T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/390 Esas
KARAR NO : 2024/717
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/04/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacının Müvekkili ... Konfeksiyon İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tekstil alanında fason üretim yapan, 40-50 kişi çalıştıran küçük bir ticari işletme olduğunu, Davalı Şirket olan ... Tekstil Gıda Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ise, Türkiye'de ünü olan ...vb markaların üretimini yapıp ihraç eden, hem kendi bünyesinde üretim yapan hem de göreceli olarak küçük işletmelere fason üretim yaptıran güçlü olduğu bilinen büyük bir anonim şirketi olduğunu, davacı Müvekkilinin, 2020 yılının eylül ayında, mevsimin değişmiş olduğu ve yeni sezon ürünlerinin üretileceği, tekstil sektörünün en hareketli olduğu dönemde, Çiğli'de faaliyet gösteren ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile ...x (bilinen adıyla... Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) ve (...) gibi markalar için üretim yapan Şirkete ve bazı başka şirketlere fason üretim yapmakta iken, Davalı Şirket, Müvekkil Şirkete 2 yıl süreli fason üretim sözleşmesi yapma teklifinde bulunduğunu, hem Müvekkili Şirket hem de Davalı Şirketin aynı şehirde bulunmaları, hatta ikisinin de AOSB'nde olmalarının iletişim, nakliye ve diğer işleri daha kolaylaştıracağını düşünen Müvekkil Şirketin, kendisine anlatılan sözleşme maddelerini de uygun bulması üzerine 04.09.2020 tarihinde "Fason Üretim Sözleşmesi"ni imzalandığını, Müvekkili Şirket ve Davalı Şirket arasında 04.09.2020 tarihli fason imalat sözleşmesinin imzalanması ile birlikte Müvekkili Şirketin hemen 3 adet olan üretim bantlarına yeni çalışanlar eklemek suretiyle kapasitesini artırmış ve altına imza atmış olduğu sözleşmedeki çalışan sayısını ve çalışma yöntemine ilişkin tüm şartları sağlamış ve Davalı Şirketten gelen hammadde ile verilen siparişlerin üretimine başladığını, taraflar arasındaki sözleşmenin "sipariş" başlıklı 4.maddesinin (4.2) bendinde "Yüklenicin kendisine verilecek siparişin üretimi için gereken malzemenin kendisinde bulunmaması halinde bu durumu iş sahibine bildirecektir. 4.3. Bendinde ise İş Sahibinin yapılacak üretim için hammadde ve yarı mamul mal sağlaması durumunda" denildiğini, iş sahibi Davalı Şirket, hammadde ve yarı mamul maddeyi kendisi temin edecek ve Müvekkile verecektir. Zaten, fason üretimde teamüllerin de bu şekilde olduğunu, ancak, daha 07.09.2020 tarihinden başlamak üzere, Davacı Şirketin Üretim Müdürü ...arafından Davalı Şirket yetkilisine defalarca mail atıldığını, tedarik edilen hammadde ve yarı mamül maddelerin zamanında tedarik edilmediğini, bu nedenle üretimin zora girdiğini, termin dönemine yetiştirememe ihtimalının ortaya çıktığını bildirdikleri gibi, kimi zaman gönderilen hammadde ve yarı mamul bu maddelerin verilen sipariş miktarını karşılamadığı veya renklerinin farklı olduğunu, kumaşlarda yağ lekesi ya da üretim hatası olduğunu, sipariş aksesuarlarının hiç ya da eksik olduğu ya da vaktinde gelmediğinin mail yoluyla bildirdiğini, bütün bu aksamalarla ilgili bildirimlerine rağmen Müvekkil Şirketin, sözleşmeyi feshetmeyi düşünmeksizin kendilerine verilen eksik, hatalı, yetersiz vb malzeme ile ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıklarını, üretimi vaktinde, en iyi kalitede yapabilmek için gayret gösterdiklerini ve hatta, mailleri ile Davalı Şirketin çalışanlarını da zorladıklarını, müvekkili Şirketin, çalışmalarına ve üretime devam etmekte olduğu sırada, hırsızlık yaptığı anlaşılınca işten çıkarılan bir çalışan tarafından... numaralı ürünlerin çalındığının, 02.02.2021 tarihinde farkına vardığını, araştırmalarına başlamış ve ürünlerin satıldığı ... isimli butiğe ulaştığını, butik sahibi hakkında hırsızlık malı bilerek satın alma suçundan, onun isim vermesi üzerine, hırsızlık yapan çalışan hakkında da hırsızlık suçundan önceki vekiller "... Hukuk Bürosu" tarafından Karşıyaka C.Savcılığına 02.02.2021 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, Karşıyaka C.Başsavcılığı tarafından ... soruşturma numarası ile 03.03.2021 tarihinde soruşturmaya başlanıldığını, davalı Şirketin, son derece kötü niyetle hareket ederek, olaydan Müvekkili Şirketin bildirisi ile haberdar olduğu halde, Müvekkili Şirketin kendisine bu konuda vermiş olduğu bilgileri kullanarak 05.03.2021 tarihinde Müvekkili Şirkete İzmir... Noterliğinden göndermiş olduğu ... yevmiye numaralı ihtarname ile ... sipariş numaralı ürünlerin "..." isimli internet sitesinde satıldığının tespit edildiğini, sanki kendileri tespit etmiş gibi bildirerek yapılan sözleşme gereği, gerekli önlemlerin alınmasının talep edildiğini, müvekkilinni, 10.03.2021 tarihinde bu ihtarnameyi aldığını, zaten bütün önlemleri almış olduklarından cevap vermeye gerek duymamış olup, Davalı Şirket de sipariş vermeye devam ettiğini ve Müvekkili Şirketin de üretime devam ettiğini, ancak, bu ihtarın müvekkilinin eline geçişinden 2-3 gün sonra Davalı Şirket 16.03.2021 tarihli İzmir ... Noterliğinden ... yevmiye numaralı bir ihtarname daha gönderdiğini ve bu ihtarnamede de Müvekkilinin ürettiği ürünlerde çok değişken ölçüler olduğunu, askı duruşunun düzgün olmadığı, reçme dikişinin çift iğne yerine tek iğne olduğu, etek reçmede biye de esneme, kol altında tırnak, bedende defo olduğu bildirildiği gibi,... sipariş numaraları ürünün çalınmış olduğu,... sipariş nolu ürünlerin standartlara uygun olmadığı gibi önceki ihtarnamede yazılı olan hususları ve Müvekkil Şirketin kendilerine gönderdiği kumaş hataları, kusurları ile ilgili bilgileri tekrarladıklarını, Davalı Şirketin bu kötü niyetli davranışına bir anlam vermeyen Müvekkilinin siparişlerin gelmeye devam etmesi üzerine ise yine çalışmalarını sürdürdüğünü, Müvekkilinni elinden geleni yaptığnı ve Davalı Şirket tarafından eksik ya da hatalı madde ve hammaddelerini de bildirdiğini, Davalı Şirketin ihtarname ile Sözleşmeyi feshettiği ancak sonra hiçbir fesih işlemi yokmuş gibi siparişlere devam ettiği ve sonra da 2023 yılının 9.ayının sonunda iş vermeyi birden kestiği tarihe kadar aynen sözleşmenin geçerli olduğu dönem gibi yeni siparişler vermeye devam ettiğini, diğer yandan, Sözleşmenin 10.maddesinde sözleşmenin 2 yıllık olduğu, 10.2.maddesinde ise, "tarafların karşılıklı anlaşması halinde sözleşme 2 yıl süre ile yürürlükte kalmaya devam edecektir. Aksi halde sözleşme süre sonunda kendiliğinden sona erecektir." denildiğini, sözleşme başlangıç tarihinin 04.09.2020 tarihi olduğunu, sözleşmeye göre bitiş tarihi taraflar devam etmek istemezler ise kendiliğinden 04.09.2022 tarihinde sona ereceğini, daha 04.09.2022 tarihine gelinmeden önce 12.04.2021 tarihinde Davalı Şirket, sözleşmeyi üç haklı ihtar ile sona erdirdiğini bildirdiğini, Müvekkil Şirketin, Sözleşmenin feshinin haksız olup, bu nedenle doğan cezai şart/tazminat talepleri için dava açmaya hazırlandığı sırada, Davalı Şirket, aynen sözleşme döneminde olduğu gibi önce siparişlerini keseceğini bildirmesine rağmen, kesmeksizin devam etmiş olması üzerine Müvekkil Şirket karşı tarafın feshinin haklı olmadığını düşündüğünü ve yukarıda da belirtildiği üzere siparişleri yapmaya devam ettiğini, sözleşmenin bitim tarihi olan 2 yıllık süre 04.09.2022 tarihi de dolduğu halde Taraflar sözleşmeyi feshettiklerine dair bir bildirimde bulunmadıklarından aralarındaki ilişkinin 2 yıl daha uzadığını, bu iki yıllık süre ise 04.09.2024 tarihinde bitecek iken, Davalı Şirket bu kez de hiçbir ihbarda bulunmaksızın, ihtarname göndermeksizin, sözlü dahi olsa beyan etmeksizin 2023 yılının 9. ayında sipariş vermeyi birdenbire ve tümüyle kestiğini, bu nedenle, Müvekkili Şirketin sadece kardan yoksun kalmadığını, çok büyük miktarda zarara da uğradığını, üretim kapasitesini artırdığından işçi ücretlerini vaktinde ya da hiç ödeyemediğini, bu nedenle küçülmeye gidilerek bazı işçilerin Müvekkili tarafından işten çıkarıldığını, bazı işçiler ise teker teker iş sözleşmelerini feshederek dava açmaya başladıklarını, aynı zamanda, almış olduğu kredilerin geri ödemelerini yapamadığını, aleyhine icra takiplerine girilmiş olduğu gibi, ticari itibarı düşmüş olduğundan bankalardan kredi taleplerinin reddolunmuş, yeni iş de alamamış olması nedeniyle büyük maddi sıkıntılara ve zarara girmiş olduğu gibi manevi olarak da zarar gördüğünü, Davalı Şirketin dürüstlük kuralına aykırı davranışları nedeniyle Müvekkili Şirketin uğramış olduğu müspet ve menfi zararların tazmini, kazanç kaybının miktarlarının Bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağından, daha sonra belirlenen miktar üzerinden ıslah etme ve taleplerini artırma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL'sinin davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; dava konusu alacak belirlenebilir nitelikte olduğundan davanın “belirsiz alacak davası” olarak açılması usulen mümkün olmadığını, dava dilekçesinin HMK’nın 119 ve 194. maddelerinde öngörülen şartları taşımadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sipariş formlarına, talimatlara, kalite standartlarına uygun üretim yapmaması ve davacının sözleşmeyi ihlal eden eylemleri bulunması sebebiyle davacı ile akdedilen 04.09.2020 tarihli fason üretim sözleşmesinin müvekkili şirketçe haklı nedenle feshedildiğini, ancak taraflar arasında daha önceye dayanan ilişkiye istinaden müvekkil şirketçe 04.09.2020 tarihli sözleşme feshedildikten sonra, taraflar arasında yeni bir sözleşme akdedildiğini, dolayısıyla davacının 04.09.2020 tarihli sözleşmeye göre talepte bulunması mümkün olmayıp, taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, Müvekkil şirket Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık pazarında ... markası için üretim yapan Türkiye’nin ilk üç ihracatçısı arasında yer alan bir firma olduğunu, müvekkili şirketin ...asına üretim yaparken kendisi üretim yaptığı gibi fason sözleşmeler ile kumaş ve fason imalatın yapılması için gereken malzemeler fason firmalara verilerek de üretim yapıldığını, davacı firma ile de bu kapsamda 04.09.2020 tarihli fason sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 13.2.maddesinde ihlallerin iki taneyi aşması durumunda karşı tarafın sözleşmeyi derhal feshedebileceğinin belirtildiğini, davacı tarafça sipariş formlarına, talimatlara, kalite standartlarına uygun üretim yapılmaması ve müvekkili şirket ile akdedilmiş olan fason sözleşmesini ihlal eden davranışları sebebiyle müvekkili şirketçe davacıya, İzmir... Noterliği’nin 05/03/2021 tarihli,... yevmiye numaralı ihtarnamesi, İzmir.... Noterliği’nin 10/03/2021 tarihli,... yevmiye numaralı ihtarnamesi, İzmir ... Noterliği’nin 16/03/2021 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, İzmir... Noterliği’nin 12/04/2021 tarihli,... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, davacı şirketin sözleşmeyi ihlal eden eylemleri iki taneden de fazla olduğundan, sözleşmenin 13.2. maddesi uyarınca davacı ile akdedilen 04/09/2020 tarihli Fason Üretim Sözleşmesi müvekkili şirket tarafından İzmir ...Noterliği'nin tarih ve yevmiye nolu ihtarnamesi ile haklı nedenle feshedildiğini, davacının sözleşmenin feshi, fesih süreci ve ileri sürdüğü tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında 03.05.2021 tarihli yeni bir fason sözleşmesi imzalandığını, dolayısıyla taraflar arasında yeni bir ilişki kurulmuş olup, feshedilen sözleşmeye istinaden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, yeni sözleşme maddelerinin dikkate alınması gerektiğini, taraflar arasında yapılan münhasır delil sözleşmesi gereği davalı müvekkili şirketin ticari defterleri esas oluğunu, taraflar arasındaki Fason Sözleşmesi'nin VIII.maddesinde uyuşmazlıkların çözümünde Üniteks’in defter ve kayıtlarının esas olacağının belirtildiğini, bu madde münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olup, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve dayandığı diğer delillerin işbu davada dikkate alınması mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Sözleşmeler, İhtarnameler, Mutabakat Belgeleri, inceleme raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirket(yüklenici) ile davalı şirket(iş sahibi) arasında tekstil ürünlerinin fason imalatı hususunda 04/09/2020 tarihli eser sözleşmesinin imzalandığını, davacı şirketin sözleşme konusu imalatların yerine getirilmesi için personel ve ekipman artışına giderek üretim kapasitesini artırdığını, sözleşmenin kurulmasından itibaren davalı şirketin ham madde ve yarı mamül maddelerin temini konusunda aksamalara sebebiyet verdiğini ancak davacı şirketin sözleşmeye bağlı kalarak üretime devam ettiğini, sözleşmenin ve davacı üretiminin devam ettiği sırada davacı şirketin işten çıkardığı dava dışı işçisinin... numaralı ürünleri çaldığının 02/02/2021 tarihinde anlaşıldığı, ürünlerin satıldığı dava dışı butiğin işletmecisi hakkında da suç duyurusunda bulunulduğu, ilgililer hakkında Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... Soruşturma numaralı dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğü, davalı şirketin de süreçlerden haberdar edildiği, ancak davalı şirketin kötü niyetli hareket ederek davacı şirketin verdiği bilgileri kullanarak İzmir...Noterliği'nin 05/03/2021 tarih...iye nolu ihtarnamesi ile ürünlerin satışının tespit edildiğini ileri sürerek önlem alınmasını talep ettiği, davacı şirketin zaten gerekli tedbirleri almış olması nedeniyle bu ihtarnameye cevap verilmediği ve üretime devam edildiği, ancak ihtarnamenin davacı şirkete ulaşmasından birkaç gün sonra İzmir ...Noterliği'nin 16/03/2021 tarihli... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacının imal ettiği bazı ürünlerle ilgili bir kısım şikayetlerin ifade edildiği ve önceki ihtarnamede yer alan hususların tekrar edildiğinin görüldüğü, davacı şirkete ihtarname sonrasında siparişlerin gelmeye devam etmesi üzerine üretime devam ettiği, davacı şirketin son derece titiz olarak çalıştığı ancak davalı tarafın kötü niyetli hareket ederek İzmir ....Noterliği'nin 10/03/2021 tarih 10/03/2021 tarihli ihtarnamesi ile davacının tespitlerinin sanki davalı tarafça gerçekleştirilmiş gibi ihtarname keşide edildiği, dava dışı ... markasının davacının ürettiği ürünlerle ilgili hiçbir şikayeti olmadığı halde ihtarnamede bu hususlara değinildiği, davacı şirketin davalı tarafça tedarik edilen kumaşlarla ilgili olarak sürekli davalı şirket yetkililerine yazılı bildirimlerle hata ve eksiklikleri bildirdiğini, davalı şirketin bu eksiklikleri düzeltmeye çalışmadığı gibi aksi yönde en küçük katlama hatalarının bile davalı tarafça ihtarname düzenlenerek davacıya bildirildiği, bunun üzerine davacı şirketin Karşıyaka ...Noterliği'nin 30/03/2021 tarih... yevmiye nolu ihtarnamesi ille ham madde tedariklerinin süresinde yapılması gerektiğinin davalıya bildirildiği, bu süreç içerisinde taraflar arasında karşılıklı olarak ihtarnameler keşide edildiği, neticeten İzmir ...Noterliği'nin 22/04/2021 tarih...yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirket tarafından feshedildiğinin bildirildiği, fesih ihtarnamesinde "yalnızca üretimde olan siparişlerin iptal edilmediği ve bunların üretimleri sona erdiğinde teslim alınacağının" bildirilmesine rağmen fesih tarihinden sonra da sipariş verilmeye devam edildiği, davacı şirketin yeni siparişler gelmesi üzerine davalı şirketin fesih iradesinden dönerek sözleşmeye devam ettiğini düşündüğü ve üretime devam ettiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin gelen yeni siparişlerle devam ettiği, taraflar arasında sözleşmenin feshine yönelik cari hesap kapatma işlemleri ve benzeri işlemlerin yapılmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fesih iradesi yokmuş gibi devam etmesi üzerine davacının da sözleşmenin aynı şartlarda devam ettiği varsayımı ile hareket ettiği, ancak davalı şirketin 2023 yılı 9.Ayı sonunda sipariş vermeyi birden kestiğini, sözleşmenin 10.2. Maddesinde sözleşmenin 2 yıllık olduğunu ve tarafların anlaşmaları halinde sözleşme 2 yıl süre ile yürürlükte kalmaya devam edeceği, aksi durumda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, sözleşmenin 04/09/2020 tarihinde imzalandığı ve ilk 2 yıllık sürenin 04/09/2022 tarihinde sona erdiği, davalı şirketin 04/09/2022 tarihinden önce 3 haklı ihtar gerekçesiyle 12/04/2021 tarihinde sözleşmenin sona erdirildiğini bildirdiği, davacı şirketin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle dava açmaya hazırlandığı sırada davalı şirketin siparişleri kesintisiz olarak devam ettirmesi üzerine dava açmadığı, sözleşmenin bitin tarihi 04/09/2022 tarihinde de sözleşmenin feshine dair bir bildirim yapılmadığı ve sözleşmenin 2 yıl daha uzadığı, sözleşmenin 2 yıllık uzayan süresinin 04/09/2024 tarihinde sona ereceği ancak davalı tarafça 2023 yılı 9. Ay sonunda siparişlerin birden sona erdirildiği, davalının sipariş vermeyi bildirimsiz olarak kesmesiyle davacının ödemelerinde zorluklar yaşandığı, işçilerin davacı şirkete karşı davalar açtığı ve kredi ödemelerinde aksamalar yaşandığı, sipariş verilmemesi nedeniyle davacı şirketin önemli maddi zorluklara ve zarara uğradığı, davalının dürüstlük kuralına aykırı davranarak davacı şirketi zarara uğrattığı, davalı şirketin eylemleri ile siparişleri sonlandırmasının çelişkili davranış içerdiği ve hukuk düzenince bu tür davranışların korunmayacağı, davacı şirketin 22/04/2021 tarihli fesih sonrası 500.000-Euro cezai şart talebiyle dava açmaya hazırlandığı sırada davalının davranışları nedeniyle tazminat davası açma yoluna gitmediği ancak davalının 2023 Eylül ayı itibariyle siparişleri sona erdirmesiyle davacının büyük zararının oluştuğu ileri sürülerek siparişlerin sona erdirilmesi nedeniyle oluşan müspet ve menfi zararlar ile kazanç kaybı zararlarının davalıdan tahsili talep edilmiştir.
3-Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin fason üretim sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, fesih sonrasında taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayanılarak yeni bir sözleşme imzalandığı, bu nedenle davacı şirketin feshedilen 04/09/2020 tarihli sözleşmeye istinaden talepte bulunmasının mümkün olmadığı, davacı şirkete üretim hataları nedeniyle 4 ayrı ihtarname keşide edildiği ve sözleşmenin 13.2. Maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiği, fesih öncesi ihtarnamelere rağmen davacı şirketin hatalı üretimlere devam etmesi üzerine fesih bildirimi yapıldığı, İzmir ...Noterliği'nin 22/04/2021 tarihli ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşme feshedilmiş olmasına rağmen davacı şirket yetkilileri ve davalı şirket yetkilileri arasında gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde yeni şartlar ve hükümler altında 03/05/2021 tarihli fason sözleşmesi imzalanarak taraflar arasında yeni bir ilişki kurulduğu, davacı şirketin fesih sonrasında hatasını kabul ettiği, sektörde yenni oldukları ve daha standart üretimler yapılabileceğini belirtmeleri nedeniyle 03/05/2021 tarihli yeni sözleşmenin imzalandığını ancak davacı şirketin üretimlerinde hataların devam ettiğini, ancak davalı şirket tarafından 03/05/2021 tarihli sözleşmenin feshedilmediğini, davacı şirketin sözleşmeye uygun üretim yapmaması nedeniyle siparişlerin durdurulduğunu, sözleşmenin III.Çalışma Esasları Başlıklı maddesi 1.fıkrasında "Üniteks işbu sözleşme ile herhangi bir iş ve miktar garantisi vermemekte olup herhangi bir nedenle iş miktarını çoğaltabilir, azaltabilir veya tamamen durdurabilir. İşbu sözleşme sebebiyle ve yürürlük süreci boyunca tüm fason işlerini, fason firmaya verme yükümlülüğü bulunmadığı ve Üniteks'in uygun göreceği başka şirket ve kişilerle de fason imalat sözleşmesi ve fason imalat işlerini yapabileceği fason firma tarafından bilinmekte ve kabul edilmektedir. Bu nedenle fason firma sözleşmeye dayalı olarak Üniteks'in kendisine hiç sipariş vermemesini ya da az miktarda sipariş vermesini gerekçe göstererek herhangi bir zararı doğduğu iddiasında ve zarar talebinde bulunmayacağını şimdiden kabul ve beyan etmiştir." düzenlemesinin yer aldığını, davacı şirketin tacir olarak imzaladığı sözleşme hükmüyle bağlı olduğunu, taraflar arasında ayrıca münhasır delil sözleşmesi bulunduğunu ve ihtilaf halinde davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini, davalı şirket kayıtlarına göre davalı şirketin davacı şirketten 600.000,00-TL alacağı olduğunu ve davalıdan tazminat talep edilemeyeceğini, davacı şirkete davalı tarafça teslim edilen makinelerin halen iade edilmemiş olduğunu, davacı şirketin davalı şirket dışındaki başka şirketlerden de iş aldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
4-İddia ve savunmalar kapsamında dosyanın incelenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
A-04/09/2020 tarihli sözleşmenin 22/04/2021 tarihli fesih bildirimi sonrasında yürürlükte kalıp kalmadığı, fiili davranışla sözleşmenin sürdürülüp sürdürülmediği,
B-03/05/2021 tarihli sözleşmenin davacı yönünden bağlayıcı olup olmadığı, 03/05/2021 tarihli sözleşme kapsamında davalı işverenin dilediği tarihte sipariş vermeyi sona erdirip erdiremeyeceği,
C-Davalı şirketin sipariş vermeyi sona erdirmesi nedeniyle davacı şirketin uğradığı zararların davalıdan talep edilip edilemeyeceği,
Noktalarında toplanmaktadır.
5-Davacı tarafça dava dilekçesinde yalnızca 04/09/2020 tarihli sözleşme, 22/04/2021 tarihli fesih bildirimi ve fesih bildirimi sonrası ticari ilişkinin siparişlerin verilmeye devam ettiği 2023 yılı Eylül ayına kadar sürdüğü belirtilmiş, 03/05/2021 tarihli ikinci bir sözleşmeden bahsedilmemiştir.
22/04/2021 tarihli fesih bildirimi sonrasında taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği davalı tarafın da kabulünde olup, taraflar arasında bu hususta bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak davalı tarafça ticari ilişkinin 04/09/2020 tarihli sözleşme kapsamında değil, 03/05/2021 tarihli sözleşme kapsamında devam ettiği savunulmuştur. 03/05/2021 tarihli sözleşme ise davalı şirkete sipariş verip vermeme noktasında geniş bir hareket serbestiyeti sağladığı, sipariş verilmemesi nedeniyle davalı şirketten zarar talebinde bulunulmayacağına dair taahhüt içerdiği görülmüştür. Davacı tarafça sözleşme inkar edilmemiş fakat sözleşmenin 03/05/2021 tarihinde değil, 1.sözleşmenin yani 04/09/2020 tarihli sözleşmenin imzalandığı sırada tarihsiz olarak davacı şirket yetkilisinin imzasının alındığı, tarihin sonradan sözleşmeye eklendiği ileri sürülmüştür.
6-Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davalının 03/05/2021 tarihli sözleşme ile bağlı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kural olarak bir kimsenin belirli bir boş belgeyi imzalaması halinde bu belgenin sonradan doldurulduğu iddiası ancak yazılı delil ile ispat edilebilir. Taraflar arasında belgenin ne şekilde doldurulacağına dair ayrı bir anlaşma bulunduğu hususu da yine yazılı delil ile ispat edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça 03/05/2021 tarihli sözleşmenin, sözleşme üzerindeki tarihten önce, 1.sözleşmenin imzalandığı ve ticari ilişkinin başında davalı şirkete teslim edildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığından bu hususun ispat edilemediği değerlendirilmiştir. Kaldı ki, bir an için davacı tarafın bu sözleşmenin üzerinde yer alan tarihte değil de ticari ilişkinin başında imzalandığını ispat ettiği düşünülse dahi,, tarafların özgür iradeleri ile oluşturup içeriğini serbestçe belirledikleri sözleşmenin kurulmasından sonra, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmaları temel kural olup, bu kurala “Ahde vefa (söze bağlılık)” ilkesi denilmektedir. Latince “pacta sunt servanda” olarak ifade edilen ahde vefa ilkesi, insanların verdikleri sözleri tutması gerektiğini dile getiren ahlâkî bir prensiptir. Bu ilke uyarınca kişilerin serbest iradeleri ile verdikleri sözler ve sözleşme ile birbirlerine bulundukları taahhütler, bu kişiler arasında kanunmuş gibi bağlayıcıdır. Dolayısıyla ister ticari ilişkinin başında imzalanmış olsun, isterse sözleşme üzerinde yer alan ve fesih ihbarnamesinden sonra olan 03/05/2021 tarihinde imzalanmış olsun, sözleşmede yer alan " "Üniteks işbu sözleşme ile herhangi bir iş ve miktar garantisi vermemekte olup herhangi bir nedenle iş miktarını çoğaltabilir, azaltabilir veya tamamen durdurabilir. İşbu sözleşme sebebiyle ve yürürlük süreci boyunca tüm fason işlerini, fason firmaya verme yükümlülüğü bulunmadığı ve Üniteks'in uygun göreceği başka şirket ve kişilerle de fason imalat sözleşmesi ve fason imalat işlerini yapabileceği fason firma tarafından bilinmekte ve kabul edilmektedir. Bu nedenle fason firma sözleşmeye dayalı olarak Üniteks'in kendisine hiç sipariş vermemesini ya da az miktarda sipariş vermesini gerekçe göstererek herhangi bir zararı doğduğu iddiasında ve zarar talebinde bulunmayacağını şimdiden kabul ve beyan etmiştir." ifadeleri ile davacı yüklenicinin siparişlerin sonlanmasından dolayı davalı iş sahibine karşı zarar talebinde bulunmayacağını taahhüt etmiştir. Sözleşmenin bu hükmü ile 04/09/2020 tarihli sözleşmenin 5.2. Maddesinde yer alan "minimum iş" ve aylık iş tutarının 1.300.000,00-TL+KDV'den az olması halinde aradaki farkın iş sahibi tarafından yükleniciye iş kaybı tazminatı olarak ödeneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla 03/05/2021 tarihli sözleşme ile 04/09/2020 tarihli sözleşmenin 5.2. Maddesi arasında önemli bir çelişki mevcut olup, davacının iddia ettiği gibi davalı şirketin tek taraflı dayatmasıyla zarardan sorumsuzluk anlaşmasın davacıya imzalatabilecek hakimiyeti bulunmaktayken, imzalanan 04/09/2020 tarihli sözleşmeye davacı yüklenici lehine iş kaybı tazminatı hükmü konulmasını kabul etmesi de çelişkili bir davranış olacaktır. Bu durumda gerek davacı tarafça 03/05/2021 tarihli sözleşmenin fesihten önce imzalandığına dair iddialarını ispatlayamamış olması ve gerekse bu sözleşme ile getirilen iş sahibini tazminat talebinden bağışık tutan hükümle 04/09/2020 tarihli sözleşmede yer alan minimum iş hacmine dair hüküm yer almasının çelişkili olduğu, davalının hakim konumunu kullanarak 04/09/2020 tarihli sözleşmeye de benzer bir hüküm eklemesi mümkün olduğu halde bunun 1.sözleşmeye eklenmeyip ayrı bir tarihsiz sözleşmeyle düzenlenmesinin olağan hayat akışına uygun olmadığı da dikkate alınarak sözleşmenin 03/05/2021 tarihinde imzalandığı kabul edilmiştir.
7-Davacı tarafça fesih bildirimi sonrasında davalının siparişlerine devam etmiş olması nedeniyle 04/09/2020 tarihli sözleşmenin ayakta kaldığına dair izlenim oluştuğu ileri sürülmüştür. Davalı taraf ise devam eden ticari ilişkinin 03/05/2021 tarihli sözleşme kapsamında sürdürüldüğü ve davalının dilediği takdirde sipariş vermeme hakkının bulunduğu savunulmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmenin kurulması, İrade açıklaması başlıklı 1. maddesi "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.", Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.", Sözleşmenin içeriği, Sözleşme özgürlüğü başlıklı 26. maddesi "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler." hükümlerini haizdir.
Gerek mülga 818 sayılı BK'nın 19. maddesi gerekse yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 26. maddesi sözleşme özgürlüğünü düzenlemekte ve özellikle tarafların kanuna ve ahlaka/adaba aykırı olmamak koşuluyla sözleşme düzenleyebileceklerini, sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilecekleri kabul edilmektedir. Bunun gibi tarafların tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakları da hukukumuzda yer almıştır.
Bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2006 tarih 2006/15-702 Esas, 2006/691 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04.06.1998 tarih 1998/513 Esas, 1998/2377 Karar sayılı kararında da bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir. Tek taraflı irade beyanı ile dönme (fesih) mümkün olmakla birlikte, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır. Fesih sonucu zarara uğrayan kimse koşulları mevcutsa haksız fesih sebebiyle uğradığı zararlarının tazminini isteyebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı iş sahibi tarafından 22/04/2021 tarihli fesih bildirimi ile 04/09/2020 tarihli sözleşmenin sona erdirildiği sabit olup, davacı tarafça eylemli şekilde sözleşmenin devam ettirildiği ileri sürülmüş ise de, davalı tarafın sunduğu ve aksi ispat edilemeyen 03/05/2021 tarihli sözleşme ile yeni bir Fason Sözleşmesi başlıklı eser sözleşmesinin düzenlendiği dikkate alındığında, 04/09/2020 tarihli sözleşmenin fesih iradesinden geri dönülerek devam ettirilebilmesi için bu konuda açık bir irade beyanı veya davranış bulunması gerektiği, tarafların ticari ilişkisinin ve üretimin devam ettirilmiş olmasının tek başına fesih iradesinden geri dönüldüğü şeklinde yorumlanamayacağı, davalı savunmasına ve sunulan 03/05/2021 tarihli sözleşme hükümlerine göre davalının sipariş verilmeme veya az sipariş verilmesinden dolayı oluşan zarardan sorumlu olmadığı yönünde taraf iradelerinin uyuştuğu, bu haliyle 03/05/2021 tarihli sözleşme ile davacı yüklenicinin sipariş miktarına veya sipariş verilmemesi nedenine bağlı olarak zarar talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı değerlendirildiğinden davacı yüklenicinin, davalı iş sahibinin kendisine sipariş vermemesinden kaynaklanan zararlarını talep edemeyeceği değerlendirilmiştir.
8-Ayrıntılı gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere, davalı şirketin 04/09/2020 tarihli sözleşmeyi 22/04/2021 tarihli ihtarname ile feshettiği, fesih iradesinin davacıya ulaştığının her iki tarafın da kabulünde olduğu, fesih sonrasında taraflar arasında 03/05/2021 tarihli yeni bir fason sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşmenin III.maddesinin 1.fıkrası ile davalı iş sahibine karşı davacının iş azalması veya sipariş verilmemesi nedenlerine bağlı olarak zarar talebinde bulunmayacağının düzenlendiği, sözleşmede yer alan tarihin sonradan doldurulduğu iddiasının davacı tarafça yazılı bir delil ile ispat edilmesi gerektiği ancak davacı tarafça bu hususta yazılı bir delil gösterilemediği, bu haliyle 2. Sözleşme olan 03/05/2021 tarihli sözleşme kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğinin kabulü gerektiği ve bu sözleşme kapsamında devam eden ticari ilişkide davalının sipariş miktarı ve sipariş verip vermeme konusunda serbest seçim hakkının bulunduğu, sözleşme ile davacının sipariş miktarı ve sipariş verilmemesi nedenlerine bağlı olarak iş sahibinden zarar talebinde bulunmayacağını kabul etmesinin sözleşme serbestisi kapsamında taraflar yönünden bağlayıcı olduğu, davacının ticaret şirketi olması nedeniyle basiretli bir tacir gibi hareket ederek imzaladığı sözleşme hükmü kapsamında iş miktarının azalması veya tamamen sona ermesi durumunda oluşabilecek zararları öngörerek sözleşmeyi imzaladığının kabulü gerektiği değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harç peşin olarak alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
18/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır