılan açıklamalar doğrultusunda;
DAVACI TİCARİ DEFTERLERİNİN TASDİKİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE;
Davacı tarafından incelenmek üzere ibraz edilmiş bulunan 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait ticari defterlerinin 213 sayılı VUK. 221. ve 222.maddeleri uyarınca ve
6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde
yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edebileceğinin
değerlendirmesinin bilirkişiliğimizce yapıldığı nihai takdirin Sayın Mahkeme'nize ait
olduğu, 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılları
yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırıldığı,
defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.
DAVALI TİCARİ DEFTERLERİNİN TASDİKİNE İLİŞKİN İNCELEMEDE;
Davalının incelemeye sunduğu 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari
defterlerinin E-Defter olduğu, 2019/01, 2019/12, 2020/01, 2022/12, 2023/01, 2023/12
dönemlerine ilişkin defterlerin Gelir İdaresi Başkanlığı’na süresi dışında yüklendiği,
6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı teşkil edemeyeceğinin
değerlendirmesinin bilirkişiliğimizce yapıldığı nihai takdirin Sayın Mahkeme'nize ait
olduğu, ticari defterlerinin birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.
DAVACIYA AİT 2019 – 2023 TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA;
-Davacının, davalı ile olan kayıtları ticari defterlerinde ... numaralı hesapta
izlediği,
-Davacının, davalıya 4 adet fatura ile toplam KDV dahil 342.318,00 TL tutarında fatura
düzenlediği,
-Davalının davacıya 6 adet işlem karşılığında toplam 272.500,00 TL ödeme yaptığı,
-Davacı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan, 69.818,00
TL alacaklı olduğu, takibin de aynı tutar üzerinden başlatıldığı, takip öncesi işlemiş faiz
talebinin bulunmadığı, takipte talep edilen asıl alacak tutarının davacı ticari defterleri ile
uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
DAVALIYA AİT 2019 – 2023 TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA;
-Davalının, davacı ile olan kayıtları ticari defterlerinde ... numaralı hesapta
izlediği,
-Davacının davalıya 4 adet fatura ile toplam KDV dahil 342.318,00 TL tutarında fatura
düzenlediği,
-Davalının davacıya 10 adet işlem karşılığında toplam 282.500,00 TL ödeme yaptığı,
-Davacının davalıya 1 adet işlem karşılığında toplam 6.000,00 TL ödeme yaptığı,
-Davalı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan, 65.818,00
TL alacaklı olduğu, tespit edilmiştir.
-Tarafların ticari defterleri arasındaki 4.000,00 TL tutarındaki farkın, davalı ticari
defterlerinde bulunan 31.12.2019 tarihli 10.000,00 TL tutarındaki davalı ödeme kaydı ile
16.07.2020 tarihli davacı ödeme kaydının davacı ticari defterlerinde bulunmamasından
kaynaklandığı tespit edilmiş olup, davalının dosyaya sunduğu banka ödeme dekontlarının
incelenmesinde, sunulan dekontlardaki tüm işlemlerin taraflar ticari defterlerinde kayıtlı
olduğu, yukarıda belirtilen iki kayda ait banka dekontlarının sunulan dekontlar içerisinde
yer almadığı tespit edilmiştir. (Davalının, dava dışı ...Enerji İnşaat Ltd. Şti. ne
yaptığı 2 adet ödeme dekontunun da davalı tarafından dosyaya sunulan dekontlar içinde
yer aldığı görülmekle birlikte; belirtilen 2 ödeme kaydının her iki taraf ticari defterlerinde
yer almadığı tespit edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
> Cari Hesap Sözleşmesi; her iki tarafın karşılıklı birbirine uygun irade beyanıyla kurulur. TTK m. 89/2; “Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.” hükmünü haizdir. Cari hesap sözleşmesinin yazılı olarak yapılması bir geçerlilik şartı olup ispat şartı değildir.
Taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmamıştır. Taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup bu ticari münasebet Açık Hesap ilişkisidir.
> Açık Hesap İlişkisi; önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıkları bir ticari münasebet türüdür. Taraflar arasındaki bu münasebette davacının incelenen ticari defterleri TTK'nın ilgili hükümlerine göre delil niteliğini haizdir.
> Sonuç olarak; Davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 69.818,00-TL alacaklı olduğu, takibin de aynı tutar üzerinden başlatıldığı; Davalı ticari defter kayıtlarına göre ise takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 65.818,00-
TL alacaklı olduğu; tarafların ticari defterleri arasındaki 4.000,00-TL tutarındaki farkın, davalı ticari
defterlerinde bulunan 31.12.2019 tarihli 10.000,00-TL tutarındaki davalı ödeme kaydı ile
16.07.2020 tarihli davacı ödeme kaydının davacı ticari defterlerinde bulunmamasından
kaynaklandığı tespit edilmiş olup, davalının dosyaya sunduğu banka ödeme dekontlarının
incelenmesinde, sunulan dekontlardaki tüm işlemlerin taraflar ticari defterlerinde kayıtlı
olduğu, yukarıda belirtilen iki kayda ait banka dekontlarının sunulan dekontlar içerisinde
yer almadığı tespit edilmiştir. Davalının, dava dışı ...Enerji İnşaat Ltd. Şti. ne
yaptığı 2 adet ödeme dekontunun da davalı tarafından dosyaya sunulan dekontlar içinde
yer aldığı görülmekle birlikte belirtilen 2 ödeme kaydının her iki taraf ticari defterlerinde
yer almadığı tespit edilmiştir. Yargılamanın 2. Celsesinde raporun son sayfasında belirtilen ödemelere ilişkin olarak dekontları sunmaları için süre verilmiş ancak taraflarca herhangi bir dekontun sunulmadığı görülmüştür. Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle yemin delili hatırlatılmış ve de yemin metnini sunması için kesin süre verilmiş, ancak kesin süre içerisinde yemin metninin sunulmamış olduğu görülmüştür. Böylelikle davacının davasını ispat ettiği değerlendirilerek aşağıdaki karara hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE;
Davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, TAKİBİN İTİRAZ ÖNCESİ KOŞULLARDA DEVAMINA,
2- İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın % 20'si oranında hesaplanan 13.963,60-TL İcra İnkar Tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde Yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 4.769,26-TL harçtan, peşin alınan 843,23-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.926,03-TL harcın davacıya iadesine,
4-Arabuluculuk Kanunu Madde 18/A fıkra 13,14 gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan Başvurma Harcı, Peşin Harç ve de Vekalet Harcından oluşan toplam 843,23-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücretinin ve 55,00-TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 3.555,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren İki Hafta İçerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Yolu Açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17/07/2025
Katip... Hakim ...
e-imza e-imza