T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/411 Esas
KARAR NO : 2025/287
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 08/05/2024
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 27.07.2022 tarihinde ... sevk ve idaresindeki, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'ne ait... plaka sayılı araç, davacı ... üzerine kayıtlı araca çarpması sonucu oluşan trafik kazasında, müvekkilin aracında hasar meydana geldiği, 27.07.2022 tarihli maddi hasarlı kazanın oluşuna ilişkin sürücü beyanlarının yer aldığı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının incelenmesi neticesinde sürücü ... kırmızı ışığı ihlal ettiği tespit edildiği, kazaya tam kusuru ile sebebiyet verdiği, davacı ... üzerine kayıtlı bulunan ...plakalı aracın hasarı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından karşılanmamıştır. Ayrıca, maddi hasarlı işbu kaza neticesinde davalı araç sürücüsü ve sahibi, davacıya ait aracın tamir süresince kullanılamamasına ve araçta yapılan onarımda kullanılan yan sanayi yedek parçalar sebebi ile aracın ileriye yönelik olarak değer kaybına uğramasına da sebep olmuştur. Zira mevcut kaza sebebiyle davacıya ait aracın bir kısım parçalarında yapılan değişim, tamir, onarım işlemleri ile aracın ikinci el piyasa rayiç değerinde kaçınılmaz bir düşüş yaşanacağı aşikardır. Menderes ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyasında icra edilen keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda; araçta hasarların giderilmesi için, tespit tarihi itibariyle % 18 KDV dahil 28.807,34.TL masraf yapılması gerektiği, değer kaybının 16.000,00.TL olacağı böylelikle toplam 44.807,34 TL meblağ hüküm altına alındığı, davacı kazanın olduğu 27.07.2022 tarihinden aracın onarım işlemleri sonra erene kadar aracından mahrum kalmış, işleri aksamış ve bu süreçte ulaşımını başka araçlar ile sağlamak durumunda kalmasından kaynaklı ekstra maddi zarara uğramıştır. Kazada davacının kusuru olmadığı da dikkate alındığında, davacı adına araç mahrumiyet bedeline ilişkin de hüküm kurulması gerekmektedir. arabuluculuk görüşmeleri yapılmış olup olumsuz sonuçlandığı, izah etmeye çalıştığı nedenler ve re'sen rastlanacak sebeplerle; 6100 sayılı HMK'nın 107'inci maddesi çerçevesinde; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, araçta hasarların giderilmesi için, tespit tarihi itibariyle % 18 KDV dahil 28.807,34 TL masraf yapılması gerektiği, bu bedelin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu meblağın davalılardan ... Sigorta A.Ş' den (2918 sayılı yasanın 97' inci maddesine göre) hasar ihbarının yapıldığı 14.12.2022 tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödeme yapması gerektiğinden 29.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, diğer davalılardan ise yerleşik ve istikrar kazanmış Yargıtay kararları doğrultusunda 27.07.2022 kaza tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber hüküm altına alınmasını, 16.000,00 TL değer kaybının, bu bedelin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu meblağın davalılardan ... Sigorta A.Ş' den (2918 sayılı yasanın 97'inci maddesine göre) hasar ihbarının yapıldığı 14.12.2022 tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödeme yapması gerektiğinden 29.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle diğer davalılardan ise yerleşik ve istikrar kazanmış Yargıtay kararları doğrultusunda 27.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber hüküm altına alınmasını aracın onarım süresince kullanılamamasından ötürü 100,00 TL (Yüz Türk Lirası) nın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu meblağın davalılardan ... Sigorta A.Ş'den (2918 sayılı yasanın 97'inci maddesine göre) hasar ihbarının yapıldığı 14.12.2022 tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödeme yapması gerektiğinden 29.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, diğer davalılardan ise yerleşik ve istikrar kazanmış Yargıtay kararları doğrultusunda 27.07.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber hüküm altına alınmasını, 4) Müvekkilin çektiği acıların ve özgüven kaybının telafisi için 15.000,00 TL. (On beş bin Türk Lirası) manevi tazminatın, yerleşik ve istikrar kazanmış Yargıtay kararları doğrultusunda 27.07.2022 kaza tarihinden işleyecek yasal ve istikrar kazanmış Yargıtay kararları doğrultusunda 27.07.2022 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı İçişleri Bakanlığı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça, kazada İzmir İl Emniyet Müdürlüğü'nün hizmetinde kullanılan... plaka sayılı aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun, davacının kusursuz olduğunun iddia edildiğini, davacı tarafın işbu iddiasını kabul etmediklerini, yine kaza tespit tutanağında;... plaka sayılı resmi araç sürücüsünün KTK'nın 47/1-b maddesini ihlal ettiği görüş ve kanaatine varıldığını, ancak;... plaka sayılı resmi araç sürücüsünün tüm trafik kural ve nizamlarına uygun davrandığını, kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, bu nedenle; eksik ve hatalı inceleme ile hazırlanmış kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini, davacı tarafından her ne kadar maliki olduğu ... plaka sayılı aracın kaza neticesinde zarar gördüğünü iddia etmiş ise de; iddia olunan kaza ve araçta meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili olarak müvekkili Kurumun kusuru ve/veya sorumluluğunun bulunmadığını, araçta meydana geldiği iddia edilen hasarın kaynağı, aracın servise hangi koşullarda götürüldüğü, hangi koşullarda muhafaza edildiği, hasar görmesine sebep olacak bir etkene maruz kalıp kalmadığı, kazadan önce hasarlı olup olmadığı, taşıma/götürülme esnasında veya kaza sonrasında hasar görüp görmediği, mevcut hasarın kaza ile illiyetinin belli olmadığını, ayrıca; değer kaybı açısından, aracın daha önce hasar görüp görmediğinin de belli olmadığını, aracın daha önce hasar almış olması halinde değer kaybı tazminatı doğması mümkün olmayacağından, aracın tramer kayıtlarından daha önce hasar görüp görmediğinin araştırılması gerektiğini, yine araçta meydana geldiği iddia edilen hasarın onarımının ekonomik olmaması halinde araca pert-total işlemi uygulanması gerekeceğinden ve bu durumda da değer kaybı oluşmayacağından, aracın onarımının ekonomik olup olmadığı ve araca pert-total işlemi uygulanması gerekip gerekmediği hususlarında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, değer kaybı hesaplamasında; boya işlemsiz değişim gerektiren parçalar ile boyanan plastik kaporta aksamı, mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, silecek, stop lambaları, far, panjur, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik/elektrik/elektronik ve döşeme aksamı hasarları, plastik olan ön ve arka tampon hasarları, vidalı/civatalı parçalarda yapılan onarım/değişim ile giderilebilen hasarlar dikkate alınmayacağını, bu nedenle araçta değişen ve onarılan parçaların değer kaybı hesaplamasında dikkate alınacak parçalardan olup olmadığı hususunun da yapılacak bilirkişi incelemesinde dikkate alınması gerektiğini, Menderes ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespite ve alınan bilirkişi raporuna tarafımızca süresinde itiraz edilmiş olup, işbu dosya kapsamında yapılan tespiti ve bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, araçta meydana geldiği iddia edilen hasar ve değer kaybı ile haksız tazminat taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydı ile; belirtilen hasar ve değer kaybı bedelleri fahiş miktarda olup ne şekilde tespit edildiğinin belli olmadığını, araçta kaza dolayısıyla hasar veya değer kaybı meydana gelip gelmediğinin, meydana gelmiş ise bedelinin sayın Mahkemeniz tarafından araştırılması ve alanında uzman, tarafsız bilirkişiler tarafından düzenlenecek bilirkişi raporu ile kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, davacı tarafça araç mahrumiyet tazminatı talebinde bulunulduğunu, ancak; davacının kaza sebebiyle araç kiraladığına ya da araç ikame ettiğine dair somut bir delil bulunmadığını, davacı tarafından uğrandığı iddia edilen manevi zarar ve manevi tazminat talebi somut şekilde ortaya konulamadığını, haksız olan davanın reddi karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili, cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla değer kaybının hesaplanmasında ZMMS Genel Şartlarının dikkate alınması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli hesaplanırken iskonto uygulanması gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hasar bedeli hesaplanırken kdv hariç hesaplama yapılması gerektiğini, ...cın kazanç kaybı bedeli, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Şartları uyarınca teminat dışı olup müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalı araçta oluşan değer kaybı, poliçe teminatı kapsamında ise de; kaza sebebiyle meydana gelen manevi tazminat bedeli, sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını, işbu sebeple müvekkil sigorta şirketinin teminat dışı hallerden sorumluluğu bulunmamakta olup başvurunun reddi gerektiğini, yabancı plakalı araçta yapılan hasar onarımından sonra yurt dışı araç değer kaybetmemekte olup aksine değer kazandığını, bu husus araştırılmadan aracın değer kaybına uğrayacağının kabulünün mümkün olmadığını, nitekim bilirkişi raporunda aracın değer kaybı tespitinin mümkün olmadığı değerlendirilmiş olup değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Ekspertiz raporu, araç ruhsat kayıtları, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 14/08/2024 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "27/07/2022 tarihinde Davalı İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ ne ait ve Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı sürücü ... idaresindeki ...plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle;
1)... resmi plaka sayılı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/b ve 52/a-b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı KAZANIN OLUŞUMUNA TAMAMEN HATASI İLE ETKEN OLDUĞU KANAATİNE VARILDIĞI,
2)... yabancı plaka sayılı araç sürücüsü ... KAZANIN OLUŞUMUNDA ATFEDİLECEK HER HANGİ BİR HATASI VE KURAL İHLALİ GÖRÜLMEDİĞİ,
3)...plakalı aracın SAĞ ÖN TAMPON VE SAĞ ÖN ÇAMURLUK KISIMLARINDA Meydana Gelen Hasarların İşbu Dava Konusu Kaza İle İlintili Olduğu,
4)Dava konusu kazada hasara uğramış olan davacı ...’ ya ait ... plakalı Mercedes marka araçta meydana gelen Gerçek Hasar Miktarının Yedek Parça + İşçilik + KDV olarak 28.807,34 TL olduğu,
5)Davacıya ait ...plakalı Mercedes marka araçta bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 15.000,00 TL Değer Kaybı Meydana Gelmiş Olacağı,
6) Dava konusu aracın onarımı için makul onarım süresi 5 İş Günü olarak kabul edilmiş ve benzer özelliklere sahip bir aracın kaza tarihi itibariyle günlük kiralama bedelinin 1.500,00 TL/gün hesabı ile İkame Araç Gideri 7.500,00 TL Hesap Edilmiş Olduğu, " şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan hasar ve değer kaybı zararı ile ikame araç zararının tahsili talepli maddi ve manevi tazminat davasıdır.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur dağılımı, davacıya ait araçta oluşan hasarın onarım bedeli, hasar onarımı sonrasında değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı, davacıya ait aracın onarımda geçen sürede kullanılamaması nedeniyle zarar oluşup oluşmadığı ve bu zararların davalılardan tahsilinin gerekip gerekmediği, davacının kaza nedeniyle manevi tazminat talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmıştır.
3-Dava dilekçesinde davalı olarak İzmir Valiliği gösterilmiş olup davalı İzmir Valiliği vekilinin husumet itirazında bulunduğu görülmüştür.
"Davanın niteliğine göre, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan tapu müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin tapu müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re'sen gözetilerek, davanın Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, Hazinenin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.(Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nin 2017/10119 Esas ve 2020/2559 Karar sayılı 08/07/2020 tarihli ilamı)
"Eldeki davada davacılar vekili dava dilekçesinde, kazaya karışan... plakalı aracın işleteni olarak İzmir Valiliğini göstermiş, mahkemece, İzmir Valiliğine pasif husumetin düştüğü gözetilerek yargılama sürdürülerek sonuçlandırılmıştır.
Davalı olarak gösterilen İzmir Valiliğinin tüzel kişiliği olmadığından husumetin İçişleri Bakanlığına yöneltilmesi ve dava dilekçesinin de ilgili Bakanlığa tebliğ edilerek, usulen taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına geçilmesi gerektiği gözetilmeksizin, taraf teşkili sağlanmayan dava hakkında esastan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur."(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2023/1560 Esas 2024/78 Karar sayılı 24/01/2024 tarihli ilamı)
Dava dilekçesinde davalı araç maliki olarak İzmir Valiliği gösterilmiş ise de Valiliklerin kendi tüzel kişiliğinin bulunmadığı ve ilgili idarenin merkez teşkilatına davanın yöneltilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin yukarıda alıntılanan ilamı dikkate alınarak taraf teşkilinin resen sağlanması gerektiği dikkate alınarak davalı İzmir Valiliği'nin taraflar arasından çıkartılmasına ve yerine İçişleri Bakanlığı'nın davalı olarak eklenmesine karar verilmiş ve yargılamaya İçişleri Bakanlığı husumetinde devam olunmuştur.
Davacının tarafta yanılgısında dava konusu zarar veren araçta ruhsat bilgilerinin İzmir İl Emniyet Müdürlüğü olarak gösterilmesinden kaynaklandığı ve davalı idarenin işleyişinden kaynaklanan husumet ehliyeti nedeniyle davacı aleyhinde yargılama giderine hükmedilmesi hakkaniyete uygun olmayacağından taraf sıfatı sona erdirilen İzmir Valiliği lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
5-Dava konusu uyuşmazlıkta davalılar arasında zarar verdiği ileri sürülen aracın sigortacısı olan... Sigorta Anonim Şirketi'nin de bulunduğu ve uyuşmazlıkta sigorta hukuku uygulanacağı, bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen sigorta hukukunun uygulanacak olması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve bu itibarla uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi görev alanına girdiği değerlendirilmiştir.
6-Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Somut olayda, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin davalı idareye ait... plaka sayılı aracın 19/10/2021-19/10/2022 tarihleri aralığında KZMMS sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu, kaza tarihi 27/07/2022 itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan sorumluluk üst sınırının 100.000,00-TL olduğu görülmüştür.
7-Haksız fiil sorumluluğunun tespiti bakımından öncelikle zarara sebebiyet veren trafik kazasının gerçekleşmesinde tarafların kusur durumlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkememizce kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamında toplanan deliller çerçevesinde kusur durumlarının ve kural ihlallerinin tespiti için adli trafik bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 14/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'ın KTK'nın 47/b v 52/a-b maddelerine yönelik kural ihlali gerçekleştirmesi nedeniyle kazanın oluşumunda etken olduğu, davacı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda etken kural ihlalinin bulunmadığına dair görüş bildirildiği görülmüştür.
Rapora karşı davalı taraflarca itirazlar ileri sürülmüş ise de, aksi iddia ve ispat edilmemiş olan kaza tespit tutanağına göre kazanın davalı araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlali sebebiyle meydana geldiğinin belirtildiği, davacı araç sürücüsünün kaza oluşumuna etkili olan bir davranış veya ihmalinin bulunmadığı, bu haliyle davalının asli ve tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından davalı ...'ın asli ve %100 oranda kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
8-Davacının kaza sonucu oluşan hasar, değer kaybı zararının ve araç mahrumiyeti zararının tespiti için otomotiv konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, dosyaya sunulan 14/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle davacıya ait aracın hasarın onarımının ekonomik olduğu, hasarın 28.807,34-TL bedel ile onarılabileceği, kaza nedeniyle araçta 15.000,00-TL değer kaybı zararı oluşacağı, aracın onarımının 5 gün süreceği ve bu süre zarfında günlüğü 1.500,00-TL bedel ile emsal nitelikte bir aracın kiralanabileceği ve zararın 7.500,00-TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiş, davalı taraflarca sair itirazlar ileri sürülmüş ise de, dava konusu kaza nedeniyle araçta oluştuğu anlaşılan hasarlar ile tespit edilen onarımların uyumlu olduğu, davacı tarafça dava öncesinde Menderes...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş sayılı dosyasında da benzer şekilde 28.807,34-TL onarım bedeli 15.000,00-TL değer kaybı zararı oluştuğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları dikkate alınarak düzenlendiği ve itirazların yerinde olmadığı gözetilerek yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
9-Dava dilekçesiyle 28.807,34-TL hasar bedeli ve 16.000,00-TL değer kaybı zararı talep edilmiş, ayrıca davacı vekilinin 11/11/2024 tarihli değer artırım dilekçesiyle araç mahrumiyeti zararı talebi 7.500,00-TL'ye yükseltilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacıya ait aracın hasar onarım bedelinin 28.807,34-TL olduğu, değer kaybı zararının 15.000,00-TL olduğu, 5 günlük onarım süresinin ve günlüğü 1.500,00-TL bedel ile emsal bir aracın kiralanabileceği yönündeki bilirkişi görüşünün kaza tarihindeki piyasa rayiçlerine uygun olduğu gözetilerek bu miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, değer kaybı zararı yönünden 1.000,00-TL'lik kısmın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce kurulan hükümde araç mahrumiyeti yönünden araç maliki ve sürücüsüne yönelik hüküm kurulduğu ancak sehven sigorta şirketi yönünden talebin karara bağlanmadığı anlaşılmış olup, kararın tebliğinden itibaren 1 aylık süre içerisinde talepte bulunulması halinde 6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması yoluna gidilerek bu hususta olumlu veya olumsuz yönde hüküm kurulabileceği değerlendirilmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kaza tarihi itibariyle 100.000,00-TL ile sınırlıdır. Mahkememizce hüküm altına alınan hasar ve değer kaybı zararlarının poliçe teminatı sınırları dahilinde olduğu anlaşıldığından poliçe limiti sebebiyle daha düşük bir sorumluluk belirlenmemiştir.
Davacı tarafça tazminat miktarlarına temerrüt tarihlerinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilmiştir.
Davalı işleteni ve sürücüsü olduğundan kaza anından itibaren temerrüt halinde olduğu kabulü ile kaza tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
Davalı ...s Sigorta Anonim Şirketi'nin sorumluluğu sigorta hukukundan kaynaklanmakla sigorta şirketinden talepte bulunulabilmesi için dava öncesi başvuru şartı bulunduğundan temerrüt tarihi buna göre belirlenecektir. Dosya kapsamına göre davacı vekilinin dava öncesi yazılı başvurusunun 14/09/2023 tarihinde sigorta şirketine iletildiği, 8 iş günü sonunda 27/09/2023 tarihinde temerrüt gerçekleşeceği ancak davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça 29/09/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak 29/09/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir.
10-Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede, davacı dava konusu trafik kazası nedeniyle duyduğu üzüntü ve güven kaybından dolayı manevi tazminat talep etmektedir. Gerek Borçlar Kanunu'nun manevi tazminatı düzenleyen hükümlerinde gerekse Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik haklarına yönelik bir saldırı bulunması gerekmekte olup, tek başına kişinin belirli bir olay nedeniyle üzüntü duyulması veya özgüven kaybı yaşanması manevi tazminat gerektirmemektedir.
"Kural olarak, mala verilen zararlar nedeniyle manevi tazminat istenilemez. Gerek BK.’nun 49. maddesi gerekse TMK.’nun 24. maddesinde, kişilik haklarının zarara uğratılması durumunda manevi tazminat istenilebileceği öngörülmüştür. Bu düzenlemeler, mal varlığına ilişkin zararları içermez. Şüphesiz, mal varlığına yönelik eylemler de kişiyi az veya çok üzüntüye düşürebilir. Ancak, böyle bir nedenden kaynaklanan ihlaller, manevi
tazminat yolu ile giderim kapsamında düşünülemez. Mahkemece, manevi tazminat isteminin tümden reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."(Yargıtay 4.Hukuk Dairesi, 2016/14116 Esas, 2018/7857 Karar sayılı 12/12/2018 tarihli ilamı)
Dava konusu uyuşmazlıkta trafik kazası nedeniyle kusurlu olarak davacının malvarlığının zarara uğradığı, yaşanan trafik kazası nedeniyle davacının mağduriyetinin ortaya çıktığı ve üzüntü yaşadığı sabit ise de taksirle mala zarar verilmesinin davacının kişilik haklarına yönelik zedeleyici bir durum niteliğinde olmadığı, salt maddi zarar ve trafik kazası geçirme nedeniyle üzüntü duyulmasının ve özgüven kaybı yaşanmasının manevi tazminat gerektirmediği değerlendirildiğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
11-Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
A-28.807,34-TL hasar bedelinden kaynaklanan maddi tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu poliçe limiti 100.000,00-TL ile sınırlı tutulmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalılar İçişleri Bakanlığı ve ... yönünden kaza tarihi 27/07/2022, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden temerrüt tarihi 29/09/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
B-15.000,00-TL değer kaybı zararından kaynaklanan maddi tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu poliçe limiti 100.000,00-TL ile sınırlı tutulmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına davalılar İçişleri Bakanlığı ve ... yönünden kaza tarihi 27/07/2022, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden temerrüt tarihi 29/09/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlasına dair istemin REDDİNE,
C-7.500,00-TL araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi tazminatın davalılar İçişleri Bakanlığı ve ...'dan kaza tarihi 27/07/2022'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
D-Manevi tazminat davasının REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.504,80-TL harçtan peşin olarak alınan 1.023,07-TL harcın ve 130,00-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 2.351,73-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin harcın yalnızca 1.839,40-TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
4-Kısmen reddedilen maddi tazminat davası yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalılar yararına takdir edilen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılar ... Sigorta Anonim Şirketi'ne ve İçişleri Bakanlığı'na verilmesine,
5-Reddedilen manevi tazminat davası yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden davalı İçişleri Bakanlığı lehine takdir edilen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı İçişleri Bakanlığı'na verilmesine,
6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.023,07-TL harcın ve 130,00-TL tamamlama harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı ile 684,00-TL posta ve tebligat ücreti, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 7.111,60-TL yargılama giderinin ve Menderes ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...D.İş sayılı delil tespiti dosyasında sarf edilen 80,70-TL başvuru harcı, 133,00-TL delil tespiti harcı, 600,00-TL bilirkişi ücreti, 571,90-TL keşif harcı, 124,00-TL posta masrafı toplamı 1.509,60-TL delil tespiti yargılama giderinin de yargılama giderlerine dahil edilmesiyle toplam 8.621,20-TL yargılama giderinin davanın ret ve kabul oranına göre 6.571,81-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin yalnızca 5.611,15-TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.200,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı İçişleri Bakanlığı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır