T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/450 Esas
KARAR NO : 2025/270
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 21/05/2024
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkette çalışan dava dışı işçi ... a emeklilik nedeniyle işten ayrılması sonrasında kıdem tazminatının müvekkili tarafından ödenmiş olduğunu, Davalı şirketin işçisi olan adı geçen...’ ın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında doğacak alacaklardan sorumlu bulunduklarından iş bu davanın açılmasına gerek duyulduğu, iddia ve ifade edilerek; İdare tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından savalının sorumlu kısım olan damga vergisi dahil, 55.858,62TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesi talep etiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmiş ise de cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLER: Bilirkişi heyetinden alınan 18/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"Hukuki yön ve delillerin değerlendirilmesi İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesine ait olmak üzere; Dava ve uyuşmazlık konusu davalarda temyizen inceleme görevi Yargıtay... Hukuk Dairesine (Yargıtay 15.H.D.) Verildiğinden bu dairenin kararlarında yer alan ilkeler doğrultusunda; Alt işverenlerin sorumlu olabileceği tutarlar yukarıdaki tablolarda hesaplanmış ve sayın mahkemenin takdirine sunulmuştur.
Raporda yer verilen analiz ve hesaplamalar, Yargıtay...H.D., Yargıtay...H.D.(Yargıtay...H.D.) ile İzmir BAM 13. Ve 21.H.D. sinin ilke kararları ve güncel içtihatlarına göre yapılmış olmakla birlikte;
Davacı kurumun icra takibi sonrasında ödediği ve talepte bulunduğu 55.858,62 ₺ ‘dan davalı alt işverenin sorumlu olabileceği tutar ile bu tutara uygulanabilecek faiz takdirinin Sayın Mahkemenize ait olacağı " şeklinde görüş ve kanaatini bildirdiği görülmüştür
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, davacı idare tarafından davalı alt işveren nezdinde işçi olarak çalıştırılan...'a ödenen 55.858,62-TL tutarındaki kıdem tazminatının davalı şirketten rücuen tahsili talebine ilişkindir.
2-Davacı taraf, dava dışı işçi...'ın davalı şirkette 09/07/2012-19/02/2014 tarihleri aralığında çalıştığını, işçinin emekli olarak işten çıkması üzerine kendisine kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, davalının işçiyi çalıştırdığı süreye isabet eden sorumluluğunun 55.858,62-TL olduğunu ileri sürerek bu miktarın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
3-Davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının asıl işveren olarak işçilik alacak ve tazminatların davalı alt işverenden tahsilini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
5-Taraflar arasında düzenlenen 13/06/2012 tarihli hizmet alım sözleşmesinin incelenmesinde sözleşmenin imza tarihinden itibaren 30 ay süreli olarak düzenlendiği, sözleşmenin eki niteliğinde olan Teknik Şartname'nin 56. Maddesinde "Sözleşme süresi sonunda yüklenici şirketin... Genel Müdürlüğü ile herhangi bir ilişiğinin kalmadığının anlaşılması durumunda, ihalede görev alan tüm personelin yasal hakları, ihbar ve kıdem tazminat alacakları da dahil olmak üzere tüm işçi alacaklarının ödendiğine dair "İbra sözleşmeri" ile SGK prim borcunun bulunmadığına ilişkin onaylı "İlişiksiz belgesi"...Genel Müdürlüğüne verilmediği sürece yüklenici şirketin...'da bekletilen teminat mektubun iade edilmeyeceği gibi henüz tahakkuku yapılmamış aylık hakedişleri de ödenmeyecektir.",
60. Maddesinde "Yüklenici şirket,... Genel Müdürlüğü birimlerinde çalıştıracağı işçilerin, çeşitli nedenler le işine son vermesi durumunda, çıkış gerekçelerine uygun kıdem yada ihbar tazminatı ödenmesi gerekenlere tüm alacakları ödendiğine dair...ya belge vermek zorundadır." hükümlerinin düzenlendiği görülmüştür.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin 6. bölüm 38/7. maddesinde "Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır." ,
Hükümleri yer almaktadır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarında belirtildiği üzere, Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Kıdem tazminatı da dahil olmak üzere ödenen işçilik alacakları ve fer'ilerinden dolayı sözleşme, genel ve teknik şartname ile ek diğer belgelere göre asıl işveren davacının sorumlu olacağının kararlaştırılmaması halinde davalıların ödenen bu alacağın tamamından kendi dönemleri ile sınırlı sorumlu olacağı kabul edilmektedir. Taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme ve eki belgelerinde bu yönde bir hüküm bulunmadığından alt işverenlerin ödenen tazminat ve fer'ilerin tamamından kendi dönemiyle ile sınırlı olarak sorumlu oldukları anlaşılmaktadır.
Davalı alt işverenin sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarının belirlenmesinde işçinin alt işveren nezdinde son olarak çalıştığı tarihteki ücretinin mi yoksa kıdem tazminatına hak kazandığı tarihteki ücretinin mi dikkate alınması gerektiği hususunun ise ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve teknik şartnamelerde bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak sözleşmenin 60. Maddesinde ""Yüklenici şirket,... Genel Müdürlüğü birimlerinde çalıştıracağı işçilerin, çeşitli nedenler le işine son vermesi durumunda, çıkış gerekçelerine uygun kıdem yada ihbar tazminatı ödenmesi gerekenlere tüm alacakları ödendiğine dair ...'ya belge vermek zorundadır." hükmü düzenlenmiş olup, davalı alt işverenin davacı asıl işverene ait işyerinde hizmet sözleşmesinin sona erdiği tarih olan 19/02/2014 tarihi itibariyle esasen işyeri devriyle dava konusu işçilerin iş akitlerinin davalı şirket nezdinde sona erdiği, bu tarihteki brüt ücretleri üzerinden işçilere kıdem tazminatlarının ödenebileceği ancak davalı tarafça bu yönde bir ödeme yapılmadığı, yani işçilik alacakları kıdem tazminatı yönünden tasfiye edilmediği dikkate alındığında davalının ilerleyen dönemde işçinin brüt ücretinde meydana gelen artışlardan da sorumlu tutulması gerektiği, aksi durumda asıl işverenin, çeşitli alt işverenler nezdinde geçen kıdem tazminatına esas sürenin tümünden son ücretle sorumlu tutulduğu da gözetildiğinde asıl işverence ödenen kıdem tazminatının bir kısmının kendi üzerinde kalacağı ve son alt işveren hariç diğer alt işverenlerin çalıştırma sürelerine isabet eden sorumlulukların asıl işveren aleyhinde azalacağı dikkate alınarak alt işverenin işçileri çalıştırdığı süreye oranla fakat kıdem tazminatı ödemesine esas alınan son brüt ücret üzerinden yapılacak hesaplamayla sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmiştir.
6-Mahkememizce davalı yüklenicinin dava dışı işçileri istihdam ettiği dönemlere isabet eden kıdem tazminatı alacak miktarlarının hesaplanması hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyaya sunulan 18/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Dava dışı işçi...'ın davacı şirket nezdinde 4157 gün çalışması bulunduğu, çalışma süresine göre 396.253,05-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, davalı şirketin alt işveren olarak işçiyi 586 gün süreyle çalıştırdığı ve bu süreye isabet eden kıdem tazminatı miktarının 55.858,62-TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
7-Mahkememizce bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı bir itiraz ileri sürülmemiştir. Mahkememizce raporun incelenmesinde resen gözetilmesi gereken bir hata veya eksik inceleme bulunmadığı anlaşıldığından davalının sorumluluğunda olan kıdem tazminatı miktarının 55.858,62-TL olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça talep edilen alacak miktarına ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de, benzer bir uyuşmazlıkla ilgili olarak gerçekleştirilen temyiz incelemesi sonucu verilen Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin 30/10/2023 tarih ... Karar sayılı ilamında "Taraflar arasındaki ilişkinin 6132 sayılı TTK kapsamında kalan ticari iş niteliğinde olması nedeni ile avans faizine hükmedilmesinde hukuka aykırı bir yan bulunmamakla birlikte, dosya kapsamında davacı tarafınca ödenen bedeller bakımından davalılara yönelik TBK 117 kapsamında temerrüde düşürücü bir işlem bulunmamasına karşın dava tarihi yerine ödeme tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde yapılan değerlendirme doğrultusunda yapılan incelemede, davalının dava öncesinde temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin belirli veya kesin bir vade içermediği gibi alacak miktarının da sözleşmede belirli olmadığı, bu haliyle dava öncesi gerçekleşen bir temerrüt hali bulunmadığından alacağa ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği gözetilerek dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, 55.858,62-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.815,70-TL harçtan peşin olarak alınan 953,93-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.861,77-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 953,93-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı ile 903,00-TL posta ve tebligat ücreti, 4.750,00-TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplam 6.080,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
9-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır