T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/580 Esas
KARAR NO : 2024/981
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2024
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı şirkete ait... nolu tesisatı ile ilgili olarak Müvekkil şirketten elektrik temin etmek üzere, ekte sunulan 23.12.2022 tarihli sözleşme Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma ( ("Sözleşme") ve aynı tarihli ek protokol (Ek Protokol) imzalamıştır. Sözleşme kapsamında 11 ay süre ile müvekkilce davalı tarafa sabit fiyatla enerji tedariki konusunda anlaşılmış ve enerji tedariki 01.02.2023 tarihinde başlamıştır. Davalı şirket daha önce 05.01.2022 tarihli Sözleşme ile müvekkilden enerji tedarik etmeye başlamış, bu sözleşmenin süresi bittikten sonra yani 01.02.2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yukarıda belirtmiş olduğumuz 23.12.2022 tarihli Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma ( ("Sözleşme") ve aynı tarihli ek protokol (Ek Protokol) imzalamıştır. Müvekkil şirket sözleşmeye uygun olarak elektrik tedarik etmiş olmasına rağmen, davalı taraf tedarik başlangıcından 3 ay sonra, sözleşme süresi dolmadan, sözleşmeyi süresinden önce haksız şekilde feshetmiştir. Sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle Müvekkil şirketçe Sözleşmeye uygun olarak davalı şirket aleyhine cezai bedel tahakkuk ettirilmiştir. Sözleşme'nin 10.11. Maddesinde "Müşteri’nin, Sözleşme’yi süresinden önce feshetmesi ve/veya feshine sebebiyet vermesi ve/veya Sözleşme’ye aykırı davranması ve/veya İşbu madde kapsamında belirtilen sebeplerle Sözleşme’nin feshedilmesi/feshedilmiş sayılması hallerinde, Müşteri Sözleşme süresi boyunca tahakkuk etmiş en yüksek fatura bedelinin 2 (iki) katı tutarındaki bedeli cezai şart olarak ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Bu tutar İşbu Sözleşme’nin 8.1. Maddesi uyarınca hesaplanacak teminat tutarından düşük olamaz. Müşteri’nin bu bent kapsamında cezai şarta esas olacak tüketim verisinin bulunmaması hâlinde, Sözleşme’nin 8.1. Maddesi kapsamında hesaplanan ortalama faturası esas alınarak cezai bedel tespit edilir." hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin süresinden önce davalı tarafından feshedilmesi nedeniyle, davalı tarafa Sözleşme'nin 10.11. Maddesi kapsamında; 10.05.2023 tanzim,22.05.2023 vade tarihli olmak üzere... nolu 1.265.285,28 TL tutarlı cezai bedel faturası tahakkuk ettirilmiştir. Cezai bedel faturası, Sözleşmeye uygun olarak, sözleşme döneminde tahakkuk eden en yüksek fatura olan 31.03.2023 tanzim tarihli ve... nolu tüketim faturası baz alınarak düzenlenmiştir. Davalı/borçlu müvekkilce düzenlenen cezai bedel faturasına itiraz etmiş ve iade faturası düzenlemiş fakat davalı/boçlu tarafından düzenlenen iade faturası müvekkil şirketçe kabul edilmemiş ve iade edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşme serbestisi ilkesine uygun olarak Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği de, yıllık tüketimi 100.000 kWh tan büyük müşteriler ile elektrik tedarik şirketleri arasında imzalanacak elektrik satış sözleşmelerinde, Sözleşme hükümlerin taraflarca serbestçe belirlenmesine imkan vermektedir. Müvekkil şirket gibi davalı şirkette tüzel kişiliği haiz ve Türk Ticaret Kanunu anlamında basiretli birer tacir niteliğindedir. Taraflar serbest iradeleriyle elektrik satışı ve bu satışın koşulları üzerinde anlaşmışlar, hangi hallerde cezai bedelin tahakkuk ettirileceği konusunda mutabık kalmışlardır. Hatta sözleşme müzakereleri kapsamında, davalı /borçlu tarafın talebi üzerine, Ek protokol'e ,sözleşmenin müvekkil tarafından erken feshedilmesi halinde, davalı/borçlu lehine cezai bedel ödemesi yapılacağına dair madde eklenmiştir. Davalı tarafın yukarıda belirtilen ... nolu cezai bedel faturasını ödememesi üzerine, alacaklarımızın tahsilinin sağlamak amacıyla, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ve ikincil mevzuatı hükümlerine uygun olarak 05.07.2023 tarihinde davalı hakkında Merkezi Takip Sistemi (MTS)... nolu dosyası ile icra takibi başlatılmıştır.
İcra dosyasından da görülebileceği üzere; 1.265.285,27 TL Asıl Alacak, 47.588,59 - TL Takip Öncesi İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 1.312.873,86 -TL üzerinden takip başlatılmıştır. Davalı/borçlu 11.07.2023 tarihli dilekçesi ile borca, faize ve fer'ilerine yönelik itirazda bulunmuştur. Borçlu/davalı itirazlarında haksızdır zira ekte sunmuş olduğumuz borç tahsilat ektresi ve borç listesinden de görüleceği üzere davalı Sözleşme gereği tahahkuk ettirilen faturayı ödememiştir. Davalı-borçlu faturaları vadesi içinde ödemediği için vade tarihinden takip tarihine kadar, taraflarca sözleşmeyle belirlenen orana uygun olarak, Sözleşme'nin 7.3. Maddesi kapsamında belirlenen oranda faiz işletilmiştir. Davalının itirazı üzerine, işbu dava açılmadan önce, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi uyarınca, 10.11.2023 tarihinde İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuştur. Yapılan görüşmede davalı-borçlu ile anlaşma yapılamaması nedeniyle ekte sunduğumuz 24.11.2023 tarihli ve... nolu Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk (Anlaşamama) Son Tutanağın düzenlenmiş olup, tutanağın bir örneği ekte sunulmaktadır Yukarıda arz ve izah olunan ve re’sen takdir edilecek sebeplerle; Merkezi Takip Sistemi (MTS) ... sayılı dosyasındaki davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline ve takibin tüm fer'ileriyle birlikte ve Sözleşmede belirlenen faiz oranı üzerinden devamına, haksız ve kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi hususunda, gereğini bilvekale saygılarımla arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Dava dilekçesinin tebliği usule uygun değildir. Davacı iddialarını sadece dava dilekçesi ekinde göstermiş olduğu belgelerle ispat etmek zorunda olup, davacının sonradan delil listesi sunmasına muvafakat etmiyoruz. Davacı tarafın varlığını iddia ettiği alacak zamanaşımına uğramıştır. Dava yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Dava yetkisiz mahkemede ikame edilmiştir. Müvekkil şirkete ait... nolu tesisatı ile ilgili olarak davacı şirketten elektrik temin etmek üzere, 05.01.2022 tarihli sözleşme Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma imzalanmış ve işbu anlaşmanın 01.02.2022-31.01.2023 tarihleri arasında uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı sözleşmenin 9.3. Maadesi uyarınca ise sözleşmenin sona ermesinden 2 ay öncesi taraflarca herhangi bir fesih bildirimi gönderilmemiş olması nedeniyle de işbu sözleşme 1 yıl süreyle uzatılmıştır. Yine işbu sözleşmenin 5.1. Maddesi uyarınca Müvekkilin yaptığı elektrik harcamalarına karşı hesaplama yöntemi (PTFdxYEKDEM)xKBK olarak belirlenmiş ve EPDK tarafından birim fiyatlar üzerinden 5.2. Maddede belirlenmiş olan 1.0240 oranında KBK katsayısı çarpılmak suretiyle davacı şirketin karı belirlenerek faturalandırmalar yapılmıştır. Nitekim müvekkil şirket tarafından da söz konusu faturalar ödenmiş ve sözleşme dönemi kapsamında herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Devam eden süreçte yukarıda da belirtildiği üzere 31.01.2023 tarihinden 2 ay evvel taraflarca fesih ihtarnamesi gönderilmeyerek sözleşme uzatılma yoluna gidilmiştir. Ancak davacı şirketin pazarlama sorumlusu... tarafından müvekkil şirketin satın alma sorumlusu sözleşmeyi yenileme ve sabit birim fiyatlı sözleşmeye geçilmesi hususunda telkinlerde bulunulmaya başlanmıştır. Davacı şirketin pazarlama sorumlusu tarafından yapılan yönlendirmelerde Türkiye'de yapılacak seçim sonrası elektrik fiyatlarının çok yüksek oranda zamlanacağı, doların ve ekonomik göstergelerin çok olumsuz seyredeceği gibi ifadelerde bulunulmuş ve sözleşmenin sabit birim fiyatı olarak 490 kuruş/Kwh olarak belirlemeye yönelik 23.12.2023 tarihinde "Yüksek Tüketimli Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma( Sabit Birim Bedelli)" sözleşmenin akdedilmesi hususunda müvekkil şirketi ikna etmiştir. Bu sözleşmenin yürürlük tarihi 05.02.2023 olarak belirlenmiş olup, Ocak 2023 tarihi itibariyle elektrik fiyatlarında 490Kr/Kwh bedelin altında rakamlara indirimler gelmeye başlayınca Müvekkil Şirket satın alma sorumlusu tarafından...’a hitaben Aralık ayında söylediklerinin doğru çıkmadığını, artış bir kenara ciddi indirimlerin olduğu ve bu nedenle kendisinin zor durumda kalıp, Müvekkil Şirket yöneticileri nezdinde küçük düştüğünü ileri sürdüğünde de sözleşmeyi yenilemeye yönelik telkinlerine devam etmiş ve önceki sözlerini referans göstererek, bu indirimlerin bir seçim yatırımı olduğunu, seçimden sonra en az 630Kr/Kwh fiyatların Nisan ayından itibaren geleceğini ve Müvekkil Şirketin zarar etmeyeceği yönündeki telkinlerine devam ederek uğranılan zararla ilgili de kendisinin sürekli olarak yardımcı olacağı yönünde beyanlarda bulunmuştur. Bu hususta yapılan yazışmalar işbu dilekçe ekinde Sayın Mahkemenize sunulmuştur. Ancak gelinen aşamada birim fiyat yapılan açıklamalar doğrultusunda 240 Kr/Kwh değerine kadar düştüğü açıkça görülmektedir. Bu hususta satış sorumlusu tarafından yapılan yönlendirme, yine satış sorumlusunun bu hususta açık ısrarı ve bu kişinin uzmanlık alanının da işbu konu olduğu dikkate alındığında müvekkilin hile ile irade sakatlığına uğratıldığı aşikardır. Bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunu’nun 30 ve devamı maddelerinde irade bozukluklarına yer verilmiş ve 36’ncı maddede Aldatma hususu düzenlenmiştir. Buna göre aldatma ile sözleşme yapan tarafın sözleşme ile bağlı kalması mümkün değildir. Yukarıda izah ettiğimiz olayda da Müvekkil şirketin davacı pazarlama yetkilisi tarafından öncelikle fiyatların aşırı yükseleceği, sonrasında da fiyatlarda düşüş olsa bile mutlaka yardımcı olacağı için zarar edilmesinin mümkün olmadığı gibi hileli davranışlar sergilenmesi ile Müvekkil Şirket 23.12.2022 tarihli Sözleşme ve eki Protokol imzalattırılmıştır. Bu hileli davranışlar olmasa idi Müvekkil Şirketin 05.01.2022 tarihli sözleşme koşulları ile elektrik alımına devam edeceği izahtan varestedir. Taraflar arasında yeniden akdedilen sözleşmenin tarihleri incelendiğinde bu husus kolaylıkla tespit edilecektir. Dolayısıyla davacı şirket yeni ve daha karlı bir sözleşme akdedileceği yönlendirmesi ile müvekkil şirkete işbu sözleşmenin akdedilmesi hususunda adeta bir dayatma uygulamış ve nihayetinde de vaat edilen ile uygulanan çok farklı bir noktaya gelmiştir. Mevcut durum itibariyle incelendiğinde taraflar arasında akdedilen sözleşmenin aynı koşullarla devam edeceği sabit iken müvekkilin kendi menfaati dışında bir sözleşme akdetmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Dolayısıyla bu noktada müvekkil şirket davacı şirketin satış sorunlusunun uzmanlık alanına güvenmiş, kendisi tarafından aktarılan bilgilere güvenerek bir sözleşme imzalamıştır. Nitekim ilgili satış sorumlusu sözleşme koşullarının güncel duruma göre yeniden belirleneceği hususunda bir telkinde de bulunmuşsa da müvekkil şirket tarafından fesih tarihi itibariyle piyasanın oldukça üzerinde bir katsayı ile elektrik bedeli talep edilmiştir. Bu noktada verilen vaatin yerine getirilmediği de sabit olmakla birlikte müvekkilin işbu sözleşmeden elde etmeyi beklediği menfaat de sağlanmamaktadır. Hal böyleyken müvekkil şirket tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşme haklı nedenle feshedilmiştir. Dolayısıyla davacı tarafın ceza şart talebinde bulunması hukuken mümkün değildir. Söz konusu hükümlerin genel işlem koşulu mahiyetinde olması nedeniyle bir geçerliliği bulunmamaktadır. Sayın Mahkemenizce de bilindiği üzere Türk Borçlar Kanunun 20 ve devam eden maddelerinde genel işlem koşulları ve bu kapsamdaki sözleşme hükümlerinin hukuki niteliği detaylandırılmaktadır. Bilindiği üzere Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Dolayısıyla sözleşme kapsamında yer alan cezai şart ve benzeri maddeler esasen sözleşmenin tarafı olarak tüketici pozisyonunda da bulunan müvekkil açısından değiştirilmesi mümkün olmayan ve öncesinde davacı nezdinde hazırlanan genel geçer bir maddedir. Söz konusu sözleşmenin akdedilmesi esnasında müvekkil tarafından sözleşmenin bu kapsamdaki maddelerinin değiştirilmesi açıkçası mümkün değildir. Müvekkil her ne kadar tüketici pozisyonunda bir tacir olsa dahi genel işlem koşullarının tacirlere açısından da uygulandığına yönelik sayısız içtihat bulunmaktadır. Yargıtay... HD.... Karar ve 18.12.2014 tarihli kararında "6098 sayılı TBK'nun uygulanması ile ilgili olarak kişi açısından bir sınırlama yapılmamıştır. Yani genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeler tacirler yanında tacir olmayanlar (tüketiciler, alıcılar, müşteriler) içinde uygulanabilecektir." şeklindeki açıklamasıyla bu hususa açıkça değinmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 25. Maddesi ise açıkça "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz." şeklindeki kanun hükmü ile karşı taraf aleyhine hüküm konulamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla davacı şirket tarafından müvekkil açısından herhangi bir değerlendirme olanağı bulunmaksızın öncelikle müvekkilin aleyhine olacak şekilde sabit birim bedeli oluşturulmuş akabinde de cezai şart hükümleri uygulanmıştır. Sözleşmenin genel geçer ifadelerle müvekkil aleyhine değiştirildiği aşikardır. Dolayısıyla davacı şirketin talepleri hukuka aykırı olup davasının reddi gerekmektedir. Öte yandan taraflar arasından yapılmış olan sözleşme hatalı hükümler içermektedir. Müvekkil Şirket sanayi sektörüne bağlı faaliyetler yürütmüş olduğundan sanayi sektörü kapsamında sözleşme düzenlenmesi gerekirken, mezkûr sözleşme ticari olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple Müvekkil Şirket ödemesi gerekenden daha yüksek tutardan haksız olarak sorumlu tutulmaya çalışılmaktadır. Kaldı ki taraflar arasında işbu davaya konu edilen sözleşme kapsamında müvekkilin uğadığı zararın tazmini talepli bir davamız da mevcut olup, işbu davanın sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Tarafımızca huzurdaki davaya konu sözleşmeden müvekkilin zararına yönelik bu sözleşme öncesi uygulanagelen önceki fatura hesaplamalarına göre oluşması gereken tutarlar arasında oluşan haksız farkın haksız fiili olması sebebiyle işbu haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek reeskont avans faizi ilebirlikte tahsili istemli dava ikame edilmiştir. Söz konusu dava İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile yürütülmektedir. Söz konusu dava huzurdaki davanın sonucunu etkileyeceğinden tarafımızca ikame edilen davanın sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Davaya konu edilen icra takibinde herhangi bir dayanak belge bulunmadığından işbu dava dilekçesi ile sunulan belgelerin kabulü de mümkün değildir. Merkezi Takip Sistemi...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra dosyası incelendiğinde de görüleceği üzere; borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu ödeme emri ile birlikte tebliğ edilen herhangi bir takip dayanağı belge mevcut değildir. Ödeme emrinin dört numaralı maddesinde yalnızca fatura numaraları yer almaktadır. Ancak bu ifadeden takibe konu edilen borcun nasıl bir belgeye dayandığı yahut ne tür bir somut veriye ya da tespite dayandığı anlaşılamamaktadır. Bu anlaşılamaz ifadeyi anlaşılır kılabilecek nitelikte belgeler var ise dahi müvekkil borçlulara hiçbir şekilde bu ödeme emri ile tebliğ edilmemiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun m.58/3. Maddesinde "Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir." hükmü ve Kanunun "Ödeme emrinin tebliği" başlıklı 61. Maddesinin ilk fıkrasında "Ödeme emri borçluya takip talebinden itibaren nihayet 3 gün içinde tebliğe gönderilir. Takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneği ödeme emrine bağlanır." hükmü yer almaktadır. Söz konusu Kanun hükümlerinden yola çıkılarak müvekkil borçluya tebliğ edilen ödeme emrinin usul ve yasaya aykırı olduğu açıkça fark edilecektir. Ayrıca alacaklı/vekilince hesaplanan tutarın neye ilişkin olduğu, bu hesaplamanın hangi yöntemle yapıldığı ve benzeri gibi hususlar açık ve anlaşılabilir değilken müvekkil borçludan bu ödeme emirlerine istinaden süresi içerisinde ödeme yapmasını beklemek yahut mal bildiriminde bulunmasını beklemek hakkaniyete aykırılık oluşturacaktır. Kaldı ki Sayın Mahkemenizce de takdir edileceği üzere itirazın iptali davalarında da itirazın iptalini talep eden davacı takipte dayanmadığı belgelere dışında belgelere dayanamaz. Oysa davacı söz konusu icra takibinde takip dayanağına herhangi bir belge eklememiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11.02.2020 tarihinde vermiş olduğu 2017/2076 E. ve 2020/117 K. sayılı karar ile “İtirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Şu durumda bizatihi kendisi bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan genel kredi sözleşmesinin itirazın iptali davasında kullanılması davanın yukarıda açıklanan niteliği ile bağdaşmamaktadır….” şeklinde bir hüküm kurarak, alacaklının ilamsız haciz takibini başlatırken dayanmadığı belgelere, açacağı itirazın iptali davasında da dayanamayacağını belirtmiştir. Dolayısıyla takip talebi ekinde yer almayan belgelere istinaden huzurdaki davada dava dilekçesinin ekine eklenerek açılan davanın ve belgelerin tarafımızca kabulü mümkün değildir. İddiasını ispat edemeyen davacının davasının reddi gerekmektedir. İcra takibinde talep edilen faiz hukuka aykırı niteliktedir. Davacı tarafın likit bir alacağı bulunmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Yukarıda izah olunan ve re'sen göz önünde bulundurulacak gerekçelerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyap sistemi üzerinden celbedilen incelenen mahkememiz... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının,...Elektrik Malzemeleri Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi ile Davalı, ... Perakende Enerji Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davası olduğu dosyanın halen derdest olduğu tespit edilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun 166/(1) maddesine göre "Aynı yargı çevresinde yer alan yan düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalılar aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davacının açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Mahkememiz dava dosyası ile İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyasında alacak istemlerinin abonelik sözleşmelerinden kaynaklandığı, her iki dava dosyasının da konusunun ve ihtilafının aynı sözleşme ilişkisinden kaynaklandığı bu hali ile her iki dava arasında fiili ve hukuki bağlantının bulunduğu anlaşılmakla mahkememizin... esas sayılı dosyasının İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile HMK'nın 166/1 maddesi gereğince birleştirilmesine yönelik aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin işbu dosyası ile Mahkememizin... esas sayılı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan Mahkememiz dava dosyasının 6100 sayılı HMK'nun 166.maddesi gereğince, Mahkememizin ...esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Mahkememizin esasının bu şekilde kapatılmasına,
3-Mahkememiz dosyasının Mahkememizin... esas sayılı dosyası içerisine gönderilmesine,
4-Yargılama giderleri harç ve vekalet ücretinin asıl dava dosyasında nazara alınmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır