T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/515 Esas
KARAR NO : 2025/532
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/06/2024
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın, davacının aracına kusurlu şekilde çarparak maddi hasar veren ve ZMMS (zorunlu trafik sigortası) ile İMMS (ihtiyari mali mesuliyet sigortası) kapsamında sigortalı olan davalı araca ilişkin olarak, sigorta şirketinden fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminat ve 1.180,00 TL ekspertiz ücreti talebine yönelik olduğunu, 07.04.2023 tarihinde meydana gelen kazada, davalı araca ait ...plakalı aracın kusurlu olduğu ve müvekkile ait ... plakalı araçta maddi hasar meydana geldiği belirtildiğini, hasarın KDV dahil 289.259,86 TL olarak tespit edildiğini, ZMMS kapsamında poliçe limiti olan 120.000,00 TL ödenmiştir, bakiye tutar için İMMS teminatı kapsamında sorumluluğun devam ettiğinin belirtildiğini, Yargıtay içtihatları doğrultusunda onarım bedeline KDV’nin dahil edilmesi gerektiğini, fatura ibrazı olmasa dahi sigorta şirketinin zararı KDV dahil olarak karşılamak zorunda olduğunu, Danıştay... Daire kararı doğrultusunda onarımda orijinal parça kullanımının zorunlu olduğu, ZMMS Genel Şartlarında buna aykırı düzenlemelerin iptal edildiğinin belirtildiğini, 01.02.2024 tarihli arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle dava açıldığını, ... adlı eksper tarafından yapılan hasar tespiti için KDV dahil 1.180,00 TL ödeme yapıldığı ve bu masrafın da yargılama gideri olarak davalıdan tahsilinin gerektiğini, davanın, HMK 107. madde kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ve hasar miktarının yargılama sırasında bilirkişi raporuyla netleştirileceğini, şimdilik 100,00 TL maddi tazminat ve 1.180,00 TL ekspertiz ücretinin olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı sigorta şirketine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı...Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; 07.04.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu talep edilen hasar onarım bedelinin daha önc... sayılı dosyada açılan tahkim davası kapsamında karara bağlandığını, 120.000,00 TL ZMMS poliçe limiti kapsamında ödeme yapıldığı ve bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle aynı kazaya ilişkin yeni bir dava açılmasının kesin hüküm nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, aynı taraflar arasında aynı kaza ve taleple açılan STK ... sayılı dosyada karar verilip ödeme yapıldığı için, aynı talebin tekrar dava konusu yapılamayacağını, dava şartı olan hukuki yararın bulunmadığı ve kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ZMMS poliçe limiti kapsamında ödeme yapıldığı ve araç başına teminat limiti dolduğu için davacı tarafın müvekkilden ek talepte bulunma hakkının kalmadığını, davacının tarafın İMM (ihtiyari mali mesuliyet) sigortası kapsamında talepte bulunmasının, önceki davada bu hususu ileri sürmemesi nedeniyle usule aykırı olduğunu, ayrıca aynı kazada başka bir mağdura daha ödeme yapıldığını, bu nedenle kaza başına limitin de dikkate alınması gerektiğini, davacının hasar miktarının ekspertiz raporu ve önceki tahkim dosyası ile belirlediği halde, belirsiz alacak davası açmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş; Yargıtay kararlarına atıfla hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiği, önceki tahkim dosyasında araç ağır hasarlı kabul edilerek hesaplama yapıldığını, bu kapsamda hasar/tazminat tutarının 187.500 TL olduğunu ve ZMMS limiti dâhilinde ödeme yapıldığını, bu durumda yeniden bilirkişi raporu alınmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu, davacı tarafından talep edilen 1.180,00 TL ekspertiz ücretinin de önceki dosyada hükme bağlandığından bu talep yönünden de hukuki yarar bulunmadığını, önceki kararda ticari kullanım yönünde belge sunulmadığı gerekçesiyle yasal faiz uygulanmasına karar verildiğini ve bu konuda tekrar inceleme yapılmaması gerektiği ile kesin hüküm ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız fiil sonucu ZMMS limitleri tüketildiğinden İMM poliçesi kapsamında bakiye hasar bedeli ile değer kaybı istemine ilişkindir.
Davacı 07/04/2023 tarihli trafik kazasında... plakalı aracın işleteni olup, davalı ... plakalı aracın İMMS poliçesini düzenleyendir.
Davalı, kazaya karışan... plakalı aracın kaza tarihini kapsayan ZMMS ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısıdır (cevap dilekçesi ve dilekçe ekinde yer alan poliçe). Ancak davacı vekili dava dilekçesinde açıkça ZMMS poliçe limitleri tüketildiğinden davalının sorumluluğunu ihtiyari mali sorumluluk poliçesine dayandırmaktadır. Davalı, poliçede de yer verildiği üzere ihtiyari mali sorumluluk klozu ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını poliçede yazılı hadlere kadar temin etmekle yükümlüdür.
Bahse konu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, trafik kazalarından doğan zararlar bakımından trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.
Başka bir anlatımla, zarar miktarı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında kalmakta ise bu aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak limit aşımında ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu söz konusu olacaktır.
Cevap dilekçesinde ki savunmaya konu STK' nun ... numaralı dosyası incelendiğinde, davamıza konu trafik kazası nedeniyle davacı tarafından davalıdan hasar bedeli ile birlikte ekspertiz ücretinin talep edildiği, davalının sorumluluğunun ZMMS poliçesine dayandırıldığı ve davalının ZMMS poliçe limitleri de nazara alınarak 120.000,00 TL' nin başvuruna ödenmesi yönünde 12/12/2023 tarihinde kararın verildiği görülmüştür. Her ne kadar davalı açıklanan karara dayanak yaparak derdestlik itirazında bulunmuş ise de, davacının STK' nun ... numaralı dosyasında ki talebinin hukuki dayanağı ZMMS poliçesi, eldeki ihtilafta ki hukuki dayanak ise İMMS poliçesi olduğundan derdestlik itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
STK' nun... numaralı dosyası ile zmms poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin davacıya poliçe limiti ile sorumlu olduğu ve poliçe limitinin tamamı ile davacı lehine kararın verildiği ayrıca cevap dilekçesinde bu miktar üzerinden ödemenin yapıldığı savunulduğundan zmms limitlerini aşan zarardan davalının sorumluluğu bulunmaktadır.
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup tramer kayıtları da celp edilerek mahkememizce bilirkişilerden kusur ve hasar bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 05/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre;
"Kusur dağılımı ile ilgili olarak:
a-) ... plaka sayılı araç sürücüsü...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/b, 56/c ve 84/d maddesinde belirtilen kuralları ihlal ettiği, kazanın oluşumunda tek etken olduğu,
b-) Davacı tarafa ait ... plaka sayılı araç sürücüsü ...n atfi kabil kusurunun olmadığı,
c-) ... plaka sayılı araç sürücüsü ...’in atfi kabil kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
Hasar bedeli ile ilgili olarak:
05.08.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, araç üzerinde yapılan incelemeler ve dosya kapsamında yer alan ekspertiz raporları doğrultusunda tespit edilen toplam hasar bedelinin KDV dahil 241.247,86 TL olduğu belirlenmiştir. Aynı tarih itibarıyla, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) kasko değer listesi verileri esas alınarak aracın piyasa rayiç değeri 445.000,00 TL olarak hesaplanmış; Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişisi tarafından belirlenen 260.000,00 TL sovtaj (hurda satış) değeri de teknik olarak uygun bulunmuştur. Bu kapsamda, aracın piyasa değeri ile sovtaj değeri arasındaki fark olan 185.000,00 TL gerçek zarar kalemini oluşturmaktadır. Trafik sigorta poliçesi kapsamında yapılan 120.000,00 TL'lik ödeme sonrası, 65.000,00 TL tutarında kalan zarar oluştuğu tespit edilmiştir. Hasar bedelinin piyasa değerinin %50’sinden fazla olması, onarımın ekonomik olmaktan çıkması ve sovtaj değerinin piyasa gerçeklerine uygun bulunması dikkate alındığında, aracın pert-total (tam ziya) kapsamında değerlendirilmesinin teknik olarak yerinde ve uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu hususların hukuki değerlendirmesi sayın Mahkemenizin takdirinde olmak üzere, teknik konulardaki görüş ve kanaatimi saygılarımla arz ederim." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
Sunulan rapora karşı davalı taraf itiraz etmiş ise de, itiraz dilekçesinin içeriği davanın HMK' nun 107. Maddesine göre belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğine ilişkin olup, yapılan hesaplamalara ve kusur oranına açık bir itirazının bulunmadığı görüldüğünden ve bilirkişi tarafından mahkememizin 15/10/2024 tarihli 4 nolu ara kararı gereği pert-total değerlendirmesi yapıldığından rapor hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili 05/05/2025 tarihli ıslah dilekçesi toplam 65.000,00 TL' nin tahsilini talep etmiş olup, davalı vekili itiraz dilekçesinde ıslah ile arttırılan miktarın zamanaşımına uğradığını savunmaktadır.
Davalı tarafın zamanaşımı def'inin incelenebilmesi için öncelikle davanın belirsiz alacak mı yoksa kısmi dava olarak mı açıldığının tespiti gerekecektir.
Emsal nitelikli Yargıtay... H.D 2023/3996 Esas, 2023/8750 Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda; davacı taraf, 19.12.2019 tarihinde aracın çalınmasına ilişkin olay nedeniyle doğan zararın tazmini için, 17.07.2020 tarihinde, belirsiz alacak ya da HMK'nın 107 nci maddesinden bahsetmeksizin, alınacak raporla tazminatın belirlenmesinden sonra artırım haklarını saklı tutarak eldeki davayı açmış olup, davanın HMK'nın 109 uncu maddesinde düzenlenen "kısmi dava" olduğunun kabulü gerektiği açıktır. Davalı vekilinin ıslahla artırılan kısım yönünden süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı defini inceleyen İtiraz Hakem Heyeti'nin, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 41.000,00 TL tazminat talebinde bulunduğu, buna göre davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, belirsiz alacak davası açılması ile zamanaşımının kesileceği, davacının 16.01.2023 tarihli dilekçesinin ıslah işlemi niteliğinde olmadığı, bu dilekçenin dava değerinin artırılması kapsamında olduğu, bu nedenle bilirkişi raporundan sonra artırılan miktar yönünden davalının zamanaşımına ilişkin definin reddi gerektiği gerekçesine dayanan zamanaşımı değerlendirmesi, açıklanan nedenlerle yerinde olmamıştır. " şeklinde karar vermiştir.
Emsal nitelikli Yargıtay ilamı ile birlikte dava dilekçesi incelendiğinde, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak ikame edildiği belirtilmediğinden eldeki ihtilafın kısmı dava olarak açıldığı kanaatine varılmıştır.
Kısmi davalarda zamanaşımı süresi, yalnızca dava dilekçesinde talep edilen bedel yönünden dava tarihi itibari ile kesilecek olup, ıslah ile arttırılan miktar yönünden zamanaşımı süresi dava tarihi itibari ile kesilmeyecektir.
2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu trafik kazası 07/04/2023 tarihinde meydana gelmiş, olayın, maddi hasarlı trafik kazası olması nedeniyle, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu itibarla, davaya konu talepler yönünden 2 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup, dava dilekçesine konu edilen maddi tazminat taleplerinin, 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Her ne kadar ıslah ile arttırılan miktar yönünden kaza tarihinin 07/04/2023, ıslah tarihinin ise 05/05/2025 olduğu bu hali zamanaşımı süresinin dolduğu görülmekte ise de, TBK' nun 149. Maddesi gereği zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağından ve İMMS poliçesi ile sorumlu olduğu sabit olan davalı yönünden alacağın muaccel olacağı tarih ZMMS poliçe limitinin tamamı ile sorumlu tutulan sigorta şirketi aleyhine başvurulan STK' nun 12/12/2023 tarihli kararı ile başlayacağından, STK kararı ile ıslah dilekçesinin tarihi nazara alındığında 2 yıllık süresinin dolmadığı görülmekle davalının zamanaşımı def'ine mahkememizce itibar edilmemiştir.
Somut olayda; 07/04/2023 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi dava dışı sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağından, dava dışı sürücünün tam kusurlu olduğu, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının maliki olduğu aracın hasar miktarı ve aracın rayiç değeri nazara alındığında aracın perte ayrılmasının uygun olduğu ve bu hali araçta sovtaj bedeli de düşülmek suretiyle 185.000,00 TL zararın meydana geldiği, ZMMS poliçesi kapsamında zararın 120.000,00 TL' sinin tahsil ediliği bakiye zararın ise 65.000,00 TL olduğu ancak davalının poliçe limiti ile (60.000,00 TL) sorumlu olması gerektiğinden davanın kısmen kabulüne, poliçe limitini aşan miktar yönünden ise davanın reddine, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşeceğinden bu tarihten itibaren zarar veren araç ticari olmadığından yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi KTK' nun 100. Maddesinin yollaması ile uygulanması gereken aynı kanunun 97. Maddesi gereği davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-60.000,00 TL bakiye hasar tazminatının davalı sigorta şirketinden (60.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 01/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin (5.000,00 TL) reddine,
2-Alınması gereken 4.098,60 TL karar ve ilam harcının yatan 1.537,6 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 2.561,00 TL' nin davalıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan ve mahsup edilen 1.537,60 TL ve 427,60 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 96,50 TL posta ve diğer giderler ile 7.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 7.096,50 TL yargılama giderinin kabul red oranı nazara alınarak 6.550,61 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 5.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 2.080,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
8-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/05/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır