T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/799 Esas
KARAR NO: 2025/272
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/09/2024
KARAR TARİHİ: 13/03/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalı aleyhinde İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine ilişkin ödeme emri, davalı tarafa 01.07.2024 tarihinde tebliğ olmuş, davalı – borçlu, ibraz ettiği 02.07.2024 tarihli itiraz dilekçesi ile borcun tamamına, takibe, takip dayanağı belgeye, faize ve tüm fer’ilerine itiraz etmiş, icra takibi 03.07.2024 tarihinde durmuştur. Davalının itirazları haksız ve kötü niyetli olup, iptali gerekmektedir. Davalı borçlu, müvekkilim şirketten faturalarda yazılı olan bilgisayar, bilgisayar parçaları, çeşitli kablo ve elektronik malzemeleri satın almıştır. Müvekkil davacının; davalı-borçlu şirketten, taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan alacağı bulunmaktadır. Bundan kaynaklı olarak düzenlenen 01.02.2024 tarihli, ... numaralı, 12.885,60-USD tutarındaki, 15.02.2024 tarihli,... numaralı, 3.618,00- USD tutarındaki,19.02.2024 tarihli, ... numaralı, 14,40- USD tutarındaki üç adet fatura davalı borçlu tarafından kısmi olarak ödenmiştir. İlgili faturaların bir kısmının ödenmemesi üzerine, borcun tamamının ödenmemesi sebebiyle, borçlu davalı aleyhine, 25.06.2024 tarihinde, 4.123,47 USD bakiye alacak yönünden İzmir... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından takip başlatılmıştır. Davalı, belirtilen takibe, borcunu bildiği halde, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş, takibi durdurmuştur. 3-Öncelikle, davalı, bugüne kadar takibe konu faturalara herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Yine devamında, faturaların ticari defterlere islenmesi zorunludur. İçerik ve miktarıyla itiraz edilmeyerek ticari defterlere kaydedilen faturaların tartışılması söz konusu olmadığı gibi, defter sahibi tacirler leh ve aleyhine kesin delil oluşturur. Bu anlamda, davalı - borçlu şirkete gönderilen faturalar, kesin alacak belgesi niteliğindedir. Borçlu, 02.07.2024 tarihinde, tüm takip dosyasına, müvekkil alacaklıya karşı herhangi bir borcu olmadığını belirterek borcun tamamına, takibe, takip dayanağı belgeye, faize ve tüm fer’ilerine itiraz etmiştir. Davalının yapmış olduğu takibe itiraz, müvekkil davacının alacağının tahsilini geciktirmek amaçlı hareket ettiğinin, kötü niyetli olduğunun göstergesidir. Ancak borçlu tarafından borcun bir kısmının ödenmiş olmasına rağmen, kalan bakiye bir türlü ödenmemiştir. Borçlunun, müvekkil davacının alacağının tahsilini ertelemeye çalıştığı barizdir ve dava yolu ile bu sürecin daha da ileri atılmasına sebep olmaktadır. Bu da, kötü niyetinin diğer bir göstergesidir. Sonuç olarak, yukarıda esas numarası belirtilen icra takibindeki bakiye borç müvekkil davacının tüm çabalarına rağmen ödenmemiş ve işbu davayı açma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Müvekkil firmanın davalı firmadan olan alacağı, ticari defter ve kayıtlarında sabit olup, davalı tarafından da borçları bilinmektedir. Buna rağmen itiraz ederek borçlarını ödemekten kaçınmaya çalışmaktadır. Müvekkil şirketin defter ve kayıtlarından yapılacak bilirkişi incelemesi sonunda, müvekkilin davalıdan olan alacağı belirlenecektir. 9-Dava konusu icra takibinde talep edilen faiz ise, avans faizidir. Bilindiği üzere, ticari işlerde taraflar, faiz oranını serbestçe belirleyebilirler. Sözleşme ile belirlenmiş bir faiz oranının bulunmaması halinde de avans faizi talep edilebilmektedir. Dolayısıyla davalının faize yönelik itirazı da doğru değildir. Yukarıda da açıklandığı üzere müvekkilin tüm işlemleri ve talepleri yasal dayanağa sahip olup, davalı itirazında haksız ve kötü niyetlidir. Borcunu bilen ve ödemeyen borçlu-davalının kötü niyeti de sabit olduğundan aleyhine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata da hükmedilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; fazlaya ilişkin talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, Takibin devamına, alacağın %20’indan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına, borçlunun mal kaçırma, müvekkilin alacagını tahsil edememesi olasılığının yüksek olması nedeniyle, borçlunun üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve araçları ile banka hesapları ile davalı-borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına ve vergi dairesi alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karsı tarafa yükletilmesine karar verilmesini davacı müvekkil adına saygıyla dilerim. ” şeklinde karar ve talep ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; Öncelikle davacının icra takibinde dayanmadığı veya sunmadığı evrakları ve beyanları işbu itirazın iptali davasında ileri sürmesi hukuken mümkün değildir. Konu ile ilgili Yargıtay hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2076 E., 2020/117 K. sayılı kararında "...İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karsımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır." denilmektedir. Bu nedenle icra takibinden dayanılmayan belgelere ve delillere dayanılması hukuken mümkün olmayıp bu delillerin mahkemece dikkate alınmaması gerekmektedir. Müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir alışveriş olmamıştır. Öyle ki müvekkil şirketin kayıtlarında davacı şirketin iddia ettiği alışverişe ilişkin hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Davacı şirket tarafından sunulan faturalar taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koymaya yeterli değildir. Nitekim bu faturalar davacı şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle davacının iddialarının kabulü mümkün değildir. Davacı taraf icra takibine yapmış olduğumuz itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu iddia etmişse de müvekkil şirket borcu olmayan bir dosyaya haklı olarak itirazda bulunmuştur. Bu nedenle müvekkil şirketin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyecektir. Müvekkilin alacağın tahsilini geciktirme gibi bir amacı da bulunmamaktadır. Davacının alacaklı olduğunu kabul etmemekle birlikte yine de belirtmek gerekir ki talep edilen faiz oranı haksızdır. Öyle ki davacı tarafından ticari islerde faiz oranının serbestçe belirlenebildiği, sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranı olmadığı için avans faizi talep edildiği belirtilmiş olup müvekkil şirketten haksız talepte bulunulmaktadır. Zira müvekkil şirket ile davacı şirket arasında ticari bir ilişki olmadığından sözleşme yapılması durumu olmadığı gibi avans faiz işletilmesi de doğru değildir. Davacının ihtiyati haciz konulması talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça müvekkilin art niyetli olduğu, mal kaçırma durumu bulunduğu, dava sonunda alacağını tahsil etme imkânı kalmayacağı iddia edilerek müvekkil şirket üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul, araç ve banka hesapları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları ve vergi dairesi alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması talep edilmişse de haksız taleplerinin reddine karar verilmesi talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER: İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
21/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmına göre; " DAVACI FİRMAYA AİT TİCARİ DEFTERLER, DAVALI ŞİRKET AÇISINDAN 2024 YILI İLE İLGİLİ OLARAK İNCELENDİĞİNDE; Ticari Defterlerin ispat kuvvetinden yararlanmak için;
• Noter açılış onaylarının yapılmış olması,
• Defterlere yapılacak kayıtların usulüne uygun gerçek ticari belgelere dayandırılması,
• Yasal süresi içinde kapanış onaylarının yapılmış olması gerekmektedir.
Yasal defterler ile ilgili yapılan tespitler neticesinde, Davacı... BİLGİ
TEKNOLOJİLERİ A.Ş.’nin yukarıda listelenen 2024 yılına ait yasal ticari defterlerinde;
• 2024 yılında E-Deftere tabi olduğu tespit edilmiş olup, Yevmiye ve Defter-i Kebir
defterlerinin E-Defter uygulamasında Noter açılış ve kapanış tasdiki uygulaması olmadığı,
• Envanter defterinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı,
• Davacının 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun kayıt usullerine ilişkin vecibeleri yerine
getirip getirmediği, söz konusu kayıtların 6100 sayılı HMK m.22 2/2’ye göre delil niteliğine
haiz olup olamayacağının takdiri Sayın Mahkeme’nize ait olduğu,
2024 YILI İLE İLGİLİ OLARAK;
- Davacının davalıya kdv dahil olmak üzere 3 adet fatura karşılığında 502.729,93 TL
tutarlı mal/hizmet faturası düzenlediği,
- Davalının davacıya mail order sistemi ile 400.000,00 TL ödeme yaptığı,
- Dava tarihi itibariyle davalının cari hesap bakiyesinin 102.729,93 TL Borç Bakiyesi
Verdiği (HESAP SAHİBİNİN BORÇLU OLDUĞU)
➢ DAVALI TARAF AÇISINDAN;
DAVALI FİRMAYA AİT TİCARİ DEFTERLER, DAVACI ŞİRKET AÇISINDAN
2024 YILI İLE İLGİLİ OLARAK İNCELENDİĞİNDE;
Ticari Defterlerin ispat kuvvetinden yararlanmak için;
• Noter açılış onaylarının yapılmış olması,
• Defterlere yapılacak kayıtların usulüne uygun gerçek ticari belgelere dayandırılması,
• Yasal süresi içinde kapanış onaylarının yapılmış olması gerekmektedir.
Yasal defterler ile ilgili yapılan tespitler neticesinde, Davalı... ELEKTRONİK
SAN. A.Ş.’nin yukarıda listelenen 2024 yılına ait yasal ticari defterlerinde;
• 2024 yılında E-Deftere tabi olduğu tespit edilmiş olup, Yevmiye ve Defter-i Kebir defterlerinin E-Defter uygulamasında Noter açılış ve kapanış tasdiki uygulaması olmadığı,
• Envanter defterinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı,
• Davalının 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun kayıt usullerine ilişkin vecibeleri yerine getirip getirmediği, söz konusu kayıtların 6100 sayılı HMK m.22 2/2’ye göre delil niteliğine haiz olup olamayacağının takdiri Sayın Mahkeme’nize ait olduğu,
2024 YILI İLE İLGİLİ OLARAK;
- Davacının davalıya kdv dahil olmak üzere 3 adet fatura karşılığında 502.729,90 TL tutarlı mal/hizmet faturası düzenlediği,
- Davalının davacıya mail order sistemi ile 400.000,00 TL ödeme yaptığı,
- Dava tarihi itibariyle davacının cari hesap bakiyesinin 102.729,90 TL Alacak Bakiyesi
Verdiği (HESAP SAHİBİNİN ALACAKLI OLDUĞU)
➢ CELP EDİLEN BA-BS FORMLARINA GÖRE;
• DAVACI TARAFINDAN VERGİ DAİRESİNE BİLDİRİLİP BİLDİRİLMEDİĞİ İLE İLGİLİ OLARAK;
- Ege Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabı incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen;
- 2024/2. Ayına ait olan 3 adet faturanın kdv hariç 418.941,59 TL, kdv dahil 502.729,90 TL tutarında bs formuna dahil edildiği,
• DAVALI TARAFINDAN VERGİ DAİRESİNE BİLDİRİLİP BİLDİRİLMEDİĞİ İLE İLGİLİ OLARAK;
• Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabı incelendiğinde davacı tarafından davalı adına düzenlenen;
- 2024/2. Ayına ait olan 3 adet faturanın kdv hariç 418.941,59 TL, kdv dahil 502.729,90 TL tutarında BA formuna dahil edildiği,
• Tarafların 2024 yılına ait ticari defter kayıtları ile ba-bs bildirimlerinin birbiri ile uyuştuğu,
• Davacının düzenlediği faturaların tamamının E-Fatura olduğu ve dolar üzerinden düzenlendiği,
• Takip tarihi olan 25.06.2024 ve dava tarihi olan 19.09.2024 tarihi itibariyle davacının davalıdan 102.729,90 TL alacaklı olduğu, Tespit edilmiş olup, Takdir ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Bilirkişiliğimiz tarafından düzenlenen iş bu Bilirkişi Raporu Sayın Mahkemenize arz olunur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;
1- Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır.
2-Taraflar arasındaki ihtilafın, Davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalı adına düzenlediği muhtelif tarih ve bedelli 3 adet fatura alacağı 16.518,00-USD satış bedelinden bakiye 4.123,47-USD alacağının bulunup bulunmadığı ve bu alacakla ilgili başlatılan icra takibine yapılan davalı itirazlarının iptaline karar verilmesi talebi noktasında toplandığı tespit edildiği görülmüştür.
3-6100 sayılı Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 2.fıkrasında yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." uyarınca HMK'da düzenlenen genel dava şartlarının dışında ayrıca dava türü ve uyuşmazlık konusuna göre diğer dava şartları da aynı Kanun'un 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden inceler.
Gerek HMK'da gerekse diğer kanunlarda düzenlenen bir dava şartının söz konusu olup olmadığının ne suretle inceleneceği hususu ise HMK'nın 115. maddesinde;
(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez" şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s.190).
4-İtirazın iptali davası takiple sıkı sıkıya bağlı davalardan olup incelenmesi için belirli ön şartların varlığı gerekmektedir. Dava tarihinde geçerli bir icra takibinin bulunması, geçerli bir itirazın bulunması, itiraz sonucu takibin durmuş olması, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmış olması gibi özel dava şartları itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için öncelikle bulunması gerekmektedir. İtirazın iptali davasında esasen alacağın varlığına yönelik esas hakkında bir inceleme yapılmakta ise de, davadan sonra takibin iptaline sebebiyet verebilecek takip hukukuna ilişkin bir noksanlığın takibin iptaline yol açması halinde itirazın iptali davası sonucu elde edilecek hükmün sonuçsuz kalmasına yol açacağından geçerli bir icra takibi bulunup bulunmadığının itirazın iptali davası sırasında resen gözetilmesi gerekmektedir. Bir kısım istinaf kararlarında görülmekte olan dava sırasında takibin iptaline yönelik dava açılmamış olması nedeniyle dava şartı noksanlığı oluşmadığı yönünde görüşler bulunmakta ise de bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira kanuna aykırılık halleri yerleşik yargısal uygulamada süresiz şikayete tabi olarak görülmekte olup, borçlu tarafından itirazın iptali davası aşamasında takibin iptali için bir dava açılmamış olsa dahi yargılama sonrasında takibe yönelik şikayet davası açılabileceği,(Bkz: "Uyuşmazlık, takip talebine aykırı ödeme emri düzenlenmesi nedenine dayalı takibin iptali istemine ilişkindir.
İİK.nun 58.maddesine göre alacaklının takip talepnamesini düzenlemesinden sonra, aynı kanunun 60.maddesi gereğince icra dairesi buna uygun ödeme emri düzenlemek zorundadır. Yasanın emredici kuralına aykırı şekilde ödeme emri düzenlenmesi halinde bu husus bir hakkın yerine getirilmesi ile ilgili bulunduğundan İİK.nun 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayete tabidir.
Açıklanan kanun maddelerine göre ödeme emrinin takip talebine uygun düzenlenmesi zorunludur. İnceleme konusu olayda borçlu bu hususu şikayet konusu yapmıştır. Mahkemece süre yönünden red kararı verilmesi yukarıda izah edildiği üzere isabetsizdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, Beypazarı İcra Müdürlüğünün... Yeni esas) nolu dosyaları fiziken temin edilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." Ankara BAM...H.D.... Karar sayılı ilamı) böyle bir ihtimalde itirazın iptali davası sonucu elde edilecek hükmün infaz kabiliyetinin ortadan kalkacağı dikkate alındığında takibe yönelik açılmış bir davanın mevcudiyetine bakılmaksızın geçerli bir icra takibi bulunmasına yönelik dava şartının itirazın iptali davası sırasında resen gözetilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
5-6098 sayılı TBK 99/3 m. uyarınca, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.
Bununla birlikte, 2004 sayılı İİK'nun 58/3 m. uyarınca, alacaklının, takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını ve bu alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini istediğini göstermesi gerekir. Nitekim yerleşik yargısal uygulama da bu yönde olup, güncel tarihli olarak Yargıtay ...Hukuk Dairesi'nin 24/02/2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair kararında;
"Tüm bu açıklamalar sonrasında uyuşmazlık konusu dava dosyalarının incelenmesinde; İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı).
Somut olayda, takip dosyalarının incelenmesinde; takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu unsur olduğu (Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve... K. sayılı ilamı ve 31.05.2022 tarihli ve ... K. sayılı ilamı ile Yargıtay... Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve... K. sayılı ilamı ve 03.12.2024 tarihli ve ... K. sayılı ilamı), bu konuda Adalet Bakanlığının yazı cevabına göre sistemsel bir sorunun da olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır."(Yargıtay ..H.D. 24/02/2025 Tarih... Karar sayılı ilamı) şeklinde içtihat edildiği ve bölge adliye mahkemeleri arasında yer alan karar uyuşmazlıklarının "Yabancı para üzerinden başlatılan icra takiplerine TL karşılığı değerinin yazılmasının zorunlu olduğu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine" şeklinde karara bağlandığı görülmüştür.
6-Somut uyuşmazlıkta, Uyap üzerinden yapılan incelemede davacı vekili tarafından icra dosyasına sunulan takip talebinde ve icra müdürü tarafından düzenlenen ödeme emrinde 4.123,47-USD alacağın tahsilinin talep edildiği ancak alacağın Türk Lirası karşılığının gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde gösterilmediği görülmüştür. Bu durumda İİK 58/3. maddesine açık aykırılık içeren ve kanuni şartları taşımayan ödeme emrine bağlı olarak takip sürdürülemeyeceğinden dava tarihi itibariyle geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. Bu durumda özel nitelikte bir dava şartı olan geçerli bir takibin varlığına dair dava şartının mevcut olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-2004 sayılı İİK'nin 58. maddesi gereğince geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-Davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin olarak alınan 1.645,88-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 1.030,48-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca davalı yararına takdir edilen 21.778,52-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Katip ..
E imza
Hakim ...
e-imzalıdır