T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/373 Esas
KARAR NO : 2024/716
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/04/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Müvekkili şirkete Endüstriyel Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı (sigorta poliçesi müşterek sigorta olup müvekkil ... Sigorta A.Ş. nin poliçe teminat oranı 61 O'dur.)...Kanat 2 Üretim San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin kiracısı olduğu “Maltepe Serbest Bölge Mah... Sk. No:... Menemen İzmir” adresindeki tesisin Finish binası çatısının 13.12.2020 tarihinde 06:10 sularında meydana gelen şiddetli yağmur yağışı sırasında çatıda biriken yağmur suyunun etkisi ile çökmesi neticesinde maddi zarar meydana geldiğini, sigortalı davaya konu tesisi kiracı olarak kullanmakta olup, rüzgâr enerji santrallerinde kullanılmak üzere kanat imalatı yapan uluslararası bir firma olduğunu, Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Dr. Öğr. Üyesi ... ve Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda; “Çatı aşıklarının hesabında yangın sisteminin dikkate alınmadığı bu da yangın borularının asıldığı aşıklarda ekstra yük oluşturduğu, çatıda kullanılan yağmur suyu sifonik sisteminin yağmur suyunu yeterli miktarda uzaklaştıramadığı, montaj esnasında bazı bağlantı elemanlarının eksikliğine rastlandığı, çatı sisteminde oluşan hasarın yağmur yükünün çatı elemanları tarafından taşınamamasından dolayı oluştuğu... ” kanaatine varıldığını, 20.09.2021 tarihli Ekspertiz raporu ile “Çatı çökmesi neticesinde; trapez çatı kaplaması, çatı izolasyon malzemesi, çatı membran kaplaması, çatı aşıkları, bina cephe kaplamaları hasarlanmıştır. Çöken bölümün alt kısmından geçen yangın hidrant boruları, sprinkler tesisatı, elektrik aydınlatma tesisat ve armatürleri, havalandırma kanalları, hava tesisatı, basınçlı hava hattı hasarlanmıştır. Suyun etkisi ile bina dış duvarı yıkılmıştır...” tespit edildiğini, bina sahibi ...Taahhüt A.Ş olup, ( 9 numaralı delil bu hususu açıklamaktadır) davaya konu olan binanın hasarlanan kısmı bina sahibi tarafından yaptırılmış olup,... Yapı Elemanları İnş. Taah. Müh. Müş. San. Ve Tic. A.Ş. tarafından binanın davaya konu olan kısmı 26/10/2018 tarihli prefabrik yapı inşaat sözleşmesi ile yapıldığını, dosyada mübrez ...'e ait Değerlendirme Raporu ile de bu hususun ortada olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun TBK 49 maddesinde “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmüne ve TBK 66. maddesinde “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında yükümlüsü de zarardan malike ve zarar gören 3.kişiye da sorumlu olduğundan bu nedenlerle nedenlerde davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluğunun sabit olduğunu, sigortalının kiracısı olduğu tesiste meydana gelen zarar (zarar 40.400 USD tespit edilmiş olmakla jeran poliçe olması sebebi ile 10 karşılığı 4.040 USD sorumlulukları rücu konu edilmektedir) poliçe teminat kapsamına giren rizikolardan olduğu için, sigorta şirketi tarafından sigorta ettirene zarar bedeli olarak 24.07.2023 tarihinde 4.040,00-USD ödendiğini, zarar nedeniyle müvekkili şirket tarafından sigortalıya ödenen bedelden, davalıların sorumlu olacağını, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeler neticesinde, Türk Ticaret Kanunu'nun halefiyete ilişkin hükümleri uygulama alani bulunduğunu, halefiyet ilkesi gereğince, sigorta rizikosu, üçüncü kişilerin kusuru ile vuku bulmuş olursa, kendi sigorta ettirenine sigorta tazminatını ifa eden sigortacı, bu ifası oranında sigorta ettirenin yerine geçer ve onun kusurlu üçüncü kişilere başvurma hakkına halef olunacağını, belirtilen sebeplerle, 4.040,00-USD alacaklarının 24.07.2023 ödeme tarihinden itibaren işleyecek USD mevzuata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Öncelikle davanın zamanaşımı yönünden usulden reddine, davalı... Prefabrik'e yöneltilen somut kusur ve sorumsuzluk hali olmadığından davalı ...Prefabrik yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine, her halde zarar ile illiyet bağını kesen olguların varlığı gözetilerek davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;
1-Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2-Görev hususu kamu düzeninden olup mahkeme tarafından her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır. Bu husus 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 Esas - 9 Karar sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. Diğer taraftan TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. (eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
3-Dolayısıyla görevli mahkemenin belirlenmesinde davacının sigortalısı olan dava dışı .... Kanat 2 Üretim San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle davalılar arasındaki ilişkinin dikkate alınması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nun "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlığı altındaki 4. maddesinde de "(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları.... görürler" hükmüne yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta dava dışı sigortalı ile davalılardan ... Taahhüt A.Ş. arasında kira sözleşmesi bulunmakta olup, diğer davalı ...Prefabrik Yapı Elemanları İnş. Taah. Müh. Müş. San. Ve Tic. A.Ş. İse zarara sebebiyet veren bina kısmını yapan yüklenici şirkettir. Bina maliki ile yüklenici şirkete karşı birlikte açılan davada, davacının zarar gördüğü binada kiracılık ilişkisi nedeniyle kullanımda bulunduğu ve zarar gören binanın kiralayan ile kiracı arasındaki 06/03/2019 tarihli "... Ek İnşaat İşlerine İlişkin Sözleşme" kapsamında inşa edildiği, sigortalı kiracı ile yüklenici... Prefabrik Yapı Elemanları İnş. Taah. Müh. Müş. San. Ve Tic. A.Ş. Arasında bir sözleşme bulunmadığı, dosya kapsamındaki belgelerden eser sözleşmesinin kiralayan ve yüklenici arasında mevcut olduğu, dolayısıyla davacının sigortalısının zarara uğramasına neden olan binada kira ilişkisinden dolayı bulunduğu ve uyuşmazlığın kira sözleşmesi hükümleri dikkate alınarak çözümlenmesi gerektiği, bu haliyle kiralayan yapı maliki ile birlikte yükleniciye karşı açılacak davanın bir bütün halinde özel mahkeme niteliğindeki Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 Tarihli 2018/4471 Esas 2020/5202 Karar sayılı ilamında benzer bir hususta yine kiralayana ve zarara sebebiyet veren imalat yüklenicisine karşı birlikte açılan davanın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir.
4-Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere davacının halefi olduğu sigortalısı ile davalılar arasındaki ilişkinin kiralanan taşınmazın kullanımından kaynaklandığı ve görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu kanaati ile mahkememizin görevsizliğine ve görevli mahkemenin İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR SULH HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,
3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair davacı vekilleri ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı taktirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
18/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır