T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/641 Esas
KARAR NO : 2025/505
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 30/07/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı borçlunun müvekkili şirket nezdinde 02.06.2023-16.01.2024 tarihleri arasında rehber öğretmen olarak çalıştığını, davalının çalışmış olduğu pozisyon nedeniyle, müvekkilinin tüm öğrencilerini, velilerini, ders saatlerini ve takvimini, müvekkili şirketin tüm sırlarını, işleyişini iyi bilen ve koordine edilmesini sağlayan birisi olduğunu, ne var ki, davalı tarafın ve müvekkili şirket arasındaki iş ilişkisinin 16.01.2024 tarihinde sona erdiğini, davalı işçinin davranışlarından bir haber müvekkili şirket tarafından tüm hakedişlerin kendisine ödendiğini, davalı ... ...'in 06.05.2023 tarihli "belirli süreli iş sözleşmesi" ile davacının işyerinden ayrıldıktan sonra 2 yıl süreyle aynı sektörde faaliyet gösteren firmalarda hiçbir sıfat altında çalışmayacağını, davacı ile rekabet edecek bir iş yapmayacağını kabul ve taahhüt de ettiğini, Davalı ... n, 06.05.2023 tarihli "Belirli Süreli İş Sözleşmesi" nin 18. maddesi ile hem hizmet akdinin devamı süresince, hem de hizmet akdinin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile İzmir ilinde ve davacının faaliyet gösterdiği diğer yerlerde, aynı alanda faaliyet gösteren bir işyerinde; her ne nam altında olursa olsun hiçbir kurum veya kuruluşta davacı ile rekabet edecek iş yapmayacağını, şirket kurmayacağını, şirkete ortak olmayacağını veya başka bir sıfatla görev almayacağını, aynı sektörde faaliyet gösteren bir işyerinde hangi unvan ve görevle olursa olsun çalışmayacağını, bu düzenlemeye aykırı davranması halinde tazminat ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı ... ..., işbu sözleşme ile taahhüt altına girdiği rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davalının bir başka Eğitim Kurumu'nda görev almaya başladığını ve hatta müvekkili şirket velileri ile irtibata geçtiğini, müvekkili Şirketi kötülemek yoluyla haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği ve böylece gerek TTK m. 55 vd hükümlerini gerekse iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı hükümlerini açıkça ihlal ettiği müvekkili Şirket'te eğitim öğretim gören bir öğrencinin velisinin müvekkili Şirket ile paylaşması üzerine tespit edildiğini, Davalı ... ...'in, dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkilinin fiyatlarını, faaliyetlerini ve eğitim işleyişini biliyor olması ve rehber öğretmen olarak öğrenci ve velilerle yakın ilişkisi sebebiyle, müvekkilinin müşterilerine/velilerine karşı daha uygun fiyatlar sunarak müvekkilinin müşterilerinin kendi şirketi ile çalışmaya başlamasını sağlayarak müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğrattığını, sözleşmesel ve mevzuat ile rekabet etmeme yükümlülüğü altında olan davalının ihlali neticesinde 19. Maddede yer aldığı üzere 50.000,00-TL cezai şart bedelini ödemesi gerekmekteyken davaya konu Ödemiş İcra Müdürlüğü’nün...Esas sayılı icra takibinin açılmasına sebebiyet verdiğini, Davalı/Borçlu tarafça borçlu olduğu bilinmesine rağmen bahse konu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olduğunu, davanın itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek yıllık temerrüt faizi ile birlikte devamına, asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacı tarafın ileri sürmüş olduğu iddialar yerinde olmayıp gerçeği yansıtmadığını, davalı müvekkilinin davaya konu edilen maddenin yer aldığı bir sözleşme imzalamadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan 5 sayfalık sözleşmenin son sayfasındaki imza davalı müvekkiline ait olmakla birlikte davalı müvekkili tarafından imzalandığı tarihte davaya konu edilen 3. sayfadaki 18 ve 19 nolu maddeler yerine bu kısımda işçinin disiplin içinde davranmasına ilişkin başka hükümler bulunduğunu, Nitekim bu sayfanın altında müvekkilinin imzası bulunmadığını, davacı yanın bu "değiştirilmiş/tağyir edilmiş" sözleşmeye dayanarak Ödemiş İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden haklarında icra takibi başlatıldığını ve 7 örnek ödeme emri tarafımıza tebliğ edilmiştir. Tarafımızdan da süresi içerisinde müvekkilin alacaklı görünene herhangi bir borcu olmadığından bahisle borca ve faizine en geniş anlamda itiraz edildiğini, davacı yan dilekçesinde her ne kadar davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra 2 yıl süreyle aynı sektörde faaliyet gösteren firmalarda hiçbir sıfat altında çalışmayacağını, davacı ile rekabet edecek bir iş yapmayacağını sözleşme ile taahhüt altına aldığını ve bu nedenle de rekabet yasağını ihlal ettiğini belirtmişse de bu hususun yerinde olmadığını, Müvekkilinin bir evlilik gerçekleştirmiş ve sonrasında evlilik nedeniyle iş akdini feshettiğini, bununla ilgili 1475 sayılı İş Kanunun 14.maddesinde “…kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile iş akdini sona erdirmesi… hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” denilmek suretiyle açıkça kadın işçiye bu hak tanındığını, müvekkili süresi içinde bu hakkını kullanarak işten ayrıldığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
DELİLLER: Ödemiş İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası, tanık beyanları, belirsiz süreli iş sözleşmesi, davacı şirkete ait işyeri kayıtları, Milli Eğitim Bakanlığı müfredat kayıtları delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
2-Davacı tarafça dava dilekçesinde; davalının davacı şirket nezdinde 02/06/2023-16/01/2024 tarihleri aralığında rehber öğretmen olarak çalıştığını, davalıyla imzalanan 06/05/2023 tarihli belirli süreli iş sözleşmesiyle davalının rehber öğretmen pozisyonunda öğrencilerin sınavları, ders çalışma takvimi ve velilerle iletişim noktalarında çalışmalarda bulunup davacı şirketin sırlarına vakıf olabilecek şekilde çalıştığını, davalının iş akdinin 16/01/2024 tarihinde sona erdiğini, belirli süreli iş sözleşmesinin 18.maddesiyle rekabet yasağı şartının düzenlendiği ve davalının hizmet akdinin sona ermesinden sonra 2 yıl süreyle İzmir ili ve davacının faaliyet gösterdiği yerlerde rekabet etmeyecek, iş yapmayacak ve aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette de çalışmayacağını taahhüt ettiğini, buna karşın davalının iş akdinin sona ermesinden sonra başka bir eğitim kurumunda çalışmaya başladığı, davacıya ait eğitim kurumunda öğrenim gören velilerle iletişime geçtiği ve kurumu kötülemek suretiyle maddi ve manevi zarara uğrattığı ileri sürülerek davalı itirazlarının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğu, rekabet yasağı sözleşmesinin bulunduğu sayfada yer alan paraf şeklindeki imzanın davalıya ait olmadığı, davalının iş akdini haklı nedenlerle sona erdirdiği, aksi düşünülse dahi davalının ticari sırları elde edebilecek bir pozisyonda ve sürede çalışmadığı ve sair hususlar savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
3-Mahkememizce davalının SGK hizmet döküm cetveli, davacı şirket sicil ve Milli Eğitim Bakanlığı kayıtları, davalının davacı nezdinde iş akdinin sona ermesinden sonra çalıştığı eğitim kurumuna ait kayıtlar dosya arasına alınmış, ayrıca taraflarca gösterilen tanıklar dinlenilmiştir.
SGK Hizmet döküm cetveline göre davacının davalı şirket nezdinde 27/11/2021-16/01/2024 tarihleri aralığında 2359.03 meslek koduyla Rehber Öğretmen olarak çalıştığı, iş akdinin Kod:13(Kadın işçinin evlenmesi) olarak gösterildiği görülmüştür. İş akdinin feshi sonrasında davacının 11/03/2024 tarihinde ... işyeri kodlu Ödemiş... Kişisel Gelişim Merkezi Kafe İnşaat Turizm Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi nezdinde yine 2359.03 meslek koduyla rehber öğretmen olarak çalışmaya başladığı, dava tarihi itibariyle buradaki çalışmasının devam ettiği görülmüştür.
4-6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur.
5-Davalı tarafça imza inkarında bulunulan rekabet yasağına ilişkin 18.madde hükmünde işçinin 2 yıl süreyle kurumun faaliyet gösterdiği alanın 15 Km çevresinde benzer faaliyet alanlarında çalışmama şartının düzenlendiği ve cezai şart olarak 19.maddede 50.000,00-TL'nin hüküm altına alındığı görülmüştür
Rekabet yasağına dair cezai şartın incelenmesinde 2 yıl ile zaman sınırlaması bulunduğu ve ayrıca coğrafi yönden faaliyet bölgesiyle sınırlı bir kısıtlama öngörüldüğü, 50.000,00-TL cezai şart bedelinin davalının sözleşme tarihindeki brüt maaşının yaklaşık 4 katı tutarda olduğu ve bu haliyle davalının çalışma hürriyetinin aşırı oranda kısıtlandığının söylenemeyeceği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre 2 yıllık sürenin makul bulunduğu ve coğrafi bölge bazlı bir sınırlamanın da aşırı nitelikte olmadığı, bu haliyle rekabet yasağı şartının geçerli olduğu kabul edilmiştir.
6-Davacı ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinde davacı aleyhinde bir karşı edim öngörülmemiş olup bu hususun sözleşmenin sıhhatine etki edip etmeyeceğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı ilamında "TBK’nın 420. maddesi işçi ve işveren arasında düzenlenen hizmet sözleşmesine ilişkin olup hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Oysa somut olayda, davacı “hizmet sözleşmesine” dayanarak değil TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen “rekabet yasağı sözleşmesine” dayalı olarak talepte bulunmaktadır. Yerleşik Daire kararları gereğince iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olması gerekmemektedir." şeklinde açıklandığı üzere iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin düzenlenen rekabet yasağı sözleşmelerinde karşılıklı ceza koşulu varlığı şart olarak aranmamakta olup, somut uyuşmazlıktaki sözleşmede yalnızca davalı işçi aleyhinde cezai şart hükmü getirilmesinin sözleşmenin geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
7-Ticari davaları düzenleyen TTK'nın 4/1-c maddesi gereğince, işçinin rekabet yasağına ilişkin TBK'nın 444 ilâ 447. maddelerinde düzenlenen uyuşmazlıklar mutlak ticari dava olup, bu tür dava ve uyuşmazlıklara ticaret mahkemelerince bakılması gerekir. Ayrıca davacının iddiası iş sözleşmesi sona erdikten sonraki dönemde, davalının ticari sırlara vakıf olduğundan bahisle ticari sırların paylaşılacağı iddiasına dayalı olup, ticari sır kavramının ve niteliğinin de tayin ve tespitinin Ticaret Mahkemesi tarafından yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihadı da bu yöndedir: Yüksek 11. HD'nin 2014/19137 E- 2015/1379 K sayılı, 06.02.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin 2015/4187 E- 2015/5893 K sayılı, 27.04.2015 tarihli kararı; aynı Dairenin 2016/11603 E- 2018/3697 K sayılı, 17.05.2018 tarihli kararı; Yargıtay HGK'nun 29.02.2012 tarih ve 2011/11-781 Esas, 2012/109 karar sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın görülmesinde mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
8-Davalı tarafça iş akdinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği savunulmuş ise de, TBK'nın 447.maddesinde "Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer." hükmünün düzenlendiği, davalı tarafça cevap dilekçesi ve aşamalarda davacı şirketin maaş ödemelerini geciktirdiği ve SGK primlerinin ödemelerinde gecikmeler yaşandığı savunulmuş olmakla birlikte davalının SGK çıkış kodunun evlenme olarak girilmiş olduğu, davalının maaşların geç ödenmesi veya SGK primlerinin ödenmemesi nedenlerini fesih sebebi yaptığına dair bir delilin dosya kapsamına girmediği, bunun yanında her iki taraf tanıklarının ittifakla davalının evlenme nedeniyle işten ayrıldığını beyan ettikleri birlikte dikkate alındığında iş akdinin feshi sırasında fesih nedeni olarak gösterilmeyen bir hususun daha sonradan rekabet yasağı sözleşmesinin geçersizliğini sağlamak amacıyla fesih nedeni olarak gösterilemeyeceği, davalının fesih nedeni olarak evlilik gerekçesi gösterdiği ve bu durumun davacıdan kaynaklanan bir neden olmadığından rekabet yasağı şartının geçersizliği sonucunu doğurmayacağı değerlendirildiğinden davalının bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiştir.
9-Davalı tarafça sözleşme üzerinde yer alan imza inkar edilmiş ise de, usul ekonomisi gereğince mahkememizce öncelikle dosya kapsamında toplanan yazılı deliller ve tanık beyanları dikkate alınarak davalının çalıştığı pozisyon ve fiili durum itibariyle davacının ticari sır ve müşteri çevresi itibariyle zarar verebilecek bir konumda olup olmadığı hususu iredelenmiştir.
Dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı ...'in; "Ben davacı şirket nezdinde büro personeli olarak çalıştığım için tarafları tanıyorum. Davalı rehber öğretmen olarak çalışmaktaydı. Kendisi bizzat değil ama arkadaş çevresinden duyduğum kadarıyla evliliği sebebiyle işten ayrılmıştır. Davacı şirketin kursunda ağırlıklı olarak yabancı dil kursu verilmektedir. KPSS kursu da açıldı ancak tam bir yoğun kayıt bulunmadığı için şu an itibariyle yok. Geçen sene var mıydı hatırlamıyorum. Kendisi öğrenci ve velilerle görüşmeler yapar test ve deneme sınavlarıyla ilgili yönlendirmelerde bulunurdu. Öğrencilerin kayıt ücretleri ile ilgili bilgi sahibi olduğunu sanmıyorum. Bu konuda çalışması yoktu. Yeni kayıt aldığını ben görmüş değilim. Ancak sonraki yıl yeniden kayıt olup olmayacakları konusunda görüşme yapardı. Ofiste tüm çalışanlar bulunduğu için genel olarak konuşulan ders ücretleri, kayıt ücretleri gibi veya genel programlar herkes tarafından bilinen şeylerdi" şeklinde,
Davacı tanığı ...'nin; "Ben davacı şirkette eğitim danışmanı olarak hala çalışıyorum. Davalının çalıştığı dönemde de yine eğitim danışmanlığı yapardım. Gelen öğrenci kayıt biriminde çalışmaktayım. Davalı rehber öğretmendi. Öğrencilerle LGS'ye hazırlık kısmında görüşürdü. Eğitim programlarına ilişkin danışmanlık yapardı. Ayrıca davacı şirketin fiyatlarını da biliyordu. Bunları öğrencilere ilettiği oluyordu. Bu fiyatlardan indirim yapma durumu yoktur. Çünkü zaten belirli bir tarife ile sabit fiyatlar mevcuttu. Dershane fiyatlarını benim olmadığım zamanlarda gelen kişilere dershaneyi anlatacak birileri de olması gerektiğinden; ben, davalı, muhasebeci, o bölümde çalışan diğer çalışanlar da biliyordu. Maaşlarda önemli bir gecikme olmuyordu. Sadece bir iki kez kısa süreli bir aksama oldu. O da telafi edildi. SGK'da sistem şifresi sebebiyle bir aksama olmuştu. SGK'ya dilekçe yazılıp sorun giderilmişti. Bundan dolayı çalışanların herhangi bir mağduriyeti olmadı"
Davacı tanığı ...'ın; "Ben, davacı şirkette bilgi işlem görevlisi olarak çalışmaktaydım, şuan işten ayrıldım. Devam eden bir davam bulunmamaktadır. Davalının çalıştığı dönemde bende çalışmaktaydım. Kendisi benden önce işten ayrıldı. Davalı LGS öğrencilerinin rehberlik işlerini yönetiyordu. Örneğin sınav kontrollerini yapardı. Öğrencilerin kaç saat ders alacaklarını ve fiyatlandırmaya ilişkin bilgileri kendilerine iletirdi. Fiyatlarla ilgili bilgi sahibiydi. Kayıt işlemleri ön büroda yapıldığı ve rehber öğretmenlerde ön büro içerisinde odaları bulunduğu için bu faaliyetlerde de yer alıyordu. Ön büroda rehber öğretmenlere ait camla ayrılmış ayrı bir bölüm oda olarak kullanılıyordu. Fiyatlar sınıflara göre bir tarife şeklinde hazırlanırdı. Örneğin 7. Sınıflarda şu fiyat 8 de şu fiyat şeklinde diye bir tarife vardı. Davalı bunu biliyordu. Bu fiyat bilgilerini ön büroda kayıt yapan birimler ve rehber öğretmenler biliyordu. Bende bu fiyatları biliyordum. Bütün evraklar ve dosyalar geçtiği için tarifeye hakimdim"
Şeklinde beyanda bulundukları görülmüştür.
Rekabet yasağına ilişkin TBK düzenlemesinde "Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir." şeklinde yer almakla öncelikli olarak işçinin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı olması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin "önemli" bir zararına sebebiyet verecek nitelikte olması gerekmektedir.
Gerek davacı tanıkları gerekse davalı tanıkları ittifakla davalının rehber öğretmen olarak çalıştığını doğrulamış olup davalı işçinin, davacının müşteri çevresini oluşturan öğrenci ve velilerle doğrudan iletişim halinde olduğu açıktır. Ancak bu husus tek başına rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesine yeterli değildir. Rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için işçinin müşteri çevresiyle ilgili edindiği bilgilerin işverenin önemli bir zararına sebebiyet verebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Önemli zarar kavramı kanunda ve uygulamada net olarak tanımlanmamış olmakla birlikte işverenin gerek maddi gerekse manevi-itibari anlamda olağan hayat akışında mümkün olmayacak düzeyde bir kayba uğraması olarak değerlendirilmelidir. Zira şirketlerin yeni müşteri edinmeleri mümkün olduğu gibi zaman zaman müşteri kaybının yaşanması da mümkün olup, kanunda bahsi geçen "önemli bir zarar" kavramının gündeme gelebilmesi için normal koşullarda oluşmayacak düzeyde bir zararın ortaya çıkma tehlikesinin bulunmasının koşul olarak aranması gerektiği değerlendirilmiştir.
Dosyada dinlenen tanık anlatımlarına göre davalının davacı şirkete ait eğitim kurumunda LGS gruplarında lise sınavlarına hazırlanan orta okul öğrencilerinin rehberlik işlemlerini yürüttüğü ancak sonradan çalıştığı... Eğitime ait işyerinde davalı tanığı...'in beyanı ile Ödemiş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 29/11/2024 tarihli cevabi yazısı ekinde yer alan, davalının iş akdinin sona ermesinden sonra çalışmaya başladığı Ödemiş ...Kişisel Gelişim Merkezi Kafe İnşaat Turizm Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait...Kişisel Gelişim Kursu'nda uygulanan programların A grubu KPSS hazırlık kurs programı, B grubu KPSS eğitim bilimleri hazırlık kurs programı, İngilizce Kurs programı uygulandığı, 01/04/2024 tarihinden itibaren ise Türk Dili ve Edebiyatı, Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji derslerinin programa eklendiği, kursta eğitimi yapılan derslerin orta öğretim, yani lise öğrenci grubuna yönelik olduğu, her iki eğitim kurumunda ortak program olarak KPSS ve İngilizce Kurs Programı ortak olarak yer almakta ise de davalı işçinin davacı nezdinde yalnızca LGS-orta okul öğrenci gruplarına yönelik çalışma yürüttüğü, sonradan çalıştığı eğitim kurumunun çalışma ve faaliyetlerinin lise düzeyi öğrencilerine yönelik olduğu, dolayısıyla müşteri çevresiyle ilgili olarak edindiği bilgiler nedeniyle davacının "önemli" ölçüde zarara uğramasının bu yönden mümkün olmadığı, öğrenci kayıt ücretlerine yönelik edindiği bilgilerin ise bir tarife cetveliyle sabit fiyatlar üzerinden uygulanan ücretler olması nedeniyle ticari sır olarak kabulünün mümkün olmadığı, zira gerek öğretmenler gerekse öğrenciler arasında kayıt ücretlerinin açıkça bilindiği ve davalının herkesçe rahatlıkla öğrenilebilecek bir hususta bilgi sahibi olmasının aleyhinde değerlendirilemeyeceği, bu haliyle davalı işçinin çalıştığı rehber öğretmen pozisyonu itibariyle davacı şirkete ait ticari sır ve üretim tekniklerine veya benzer mahiyette bir bilgiye erişiminin olmadığının kabulü gerektiği ve müşteri çevresi olan LGS grubu öğrencileriyle olan iletişiminin, sonraki çalışma yerinde gösterilen kurs ve programların daha büyük yaş gruplarına hitap eden ve KPSS ağırlıklığı lise ve üstü düzey öğrencilere yönelik ders programı uygulandığı dikkate alındığında davacı şirketin önemli bir zarar kavramına uygun düşecek düzeyde müşteri kaybına veya maddi zararına sebebiyet vermesine yol açabilecek nitelikte olmadığının kabulü gerektiği değerlendirilmiş ve şartları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
10-Davalı tarafça rekabet yasağı sözleşmesinde yer alan imza inkar edilmiş ise de, usul ekonomisi ilkeleri gereğince dosya kapsamında toplanan delil durumuna göre davalının iş akdi nedeniyle ticari sır niteliğinde bilgiye erişiminin olmadığı ve müşteri çevresi iletişiminin de sonraki çalışma yerinin faaliyet alanı ve müşteri çevresine göre davacıya önemli bir zarar verebilecek nitelikte olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaati oluştuğundan imza incelemesi yapılmasına gerek görülmemiş, şartları oluşmayan rekabet yasağına bağlı cezai şart talebine istinaden açılan icra takibine karşı davalı itirazlarının yerinde olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dava itirazın iptali davası olup, davanın reddi halinde takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılması halinde talep üzerine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilebilmektedir. Somut uyuşmazlıkta davalı tarafça cevap dilekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmamış olduğundan mahkememizce bu hususta bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin olarak alınan 853,88-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 238,48-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır