T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/682 Esas
KARAR NO : 2025/669
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/08/2024
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Sigorta A.Ş ’ye 19/06/2023- 19/06/2024 tarihlerini kapsayacak şekilde, ... poliçe nolu trafik sigortası (Z.M.S.S.) ile sigortalı... plaka sayılı aracın 23.02.2024 tarihinde, el frenini çekmeyerek hareket etmesi sonucu tam kusurla (%100) park halindeki müvekkiline ait... plaka sayılı araca çarpmak suretiyle hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, bu kazada ... plaka sayılı araç sürücüsünün % 100 kusurlu, müvekkilinin ise kusursuz olduğunu, müvekkilline ait aracın Landrover marka sıfıra yakın en az 5 milyon TL değerinde lüks marka orijinal bir araçken, mevcut kaza sebebiyle aracın bir kısım parçaları yenileriyle değiştirildiğini, bir kısım parçaları ise tamir görerek onarıldığını, aracın gördüğü işbu kapsamlı tamir/onarım/boya/parça değişimi ve tramer kayıtlarına işlenen hasar kaydı sebebiyle ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanacağını, müvekkilinin 05/07/2024 tarihinde değer kaybı tazmini için başvurulmuş olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından talebinin red edilerek herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk bürosuna yaptığımız başvuru ile ... başvuru, ... dosya numaralı arabuluculuk dosya görüşmesi sonucunda da anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla HMK 107 kapsamında belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000 TL alacağın , avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari merkezi, Beykoz İlçesi adli hudutları dâhilinde olduğunu, ancak Beykoz Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmaması sebebi ile yetkili mahkeme Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, nitekim, TTK ‘’madde 6- (1) genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu,bu sebeple Sayın mahkeme huzurundaki işbu başvurunun evveliyetle görevsizlik nedeniyle reddini ve müvekkil şirketin ticari merkezi olan yer mahkemesinin yetkili olmasından dolayı Anadolu Asliye ticaret mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davaya konu kaza nedeniyle araçta değer kaybı oluşmadığını müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmada ve alınan eskper raporunda talepte bulunulan hasar sonucunda değer kaybınun oluşmadığının tespit edildiğini, bu sebeple, araçta değer kaybı oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini belirterek davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı 23/02/2024 tarihli trafik kazasında ... plakalı aracın işleteni olup, davalı... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyendir.
KTK' nın 97. Maddesi gereği başvuru şartı incelendiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile birlikte davalıya yazılan müzekkereye verilen cevabı yazıya göre davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, hasar dosyasının açıldığı ve davalı sigorta şirketi tarafından 10/07/2024 tarihinde talebin reddedildiği görülmüştür.
Davalı sigorta vekilinin yetki itirazı değerlendirildiğinde;
6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ", Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalrda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır Ancak, HMK.'da kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir.Diğer taraftan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7.maddesinde ise "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman şeçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, rizikonun, yani kazanın İzmir ilinde gerçekleştiği, davacının yerleşim yerinin de İzmir olduğu görüldüğünden, HMK' nın 16. Maddesi uyarınca davacının davasını İzmir ilinde açarak yetkili mahkemeyi doğru olarak seçmiş olduğu anlaşıldığından, davalının yetki itirazına mahkememizce itibar edilmemiştir.
Davalının sorumluluğu değerlendirildiğinde;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesine göre “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”. Kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3 maddesinde de “sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta teminat limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." şeklinde sigorta şirketin sorumluluğunun kapsamı ifade edilmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Kazaya karışan ... plakalı araç 19.06.2023-2024 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk trafik sigortası ile davalıya sigortalıdır. Kaza 23/02/2024 tarihinde meydana gelmiş olup, risk periyodu içerisinde olduğundan davacının talep ettiği değer kaybı bedelinden dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacaktır (Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ).
TBK' nın 50. maddesi uyarınca davacı zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu sebeple davacı bilirkişi deliline dayanmış olup mahkememizce bilirkişiden davacının maliki olduğu aracın tramer kaydı da celp edilerek kusur ve değer kaybı bedelinin belirlenmesi için rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 24/03/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "Dosyanın tetkiki neticesinde,
1- Kazanın Oluşu ve İhlaller Bakımından;
... plaka sayılı davalı şirket poliçeli aracı park eden ..., 2918 Sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 118. maddesini ihlal ettiğinden dolayı kazanın oluşumuna HATASI İLE ETKEN OLDUĞU,
... plaka sayılı davacı araç park halinde olduğu, meydana gelen kazanın oluşmasına ETKEN HATASI ve KURAL İHLALİ OLMADIĞI,
2- Değer Kaybı Bakımından;
2023 model Aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, kaza tarihinde, onarım sonrası rayicinin 6.475.000 TL ile 6.525.000 TL olduğu, ortalama değerinin 6.500.000 TL olduğu, Yargıtay 17 HD. nin Gerçek Zarar ile ilgili “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (6.800.000 TL) onarım sonrası rayici (6.500.000 TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında değer kaybının 300.000,00 TL olduğu,"şeklinde rapor sundukları görülmüştür."şeklinde rapor sundukları görülmüştür.
Mahkememize sunulan bilirkişi raporunda;
-değer kaybına ilişkin hesaplama; trafik kazası sebebiyle davacının malik olduğu araçta oluşan değer kaybının aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları ile önceki hasarları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farka göre değerlendirme yapıldığından itiraz mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden tarafı olmadığı zmms sözleşmesindeki şartların davacı açısından bağlayıcı olmaması ve Anayasa Mahkemesi'nin nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci cümlesinde yeralan “ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yeralan “ve genel şartlarda ’’ ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle uygulanmayacağından ,
-açıkça itiraza uğramayan ve sürücülerin imzalarını taşıyan kaza tespit tutanağı ile uyumlu olduğundan kusura ilişkin değerlendirme hükme esas alınmıştır
Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile değer kaybı için talep ettiği 10.000-TL tazminat alacağını 131.260,00-TL artırarak 141.260,00-TL'nin alacağın avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Tüm bu nedenler ile; 23/02/2024 tarihli çift taraflı trafik kazasında ... plakalı aracın sigorta şirketi dava dışı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağından, dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve davacının maliki olduğu araçta mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre 300.000,00 TL değer kaybının bulunduğu, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybı ödemesinin yapıldığı, 58.740,00 TL ödemenin ise hasara ilişkin olduğu görülmekle bedel arttırım dilekçesi de nazara alınarak davanın kabulüne, kabul edilen maddi tazminat kalemine davalı sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonunda temerrüte düşecek ise de 10/07/2024 tarihinde başvurunun reddi yönünde davacı/zarar görene davalı tarafından bildirim yapıldığından bu tarihten itibaren zarar veren araç ticari olmadığından yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Arabuluculuk ücreti yönünden;6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar, sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)
Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davacı tarafça karşılanması gerekmektir (İzmir BAM 20. H.D. 2024/762 Esas, 2024/687 Karar, Yargıtay 4. H.D. 09/09/2024 tarih, 2022/2615 Esas 2024/7426 Karar ).
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-141.260,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden (bakiye kalan 141.260 TL poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) 10/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 9.649,47 TL karar ve ilam harcının yatan 2.668,60 TL peşin harç ve tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 6.980,87 TL' nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 2.668,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvurma harcı, 124,00 TL posta ve diğer giderler ile 7.000,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 10.220,2 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-6325 sayılı HUAK uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazine' ye irat kaydına,
7-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine hitaben mahkememize verilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
08/07/2025
Katip ...
E imza
Hakim ...
eimza