T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/80 Esas
KARAR NO: 2024/444
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/01/2024
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında davalıya ait ... plakalı ...marka model...seri numaralı iş makinası,...u Marka ... plakalı iş makinası ile ...plakalı iş makinalarının tamir ve bakımları konusunda anlaşıldığını ve servis formlarında yazılı tarihlerde ilgili servis bakımları yapıldığını, tutulan servis formları da davalı şirket çalışanlarına imzalatıldığını,davalı şirkete verilen servis hizmetlerine karşılık olarak 04/07/2023 tarihli 78.342,56-TL bedelli e-fatura düzenlendiğini ve davalı şirkete gönderildiğini, yasal sürede faturaya herhangi bir itiraz gelmediği gibi fatura bedeli de müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine Aliağa icra dairesi...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğunu ancak yapılan arabuluculuk görüşmesi anlaşmama ile sonuçlandığını,müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş imzalı servis formları ve bu formlara uygun olarak düzenlenmiş fatura bulunduğunu, buna rağmen 78.342,56-TL için başlatılan icra takibine alacağın tahsilini geciktirmek için haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu sebeple itirazın iptalinin yanı sıra %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda izah edilen ve resen dikkate alınacak sebeplerle davanın kabulüne; Aliağa İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekiline dava ve tensip zaptının tebliğ edildiği ancak davaya cevap vermediği görüldü.
DELİLLER: Ticari defterler, Ba-Bs formları, 78.342,56-TL bedelli fatura, servis teslim formları, davalı şirkete ait sigortalı çalışan kayıtları, bilirkişi incelemesi, tanık, yemin, ikamesi mümkün sair yasal delil suretleri delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1-Dava İİK 67.maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır.
2-Davalı tarafça icra takibine yetki ve esas yönünden itiraz edilmiş olup, yetkili icra dairesi olarak Menemen İcra Dairesi gösterilmiştir.
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak başlatılmış bir icra takibinin varlığı gerekmektedir. Bu nedenle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın yerinde olup olmadığının değerlendirilerek bu ön sorunun çözümlenmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde esasa geçilmesi, şayet takip yetkisiz icra dairesinde açılmış ise usulüne uygun başlatılmış bir takip bulunmadığından davanın esasına girilmeksizin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
3-Davacı taraf takipte fatura alacağına dayanmış olup fatura içeriklerinin incelenmesinde taraflar arasında davalı şirkete ait iş makinelerinin bakım ve onarımlarının yapılmasına ilişkin işlerin davacı şirket tarafından gerçekleştirildiği görülmüştür.
Eser Sözleşmesi, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 470. Ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, kanun metninde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tarif edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; eser sözleşmesinde yüklenici iş sahibinin ödemeyi üstlendiği ücret karşılığında bir eser meydana getirmeyi borçlanır. Eser sözleşmesinin konusu, bir sonuç ve herhangi bir biçim altında çalışma ile bütünleşmiş bir üründür. Bu kapsamda, genellikle emek unsuru ağır basan bir çalışma ürünü olup bütünlük arzeden ve ekonomik değeri olan her hukuksal varlık, maddi nitelikte olsun veya olmasın bir eser sayılmaktadır. Yerleşik yargısal uygulamada motorlu araçların bakım ve onarımı, parça değişimi içermiş olsa dahi eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmekte olup davacı vekili her ne kadar taraflar arasında alım-satım gerçekleştiğini ileri sürmüş ise de davacı tarafça düzenlenen ve dosyaya sunulan fatura içeriklerinin incelenmesinde davalıya ait muhtelif araçların bakım ve onarımlarına dair işlerin yapıldığı anlaşıldığından taraflar arasında eser sözleşmesinin mevcut olduğu ve fatura konusu alacakların eser sözleşmesinden kaynaklandığı, bakım ve onarım işlemleri sırasında kullanılan parçaların davacı tarafça temin edilmesinin işin niteliğini değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir.
4-Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesinden kaynaklanan para alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerinin kural olarak 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin ...Karar sayılı kararı)
5-Dava konusu olayda yetkili mahkeme ve icra dairelerinin tespiti hususunda öncelikle tüm genel yetkili mahkeme ve dairelerin gösterilmesi uyuşmazlığın çözümü açısından yerinde olacaktır.
İcra takibi eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı olarak başlatıldığından davalının yerleşim yeri olan Menemen İcra Dairesi ve işin yapıldığı yer olan Dikili İcra Dairesi yetkili icra daireleridir..
6-Davalı borçlu tarafından icra takibinde icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazda bulunulduğu ve yetkili icra dairesi olarak Menemen İcra Dairesi'ni gösterdiği görülmüştür. Bu durumda itiraz süresi içerisinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulduğu ve davanın yetkisiz olan Aliağa İcra Dairesi'nde takip başlatıldığı, yetkisiz icra dairesinde başlatılan icra takibine yapılan itirazla ilgili olarak iptal davası görülemeyeceği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı aleyhine başlatılan icra takibinde yetkili icra dairesinin Menemen ve Dikili İcra Daireleri olduğu ve HMK 115/2. maddesi gereğince davaya konu takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olmakla yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir takip bulunmadığından dava ön şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın peşin olarak alınan 946,19-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 518,59-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine,
5-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/05/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır