T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/579 Esas
KARAR NO : 2025/521
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) Davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA : Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde; "...Taraflar arasındaki alım-satım akdi, CFR satış olarak belirlenmiştir. İşbu teslim şekli uyarınca ürünler’deki hasar ve zıya, ürünler gemiye yükleninceye kadar davalı satıcı üzerinde bırakılmış olup davalı, müvekkil şirket’in uğradığı zarardan sorumludur. Bilindiği üzere; Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tarafından hazırlanan ...® kuralları, ticaret dünyasında sıkça kullanılan ve ticaretin çeşitli yönlerini düzenleyen önemli bir ticaret terimleri dizisidir. Bu kurallar, satıcılar ve alıcılar arasındaki yükümlülükleri, hasarın geçiş anını ve masrafları kimin üstleneceğini belirlemekle birlikte ticari alım satımlarda oldukça sık kullanılan, tarafların her sözleşmede ayrıntılı müzakereler yapması ihtiyacını ortadan kaldıran ve sözleşmeden doğan çok sayıdaki uyuşmazlığın çözümünde yeknesak yorum sağlanmasını amaçlayan uluslararası terimlerdir. 01.01.2020 tarihinde yürürlüğe konulan Incoterms 2020’de, deniz ve iç su taşımalarına özgü terimler FAS, FOB, CFR ve CIF olarak belirlenmiştir. Somut olayda taraflar arasında alım satım akdi niteliğini haiz proforma fatura incelendiğinde, tarafların CFR satış ve %100 peşin ödeme konusunda anlaşmış olduğu görülecektir. Kaldı ki bu anlaşmaya istinaden Müvekkil Şirket tarafından Ürünler’in toplam bedeli ön ödemeli olarak yapılmıştır. CFR teslim şeklinde, satıcı, malları yükleme limanında, belirlenen tarihte veya sürede ve belirlenen gemide teslim etmekle yükümlü olup satıcı malları gemide teslim edeceğinden, malların yüklenmesi de satıcının sorumluluğunda gerçekleşmektedir. Bu minvalde Satıcı, yükleme işlemini belirlenen süre içinde tamamlamak zorundadır. Ne var ki somut olayda, Müvekkil Şirket tarafından defaatle yüklemenin Ocak ayı içerisinde yapılması yönünde talimat verilmişse de Davalı tarafça bu talimata aykırı hareket edilerek Ürünler liman sahasına Şubat ayı içerisinde teslim edilmiş ve akabinde elim hadise meydana gelmiştir. Öte yandan, Müvekkil Şirket ile Davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında belirlenen CFR teslim şekli kapsamında Davalı, yani satıcı; malları yükleme limanında gemiye yüklenmiş halde teslim etmekle yükümlü olup bu doğrultuda Ürünler’e ilişkin hasar ve risk, yükleme limanında Ürünler’in gemiye yüklenmesine kadar Davalı üzerindedir. Bir diğer ifadeyle satıcı konumunda bulunan Davalı, Ürünler yükleme limanında gemi küpeştesini aşana kadar, Ürünler üzerindeki hasar ve riske katlanmakla yükümlüdür. Bu husus, Incorterms 2020 Kuralları’nın “CFR” başlıklı bölümünde yer alan A3 numaralı kural ile hüküm altına alınmıştır. [EK-7: INCORTERMS 2020 Kuralları’nın CFR Satışlara İlişkin Kısımları] Bu husus, birçok Yüksek Mahkeme kararına konu edilmiştir. Örneğin; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi bir kararında açıkça; “Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; CFR teslim şekilli sözleşmelerde, satıcı tüm masraf ve riskleri üstlenerek malları yükleneceği limana kadar getirir, gümrük işlemlerini yaptırır ve navlun ücretini ödeyerek yüklemeyi gerçekleştirir. Bu andan itibaren navlun dışındaki malla ilgili tüm masraf ve riskler alıcıya aittir. Satıcı, taşıma acentesi ile sözleşme yaparak varış limanına kadar olan navlun ücretini öder. Malların gemi küpeştesine geçmesinden sonra navlun dışında meydana gelen tüm masraf ve riskler alıcıya aittir.” şeklinde karar vermek suretiyle, satıcı tarafından malların gemiye yüklenmesinden sorumlu olduğunu ve mallara ilişkin hasar ve riskin ancak ve ancak mallar gemiye yüklendikten sonra alıcı tarafa geçeceğini, bu vakte kadar tüm sorumluluğun satıcı tarafta bulunduğunu hüküm altına almıştır. Ne var ki somut olayda Ürünler, henüz gemiye yüklenmemiş iken İskenderun liman sahasında zayi olmuş; Davalı’nın teslim sorumluluğu, malların gemiye yüklediği için tamamlanamamıştır. Türk Borçlar Kanunu m.112 uyarınca borç, hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olup bu doğrultuda Davalı, Ürünler nezdinde meydana gelen hasar ve zıya katlanarak Müvekkil Şirket’in zararını tazmin etmekle yükümlüdür. davalı’nın, meydana gelen hasardan sorumlu olmadığına ilişkin beyanları kabul edilemez. zira davalı, Türk Borçlar Kanunu M. 136/2 uyarınca müvekkil şirket’in zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Dilekçemizin Giriş kısmında açıklamış olduğumuz üzere Müvekkil Şirket’in bedelini peşin olarak ödediği Ürünler, İskenderun Limanı’nda çıkan yangın sebebiyle zayi olmuştur. Davalı yanın, işbu Ürünler’in zayi olması sebebiyle CFR teslim şartı uyarınca taahhüt ettiği edimleri yerine getiremediği, yukarıdakiler ışığında sabittir. Bu halde Davalı yan; “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır.” hükmünü havi Türk Borçlar Kanunu’nun 136/2. madde hükmü gereği, Müvekkil Şirket’ten tahsil etmiş olduğu bedeli, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Nitekim, bu yükümlülüğe ilişkin birçok yargı kararı mevcut olup Yargıtay... Hukuk Dairesi, E.... ve 6.7.2017 tarihli kararında, “Bu durumda, davalı yüklenici, edimin ifası imkansız hale geldiğinden, artık sözleşme bedelini talep hakkına sahip bulunmayıp, bilakis TBK'nın 136/2. maddesinin 1. cümlesi hükmü uyarınca, henüz sözleşme ifa edilmeden önce peşin olarak tahsil ettiği bedeli, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacı tarafa iade ile yükümlüdür.” şeklinde hüküm kurmak suretiyle satıcının peşin olarak tahsil ettiği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olduğunu açıkça hüküm altına almıştır. Bu halde Davalı şirketin, Türk Borçlar Kanunu uyarınca Müvekkil Şirket tarafından peşin ödenen ürün bedelini Müvekkil Şirket’e iade etmekle ve bu minvalde Müvekkil Şirketi tazmin etmekle mükellef olduğu açıkça ortadadır. Hal böyle iken, Sayın Başkanlık tarafından Müvekkil Şirket’in uğradığı zararın Davalı şirketçe tazmini yönünde karar verilmesini talep ederiz. " Yukarıdaki açıklamalarımızda belirtildiği üzere işbu huzurdaki dava tazminat isteminden kaynaklanmaktadır. Sayın Başkanlık tarafından da bilindiği üzere borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletme ile ilgili olması halinde tacir olan borçludan avans faizi istenebilmekte olup bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.05.2022 tarihli 2020/(17)4-170E. ve 2022/698K. sayılı ilamında; “Anılan hükümler birlikte değerlendirildiğinde, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, (…) alacaklının haksız eylem de dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.” şeklinde açıklanmıştır. Bununla birlikte, Müvekkil Şirket tarafından Ürün bedeli, 23.01.2024 tarihinde peşin olarak Davalı’ya ödenmiş olduğundan, Müvekkil Şirket’in toplamda 811.140,60-TL tutarındaki alacağına, ödeme tarihi olan 23.01.2023 tarihinden avans faiz oranı işletilerek Davalı’dan tahsilini talep ederiz.Müvekkil Şirket’in Üürnler nezdinde uğradığı toplamda 811.140,60-TL zararın, avans faiz oranı üzerinden ödeme tarihi olan 23.01.2023 tarihinden itibaren en yüksek faiz ile birlikte Davalı’dan TAHSİLİNE, Haklı davanın KABULÜNE, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin DAVALI’YA YÜKLETİLMESİNE, karar verilmesini usule ve esasa ilişkin her türlü hakkımız saklı kalmak kaydı ile saygılarımızla talep ederiz." şeklinde talep ve dava ettiği görülmüştür.
SAVUNMA : Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde "... Davacı, Dubai'de bulunan “...”” adlı müşteriye tavuk yumurtası ihracının gerçekleştirilmesi için aracılık etmiştir. Davacı, Adana'da mukim gıda tedarik tellalıdır. Müvekkilim ...Gıda A.Ş. ise “satıcı” sıfatıyla bir uluslararası satım sözleşmesinin tarafıdır ve bu sözleşmede “alıcı” konumunda (dava dışı) Farzana şirketi yer almaktadır. Başka bir deyişle, davacı tellal ile müvekkilim arasında hiçbir sözleşmesel ilişki bulunmamaktadır. Satım konusu yumurtaların “alıcı”sının Dubai menşeili (dava dışı) Farzana isimli şirket olduğu, müvekkilim tarafından kesilen İngilizce ticari faturadan ve e-faturadan konşimentodan , gümrük beyannamesinden menşei şahadetnamesinden açıkça görülmektedir. Davacının aracılıkta bulunarak müvekkilimin sattığı ürünlerin İskenderun limanından gemiye 7 Şubat'ta yükleneceği ve fakat 6 Şubat akşamı deprem nedeniyle çıkan yangında limanın gümrüklü sahasında konteyner içinde depoda durmaktayken zarar gördüğü bir gerçektir. Ancak, üretici-satıcı konumundaki müvekkil şirketin bu zarardan sorumlu olduğu iddiasının hukuki bir alt yapısı bulunmamaktadır, 3. Öncelikle, satıcının sorumluluğuna ilişkin hak iddiası ile bu davayı açmış olan “...Ltd. Şti”, tarafımıza husumet yöneltebilecek bir kişi değildir. Satış sözleşmesi, alıcı ve satıcı arasında akdedilen bir sözleşmedir. Uyuşmazlık konusu edilen uluslararası satış sözleşmesinin “satıcı”sı, müvekkilim Keskin ...Anonim Şirketi iken “alıcısı da sunduğumuz tüm belgelerden de görüleceği üzere Dubai menşeili “Farzana” şirketidir. Davacı, sadece bu satım akdine aracılıkta bulunmuş ve alıcı adına Türkiye'ye para transferini gerçekleştirmiş olduğundan, bu davada “aktif husumet ehliyeti” bulunmamaktadır. Velev ki, davacının “alıcı” sıfatı bulunsaydı. bile müvekkilin ayıptan doğan sorumluluğu yine de tartışma konusu yapılamayacaktır. Çünkü, bu davada aktif husumetin kime ait olduğu bir yana bırakıldığında; uyuşmazlığın esasına ilişkin çözülecek hukuki mesele, satış sözleşmesi akdedildikten sonra “riskin satıcıdan alıcıya ne zaman geçtiği”dir. Milletlerarası Ticaret Odası tarafından hazırlanan ve taraflarca satım sözleşmesinin bir parçası haline getirilen ticari terimlerden (INCOTERMS) hangisinin uyuşmazlığın bir parçası olan satım sözleşmesinde tercih edildiği, satıcının “teslim” edimini hangi an gerçekleştirmiş sayılacağı ve dolayısı ile de ürünün maruz kalacağı risklerin hangi an alıcıya geçtiğini belirlemektedir. Davacının da dilekçesinde belirttiği üzere, uluslararası satış sözleşmesi CFR teslim modeli ile akdedilmiştir. “CFR ve riskin geçişi”: Husumetten başka, dava konusu uyuşmazlığın özü; satılan malın üretim yerinden çıkıp varma yerine ulaşıncaya kadar geçecek süreçte maruz kalacağı riskin hangi an satıcıdan alıcıya geçeceği yani aynı ülkede bulunmayan alıcı ve satıcı ilişkisinde, satıcının hangi an edimin konusunu alıcıya teslim etmiş kabul edileceğidir. CFR'de, satıcının satım konusu malı, taşıyana teslim etmesi ile birlikte, satıcının satım sözleşmesindeki teslim edimini alıcıya ifa ettiği kabul edilmektedir. Bu noktada, davacının kendisinin Türkçe'ye resmi olarak çevirtmeden delil olarak sunduğu (İngilizce) Milletlerarası Ticaret Odasının Incoterms kitapçığına dayanmak ve doğru (!) tercüme ile gerekli bilgiyi aktarmak faydalı olacaktır. Kitapçığın, CFR'de İlk olarak, müvekkil şirket tarafından ihraç edilen ürünler Ek 5'de dosyaya sunulan Tarım ve Orman Bakanlığı Uluslararası Veterinerlik Sağlık Serifikası'ndan görüleceği üzere üretim tesisinin bulunduğu yerde “3.2.2023'de Bala/Askara”da ... nolu konteynere yüklenmiştir. Yükleme anında da veterinerlik kontrolünden geçmiş ve işbu sertifikayla ürünlerin tüm sağlık, hijyen ve yasal koşullara uygun olarak üretilmiş olduğu resmi olarak belgelenmiştir. Ayrıca, TCLU kodlu konteyner, satıcının değil; taşıma şirketinin konteyneridir. Başka bir deyişle, taşıyan, yükü teslim almak üzere satıcının fabrikasına aracını (konteyneri taşıyan) göndermiş, konteynere yükleme fabrika kapısında gerçekleşmiştir. Satım hukuku anlamında riskin (hasarın), satıcıdan alıcıya geçmiş olması ile aslında kısaca, satım sözleşmesi uyarınca satıcının sattığı emteanın “zilyetliğini” alıcıya devretme borcunu yerine getirdiği ve böylelikle de o andan itibaren alıcıdan karşı edimin (semenin) talep edilmesine hak kazandığı anlatılmaktadır. Riskin alıcıya geçmiş kabul edildiği durumlarda, şayet yük satıcının zilyetliği dışında iken zarara uğramış ve alıcı satım konusu mala tam anlamıyla kavuşamamışsa, bundan dolayı alıcının; zararın karşılığı olan tazminatı sigortacısından ya da taşıyandan karşılaması gerekecektir, zira satıcının riski alıcıya naklettiği andan itibaren sattığı ve alıcıya/alıcının ifa yardımcısına “zilyetliği devrettiği” ettiği andan itibaren edim sorumluluğu sona ermiştir. Yani, malın zilyetliğinin taşıyana devredilmesi, zilyetlik alıcıya devredilmiş gibi hukuki sonuç doğuracaktır. Yukarıda Türkçe'ye çevirdiğimiz CFR ile ilgili kural da bunu ifade etmektedir. Aynı ülkede bulunmayan ve yüz yüze hiç gelemeyecek satıcı ve alıcının, satım sözleşmesini CFR terimi üzerine inşa etmeleri, sadece satıcının teslim ediminin ifa zamanını ve yerini değil; aynı zamanda satıcı ve alıcının risk alanını tayin etmeleri bakımından da önemlidir. CFR terimli bir satım sözleşmesinde, satıcı mali taşıyana teslim edinceye kadar geçen sürede riski taşır. Satılan mal, gemiye (bordasına veya ambarına) yüklenmek üzere taşıyana teslim edilmesiyle birlikte risk de satıcı üzerinden alıcıya geçer. Lakin: geminin değil güvertesine (bordasına) mal yüklemek; Geminin yanına dahi yaklaşmak, limanların gümrüklü sahalar ve devlet denetimi altında olan yerler olması nedeniyle hiçbir satıcının ya pabileceği bir faaliyet değildir. Zaten o yüzden de CFR'nin A2 numaralı kuralı, “ya da geminin güvertesine malın yüklenmesini gerçekleştirmeyi temin etmek” anlamına gelen bir cümle ile satıcı için alternatif bir hareket şekli belirlemiş ve son cümlesinde de nihai teslim yerini “liman” olarak belirlemiştir. Yani, satıcının fabrika kapısında, taşıyanın konteynerine malı istifleyerek yine taşıyanın aracına ve şoförüne (ifa yardımcısına) teslim etmesi yeterli bulunmamış, teslimin taşıyana fimanda gerçekleşmiş kabul edileceğini yazarak fabrikadan limana kadarki yolda malın maruz kalacağı riski satıcıda bırakmıştır. O halde CFR kuralını olaya uygulayacak olur İsek: 3.2.2023'de Ankara/Bala'da mallar fabrikada... nolu konteynere yüklenmiştir (Ek 5). Bu yüklemenin alıcısının Farzana isimli şirket olduğu da şoföre teslim edilen paketleme listesinde bir kez daha teyit edilmiştir İskenderun gümrüğünden aynı gün beyannamesi düzenlenmiş ve 3.2.2023 tarihi itibari ile Limak limanında mallar vergisel yükümlülükler açısından çıkışa izinli halde hazır beklemektedir 6 Şubat saat 12.48'de davalı müvekkilim çalışanı tarafından, davacı şirketin çalışanlarına (...com.tr) — yükün hukuken de taşıyan tarafından teslim alındığına ilişkin konişmentoyu mail olarak göndermiştir. Fiilen hangi an taşıyan tarafından, gümrük vergisi ödenmiş yani devletin çıkış izni verdiği malların antrepoda teslim alındığını veya hangi an konişmentonun tanzim edildiğini “satıcı” sıfatıyla fiilen orada bulunmayan ve bu işlemlere tanık olmayan müvekkilimin ispat etmesi mümkün değilse de; konişmentonun, keşideci “taşıyan” tarafından müvekkilime (satıcıya); müvekkilimin de davacı aracıya ulaştırdığı anı (6.2.2023 saat öğlen 12.48'i), yükü taşıyanın zilyetliğinde kabul edeceğimiz an olarak belirlemek kolaylıkla mümkündür ve uyuşmazlığı çözmeye de fazlasıyla yeterlidir. Öyle ki, konişmento TTK m. 1228 hükmü uyarınca, taşıyanın yükü teslim aldığını ispatlayan bir kıymetli evraktır. Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi ile Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim." şeklinde talep ettiği görülmüştür.
GEREKÇE :
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5(2) maddesinde "Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir" hükmü düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda ticaret mahkemelerinden hangisinin münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası ile ilgili hukuk davalarına bakacağı Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun görevlendirme kararına göre belirlenecektir.
Somut olayda taraflar arasındaki CFR teslim şartı ile yapılmış alım-satım aktinin bulunduğu anlaşılmakla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 09.09.2014 tarihli kararı ile 6102 sayılı T.T.K'nun 5. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla İzmir ilinde İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevlendirilmesine karar verildiğinden yukarıda anılan kanun hükmü ve karar uyarınca mahkememizin Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatı bulunmamakta olup, dava dilekçesindeki anlatım ve delillere göre uyuşmazlığın deniz taşıması sırasında gerçekleşen zarara ilişkin olduğu anlaşıldığından davanın deniz ihtisas mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava dosyasının esasının kapatılarak İZMİR ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna GÖNDERİLMESİNE;
2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi gereğince yapılan yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verileceğinden bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, kararın niteliği itibariyle kanun yolu kapalı olmak üzere Kesin Olarak karar verildi.27/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim...
¸e-imza