T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/484 Esas
KARAR NO : 2025/533
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/05/2024
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Davacı şirkete ait... plakalı aracın İzmir ili, Narlıdere İlçesi, Limanreis Mahallesi mevkiinde 17.01.2024 tarihinde Davalı ...’e ait araçtan kaynaklı kazaya karıştığını, kazada davacı şirket yetkilisi ...nin kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını, araçta maddi hasar meydana gelmiş olup ileride açmak zorunda kalacağımız davalarımızda esas teşkil etmek üzere İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... K. Sayılı dosyası üzerinden Delil Tespiti yaptırıldığını, davacı adına zararın tazmini gayesi ile arabuluculuk yoluna başvuru yapılmışsa da 17.04.2024 tarihli dava şartı arabuluculuk anlaşamama son tutanağı ile de anlaşılacağı üzere anlaşma sağlanamadığını, davaya konu aracın 23.03.2024 poliçe bitiş tarihli...poliçe numarası ile ...Sigorta A.Ş.’ de kayıtlı olduğunu, yapılan tespite göre davacıya ait... plakalı araçta 400.000,00 TL değer kaybı mevcut olduğu tespit edildiğini, orijinal bir araç iken mevcut kaza neticesinde aracın bir kısım parçaları yenileriyle değiştirildiğini, bir kısım parçaları ise tamir görerek onarılmış olup aracın gördüğü işbu kapsamlı tamir, onarım, boya, parça değişimi ve TRAMER 4 kayıtlarına işlenen hasar kaydı sebebiyle ikinci el piyasa rayiç değerine ciddi bir düşüş meydana geldiğini, 14.05.2024 tarihinde davalı...Sigorta A.Ş. tarafından davacı adına vekaleten taraflarına davacıya ait... plakalı araçta meydana gelen değer kaybı bakımından 200.000,00.-TL miktarında kısmi ödeme yaptığını, Kaza Başına Maddi Giderler 400.000,00.-TL olarak belirlendiğini, bu halde davalı olarak yer alan ... Sigorta A.Ş.’nin ödeme yapılmayan 200.000,00.-TL’lik poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumluluğu devam ettiğini, Davalı...in kusuru ile meydana gelen kaza neticesinde davacı aracından mahrum kaldığı süre sebebiyle uğradığı zararının davalılardan tazmininin gerekliliği açık olduğunu, açıklamaya çalıştığımız nedenlerden dolayı; Davalı...mleri sebebiyle ... Plakalı Araçta Meydana Gelen ve Katlanmak Zorunda Kalınan değer kaybı zararına karşılık şimdilik 1.000,00.-TL, mahrumiyet bedeline karşılık şimdilik 10.000,00.-TL, olmak üzere şimdilik 12.000,00–TL’sinin davalılardan kaza tarihi olan 17.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte -fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacamız ile dava konusunu HMK m.107’ye göre artırma ve/veya ayrıca ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla davalı sigorta şirketi bakımından poliçe teminat kapsamı ve limiti ile sınırlı olmak üzere tahsiline, haksız ve hukuka aykırı şekilde iş bu davayı açmaya sebebiyet vererek kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koyan davalılar aleyhine HMK m.329/1 uyarınca asgari ücret tarifesinden ayrı vekâlet ücretine ve HMK m.329/2 uyarınca idari para cezasına hükmedilmesine, Arabuluculuk sürecinde davacı vekil olarak taraflarının temsil edilmiş olunması sebebiyle ayrıca arabuluculuk sürecine dair vekalet ücretinin (KDV bedeli ayrıca eklenmek ve avukat olarak tarafımıza ait olacak şekilde) davalılara yükletilmesine, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... D. İŞ sayılı dosyasında yapılan tüm giderlerin iş bu dosyada hükmedilecek yargılama giderleri kapsamında davalılara yükletilerek tahsiline, Tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin (KDV bedeli ayrıca eklenmek ve avukat olarak tarafımıza ait olacak şekilde) davalılara müşterek ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, dava değeri arttırım dilekçesi ile; 11.000,00.-TL olarak talep ettikleri dava değerini 489.000,00.-TL arttırarak davamızın toplamda 500.000,00-TL olarak kabulü ile davalılardan müşterek ve müteselsilen, kaza tarihi olan 17.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte -Fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları ile dava konusunu HMK m.107’ye göre artırma ve/veya ayrıca ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla– davalı sigorta şirketi bakımından poliçe teminat kapsamı ve limiti ile sınırlı olmak üzere tahsiline, haksız ve hukuka aykırı şekilde iş bu davayı açmaya sebebiyet vererek kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyan davalılar aleyhine HMK m.329/1 uyarınca asgari ücret tarifesinden ayrı vekâlet ücretine ve hmk m.329/2 uyarınca idari para cezasına hükmedilmesine, arabuluculuk sürecinde davacı müvekkilinin vekil olarak taraflarınca temsil edilmiş olunması sebebiyle ayrıca arabuluculuk sürecine dair vekalet ücretinin (KDV bedeli ayrıca eklenmek ve avukat olarak tarafımıza ait olacak şekilde) davalılara müşterek ve müteselsilen yükletilmesine, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D. İş sayılı dosyasında yapılan tüm giderlerin iş bu dosyada hükmedilecek yargılama giderleri kapsamında davalılara yükletilerek tahsiline, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin (KDV bedeli ayrıca eklenmek ve avukat olarak tarafımıza ait olacak şekilde) davalılara müşterek ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Sigorta vekili, cevap dilekçesinde; Davalı sigorta şirketi nezdinde... plakalı araç için düzenlenen 28.10.2023-28.10.2024 vade tarihli ... no’lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibari (17.01.2024) ile maddi (araç başına) teminat 200.000,00 TL olduğunu, davacının davalı şirkete başvurusu üzerine... no'lu hasar dosyası açıldığını ve 14.05.2024 tarihinde davacı vekili Av.... değer kaybı için 200.000,00-TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler sonrası davalı şirketin teminat limitinin tükendiğini, davalı sigorta şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, poliçe limiti tükendiği için davalı şirket bakımından davanın reddini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun kabulü halinde bile müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, değer kaybı tazminatı hesaplamasının 04.12.2021 tarihli Genel Şartlar’ın esas alınarak yapılması gerektiğini, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, Dava konusu araç özel araç olduğunu, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulması halinde yasal faiz üzerinden hüküm kurulması, açıklanan sebeplerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili, cevap dilekçesinde; Davalı geçmişte tır şoförlüğü yaptığını, mesleği gereği bir sürücünün yükümlülüklerini en iyi şekilde bilen bir insan olduğunu, davacı yanın da dava dilekçesinde belirttiği üzere kaza esnasında davalı aracın hakimiyetini kaybetmiş olup aracın hakimiyetinin kaybedilmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, işi gereği direksiyon hakimiyeti ve yol tecrübesi en üst düzeyde olan davalının normal şartlarda direksiyon hakimiyetini kaybetmesinin mümkün olmadığını, Davalının bu sağlık sorunları ile alakalı olarak hastaneye kontrole gittiğini, davalı sorunsuz bir şekilde hastaneye giderken aniden gözlerinin karardığını ve bilincini yitirdiğini ve bilinci kaybolduktan sonra gözlerini hastanede açtığını, bilinci kaybolduğu için aracın kontrolden çıktığını ve söz konusu kazanın gerçekleştiğini, yasal düzenlemeler dikkate alındığında araç kullanmasına tıbbi açıdan sakınca görülmeyen bir bireyin aniden kalp krizi, beyin kanaması, ani tansiyon düşmesi ve göz kararması sonucu kendinden geçmesi ile kaza meydana gelmesi halinin mücbir sebep olarak nitelendirilmesiri, tespit yapılan bilirkişi raporunda da görüleceği üzere aracın sökümüne başlanmış olup dosyada yapılan keşif anında da aracın sökümünün devam ettiğinin tespit edildiğini, araç bu haldeyken sağlıklı bir tespit yapılamayacağını, zira aracın sökümüne zaten başlanmış olması nedeniyle bilirkişi aracı kazadan sonraki haliyle değil aracın yetkili servisinin getirdiği son haliyle inceleme fırsatı bulduğunu, araç bu haldeyken yapılan değerlendirmenin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, araç mahrumiyet bedelinin de fahiş olduğunu, Bir an için müvekkiline ait aracın kazada kusurlu olduğu düşünülse bile tamir için serviste kaldığı sürenin tümü için araç mahrumiyet bedeli istenilmesinin olanaksız olduğunu, zira araçta meydana gelen sistemli bir çalışma ile ne kadar zamanda tamir edebilecek ise ancak ve ancak o süre için araç mahrumiyet bedeli talep edilebileceğini, ayrıca hesaplama yapılırken de aracın makul tamir süresi belirlendikten sonra, davacının aracını kullanamadığı döneme ilişkin olarak bakım giderleri, yakıt, amortisman vs. tasarruf ettiği miktarlar da düşülmek suretiyle hesaplanmasının gerektiğini, açıklanan ve resen ele alınacak nedenlerle haksız ikame edilmiş işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 28/10/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...S O N U Ç: 17.01.2024 tarihinde Davalı sürücü ...idaresindeki,
Davalı Sigortaya ZMMS sigortalı... plakalı araç ile Davacı... Petrol Tic. Kol. Şti....ve Ortaklarına ait ve sürücü ... idaresindeki... plakalı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle;
1)... plaka sayılı davalı araç sürücüsü ... 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 5a/a ve 52/b maddelerini ihlal ettiğinden dolayı
KAZANIN OLUŞUMUNA TAMAMEN HATASI İLE ETKEN OLDUĞU,
2)...plaka sayılı davacı taraf araç sürücüsü ...KAZANIN OLUŞUMUNA ETKEN HATASI VE KURAL İHLALİ OLMADIĞI,
3)... plaka sayılı dava dışı araç sürücüsü ... KAZANIN OLUŞUMUNA ETKEN HATASI VE KURAL İHLALİ OLMADIĞI,
4)... plakalı aracın SOL YAN ARKA VE SAĞ ARKA KISIMLARINDA Meydana Gelen Hasarların İşbu Dava Konusu Kaza İle İlintili Olduğu,
5)Dava konusu kazada hasara uğramış olan davacı ... Petrol Tic. Kol.Şti....ve Ortakları’ ne ait... plakalı ... marka araçta meydana gelen Gerçek Hasar Miktarının Yedek Parça + İşçilik + KDV olarak 657.301,07 TL olduğu,
6)Davacıya ait ... plakalı 2022 Model ... marka araçta bahse konu trafik kazası sebebiyle yukarıda belirtilen Serbest Piyasa Şartlarına göre; Aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. El rayiç değeri arasındaki fark nedeniyle 395.000,00 TL Değer Kaybı meydana gelmiş olacağı,
7)Dosya içeriğinde bulunan ve Davalı ... A.Ş. tarafından Davacı Vekili Av.... a... no.lu hasar dosyasına istinaden 14.05.2024 tarihinde 200.000,00 TL Değer Kaybı tazminatı ödenmiş olduğundan, Davacının Bakiye Değer Kaybı Alacağının; 195.000,00 TL olduğu hesap edildiği,
8) Dava konusu aracın onarımı için makul onarım süresi 30 İş Günü olarak kabul edilmiş ve benzer özelliklere sahip bir aracın kaza tarihi itibariyle günlük kiralama bedelinin 2.825,94 TL/gün hesabı ile İkame araç gideri 84.778,20 TL hesap edilmiş olduğu," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Bilirkişi heyetinden alınan 28/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; "...Netice ve Kanaat: Yukarıda açıklanan hususlardan dolayı,
Kazanın meydana gelmesinde: ... plaka numaralı taşıt sürücüsü ...'in,%100 oranında, tam ve asli kusurlu olduğu, ...ralı taşıt sürücüs... ve...plaka numaralı taşıt sürücüsü ...nin kusurları bulunmadığının kabulü gerektiği,
Davaya konu, mevcut kaza öncesinde hasar kaydı bulunmayan taşıtın onarım bedelinin KDV dahil 657.301,07TL şeklinde kabulü gerektiği ve ekonomik ve teknik açıdan pert etme seviyesine ulaşılmadığı,
Taşıtta oluşan değer kaybının dönem itibarı ile 400.000,-TL mertebesinde bulunduğu,
Taşıtın onarımının gerekli tüm işlemler ile 30 gün şeklinde uygun olduğu, ortaya çıkacak mahrum kalma zararının 105.000,-TL olacağı," şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar zararı, değer kaybı zararı ve aracın onarımı süresince oluşan araç yoksunluğu zararının karşılanması talepli maddi tazminat davasıdır.
2-Taraflara arasında dava konusu kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, hasarın onarımı sonrası değer kaybı zararı oluşup oluşmadığı, değer kaybı zararının miktarı, aracın onarım süresi ve bu sürede aracın kullanılamamasından kaynaklanan zararın miktarı, davalı ...in tıbbi rahatsızlığı nedeniyle zarardan sorumlu tutulmasının gerekip gerekmediği konularında ihtilaf bulunmaktadır.
3-Dava konusu, davacı şirkete ait...plaka sayılı araç ile davalı... Sigorta A.Ş. nezdinde ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olan, davalı...'in malik ve sürücüsü olduğu... plaka sayılı araç ve dava dışı ... plaka sayılı araçlar arasında gerçekleşen 17/01/2024 tarihli trafik kazasından kaynaklanmaktadır.
Dosya kapsamında toplanan delillerin incelenmesinde, davalı tarafın sigortacısı ve sürücüsü oldukları ... plaka sayılı aracın davalı... Sigorta A.Ş. Nezdinde 28/10/2023-28/10/2024 tarihlerini kapsar şekilde KZMMS poliçesiyle sigortalı olduğu görülmüştür.
4-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”;
85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”;
85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir.
5-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
6-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
7-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış,
-Fiilin hukuka aykırı olması
-Zararın meydana gelmesi,
-Kusur,
-Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır.
Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır.
8-Taraflar arasındaki öncelikli uyuşmazlık kusur dağılımı noktasındadır.
Uyuşmazlık konusu trafik kazası sonrasında trafik polis ekibince düzenlenen kaza tespit tutanağında dava konusu kazanın davalı araç sürücüsü...in KTK'nın 47/1-C maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığının belirtildiği görülmüştür.
Taraflarca kaza oluş şekline ilişkin olarak kaza tespit tutanağında yer alan anlatım ve kroki dışında kazanın farklı bir şekilde meydana geldiğine dair somut bir iddia ve savunma bulunmadığı gözetilerek kaza tespit tutanağı esas alınarak bilirkişi raporu düzenlenmek üzere dosya adli trafik bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 28/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu kazanın davalıların maliki-sürücüsü ve sigortacısı oldukları ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı...'in KTK'nın 52/b ve 56/a maddesine yönelik kural ihlali nedeniyle meydana geldiği, davacıya ait araç sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporuna karşı davalı taraflarca sair itirazlar ileri sürülmüş ise de kaza tespit tutanağı ve kaza sonrası çekilmiş fotoğrafların incelenmesinde dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçmesi ve davacıya ait araca ve dava dışı araca çarpması suretiyle meydana geldiği, kaza oluş şekli itibariyle davalının hem KTK'nın 52/b(Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak.) hem de 56/1-a(-Şerit izleme.) birlikte ihlal etmek suretiyle kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından asli ve %100 kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve aşamalarda sunulan beyanlarda davalı...in kazanın gerçekleştiği gün diyaliz olmasından dolayı baygınlık geçirdiği ve kazanın bu şekilde meydana geldiği, davalının kusuru olmaksızın mücbir sebep varlığı nedeniyle kazanın oluştuğu ve davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı savunulmuş olup, dava konusu kazanın davalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuruyla gerçekleştiği sabit olup davalı savunmaları kusursuzluğa yönelik değil sorumsuzluğa yönelik bir mücbir sebep savunması niteliğinde olduğundan bu hususun ayrıca irdelenmesi gerekmektedir.
İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması hallerini düzenleyen aynı KTK'nın 86.maddesinin birinci fıkrası; “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur” hükmünü haizdir.
Bu aşamada, yasa metninde geçen “mücbir sebep” kavramı üzerinde durulmadır:
"Öğretide mücbir sebep; araç işleteninin işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış kuralının mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde ihlaline yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Mücbir sebep olarak kabul edilen olayın mutlaka işletenin işletmesi (aracı) dışında oluşan bir olay olması gerekir. Mücbir sebep sayılan olayın, araç dışında bir olay olması özelliğine “mücbir sebebin hariciliği” unsuru denilmekte olup, aracın direksiyonunun kopması, fren patlaması, sürücünün bayılması, uyuması gibi olaylar mücbir sebep değildir. (Tekinay/Akman/ Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku, 4.Bası, s.539).
Sürücünün ani ölümü, kendini kaybetmesi, uyuklaması gibi olaylar da aracın işletilmesine yabancı olan olaylardan değildir (Haluk Tandoğan, Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, 1981, s.247; Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, a.g.e., s.540 )
Bu itibarla, araç sürücüsünün seyir halinde iken ölümü sonrası meydana gelen trafik kazası nedeniyle oluşan zararlardan işleten sorumlu olup, kazanın mücbir sebepten kaynaklandığı savunmasında bulunamayacaktır."(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2012/11-1096 Esas 2013/382 Karar )
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda alıntılanan kararında belirtilen görüş ve içtihada göre bir olayın mücbir sebep sayılabilmesi için aracın işletilmesi kapsamında olmayan bir sebepten kaynaklanması gerekmektedir. Zira aracın kullanımı bir işletim faaliyeti olup araç sürücüsünde meydana gelebilecek bayılma ölüm vb. Olaylar işletme faaliyetinin kapsamında kaldığından sorumluluğu ortadan kaldırabilecek bir mücbir sebep olarak değerlendirilemeyecektir. Nitekim ceza hukukunda kabul edilen illiyet bağı ile özel hukuktaki uygun illiyet bağı kavramları da aynı nitelikte değildir. Ceza hukukunda illiyet bağı oldukça dar tutulurken, hukuki sorumlulukta kolaylaştırma ve ihtimali önemli ölçüde artırma kavramlarıyla genişletilmiştir. Bu nedenle hukuk hakimi, ceza hakiminin illiyet bağı bulunmadığına ilişkin kabulü ile bağlı değildir. Buna paralel düzenleme getiren 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde de "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hakimini bağlamaz" şeklinde düzenleme yapılmıştır
Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça dava konusu kazanın davalının rahatsızlığı sebebiyle bilinci kaybetmiş olmasından dolayı meydana geldiği ve bu durumun mücbir sebep teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de dosyaya getirtilen tedavi evraklarına göre davalı araç sürücüsü...'in kaza öncesinde ve sırasında sağlık sorunları nedeniyle aracın kontrolünü kaybetmiş olmasının mücbir sebep olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira aracın işletilmesinin başlıca bir tehlike sorumluluğu olduğu ve meydana gelen zararın işletilen araç veya sürücüden kaynaklanan bir nedene bağlı olarak mücbir sebep kapsamında sayılamayacağı gözetilerek davalının bu yöndeki savunma ve itirazları yerinde görülmemiştir.
9-Davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarımı sonrası değer kaybı zararının ve ikame araç zararının tespiti yönünden dosya araç hasarları konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 28/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın kaza nedeniyle oluşan hasarının 657.301,07-TL bedel ile onarılabileceği, aracın 395.000,00-TL değer kaybına uğrayacağı ve 30 günlük onarım süresince günlüğü 2.825,94-TL'den 84.778,20-TL araç kullanım zararı oluşacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı davacı vekilinin ve davalı taraf vekillerinin ayrı ayrı itirazda bulundukları görülmüştür. Mahkememizce taraf itirazları ve dava öncesi İzmir...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin...D.İş sayılı delil tespiti dosyasına sunulan 21/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait araçta değer kaybı zararının 400.000,00-TL ve ikame araç zararının 105.000,00-TL olarak tespit edilmesi nedeniyle raporlar arasında çelişkiler oluştuğu gözetilerek dosya raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için İTÜ öğretim üyelerinden teşekkül ettirilen bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 28/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın onarımının KDV dahil 657.301,07-TL olacağı, onarımın ekonomik olduğu, aracın onarım sonrasında 400.000,00-TL değer kaybına uğrayacağı, aracın onarımının 30 gün süreceği ve günlüğü 3.500,00-TL'den 105.000,00-TL bedel ile emsal bir araç kiralanabileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Rapora karşı hem davacı hem de davalı taraf vekillerince sair itirazlar ileri sürülmüş ise de mahkememize sunulan her iki bilirkişi raporunun büyük ölçüde birbiriyle uyuştuğu, 28/02/2025 tarihli bilirkişi heyet raporuyla raporlar arasındaki çelişkinin 400.000,00-TL değer kaybı tespiti üzerinde giderildiği gözetilerek 28/02/2025 tarihli rapor hükme esas alınmış ve davacıya ait aracın kaza nedeniyle 400.000,00-TL değer kaybı zararına uğradığı kabul edilmiştir.
İkame zararı yönünden yapılan incelemede, her üç bilirkişi raporunda da aracın onarım süresi olarak 30 günde onarımının tamamlanacağı yönünde görüş sunulduğu ancak bilirkişi raporlarında günlük araç kiralama bedelleri konusunda farklılık bulunduğu, delil tespiti dosyasında alınan rapor ve İTÜ heyetince düzenlenen 28/02/2025 tarihli raporda davacıya ait aracın segmenti itibariyle öngörülen 3.500,00-TL günlük kiralama ücretinin aracın ...marka ve 2022 model oluşu dikkate alındığında 2024 yılı piyasa rayiçlerine uygun olduğu, zira belirtilen tarihlerde orta segment araç kiralamalarında günlüğ 1.500,00-TL ila 2.000,00-TL civarında kiralama bedelleri tespit edildiği, davacıya ait aracın daha üst segmentte yer aldığı ve 3.500,00-TL günlük kiralama ücretinin piyasa koşullarına göre makul düzeyde olduğu gözetilerek davacının 30 günlük onarım sürecinde 105.000,00-TL araç mahrumiyeti-ikame araç zararı oluştuğu kabul edilmiştir.
10-Davacıya ait araçta oluşa değer kaybı 400.000,00-TL ve ikame araç zararı 105.000,00-TL olarak belirlenmiş ve davalı tarafa ait araç sürücüsünün tam kusuru nedeniyle sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri dahilinde, araç işleteni şirket yönünden ise zararın tamamı yönünden davanın bu miktarlar üzerinden sorumlu oldukları tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle poliçeden doğan sorumluluk sınırı 200.000,00-TL olup dava sonrasında öncesinde davalı tarafça 14/05/2024 tarihinde 200.000,00-TL değer kaybı ödemesi yaparak poliçe sorumluluğunu yerine getirdiği ve davacıya karşı başkaca bir sorumluluğu kalmadığı görülmüştür.
Davacının bakiye değer kaybı zararı yönünden 24/04/2025 tarihli değer artırım dilekçesiyle dava değeri 395.000,00-TL'ye, araç mahrumiyeti zararı talebi ise 105.000,00-TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı... yönünden karşılanmamış değer kaybı zararı miktarı 200.000,00-TL ise de talep 195.000,00-TL olup bu yönden taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, araç mahrumiyeti zararı yönünden ise yine 105.000,00-TL tespit üzerinden talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça tazminat alacaklarına ticari avans faizi uygulanması talep edilmiştir. Davalıya ait aracın ruhsat kaydı hususi olup aracın ticari amaçla kullanıldığına dair dosya kapsamına yansımış bir delil bulunmadığından hüküm altına alınan tazminat alacaklarına kaza tarihi 17/01/2024'ten itibaren yasal faiz işletilmiştir.
Değer kaybı zararı yönünden sigorta şirketinin 200.000,00-TL ödemesi dava tarihinden önce gerçekleştiği ve bu kısım yönünden esasen dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, ancak davanın 1.000,00-TL belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle bu yönde bir hüküm kurulmasının da mümkün olmadığı, değer artırım dilekçesiyle davacı tarafça dava değerinin 395.000,00-TL'ye yükseltilmiş olmasıyla esasen aslında değer artırımında bulunulan kısmın yersiz olarak artırılmış olduğu, davacı tarafça ödemenin dava tarihinden sonra yapıldığına yönelik beyanda bulunulduğu ancak dosya kapsamına göre ödeme tarihinin açıkça dava tarihinden önce olması nedeniyle bu kısım yönünden davacı lehine yargılama giderine hükmedilemeyeceği değerlendirilmiştir.
11-Davacı tarafça dava öncesinde kaza nedeniyle oluşan maddi zararlarının tespiti için İzmir ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunduğu, delil tespiti dosyasında sarf edilen yargılama giderlerinin asıl davada değerlendirilmesi gerektiği gözetilerke, delil tespiti dosyasında sarf edilen 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 195,80-TL delil tespiti başvuru harcı ve 704,50-TL delil tespiti peşin harcı, 4.700,00-TL vekalet ücreti, 1.500,00-TL keşif araç ücretinden ibaret delil tespiti giderleri, yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmiştir.
12-Her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de;
"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın davada haksız olduğu dolayısıyla zorunlu arabuluculuk masraflarından davalının sorumlu olacağı gerekçesiyle arabuluculuk giderlerinin davalıdan tahsiline şeklinde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı)
Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Değer kaybı zararı talebi yönünden davanın KISMEN KABULÜNE, 195.000,00-TL bakiye değer kaybı zararının davalı...'den kaza tarihi 17/01/2024'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair 200.000,00-TL değer kaybı zararı yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Araç mahrumiyeti zararı talebi yönünden davanın KABULÜNE,105.000,00-TL maddi tazminatın davalı...'den kaza tarihi 17/01/2024'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.493,00-TL harçtan peşin olarak alınan 427,60-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 8.350,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.714,51-TL karar ve ilam harcının davalı...'den alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalı...'den alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL ile tamamlama harcı olarak yatırılan 8.350,89-TL toplamı 8.778,49-TL harcın davalı...'den alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 1.177,00-TL posta ve tebligat ücreti, 19.000,00-TL bilirkişi ücreti ve yargılama gideri kapsamına alınan İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.iş dosyasında sarf edilen 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 195,80-TL delil tespiti başvuru harcı ve 704,50-TL delil tespiti peşin harcı, 4.700,00-TL vekalet ücreti, 1.500,00-TL keşif araç ücreti toplamı 29.644,90-TL yargılama giderinin davalı...'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
E İMZA